3. Hukuk Dairesi
T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1938 - 2024/2011
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ : 04.09.2024
NUMARASI : 2024/404 Esas
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN DAVALI : QUİCK SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili dava dilekçesinde; 07.07.2024 tarihinde davalı sigorta şirketinin sigortalısı ... plakalı araç sürücüsü ...'ın davacının maliki ve sürücüsü olduğu ... plakalı araca fuar alanı içerisinde motosikletinin önünü kaldırarak girdiği esnada aracının ön kısımlarıyla davacının sevk ve idaresindeki araca çarpması sonucu meydana gelen kaza nedeniyle davacının yaşam boyu sakat kaldığını, karşı tarafın kazada kusurlu olduğunu, davalı sigorta şirketine 29.07.2024 tarihinde başvurulduğunu, ancak davalı tarafın davacının zararlarını karşılamadığını belirterek şimdilik sürekli iş göremezlik (kalıcı maluliyet) için 1,00 TL, geçici iş göremezlik için 1,00 TL ve bakıcı gideri yönünden 1,00 TL olmak üzere toplamda 3,00 TL maddi tazminat tutarı belirlenerek sigorta limitini aşmamak üzere temerrüt tarihinden işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacıda oluşan maluliyete karşılık şu aşamada zararını biraz da olsa giderebilmek adına 400.000,00 TL geçici ödeme talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından 04.09.2024 tarihli ara karar ile davacı vekilinin geçici ödeme talebinin kısmen kabul kısmen reddi ile, 100.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dair karar verildiği, karara karşı davalı vekilinin itiraz ettiği itirazın reddedildiği anlaşılmıştır. Yerel mahkemenin bu kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacının maluliyet oranı ve kusur oranı henüz belirlenmediğinden, mahkemece toplanmasına karar verilen deliller ve belgeler toplanmadığından TBK m. 76 Geçici Ödeme'ye ilişkin hükmün şartlarının oluşmadığını, davacının geçici ödeme talebinin kısmen kabulüne karar verilmesinin hakkaniyete ve usule uygun olmadığını, SGK tarafından da davacıya maluliyeti belirli olmadığından gelir bağlanmamış olup davacının maluliyetinden kesin olarak bahsedilemeyeceğinden davacının davasını yaklaşık olarak ispat edemediğinin de sabit olduğunu, ara karardan rücu edilmesi talep edilmişse de yerel mahkeme tarafından kağıt üzerine "talebin reddine" şeklinde yazı yazılarak rücu taleplerinin reddine karar verildiğini, TBK m. 76 kapsamında geçici ödeme yapılabilmesinin bir diğer şartı da zarar görenin ekonomik durumunun kendisine geçici ödeme yapılmasını gerektirdiğini, dosyaya sunulan fakirlik belgesinin de dayanağı bulunmamakta olup fakirlik belgesinin neye istinaden verildiği gerekli araştırma ve incelemelerin yapılıp yapılmadığının belirsiz olduğunu belirterek 04.09.2024 tarihli geçici ödeme talebinin kısmen kabulüne karar verilen ara karardan rücu edilmesi taleplerinin reddine ilişkin kararın kaldırılarak talebin kabulüne ve geçici ödeme taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
TBK'nın 76. maddesi uyarınca davacı vekilinin tedbiren geçici ödeme talebi üzerine mahkemece ara karar ile geçici ödeme talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 341. maddesi uyarınca ancak ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararlarına, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları ile karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun geçici ödemeler başlıklı 76. maddesi; "Zarar gören, iddiasının haklılığını gösteren inandırıcı kanıtlar sunduğu ve ekonomik durumu da gerektirdiği takdirde hâkim, istem üzerine davalının zarar görene geçici ödeme yapmasına karar verebilir. Davalının yaptığı geçici ödemeler, hükmedilen tazminata mahsup edilir; tazminata hükmedilmezse hâkim, davacının aldığı geçici ödemeleri, yasal faizi ile birlikte geri vermesine karar verir." şeklindedir.
Anılan maddenin 1.fıkrasının gerekçesi "Zarar görenin iddiasının haklılığını gösteren inandırıcı kanıtlar sunması ve ekonomik durumunun da gerektirmesi koşullarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, hakime istem üzerine tazminat yükümlüsünün zarar görene geçici ödeme yapmasına karar verme yetkisi tanınmıştır. Ancak fıkrada yapılan düzenleme ile "geçici ödeme kararı ile kesin hüküm sonucunun eda amaçlı bir ihtiyati tedbir aracılığıyla elde edilmesi amaçlanmamaktadır." şeklindedir. 6100 sayılı HMK'nun 10. kısım 1. bölüm başlığı, "İhtiyati tedbir", 2. bölüm başlığı ise "Delil tespiti ve diğer geçici hukuki korumalar" şeklinde düzenlenmiştir. Delil tespitine ilişkin hükümlerden sonra "Diğer geçici hukuki korumalar" başlıklı 406. maddesinin 2. fıkrasına göre; ihtiyati haciz, muhafaza tedbirleri ve geçici düzenleme niteliğindeki kararlar gibi geçici hukuki korumalara ilişkin diğer kanunlarda yer alan özel düzenlemeler saklıdır.
406.maddesinin gerekçesinde "Bu maddede diğer geçici hukuki korumalar tek tek belirtilmek yerine ihtiyati tedbir ve delil tespiti dışında da geçici hukuki korumalar olabileceğine işaret edilmiştir." 2. fıkranın gerekçesinde "diğer geçici hukuki korumaların bu kısımda düzenlenen geçici hukuki korumalar karşısındaki durumu açıklanmıştır... Bu bölümde düzenlenen ihtiyati tedbir ve delil tespiti dışında, diğer geçici hukuki korumalar kendi özel hükümlerine tabidir. Bu sebeple bu bölüm hükümlerinin doğrudan diğer geçici hukuki korumalara uygulanması mümkün değildir; ayrıca bu şekilde bir uygulama birçok sakıncayı içinde barındırmaktadır." denilmek suretiyle açıkça 6100 sayılı HMK'nun ihtiyati tedbir hükümlerinin diğer geçici hukuki korumalara uygulanmasının mümkün olmayacağı vurgulanmıştır.
Öte yandan geçici ödeme talebinde bulunulabilmesi için herhangi bir zaman kısıtlaması bulunmadığına göre yargılamanın her aşamasında talepte bulunulabileceği gibi reddedilmesi halinde yeniden istenebilir. Ortaya çıkan yeni delillerle zaten hükmedilen bir geçici ödemeye ek olarak yeniden bir geçici ödeme talebinde bulunulabilir.
Tüm bu nedenlerle; 6098 sayılı TBK'nun 76. maddesinde düzenlenen geçici ödeme kararı gerek koşulları ve gerek teminat bakımından ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Söz konusu düzenleme 6100 sayılı HMK'nun 406. maddesi gereğince ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz dışında kendi özel kanununda düzenlenen geçici bir hukuki koruma tedbiri olup, gerek madde metninde, gerekse 6100 sayılı HMK'nun 341.maddesinde uyuşmazlığa konu karara karşı kanun yoluna başvurulabileceği açıkça gösterilmediğinden davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 341/1 ve 352/1-b maddeleri gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1.Geçici ödemenin kabulü/reddine ilişkin ara kararların istinaf yoluna başvurulabilen kararlardan olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 341/1 ve 352. maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,
2.Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi gereğince alınması gereken harç peşin olarak alındığından yeniden harç tahsiline yer olmadığına,
3.Davalının istinaf başvurusu için yaptığı giderlerin üzerinde bırakılmasına, artan istinaf gider avansının davacıya iadesine,
4.Karar tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.27.11.2024 Başkan ...
(e-imzalıdır)
*Üye ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Katip ...
(e-imzalıdır)
*İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*