6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ -İSTEM /
Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle; Davacının müvekkili şirket tarafından Kasko sigortalı ... Tic A.Ş. Nin malik olduğu ... plaka nolu kamyonete, muhatap ...’in maliki olduğu ve kaza anında ...'ın sevk ve idaresinde olan ... plaka numaralı araç, 11.03.2022 tarihinde seyir halindeyken ... kavşağında yeşil ışıkta sola dönüş yasağı olan yere girdiğini ve mağdur araca önden ... araca %100 kusur ile çarpması sonucu maddi hasarlı ve yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen kaza sonucu ... plaka numaralı araçta toplamda 164.708 TL lik hasar oluşmuş olup, müvekkilinin buna istinaden hukuka uygun olarak 164.708 TL hasar tazminatı ödemek zorunda kaldığını, fakat davalının maliki olduğu aracın sigortasından 50.000-TL alınmış olup, mevcut hasar bedelinin kalan 114.708,04 TL için müvekkilinin sigorta teminat bedelini aşan kısmını hukuken muhataptan tahsil etme hakkı bulunduğunu, kazanın ardından ekte sunulduğu üzere trafik kazası tespit tutanağı tutulmuş olup, işbu tutanakta görüleceği üzere davalının malik olduğu aracın sürücüsü bahse konu kazanın meydana gelmesinde tam ve asli kusur sahibi olduğunu, ek olarak, bahse konu kazada davalının malik olduğu araç sürücüsünün ağır kusuru bulunmakla birlikte meydana gelen yaralanmalar sonucu ceza yargılaması halen devam ettiğini, ayrıca polis tarafından düzenlenen tutanakta da görüleceği gibi muhatap araç sürücüsü KTK'nın 47. Madde / 1-C bendini de ihlal ettiğini, davalıya 16.01.2023 tarihli rücu ihtar mektubuyla bakiye kalan 114.708,04 TL'lik tutarı ödemesi gerektiğinin bildirildiğini, davalının ödeme yapmaya yanaşmadığını beyan ederek davalının .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini, davalı/borçlunun itirazında haksız ve kötüniyetli olduğundan % 20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, masraf ve avukatlık ücretinin de davalıya tahmilini talep etmiştir.
SAVUNMA /
Davalı vekili cevap dilekçesinde ve özetle; .... İcra Dairesi'nde ... Esas numarasıyla başlatılan takipte tarafın ödeme emrinin taraflarına tebliğ edildiğinde, taraflarınca 9025 kusur indirimi yapılması gerektiğine ilişkin itiraz ileri sürülen 16.01.2023 tarihli ve 114.708,04 TL'lik tüm zararın talep edildiğini, ancak .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasındaki bilirkişi raporuna göre kazanın karşı tarafı olan ve davacı firmanın sigortalısı konumunda bulunan şahsın da 9625 kusurlu olduğu tespit edilmiş olmasına rağmen indirim yapılmadan tüm zararın tarafımdan talep edildiğini ve işbu kötü niyetli takibe itiraz edildiği belirtilerek taraflarına takibe itiraz edildiğini, bunun yanı sıra .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında yargılama devam etmekte olup kazaya ilişkin dinletecekleri tanıkları bulunduğundan kusur durumunun tamamen değişme ihtimali bulunmadığını, dolayısıyla ilgili dosyanın sonucunun beklenmesi gerektiği de belirtildiğini, davacı firmanın delilinde .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasını ve bu dosyanın içerisindeki bilirkişi raporunu belirtmemiş olması da ne denli kötü niyetli hareket edildiğini gösterdiğini beyan ederek davanın dava şartı noksanlığından usulden reddini, diğer taraftan, niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın *420'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
KANITLAR VE GEREKÇE /
Dava, davacının kasko sigortalısının karışmış olduğu kazada meydana gelen hasar nedeniyle dava dışı sigortalısına 164.708,00 TL ödeme yaptığı ancak davalının ZMMS sigorta şirketinden 50.000,00 TL alması nedeni ile kalan miktar için davalıya rücu ettiği .... İcra Müdürlüğü'nün ...
E. Sayılı takip dosyasında davacının alacaklı olup olmadığı varsa miktarı, icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkin olduğu tespit edilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 1/1.maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir." hükmü düzenlenmiştir. Görev, belirli bir konudaki davaya o yerdeki mahkemelerden hangisinin bakabileceğini ifade eder. HMK'nun 115. Maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartıdır ve hüküm kesinleşinceye kadar yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi mahkemece de resen incelenir.
Dosya kapsamından, davacı sigorta şirketinin 11/03/2022 tarihinde ... plaka numaralı ve ... plaka numaralı aracın karışmış olduğu kazada dava dışı sigortalısına 164.708,00 TL ödeme yaptığı ancak davalının ZMMS sigorta şirketinden 50.000,00 TL alması nedeni ile kalan miktar için davalıya rücu ettiği .... İcra Müdürlüğü'nün ...
E. Sayılı takip dosyasında davacının alacağı amacıyla işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Tarafların sıfatı, poliçenin niteliği, halefiyet ilkesinin özellikleri de göz önünde bulundurularak, öncelikle mahkemenin görevi ile ilgili dava şartının incelenmesi gerekmiştir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22.03.1944 Tarih E. 37, K. 9, RG. 3.7.1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır. Öte yandan, TTK'nun “Halefiyet” başlığı altındaki 1472.maddesinde “Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder.” hükmüne yer verilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472.maddesine göre, sigortacı, sigorta tazminatını ödedikten sonra, hukuken sigortalının yerine geçerek, sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın, tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği, sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacının, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilecektir. Bu durumda da, görevli mahkeme, sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki içeriğine göre belirlenecektir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 22.3.1944 Tarihli E.37, K.9 sayılı kararı, "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklindedir.
Somut olayda; davacının müvekkili şirket tarafından Kasko sigortalı ... Tic A.Ş. Nin malik olduğu ... plaka nolu kamyonete, muhatap ...’in maliki olduğu ve kaza anında ...'ın sevk ve idaresinde olan ... plaka numaralı araç, 11.03.2022 tarihinde seyir halindeyken ... kavşağında yeşil ışıkta sola dönüş yasağı olan yere girdiğini ve mağdur araca önden ... araca %100 kusur ile çarpması sonucu maddi hasarlı ve yaralanmalı trafik kazası meydana geldiği iddia edilmiştir. Buna göre, davacının sigortalısı ile davalı arasındaki hukuki ilişki, davalı daire malikinin haksız fiil sorumluluğuna dayanmaktadır. O halde, sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmadığı gibi davalı tacir sıfatı taşımadığından taraflar arasındaki uyuşmazlığın da ticari nitelikte bulunmadığı, 6102 sayılı TTK hükümlerinin eldeki davada uygulanamayacağı ve uyuşmazlığın çözümünde Ticaret Mahkemelerinin görevli olmadığı, davaya bakmaya genel mahkemeler görevli olduğu olduğu kanaatine varılmıştır. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 2023/1372 E. 2023/1215 Karar numaralı benzer nitelikteki uyuşmazlığa ilişkin verdiği kararda da belirttiği üzere,
TTK'nın 4.maddesi kapsamında mutlak ticari davanın söz konusu olmadığı, davacı sigorta şirketinin halef olduğu dava dışı sigortalı her ne kadar tacir ve zarar gören araçta ticari ise de, davalının tacir olduğu ve aracınında ticari olduğu yönünde bir iddiası da bulunmadığından kazaya karışan aracın hususi ve davalının da gerçek kişi olması karşısında,
TTK'nın 4.maddesi kapsamında nispi ticari dava da söz konusu olmadığından, Asliye Hukuk Mahkemesi'nin davaya bakma hususunda görevlidir.
HMK'nun 1. Maddesine göre, göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olup, aynı yasanın 114/1-c bendi uyarınca dava şartı olan bu husus,
HMK'nun 115/1. maddesi gereğince mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılır. Tüm bu nedenlerle HMK'nun 115/2. maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c). maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddi ile İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı vermek gerekmiştir. HÜKÜM / Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere;
1.Mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; Davanın, HMK md. 114/1-(c) ve HMK'nun 115/2.maddeleri uyarınca dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2.6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin, görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,
3.HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemelerine tevzi edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,
4.Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5.Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
Dair, davacı vekilinin huzurunda, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.17/07/2024 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)