7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Dosya No: 2023/117 Esas - 2024/223 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
T.C.
ANKARA
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
DAVALI ...
1.Mahkememizde görülmekte olan Rücuen Tazminat (Sigorta Sözleşmesine Dayalı) davasının yapılan açık yargılaması neticesinde, aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. I) İDDİA :
2.
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'te ait ... plakalı ... marka kamyon tipi aracın müvekkili şirket tarafından ... Birleşik Kasko Sigorta poliçesi ile 16/03/2020-2021 tarihleri arasında güvence altına aldığı; 09/09/2020 tarihinde 19:40 sıralarında, sigortalı aracın şantiye alanında park halinde bulunduğu esnada aniden motor kısmından yangın başladığı ve çıkan yangın nedeniyle araçta zarar meydana geldiği; meydana gelen hasar nedeniyle müvekkili şirket tarafından kasko sigortası kapsamında 24/12/2020 tarihinde 210.000,00 TL hasar bedeli ödemesi yapıldığı;.... Mahkemesine başvurulduğu; .... D.iş sayılı dosyası kapsamında hazırlanan raporda yangının ısıtıcı parçasından kaçak elektrikten çıktığı ve kullanıcıdan kaynaklı herhangi bir kusurunun bulunmadığının tespit edildiği; sigortalı aracın üreticisi olan davalı şirketin meydana gelen hasardan ve bu hasar nedeniyle müvekkili şirket tarafından yapılan ödemeden sorumlu olduğu beyan edilmiş olup; Mahkememiz nezdinde ikame olunan davanın kabulüne, araçta meydana gelen hasar nedeniyle müvekkili şirket tarafından ödenen 210.000,00 TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. II) SAVUNMA :
3.
Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; hasarın meydana gelmesinden 2 yıl 2 ay sonra, davacı tarafından arabuluculuk sürecisine başvurulmuş olduğu; ayıba karşı ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmediği gibi davanının zamanaşımına uğramış olduğu; davacının müvekkiline söz konusu hasarı hangi gerekçeyle rücu ettiğinin anlaşılamadığı; meydana gelen yangın hasarının araçtan kaynaklanmadığı ve müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığı beyan edilmiş olup; ayıba karşı ihbar yükümlülüğünün süresinde yerine getirilmemiş olması ve talebin zamanaşımına uğraması nedeniyle davanın reddine, esas yönünden ise hasara neden olan yangın olayında kasten-ihmalen bir kusur yahut satılan malda açık-gizli bir ayıp söz konusu olmadığından davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. III) DELİLLER : .... D.İş Sayılı Dosyası Sureti. .... Arabuluculuk Sayılı Arabuluculuk Dosyası. .... Şirketi Tarafından Gönderilen 08/03/2021 Tarihli Cevabi Yazı. Kusur ve Hasarın Tespiti Hususunda Düzenlenen 11/08/2023 Tarihli Bilirkişi Raporu. IV) DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE :
a)Dava Konusu Uyuşmazlığın Tespiti :
4.Mahkememiz nezdinde ikame olunan davanın; davacı .... Şirketi ("davacı sigorta şirketi" olarak veya münferiden ismiyle anılacaktır) tarafından, davalı ...A.Ş.'ye ("davalı şirket" olarak veya münferiden ismiyle anılacaktır) yönelik açılan; "ticari satım sözleşmesinde ayıptan doğan tekeffül" hükümlerine dayalı olarak sigorta şirketi tarafından ödenen bedelin rücuen tazmini talebi olduğu anlaşılmaktadır.
5.
Uyuşmazlığın; davalı şirket ile (davacı sigorta şirketinin sigortalısı olan) dava dışı ... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan "Ticari Satım Sözleşmesi" konusu "... plakalı, ... Marka kamyon tipi" aracın, davacı sigorta şirketi tarafından sigortalı bulunup bulunmadığı; davacı sigorta şirketi tarafından, ayıp konusu hasar ile ilgili olarak ödeme gerçekleştirilmiş olup olmadığı ve talep hakkının bulunup bulunmadığı; dava konusu araçta açık/gizli ayıp bulunup bulunmadığı; ayıp bulunduğunun tespiti halinde yasal süreler içerisinde ayıp ihbarında bulunulup bulunulmadığı; söz konusu ayıp ile ilgili olarak, davalının mes'uliyeti bulunup bulunmadığı; bulunmakta ise zararın miktarı ve uygulanacak faizin türü ve oranı hususlarından ibaret olduğu anlaşılmaktadır.
b)Dava Şartları ve İlk İtirazların Değerlendirilmesi :
6.Mahkememizce yürütülen yargılama kapsamında; öncelikle 6100 Sayılı HMK.'nın 114. maddesi uyarınca "dava şartlarının" mevcut bulunup bulunmadığı hususunda yapılan incelemede; dava şartlarında eksiklik bulunmadığı tespit edilmiştir.
7.Bunun yanı sıra "ilk itirazlar" hususunda yapılan incelemede; davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında "yetki" veya "tahkim" ilk itirazlarında bulunulmadığı anlaşılmakla, bu hususta Mahkememizce herhangi bir inceleme yapılmamıştır.
c)Dava Konusu Uyuşmazlığın Hukuki Tasnifi : Ayıba Karşı Tekeffül Müessesesi ile ilgili olarak;
8.Ayıba karşı tekeffül hükümlerinin uygulandığı uyuşmazlıklarda; tarafların "tacir sıfatını haiz" olması ve uyuşmazlığın "ticari nitelikteki satım sözleşmesinden" kaynaklandığının anlaşılması durumlarında; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerinin yanı sıra 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (özel hükümler içeren) 23/1. maddesinin (c) bendinin birlikte uygulanması gerekmektedir.
9.Bu doğrultuda; "ayıba karşı tekeffül" müessesesi ile ilgili olarak öncelikle, mevzuat kapsamında yapılan düzenlemelere genel olarak değinilmesi önem arz etmektedir.
10.6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Ayıptan Sorumluluk - Konusu - Genel Olarak" başlıklı 219. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. (2) Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur." 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Sorumsuzluk Anlaşması" başlıklı 221. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "Satıcı satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, ayıptan sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan her anlaşma kesin olarak hükümsüzdür."
11.6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Gözden Geçirme ve Satıcıya Bildirme" başlıklı 223. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. (2) Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır."
12.6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Satıcının Ağır Kusurunun Sonuçları" başlıklı 225. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz. (2) Satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hüküm geçerlidir."
13.6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Alıcının Seçimlik Hakları" başlıklı 227. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:
1.Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.
2.Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.
3.Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.
4.İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme. (2) Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. (3) Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. (4) Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. (5) Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir."
14.6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "Ticari Satış ve Mal Değişimi" başlıklı 23. maddesi aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır.
a)Sözleşmenin niteliğine, tarafların amacına ve malın cinsine göre, satış sözleşmesinin kısım kısım yerine getirilmesi mümkün ise veya bu şartların bulunmamasına rağmen alıcı, çekince ileri sürmeksizin kısmi teslimi kabul etmişse; sözleşmenin bir kısmının yerine getirilmemesi durumunda alıcı haklarını sadece teslim edilmemiş olan kısım hakkında kullanabilir. Ancak, o kısmın teslim edilmemesi dolayısıyla sözleşmeden beklenen yararın elde edilmesi veya izlenen amaca ulaşılması imkânı ortadan kalkıyor veya zayıflıyorsa ya da durumdan ve şartlardan, sözleşmenin kalan kısmının tam veya gereği gibi yerine getirilemeyeceği anlaşılıyorsa alıcı sözleşmeyi feshedebilir.
b)Alıcı mütemerrit olduğu takdirde satıcı, malın satışına izin verilmesini mahkemeden isteyebilir. Mahkeme, satışın açık artırma yoluyla veya bu işle yetkilendirilen bir kişi aracılığıyla yapılmasına karar verir. Satıcı isterse satış için yetkilendirilen kişi, satışa çıkarılacak malın niteliklerini bir uzmana tespit ettirir. Satış giderleri satış bedelinden çıkarıldıktan sonra artan para, satıcının takas hakkı saklı kalmak şartıyla, satıcı tarafından alıcı adına bir bankaya ve banka bulunmadığı takdirde notere bırakılır ve durum hemen alıcıya ihbar edilir.
c)Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır."
15.Öğretide "ayıp" kavramı; "satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen niteliklerin, bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliği bulunmaması veya bulunmaması gereken bir kusurun/eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince üründen/hizmetten beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali" olarak tanımlanmakta olup; kendi içinde farklı sınıflandırmalara tâbi tutulmaktadır.
16.Bu sınıflandırmaların ilkinde "ayıp" kavramı; maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde üçlü bir ayrıma tâbi tutulmaktadır. "Maddi ayıp", bir mal veya hizmette, fiziken hata bulunması hali; "ekonomik ayıp", mal veya hizmetin iktisadi vasıflarında eksiklik bulunması hali; "hukuki ayıp" ise mal veya hizmette fiziken ya da ekonomik ayıp bulunmamasına rağmen, hukuki nedenlerle mal veya hizmetten yararlanılamaması veya kullanılamaması halidir.
17.İkinci sınıflandırma kapsamında ise "ayıp" kavramı; açık ayıp ve gizli ayıp olarak ikili bir sınıflandırmaya tâbi tutulmaktadır.
Bu kapsamda; ayıbın "ilk bakışta" ya da "yüzeysel bir muayene ile" tespit edilebilmesi halinde "açık ayıp" kavramından bahsedilmektedir. Bununla birlikte; "durumun gerekli kıldığı muayene ile anlaşılamayan" ayıplar ise, "gizli ayıp" olarak tanımlanmaktadır. Ayrıca belirtmek gerekir ki; 6102 sayılı TTK.'nın (tarafların, tacir sıfatını haiz olduğu ve uyuşmazlığın ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklandığı durumlarda uygulanması gerekli özel hükümlerin düzenlendiği) 23. maddesi kapsamında; "malın muayene ve ihbar yükümlülüğü" düzenlenmiştir. Alıcının iğfal edildiği durumlara münhasır olmak üzere ise, TTK.'nın 225. maddesi kapsamında; satıcı bakımından ağırlaştırılmış sorumluluğu içerir hüküm düzenlenmekte; alıcıyı iğfal etmiş olan satıcının, "ayıbın kendisine vaktinde ihbar edilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacağı" belirtilmektedir.
18."Ayıba karşı tekeffül" müessesesinin şartlarının gerçekleştiği durumlarda; alıcının Kanun tarafından kendisine tanınan seçimlik haklarını kullanabilmesi, yine Kanun tarafından kendisine yükletilmiş külfetleri yerine getirmesine bağlıdır. Bu külfetler, "malın muayenesi" ve "tespit edilen ayıbın, satıcıya ihbarı" olarak düzenlenmiş olup; "Külfet" kavramının hukuki tanımının da dikkate alınması suretiyle alıcının, üzerine yüklenen külfetleri yerine getirmemesi halinde, Kanun tarafından kendisine tanınan seçimlik hakları kullanması imkanı bulunmamakta, alıcı tarafından "alıcının satılanı kabul etmiş sayılacağı" hususu, yasal bir karine olarak karşımıza çıkmaktadır.
19.Yukarıda belirtilen açıklamalar kapsamında da belirtildiği üzere; "ayıba karşı tekeffül" müessesesinin, tacir sıfatını haiz taraflar arasında ve ticari nitelikteki satım sözleşmelerinden kaynaklandığı durumlarda, TBK.'nın genel hükümlerinin yanı sıra TTK.'nın 23/1 (c) maddesinde hükme bağlanan "özel hükümlerin de" birlikte uygulanması gerekmektedir.
20.TTK.'nın 23/1 (c) maddesi kapsamında da belirtildiği üzere; uyuşmazlık konusu malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcının, "iki gün" içinde durumu satıcıya ihbar etme külfeti bulunmaktadır. Açıkça belli olmayan ayıplarda ise alıcı, emtiayı teslim aldıktan sonra "sekiz gün" içinde "muayene etmek veya ettirmek" ve bu muayene neticesinde emtianın ayıplı olduğunun anlaşılması halinde, haklarını korumak için durumu, "işbu sekiz günlük süreç içerisinde satıcıya ihbar etmek" külfetleri altındadır. Bununla birlikte; emtiada mevcut bir "gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması" halinde ise; (TTK.'nın 23/1.c maddesi atfıyla) TBK.'nın 223. maddesi uygulama alanı bulacaktır. TBK.'nın 223/2. maddesinde; ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde bildirimin "derhal" yapılması aksi halde alıcının, malı "ayıp ile beraber kabul edilmiş sayılacağı" belirtilmiştir.
21.Son olarak; "ihbar külfetinin" yasal süre içerisinde yerine getirilip getirilmediğinin kanıtlanması hususunda ise, "ispat yükü" ile ilgili genel hükümlerin dikkate alınması gerekmektedir. Bu doğrultuda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat Yükü" başlıklı 190. maddesi kapsamında belirtilen "(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." hükmü uyarınca ispat yükü; öncelikle davacı üzerindedir. Sigorta Şirketlerinin Halefiyeti İlkesi ile ilgili olarak;
22.6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "Halefiyet" başlıklı 1472. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. (2) Sigortalı, birinci fıkraya göre sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur. Sigortacı zararı kısmen tazmin etmişse, sigortalı kalan kısımdan dolayı sorumlulara karşı sahip olduğu başvurma hakkını korur."
23.Anılan Kanun hükmünde de açıkça belirtilmekte olduğu üzere; herhangi sigorta tazminatının, sigorta şirketi tarafından tazmini akabinde sigorta şirketi, hukuken sigortalının yerine geçmektedir.
Bu kapsamda; sigortalının sorumlulara karşı "dava hakkı", tazmin ettiği bedel oranında sigortacıya intikal etmektedir. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet ilkesi uyarınca, "sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek" dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilmektedir. Bununla birlikte; zararın sigortacı tarafından kısmen tazmini halinde de, sigortalı kalan kısımdan dolayı sorumlulara karşı sahip olduğu başvurma hakkını korumaktadır.
24.Sigorta şirketlerinin halefiyeti ilkesi doğrultusunda .... tarafından verilen 22/03/1944 tarihli .... sayılı ilamında da bu husus; "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir... Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklinde vurgulanmaktadır. Başka bir anlatımla; sigorta şirketleri tarafından sorumlu kişiler aleyhine ikame edilecek davalar; sigorta poliçesinden doğan dava niteliğinde bulunmamakta ve bu nedenle, söz konusu davanın aynen "sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava" olarak yorumlanması gerekmektedir.
d)Dava Konusu Uyuşmazlık İle İlgili Değerlendirme :
25.Mahkememiz nezdinde ikame olunan davanın; davalı ...A.Ş. ile (davacı sigorta şirketinin sigortalısı olan) dava dışı ... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan "Ticari Satım Sözleşmesi" konusu araçta gizli ayıp bulunduğundan bahisle davacı sigorta şirketi tarafından, sigortalısı dava dışı ... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye ödenmek zorunda kalındığı belirtilen sigorta bedelinin, ayıba karşı tekeffül hükümleri uyarınca davalı şirketten rücuen tazmini talebi olduğu anlaşılmıştır.
26.
Mahkememizce düzenlenen tensip zaptını ve davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesini içeren "ön inceleme duruşma davetiyesi"; (6100 Sayılı HMK.'nın 317, 318, 140/5, 141, 147 ve 320. maddeleri uyarınca ihtarat içerir şekilde) davalı şirkete 27/02/2023 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup; davalı vekili tarafından (kendilerine tanınan ek cevap süresi içinde) 27/03/2023 tarihinde sunulan cevap dilekçesi kapsamında, ayıp ihbarının süresinde yapılmamış olması, dava konusu alacağın zamanaşımına uğramış olması ve müvekkili şirketin, dava konusu olayda kusurunun bulunmaması gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır.
27.Mahkememiz nezdinde ikame olunan davada uyuşmazlığın; davalı ...A.Ş. ile dava dışı ... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında akdedilen "ticari satım sözleşmesi" konusu "... plakalı, ... Marka kamyon tipi" araçta tespit edildiği belirtilen maddi ayıp ile ilgili olarak, davacı sigorta şirketi (veya dava dışı ... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.) tarafından yasal süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunulup bulunulmadığı; sözleşme konusu araçta "maddi ayıp" bulunup bulunmadığı ve ayıp bulunduğunun tespit halinde tazmin miktarları ile davacı sigorta şirketi tarafından ödenmiş olduğu belirtilen sigorta bedelinin, davalı ...A.Ş.'den talep edilip edilemeyeceği noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
28.Davacı sigorta şirketi; dava konusu hasar (sigorta) bedelini, dava dışı ... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye (aralarında imzalanan ... numaralı "Birleşik Kasko Sözleşme Sigorta Poliçesi - Genişletilmiş Kasko" uyarınca) ödemesi akabinde, Türk Ticaret Kanunu'nun "Halefiyet İlkesini" düzenleyen 1472. maddesi ve .... sayılı ilamı uyarınca; 09/09/2020 tarihinde meydana gelen hasar ile ilgili olarak, (ayıba karşı tekeffül hükümleri doğrultusunda) dava dışı sigortalı ... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin, tüm hak ve külfetlerine halef olmaktadır (....).
29.Bu doğrultuda, ayıba karşı tekeffül hükümlerinin uygulanması lüzumu bulunan işbu uyuşmazlıkta; tarafların "tacir sıfatını haiz" olması ve uyuşmazlığın "ticari nitelikteki satım sözleşmesinden" kaynaklandığının anlaşılması nedenleriyle; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerinin yanı sıra 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (özel hükümler içeren) 23/1. maddesinin (c) bendinin birlikte uygulanması gerekmekte olup; davacı sigorta şirketinin, (Kanun tarafından dava dışı şirkete tanınan) seçimlik hakları (halefiyet ilkesi uyarınca) kullanabilmesi; yine Kanun tarafından dava dışı şirkete yükletilmiş "malın muayenesi" ve "tespit edilen ayıbın, satıcıya ihbarı" külfetleri ile TTK.'nın 23/1 (c) maddesi ve TBK.'nın 223/2. maddesinde belirtilen muayene ve ihbar sürelerine riayetine tâbi olacaktır (bkz. yukarıda par. 8, 18, 19 ve 20).
30.
Mahkememizce dosya üzerinde yapılan incelemede; dava konusu ... plakalı aracın 09/09/2020 tarihinde .... İlçesinde bulunan şantiye alanında park halinde bulunduğu esnada, motor kısmında başlayan yangın nedeniyle araçta hasar meydana geldiği; davacı sigorta şirketi tarafından, 24/12/2020 tarihinde dava dışı ... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye (aralarında imzalanan ... numaralı "Birleşik Kasko Sözleşme Sigorta Poliçesi - Genişletilmiş Kasko" uyarınca) 210.000,00 TL sigorta bedeli ödendiği; müteakiben davacı sigorta şirketi tarafından davalı şirkete yapılan 08/03/2021 tarihli (16/03/2021 tarihinde davalı şirkete tebliğ olunduğu anlaşılan) başvuru kapsamında "ayıplı malın sigorta bedeli olarak, kendileri tarafından ödenen bedelin,
TTK 1472. maddesinde ifadesini bulan halefiyet ilkesi uyarınca rücuen tazmini" talebinde bulunulduğu; anılan başvuru akabinde davalı şirket vekili tarafından davacı sigorta şirketine .... Noterliği kanalıyla gönderilen 07/04/2021 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname kapsamında "yasal süresi içerisinde ihbarda bulunulmadığı ve talep konusu olayda müvekkili şirketin kusuru bulunmadığı" gerekçeleriyle olumsuz yanıt verildiği tespit olunmuştur.
31.
Mahkememizce yukarıda belirtilen vakı'aların birlikte değerlendirilmesi neticesinde (....); dava konusu araçta 09/09/2020 tarihinde meydana gelen hasar ile ilgili olarak "dava konusu aracın (dava konusu ticari satım sözleşmesi veya aracın teslimi akabinde) 8 gün içerisinde muayene ettirilmiş olduğuna dair" dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmadığı; bunun yanı sıra "dava konusu hasar ile ilgili olarak, dava dışı ... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından, davalı ...A.Ş.'ye yönelik ayıp ihbarında bulunulduğuna dair" herhangi bir delilin de mevcut olmadığı; "09/09/2020 tarihinde meydana geldiği ve sigorta bedelinin 24/12/2020 tarihinde dava dışı şirkete ödendiği anlaşılan hasar" ile ilgili olarak davacı sigorta şirketi tarafından, hasar tarihinden takriben altı ay sonra ve sigorta bedeli ödeme tarihinden 74 gün sonra (08/03/2021 tarihinde), "ayıp ihbarında ve rücuen tazmin talebinde" bulunulduğu anlaşılmıştır.
32.Bu durumda; "davacı sigorta şirketi lehine değerlendirilmek" suretiyle, dava konusu maddi ayıbın "gizli ayıp" olarak takdiri ve hasarın öğrenilmesi tarihi olarak ise "ödeme tarihi olan 24/12/2020 tarihi olarak kabulü" halinde dahi; davacı sigorta şirketinin 74 gün sonra gerçekleştirilen ayıp ihbarının, (bu hususta davacı şirket tarafından, mazeret içerir herhangi bir beyan da bulunmadığı dikkate alındığında) TBK 223/2. maddesinde ifadesini bulan "hemen satıcıya bildirim" olarak kabulü imkanının bulunmamakta olduğu kanaatiyle; davacı sigorta şirketi tarafından yapılan ayıp ihbarının, yasal süresi içinde gerçekleştirilmediği anlaşılmıştır (bkz. yukarıda par. 20, 30, 31).
33.Mahkememizce açıklanan hususlar doğrultusunda; davacı sigorta şirketi tarafından yapılan ayıp ihbarının, TBK 223/2. maddesinde belirtilen süreler içinde gerçekleştirilmediği anlaşıldığından, davanın reddine dair aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. V) HÜKÜM : (Yukarıda Açıklanan Gerekçelerle)
1.Davanın REDDİNE,
2.Karar ve İlâm Harcı : Alınması gerekli 427,60 TL harç ile ilgili olarak, davacı tarafından yatırılan 3.586,28 TL harcın dikkate alınması suretiyle fazla alındığı anlaşılan 3.158,68 TL harcın, kararın kesinleşmesini müteakiben talep edilmesi halinde, yatırana İADESİNE;
3.Yargılama Gideri ve Gider Avansı :
a)Davacı tarafından yatırılan yargılama giderlerinin, davacı üzerinde BIRAKILMASINA;
b)Arabuluculuk faaliyeti neticesinde, taraflar arasında anlaşma sağlanamadığı anlaşıldığından; Arabuluculuk Yönetmeliği'nin 26/2. maddesi uyarınca ... bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin, davacı taraftan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
c)Taraflarca yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın, kararın kesinleşmesini müteakiben talep edilmesi halinde; HMK.'nın 333. maddesi uyarınca taraflara İADESİNE,
4.Vekâlet Ücreti :
Davalı tarafın, kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3, 13. maddeleri uyarınca (Mahkememizce reddine karar verilen 210.000,00 TL üzerinden) takdir edilen 33.500,00 TL. vekalet ücretinin, davacıdan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE,
Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın TEBLİĞ tarihinden itibaren (2) hafta içerisinde; (Mahkememiz'e veya istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine dilekçe sunmak suretiyle) HMK'nın 345. maddesi uyarınca .... Bölge Adliye Mahkemesi'ne İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere okunup, yapılan açık yargılamada karar verildi. 26/03/2024 Katip .... Hâkim ... ¸ ¸ Gerekçeli Karar