2. Ceza Dairesi
2. Ceza Dairesi 2022/14374 E. , 2024/18775 K.
"İçtihat Metni"B O Z M A Ü Z E R İ N E
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına ilişkin olarak sanığın 07.12.2021 tarihli dilekçesi itiraz olarak kabul edilerek itiraz mercii olan Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.12.2021 tarihli ve 2021/1240 D. İş sayılı kararıyla incelendiği ve itirazın reddedildiği belirlenmiştir.
I. Sanık
Hakkında Mala Zarar Verme Suçundan Kurulan Hükme İlişkin Temyiz İstemi Yönünden; 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesinin, "Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazetede ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 322 nci maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326 ncı maddeleri uygulanır. (Ek cümle: 1/7/2016-6723/33 md.) Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez." şeklinde düzenlendiği; somut olayda, sanık hakkında mala zarar verme suçu yönünden temyiz kanun yolu talebinde bulunulan hükmün daha önce Yargıtay denetiminden geçmediği dikkate alındığında, hükmün bölge adliye mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra verilmiş bulunması nedeniyle kanun yolu incelemesinin istinaf olduğu anlaşılmakla, istinaf talebinin merciince incelenmesi için dosyanın incelenmeksizin mahalline Tebliğname'ye uygun olarak İADESİNE,
II. Sanık
Hakkında Hırsızlık Suçundan Kurulan Hükme İlişkin Temyiz İstemi Yönünden;
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
Dosya kapsamından ve UYAP’tan yapılan incelemede, sanığın şikâyetçi ...'a karşı temyize konu 09.08.2015 günü şikâyetçinin ikâmetinden hırsızlık yapması eyleminden başka; sanığın 22.08.2015 günü şikâyetçi ...'un ikametinden hırsızlık yapması eylemi nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 18.02.2016 tarihli iddianamesi ile kamu davası açıldığı ve Ankara 76. Asliye Ceza Mahkemesinin 2024/44 Esas sayılı dava dosyasının derdest olduğunun tespit edilmesi karşısında; anılan dava dosyası ile temyize konu dava dosyasındaki suç tarihleri arasında kısa bir zaman aralığının bulunması ve davalar arasında hukukî kesintinin bulunmaması nedenleriyle, sanığın farklı zamanda aynı mağdura karşı gerçekleştirdiği eylemlerinin zincirleme suçu oluşturacağı nazara alınarak, anılan dava dosyasının getirtilip birleştirme olanağının bulunması hâlinde her iki dava dosyasının birleştirilmesi, aksi hâlde dava dosyasının onaylı örneğinin dosya içerisine alınması sağlanarak, sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43. maddesinin uygulanma koşullarının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de; Hükmün gerekçesinde oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak hırsızlık suçunun tamamlandığı kabul edildiği halde, hüküm fıkrasında suç adının "hırsızlık" yerine "hırsızlığa teşebbüs" olarak hatalı gösterilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.