Aramaya Dön

1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2024/346
Karar No
K. 2024/975
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

T.C.

İZMİR

1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2024/346 Esas
KARAR NO: 2024/975
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 25/04/2024
KARAR TARİHİ: 27/11/2024

Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. İDDİA VE TALEP:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı müvekkil şirketin ... işinde olduğu, davalı şirkete ait gerek öz mal gerekse de uhdesinde bulunan diğer araçların camlarının yenilenmesi ve takılması hizmetini verdiği ve toplamda 49 ayrı faturaya istinaden cam takma işlemi gerçekleştirdiği, söz konusu faturaların davacı müvekkil şirketin defterlerinde kayıtlı olduğu gibi davalı şirket defterlerinde de kayıtlı olduğu, davalı şirket cari hesap ekstresinden de anlaşılacağı üzere borcunun bir kısmı çek ile bir kısmını da bankaya havale yoluyla toplamda 290.000,00 TL'sinin ödendiği, davalı şirket araçlarına yapılan cam yenileme ve cam takma işine ilişkin tüm iş emirlerindeki bedeller fatura edilerek davalı tarafa gönderildiği halde, kötü niyetli olarak ödeme yapılmadığını, borcun tahsili için icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini belirterek davanın kabulü ile İzmir ... İcra Dairesinin ... esas sayılı sayılı dosyasına yapılan kötü niyetli itirazın iptaline, icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP VE SAVUNMA:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Müvekkili şirketçe davacı taraftan cam yenileme, cam takma gibi araç bakım işleri hizmeti satın alınmak istendiği ve bir hizmet ilişkisi kurulduğu, bunun üzerine de belirli bir süre davacı şirket sözleşme konusu hizmet verme edimlerini yerine getirmiş olduğu bunun karşılığında hak kazandığı ücret ödemelerini de müvekkili şirket tarafından almış olduğu, ancak, her ne kadar davacı tarafın, bahse konu sözleşmenin gereğini yerine getirdiğini ve düzenlediği fatura bedellerini tahsil edemediğini iddia etmekteyse de, devam eden süreçte müvekkili şirket tarafından sözleşmeye uygun bir hizmet alımının gerçekleştirilmemiş olduğu, faturaların da gerçeğe aykırı olarak kesilmiş olduğu, davacı tarafın dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu faturaların, tek başına dava konusu alacağın varlığını ispatlar nitelikte olmadığı, ayrıca İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında müvekkil şirket hakkında 3 ay süre ile verilen geçici mühlet kararı uyarınca konkordato sürecinin bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DAVA:

Dava, ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan cari hesap alacağının tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

DELİLLER

-Kemalpaşa İcra Dairesinin ... esas sayılı dosya sureti, -İzmir Vergi Dairesinin 28/12/2023 tarihli yazısı ve eki, -İzmir Ticaret Sicili Müdürlüğünün 02/01/2024 tarihli yazısı ve eki, -İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odasının 03/01/2024 tarihli yazısı ve eki, -Bilirkişi ...'ın 02/09/2024 tarihli raporu.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır. İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;

i)İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.

Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-1663 E., 2021/1070 K. sayılı kararında da değinilmiştir.

Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, Kanun’da özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.

Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.

Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının, davalı aleyhinde İzmir ... İcra Dairesinin... esas sayılı dosyasında ticari satımdan kaynaklanan cari hesap alacağına istinaden 167.786,15 TL asıl alacak, 18.918,47 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 186.704,62 TL toplam alacak üzerinden icra takibi başlattığı, ödeme emrinin davalı borçluya 06/02/2024 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 05/02/2024 tarihinde yasal süresi içerisinde, borca ve ferilerine itiraz ettiği, takibin durduğu, davalı borçlunun takibe itirazı üzerine davacının iş bu itirazın iptali davasını bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde ikame ettiği, davalı ile aralarında satım sözleşmesi bulunduğu, bu sözleşme kapsamında davalıya takibe dayanak cari hesaba konu malın teslim edildiği, davalının cari hesap bakiyesini ödemediği, itirazın haksız olduğunu iddia ettiği ve davalı tarafından takibe yapılan itirazın iptalini talep ettiği, davalının ise ispat külfetinin davacıda olduğu, davacıya borcunun bulunmadığı, kendisi hakkında konkordato yargılaması kapsamında geçici mühlet kararı verildiği ve bunun bekletici mesele yapılması gerektiğini savunduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın takibe dayanak cari hesaba konu mal ve hizmetin davalıya teslim edilip edilmediği, bedelinin ödenip ödenmediği, davacının cari hesap nedeniyle alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacaklı olduğu miktarın ne kadar olduğu ve takibe yapılan itirazın iptali koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda olduğu anlaşılmıştır. Her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesini ilgilendiren, ticari satımdan kaynaklanan nispi ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olduğu belirlenmiştir.

Mahkememizce taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, ilişki var ise bu ilişkinin ticari defterlere ne şekilde yansıdığı ve takibe konu alacağın varlığı ve miktarına ilişkin olarak taraf defterlerinin bilirkişi tarafından incelenmesine karar verildiği, bu kapsamda 11/09/2024 tarihli celsede taraflara 2023 ve 2024 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarını mahkememize sunmak veya bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, hazır bulunan taraflara kesin sürenin sonuçlarının ihtar edildiği, tarafların ara kararı doğrultusunda ticari defter ve kayıtların bulunduğu adresi bildirdiği, mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde mahalinde inceleme yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişinin 11/10/2024 tarihli raporunda, davacının davaya konu uyuşmazlık dönemine ilişkin defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, davacının kendi defterlerine göre cari hesaptan kaynaklı olarak takip tarihi itibariyle davalıdan takip konusu asıl alacak tutarı olan 167.786,15 TL tutarında alacaklı olduğu, davalı tarafından ticari defter ve kayıtların bulunduğu adres bildirilmiş ise de bu adrese gidildiğinde herhangi bir muhatap bulunamadığı, ilgilerinin arandığı ancak rapor tarihine kadar davalının defter ve kayıtlarını incelemeye sunmadığı, bu sebeple davalı defter ve kayıtları yönünden inceleme yapılamadığı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.

İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dava dosyasının incelenmesinde; davacının ... Altyapı Kentsel Dönüşüm San ve Tic. Ltd Şti ile... Hafriyat İnşaat Hırdavat Nakliyat ve Hurdacılık İthalat İhracat San ve Tic. Ltd Şti, dava tarihinin 09/05/2024, dava konusunun adi konkordato olduğu, mahkemece adı geçen şirketler hakkında 13/05/2024 tarihi itibariyle 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verildiği görülmüştür.

Davalı tarafından konkordato yargılaması gerekçe gösterilerek İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması talep edilmiş ise de,

İİK'nun 285 vd.maddelerinde düzenlenen konkordato müessesinin iş bu dava yönünden bekletici mesele yapılmasını gerektirir herhangi bir yasal neden bulunmadığı mahkememizce dikkate alınarak davalının bu talebi yerinde görülmemiştir. 6100 sayılı HMK'nun 222.maddesine göre ticari defterlerin delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamasının şart olduğu, ayrıca bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerin sahibi veya halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunların aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmemesi yahut defter ve kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerler ile ispatlanmamış olması gerektiği, diğer tarafın anılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı, bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtların birbirinden ayrılamayacağı, açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtları birbirini doğrulamayan ticari defter ve kayıtların sahibi aleyhine delil olacağı, somut uyuşmazlıkta davacı defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede, davacının defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, davacının takip tarihi itibariyle 167.786,15 TL tutarında davalıdan alacaklı olduğu, davalının ise usulüne uygun ihtarata rağmen ticari defter ve kayıtlarının bulunduğu adresi mahkememize bildirmekle beraber bilirkişi tarafından yerinde yapılan incelemede bilirkişinin incelemesine sunmadığı, her ne kadar davalı 27/11/2024 tarihli celsede defter ve kayıtları üzerinde yeniden inceleme yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdini talep etmiş ise de, davalı tarafından ileri sürülen neden ve mazeretin(e defterlere ulaşılamadığı) belgelendirilmediği, ayrıca 6100 sayılı HMK'nın 220 vd. Maddeleri uyarınca davalıya 11/09/2024 tarihinde verilen ve kesin olan sürenin yeterli, emredilen işlerin, gerekli ve yapılabilir nitelik taşıdığı, ayrıca süreye uyulmamasının sonuçlarının açıkca anlatıldığı-ihtar edildiği, kesin süre içerisinde ara karar gereğinin davalı tarafından yerine getirilmemiş olmasının davacı yararına usuli kazanılmış hak doğurduğu, kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak bulunmadığı, kendisine tanınan kesin süre içerisinde ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmayan davalının 6100 sayılı HMK'nın 220 vd. maddeleri uyarınca ticari defter ve kayıtları yönünden bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılması gerektiği, 6100 sayılı HMK'nın 222/3. maddesi uyarınca usulüne uygun yapılan ihtarata rağmen defter ve kayıtlarını inceleme için sunmayan davalının davacının defter kayıtlarının aksini yani taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığını, takip ve davaya dayanak cari hesap içeriğine konu mal veya hizmetin kendisine teslim edilmediğini veya mal veya hizmet bedelinin ödendiğini ispat etmesi gerektiği, davalının dosya kapsamı itibariyle herhangi bir ispat vasıtası sunmadığı, bu halde davalının karşı ispat yükümlülüğünü yerine getirmediği, buna göre davacının taraflar arasındaki temel ilişki ile takip ve dava konusu asıl alacağının varlığını ispat ettiğinin kabulü gerektiği, davalının takip ile temerrüde düştüğü, tarafların tacir olmasına göre davacı tarafından talep edilebilecek faizin avans faizi olduğu, ayrıca uyuşmazlığa konu alacak miktarı likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin yasal şartlarının oluştuğu, mahkememizce alınan bilirkişi raporunun usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimi, mahkememizce yapılan incelemenin niteliğine göre başkaca araştırma yapılmasına lüzum bulunmadığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle:

1.Davanın KISMEN KABULÜ ile İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün...esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 167.786,15 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,

2.167.786,15 TL alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 33.557,23‬ TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

3.Alınması gerekli 11.461,47 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 2.254,93 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 9.206,54 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,

4.Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvuru harcı, 2.254,93 TL peşin harç, 4.000,00 TL bilirkişi ücreti, 90,00 TL müzekkere-tebligat-posta giderinden oluşan toplam 6.772,53‬ TL yargılama giderinin davalıdan tahsili davacıya ÖDENMESİNE,

5.Davacı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,

6.Davalı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 18.918,47 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE,

7.6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE,

8.İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun ... sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11-13. maddesi uyarınca davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,

Dair, karar HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/11/2024 Katip ... Hakim ... E-İMZA E-İMZA

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog