Aramaya Dön

1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2023/668
Karar No
K. 2025/53
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

T.C.

İZMİR

1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/668 Esas
KARAR NO: 2025/53
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 22/08/223
KARAR TARİHİ: 22/01/2025

Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi. İDDİA VE TALEP:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davalıya ürün sattığını, işbu ticari ilişki sebebiyle davalı yana faturalar düzenlendiğini, davalı/borçlunun işbu faturalardan doğan borcunu ödemediği, müvekkili şirketin davalı/borçludan 109.880,42-TL alacağı bulunduğunu, alacağına istinaden İzmir... İcra Müdürlüğü... E. sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını, borçlu/davalı şirketin takibe itiraz ettiğini, ve takibin durdurduğunu belirterek davanın kabulü ve itirazın iptaliyle takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP VE SAVUNMA:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin Kayseri şubesi bulunmamasına rağmen davacının davayı Kayseri şubesine yönelttiğini, açılan davanın bir dava şartı olan husumet yokluğundan usulden reddedilmesi gerektiğini, her ne kadar faturaya yasal süresi olan 8 gün içerisinde itiraz edilmediği iddia edilse de bu iddianın hukuk ve mahkemeniz önünde bir değer taşımasının mümkün olmadığını, çünkü bu itirazın faturanın varlığından haberdar olunması durumunda ileri sürülebileceğini, müvekkili şirketin de faturadan icra takibi tarihi itibariyle haberdar olduğu için itirazlarını ileri süremediğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, faturaya süresi içerisinde itiraz edilmeseydi de bu durum davacı tarafından faturanın muhteviyatıyla bağlantılı olarak iddia edilecek her türlü bilginin yahut durumun doğru olduğuna ilişkin kesin delil teşkil etmeyeceğini, faturada belirtilen kalemlerin teslim edilmediğini, teslim edilmeyen malların mevcut olduğunu, dolayısıyla davacı taraf kendisinden beklenen yükümlülüklerini ifa etmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DAVA:

Dava, ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

DELİLLER

-İzmir ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosya sureti, -Ankara Vergi Dairesinin 29/08/2023, 04/09/2023 tarihli yazısı ve eki, -İzmir Vergi Dairesinin 15/09/2023 tarihli yazısı ve eki, -Bilirkişi ...nın 06/08/2024 tarihli raporu, -Bilirkişi ...'ın 14/02/2024 tarihli raporu,

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır. İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;

i)İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.

Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-1663 E., 2021/1070 K. sayılı kararında da değinilmiştir.

Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, Kanun’da özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.

Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.

Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının, davalı aleyhinde İzmir ... İcra Dairesinin... esas sayılı dosyasında ticari satımdan kaynaklanan fatura alacağına istinaden toplam 114.894,20 TL alacak üzerinden icra takibi başlattığı, ödeme emrinin davalı borçluya 14/06/2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 13/06/2023 tarihinde yasal süresi içerisinde borca ve ferilerine itiraz ettiği, takibin durduğu, davalı borçlunun takibe itirazı üzerine davacının iş bu itirazın iptali davasını bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde ikame ettiği, davacının, davalıdan alacağının bulunduğu ve itirazın haksız olduğunu iddia ettiği ve davalı tarafından takibe yapılan itirazın iptalini talep ettiği, davalının ise söz konusu malların teslim edilmediği, davacıya borcunun bulunmadığını savunduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın takibe dayanak faturalara konu mal ve hizmetin davalıya teslim edilip edilmediği, fatura bedelinin ödenip ödenmediği, davacının fatura nedeniyle alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacaklı olduğu miktarın ne kadar olduğu ve takibe yapılan itirazın iptali koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda olduğu anlaşılmıştır. Her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesini ilgilendiren, ticari satımdan kaynaklanan nispi ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olduğu belirlenmiştir.

Davacının dava dilekçesinde takip asıl alacağı üzerinden harca esas değeri gösterdiği, ancak dava dilekçesinin talep sonucu kısmında davalının takibe itirazının iptalini talep ettiği, mahkememizce davacı vekiline HMK'nun 31 ve 194 maddeleri uyarınca takip öncesi işlemiş faiz talebi olup olmadığı, talebi var ise takip öncesi işlemiş faiz miktarı üzerinden harcı tamamlamak üzere süre verildiği, davacı vekilinin mahkemeye sunmuş olduğu 29/02/2024 tarihli dilekçesi ile takip öncesi işlemiş faiz talebi olmadığını beyan ettiği görülmüştür.

