Esas No
E. 2024/6741
Karar No
K. 2024/8744
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Sigorta Hukuku

10. Hukuk Dairesi         2024/6741 E.  ,  2024/8744 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2021/198 E., 2024/272 K.
KARAR: Esastan Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 1. İş Mahkemesi

SAYISI: 2017/355 E., 2019/153 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 01.04.2003 tarihinde davalı işyerinde larkçı olarak işe başladığını, davacının ilk işe başladığında kendisine işverence sigortasının yatırılacağının SGK'ya çalıştığı günlerin bildireceği söylendiğini buna rağmen sigortasının 03.04.2008 tarihine kadar işverence yatırılmadığını, davacının hiç ara vermeden 23.02.2017 tarihine kadar davalı işyerinde plastik, ambalajlama bölümünde çalışmaya devam ettiğini belirterek davacının 01.04.2003 tarihinden 23.02.2017 tarihleri arasında davalının işyerinde birfiil çalıştığının sigortalılığına esas teşkil edecek şekilde tespitini, tespit sonucu çıkacak primlerin faizi ile birlikte davalı Kurumca ödenmesini ve bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı şirket tarafından davaya cevap verilmemiştir.

2.Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın kamu düzenine ilişkin olduğunu, davacının çalıştığını iddia ettiği hizmete ilişkin belgelerin işveren tarafından Kuruma verilip verilmediğini, ya da çalıştığının Kurumca tespit edilip edilmediğini, hizmetin geçtiği iddia edilen yıllarda işyerinin gerçekte var olup olmadığının Kurumdan sorulmasını, davacıya ait Kurum kayıtlarının incelendiğinde, davalı işyerinde 03.04.2008-01.08.2014 tarihleri arasında işe girişine rastlanılmadığını, bunun haricinde davalı işyerinde herhangi bir çalışmasının mevcut olmadığını, ayrıca davacının işçilik alacakları ile ilgili aynı zamanda tespitini talep ettiği hizmetin aynı davada ileri sürülemediğini belirterek, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının, davalıya ait 1029427 ve 1105682 sicil nolu işyerlerinde, Kuruma bildirilen günler haricinde 01.04.2003 - 23.02.2017 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak sigorta primine esas kazancın alt sınırından çalıştığının tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri

1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacının davasının 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açmadığını, hak düşürücü süre yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dinlenen tanık beyanları değerlendirildiğinde davacının iddia ettiği çalışma olgusunun tam olarak ispat edilemediğini ileri sürmüştür.

2.Fer'i müdahil vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemenin kabul kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, davalı iş yerinde 03.04.2008-01.08.2014 tarihleri arasında davacının işe girişine rastlanmadığını, bunun haricinde davalı iş yerinde herhangi bir çalışmasının bulunmadığını, salt davacı tanıklarının beyanlarına göre hüküm kurulduğunu, tanık beyanları arasındaki çelişkinin de giderilemediğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ve fer'i müdahil vekillerinin Gaziantep 1. İş Mahkemesinin 22.02.2019 tarih ve 2017/355 E. - 2019/153 K. sayılı ilamına yönelik istinaf başvurularının HMK'nin 353/1-b maddesinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili, istinaf dilekçeleri ile benzer nedenler eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemişlerdir. C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının 01.04.2003 - 23.02.2017 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen çalışmalarına ilişkin hizmet tespiti istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 69 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 344 üncü maddesi, 370 ve 371 inci maddeleri.

2.Dava, 506 sayılı Kanun'un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun’un m. 86/9 uncu maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”

Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.

3.6100 sayılı HMK m. 119/1-e gereğince davacının, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini bildirmek, m. 194 gereğince de taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırma yükümlülüğü vardır. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur.

Bir davada haklı çıkabilmek için soyut veya genel hatlarıyla bir iddiayı ortaya koymak yeterli değildir. Aynı zamanda bu iddiaların, ispata elverişli hale getirilerek zaman, mekân ve içerik olarak somutlaştırılması gerekir. En azından iddianın araştırılabilmesine yönelik somut bilgi ve açıklamaların sunulması gerekir. İddia somutlaştırıldıktan sonra hâkim ve karşı taraf, bunun üzerinden savunma ve yargılama yapabilecektir. Soyut iddialar ve vakıalar üzerinden değerlendirme yapılması mümkün değildir. Somutlaştırma yükü, genel anlamda tarafların açıklama ödevinin bir parçası ve layihalar teatisi aşamasındaki tezahür şeklidir. Somutlaştırma yükü, basit yargılama ve kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda da geçerlidir.

HMK m. 31 gereğince, Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Davaya konu talebin somutlaştırılmaması halinde önce hâkim, m. 31 ve 119/1-e gereğince davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemeli, gerekirse tarafa açıklattırma yaptırmalı, bu eksiklik giderildikten sonra yargılamaya devam etmelidir.

4.Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.

Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.

3.Değerlendirme Eldeki dava, davacının, davalı işyeri nezdinde 01.04.2003 - 23.02.2017 tarihleri arasında geçen ve bildirilmeyen hizmet sürelerinin tespiti istemine ilişkin olup davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen hükmün eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.

Tüm dosya kapsamı incelendiğinde, davacının 03.04.2008 - 01.08.2014 tarihleri arasında davalı şirkete ait 1029427 sicil numaralı işyerinden bildirimi yapılmış olup, anılan dönemde 2011 yılı 3. ayı ile 2012 yılı 6. ayında Eksik Gün Kodu:21 (Diğer ücretsiz izin), 2012 yılı 10. ayda ve 2013 yılı 9. ayda Eksik Gün Kodu:1 ile davacının çalışmalarının eksik bildirildiği, 02.08.2014 - 23.02.2017 tarihleri arasında ise yine davalı şirkete ait 1105682 sicil numaralı işyerinden bildirim yapıldığı ve bu dönemde de 2014 yılı 8., 9., 10. aylar ile 2016 yılı 7. ayda Eksik Gün Kodu:1'e göre, 2015 yılı 2. ay ile 2016 yılı 8. ayda ise Eksik Gün Kodu:21'e göre eksik bildirimlerinin bulunduğu, buna karşılık İlk Derece Mahkemesince davacının davalıya ait 1029427 ve 1105682 sicil no.lu işyerlerinde, Kuruma bildirilen günler haricinde 01.04.2003 - 23.02.2017 tarihleri arasında geçen hizmetlerinin tespitine dair hüküm kurulduğu, ancak davacının talebine göre hükmün infaza elverişli olmadığı anlaşılmıştır.

Bu doğrultuda davacı vekilinin 25.09.2018 tarihli celsedeki beyanında; davacının 01.04.2003 - 23.02.2017 tarihleri arasında bildirilen günler haricindeki çalışmalarının tespitini, giderek 2003-2008 arasında yatırılmayan sigorta primlerinin yatırılması amacıyla davanın açıldığı açıklaması karşısında verilen kabul hükmünün davacının çalışma iddiası bakımından sadece 01.04.2003 - 03.04.2008 tarihleri arasında Kuruma bildirilmeyen çalışmaların tespitinden ibaret olup olmadığının belirlenememesi çelişki yaratmış olup, bu nedenle Mahkemece, davacının talebinin sadece 01.04.2003 - 03.04.2008 tarihleri arasında bildirim yapılmayan süreler için olup olmadığı üzerinde durulmalı, bildirimi bulunan 03.04.2008 tarihinden sonraki dönemler için eksik olarak bildirilen süreler hakkında davacı talebinin bulunup bulunmadığı açıklığa kavuşturulmalı, buna göre davanın sübutu halinde davacının hangi tarihler arasında davalı şirkete ait hangi işyerinde ne kadar süre ile çalıştığı tespit edilerek, buna uygun olarak hüküm kurulmalıdır.

Diğer taraftan Mahkemece talep gibi davacının davalı işyerinde 01.04.2003 tarihinde çalışmaya başladığı kabul edilmiş ise de; davacının çalışmaya başladığı ve devamında aralıksız çalıştığına dair deliller de hüküm kurmaya elverişli olmayıp, yapılacak iş talep tarihinden itibaren mevcut tüm dönem bordrolarının celp edilmesi, uyuşmazlık konusu dönemde davacının çalışmalarını bilebilecek olan bordro tanıklarından öncelikle işyerinde ustabaşı, şef, vardiya amiri olarak görevlendirilen çalışanlardan yeteri kadarının beyanının alınması, özellikle davacının işe başlama tarihi tanıklardan etraflıca sorularak araştırılması, davacının işe başlama tarihi ile ilgili somut delillere ulaşılarak sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir. Açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

18.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog