11. Ceza Dairesi
11. Ceza Dairesi 2010/3485 E. , 2010/9313 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 06.03.2007 gün ve 13/54 sayılı kararında da açıklandığı üzere; 7201 sayılı Tebligat Yasasının 21. maddesine göre tebligat yapılırken, bu maddede yazılı olan usule olduğu kadar, Tebligat Tüzüğünün 28. maddesinde yazılı olan usule de uyulması zorunludur. Her iki düzenlemeye bakıldığında; Tebligat Yasasının 21. maddesinin başlığının “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” olduğu görülmektedir. Madde metni ise şu şekildedir: “Madde 21 - (Değişik madde: 06/06/1985 - 3220/7 md.) Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. (Ek fıkra: 19/03/2003 - 4829 S.K./5. md.) Muhtar, ihtiyar heyeti azaları, zabıta amir ve memurları yukarıdaki fıkra uyarınca kendilerine teslim edilen evrakı kabule mecburdurlar.” Başlığı “Tebliğ imkansızlığı” olan Tebligat Tüzüğünün 28. maddesinde ise şöyle bir düzenleme yer almaktadır: “Madde 28 - (Değişik fıkra: 05/10/1987 - 87/12170 K.) Muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiç biri gösterilen adreste bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu veya meclisi üyeleri, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir. (Değişik fıkra: 05/10/1987 - 87/12170 K.) Muhatap ölmüşse veya gösterilen adresten devamlı olarak ayrılmış ve yeni adresi de tebliğ memurunca tespit edilmemişse, tebliğ evrakı, çıkaran mercie geri gönderilir. Yeni adres tebliğ memuru tarafından tesbit edilmiş ise bu adres tebliğ mazbatasındaki mahsus yerine ve tebliğ evrakındaki adresin bulunduğu tarafa yazılır. Bu halde; A) Yeni adres, tebliğ memurunun tevzi bölgesi dahilinde bulunduğu takdirde tebligat o adrese yapılır. B) Yeni adres, aynı PTT merkezinin diğer bir tevzi bölgesinde veya başka bir PTT merkezinin mıntıkası içinde bulunursa, tebliğ evrakı yeni adreste tebliğinin temini için tebliğ memuru tarafından bağlı olduğu merkeze iade olunur. Tebligat evrakında yazılı tarihe kadar 12 nci Maddede gösterilen müddetlerden daha az bir zaman kalmış veya yeni adres yabancı bir memlekete ait ise PTT merkezi tebliğ evrakını tebligatı çıkaran mercie geri gönderir. Muhatap ve onun yerine tebligat yapılacak kimseler, o adreste bulundukları halde tebliğin yapılacağı sırada orada mevcut değillerse 30 uncu Maddeye göre muamele yapılır.” Tüzüğün 29. maddesinin başlığı “Tebellüğden imtina”, 30. maddesinin başlığı “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina halinde yapılacak muamele”, 31. maddesinin başlığı ise; “Tebliğ evrakının saklanması ve ihbarnamenin talik müddeti” dir. Maddelerin içeriği ise şu şekildedir: Madde 29 - Kendisine tebliğ yapılacak kimse veya yukarıki Maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimseler tebellüğden imtina ederlerse 30 uncu Maddeye göre muamele yapılır. Madde 30 - 28 inci Maddenin son fıkrasında ve 29 uncu Maddede zikredilen ahvalde tebliğ memuru, tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti veya meclisi azasından birine veyahut zabıta amir, veya memuruna imza mukabilinde teslim eder. (Değişik fıkra: 05/10/1987 - 87/12170 K.) Tebliğ memuru, Tüzüğe ekli 2 numaralı örneğe uygun olarak düzenlenen ihbarnameyi, gösterilen adresteki kapıya yapıştırır. Durumu, muhataba duyurmasını mümkünse en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. Madde 31 - Yukarıdaki maddenin 1 inci fıkrasında zikredilen kimseler, kendilerine teslim edilen tebliğ evrakını, 3 ay saklamakla mükelleftirler. Tebliğ evrakı muayyen müddeti ihtiva ederse, mezkur evrak ihtiva ettiği müddetin bitiminden itibaren 3 ay daha saklanır. Yukarıdaki Maddede yazılı ihbarname kapıya yapışmış olarak 10 gün kalır.”
Yasal düzenlemeden de fark edileceği üzere; Yasanın 21. maddesinde açıkça ifade edilmese bile, Tüzüğün 28. maddesine göre; tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu veya meclisi üyeleri, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir. Yine, muhatap ölmüşse veya gösterilen adresten devamlı olarak ayrılmış ve yeni adresi de tebliğ memurunca tespit edilmemişse, tebliğ evrakı, çıkaran mercie geri gönderilir.
Bu husus yargısal kararlara da konu olmuştur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 16.03.1999 gün ve 30-40 sayılı kararında; Tüzüğün 28. maddesinin ilk fıkrasında düzenlenen “adresten uzun süreli ayrılmalarda” yukarıda belirtilen usulün uygulanması, dolayısıyla ilgililerin beyanlarının da tutanağa yazılmasının gerekli olduğu; buna karşılık, Tüzüğün 28. maddesinin son fıkrasında düzenlenen “sadece tevziat esnasında orada bulunmama” halinde ise Tüzüğün 30. maddesindeki usule göre, komşuya haber verilip, tutanak kapıya yapıştırıldıktan sonra, tebligatın muhtara bırakılmasının yeterli olduğu kabul edilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.07.2002 gün ve 154-282 sayılı kararı da bu ikinci durumla ilgilidir.
Tebliğ mazbatasında; tebligatın 21. maddeye göre yapıldığı, bu kapsamda, kendisine tebliğ yapılacak olan sanığın tevziat saatlerinde adreste bulunmadığının öğrenildiği, tebligat evrakının mahalle muhtarı ...’e teslim edilerek 2 nolu haber kağıdının kapıya da yapıştırıldığı, komşusuna haber verildiği ve imza vermediği yazılıdır. Tüm bu işlemler, 29.11.2007 tarihinde yapılmıştır. Tebligatın yapıldığı yer ikametgah olup, sanığın bu adreste tevziatın yapıldığı sırada geçici olarak bulunmadığı bellidir. Keza sanık tebligat parçasını 07.12.2007 tarihinde muhtardan aldığı, temyiz dilekçesinde de tebligatın yapıldığı aynı adresi verdiği ve temyiz itirazlarında da bu adresten uzun süreli ayrıldığına dair bir beyanı da bulunmamaktadır. Şu halde, Tüzüğün 30. maddesindeki usule göre, komşuya haber verilip, 2 nolu haber kağıdının kapıya yapıştırılması ve tebligatın muhtara teslim edilmesi yeterli olduğundan yapılan tebligat geçerlidir ve Tebligat Kanununa göre, 2 nolu haber kağıdının kapıya yapıştırıldığı tarih tebliğ tarihidir. Bu nedenle, yasal düzenlemeye uymayan gerekçelerle, sanığın tebligatı muhtardan aldığı tarihin tebliğ tarihi olduğundan bahisle temyiz süresinde kabul edilip hükmün bozulması gerektiğine ilişen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Sanığın, yokluğunda verilen ve 7201 sayılı Yasanın 21 ve Tebligat Tüzüğünün 28 ve 30. maddelerine uygun olarak 29.11.2007 gününde tebliğ edilen hükmü, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 310. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süre geçtikten sonra 13.12.2007 tarihinde temyiz ettiği anlaşıldığından vaki temyiz isteminin aynı Yasanın 317. maddesi uyarınca REDDİNE, 06.09.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.