Mahkememizce taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, ilişki var ise bu ilişkinin ticari defterlere ne şekilde yansıdığı ve takibe konu alacağın varlığı ve miktarına ilişkin olarak taraf defterlerinin bilirkişi tarafından incelenmesine karar verildiği, bu kapsamda öncelikle 24/11/2023 tarihli celsede davalıya 2022-2023 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarını mahkememize sunmak veya bulunduğu yeri bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiği ve kesin sürenin sonuçlarının ihtar edildiği, davalının ara kararı doğrultusunda yasal süresi içerisinde ticari defter ve kayıtların bulunduğu adresi bildirdiği, mahkememizce davalının ticari defter ve kayıtları üzerinde mahalinde inceleme yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişinin 14/02/2024 tarihli raporunda, davalının davaya konu uyuşmazlık dönemine ilişkin defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, taraflar arasında ticari ilişki olduğu, takibe konu faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının kendi defterlerine göre takibe konu faturalar sebebi ile takip tarihi itibariyle davacıya 109.880,42 TL borçlu olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.

Mahkememizce 08/05/2024 tarihli celsede ise davacı vekiline dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak 2022-2023 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarını sunmak veya bulunduğu yeri bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, kesin sürenin sonuçlarının ihtar edildiği, davacı vekilinin ara kararı doğrultusunda yasal süresi içerisinde ticari defter ve kayıtların bulunduğu adresi bildirdiği, davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde mahallinde inceleme yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişinin 06/08/2024 tarihli raporunda, davacının davaya konu uyuşmazlık dönemine ilişkin defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, takibe konu faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının kendi defterlerine göre söz konusu faturalardan kaynaklı olarak takip tarihi itibariyle 109.880,42 TL alacaklı olduğu, takip ve dava tarihinden sonra davacıya yapılan herhangi bir ödeme bulunmadığı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür. 6100 sayılı HMK'nun 222/2,3 maddesi uyarınca kural olarak ticari defter ve kayıtların ilgilisi lehine delil olarak kabul edilebilmesi için defter kayıtlarının birbirini doğrulaması, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtlarının bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya kesin delille ispatlanmamış olması gerektiği, yine diğer tarafın usulüne uygun tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı, somut olayda; mahkememizce yapılan taraf defterlerinin incelemesinde taraf defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendileri lehine delil vasfına sahip olduğu, takip dayanağı faturaların her iki tarafın defterlerinde kayıtlı olduğu, taraf defterlerinin uyumlu olduğu ve takip tarihi itibariyle davacının davalıdan söz konusu faturalardan kaynaklı olarak 109.880,42 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, buna göre birbirini doğrulayan ve usulüne uygun tutulmuş olan taraf defter ve kayıtlara göre davacının takip ve davaya konu mal ve hizmeti davalıya teslim ettiği ve alacaklı olduğunu ispat ettiği, bu durumda ispat külfetinin yer değiştirdiği davalıya geçtiği, davacıya borcunun bulunmadığını savunan davalının mal ve hizmetin iade edildiği veya bedelinin ödendiğini ispat etmesi gerektiği, davalının bu yönde herhangi yazılı delil sunmadığı, mahkememizce davalının cevap dilekçesinde yemin deliline dayandığı dikkate alınarak 27/11/2024 tarihli celse ara kararı ile davalıya yemin delilinin hatırlatıldığı, bu kapsamda davalı vekiline meşruhatlı davetiye tebliğ edildiği, davalının kendisine tanınan kesin süre içerisinde yemin deliline başvurmadığı, bunun yasal sonucu olarak davalının yemin deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılması gerektiği, böylece davacının takibe dayanak faturalara konu mal bedeli olan asıl alacağının varlığını ispat ettiğinin kabulü gerektiği, davalının itirazında asıl alacak tutarı olan 109.880,42 TL tutarında haksız olduğu, davalının takip ile temerrüde düştüğü, tarafların sıfatına ve dava konusu uyuşmazlığın niteliğine göre talep edilebilecek faizin avans faizi olduğu, mahkememizce alınan bilirkişi raporlarının usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, ayrıca uyuşmazlığa konu alacak miktarı likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin yasal şartlarının oluştuğu, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimi, mahkememizce yapılan incelemenin kapsamına göre başkaca araştırma yapılmasına lüzum bulunmadığı anlaşılmakla davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle:

1.Davanın KABULÜ ile İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 109.880,42 TL asıl alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte DEVAMINA,

2.109.880,42 TL alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 21.976,08 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

3.Alınması gerekli 7.506,06 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 1.302,02 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 6.204,04 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,

4.Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvuru harcı, 1.302,02 TL peşin harç, 3.700,00 TL bilirkişi ücreti, 150,00 TL müzekkere-tebligat-posta giderinden oluşan toplam 5.421,87‬ TL yargılama giderinin davalıdan tahsili davacıya ÖDENMESİNE,

5.Davacı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,

6.6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE,

7.İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun ... sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11-13. maddesi uyarınca davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,

Dair, karar HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/01/2025 Katip .... Hakim... E-İMZA E-İMZA

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog