Aramaya Dön

1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2023/1234
Karar No
K. 2024/1274
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/1234 Esas
KARAR NO: 2024/1274
DAVA: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 20/12/2023
KARAR TARİHİ: 17/12/2024

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 20/12/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının davalı şirketin,yukarıda adresi olarak yazılı bulunan işyerinin elektrik-elektronik işlerini -malzemelerini de temin ederek- yaptığını, örneğini sundukları 25.02.2021 tarihli ve .... numaralı,75.795,24 TL tutarındaki faturanın 25.795,24 TL'lik kısmı,müvekkilinin banka hesabına ödediğini ;ancak geri kalan 40.000,00 TL tutarındaki kısmı ödenmediğini faturanın, ödenmeyen 40.000,00 TL miktarı için Büyükçekmece .... İcra Dairesinin .... Esas sayılı dosyası ile yaptıkları takibe, davalı şirket vekili tarafından 02.02.2022 tarihli dilekçe"faturanın kabul edilmediği, alacaklıya herhangi bir borcunun bulunmadığı, aksine alacaklı olunduğu" gerekçesiyle itiraz edildiğini bu nedenlerle itirazın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacı tarafın fatura kesmiş olması yeterli olmayıp faturaya konu işi sözleşmesine uygun olarak yapması zorunluluğu bulunduğunu , mahkemece, elektrik işinden anlayan bilirkişi marifetiyle mahallinde yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesinde davacı tarafın işini gereği gibi yapmadığını, davalının işin yapılması ile elde edeceği fayda ve yararı elde edemediğini, aksine büyük zarara uğradığı açık ve net bir şekilde ortaya çıkacağını bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiş ve savunmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ

Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali mahiyetinde olduğu görüldü.

Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:

1.Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.

2.Mahkememizin 11/06/2024 tarihli celsesi ile davacı tanığı ... (...) tanık olarak dinlenilmiştir.

3.Mahkememizin 01/10/2024 tarihli celsesi ile tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler ve Her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar incelenmek sureti ile davacının icra takibi tarihi itibariyle asıl alacak yönünden alacaklı olup olmadığı, alacağının varlığı konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olmakla bilirkişi raporunda özetle; ''Davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davalı taraftan 40.795,24 TL alacaklı olduğu,

Davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarını dosya muhteviyatına sunmadığı, borcu olmadığını ispat etmesi gerektiği, Ticari defter ve kayıtlara göre takip tarihi itibariyle davacı tarafın davalı taraftan 40.000,00 TL tutarlı alacağını talep edebileceği, davacı tarafın takip tarihinden önce yıllık reeskont avans faizi oranlarıyla fatura tarihinden başlayarak 6.017,00 TL işlemiş faiz talebinin olduğu, 40.000,00 TL alacak üzerinden 25.02.2024 fatura tarihinden takip tarihine kadar yıllık reeskont avans faiz oranlarıyla işlemiş faizin 6.088,50 TL olarak hesaplandığı, takdirin mahkemeye bırakıldığı, davacı tarafın takip tarihinden itibaren yıllık reeskont avans faizi talep edebileceği, Yukarıda teknik inceleme ve değerlendirme bölümünde açıklananlar doğrultusunda, kapının açılmaması ve başka bir gün için verilen randevuya gelinemeyeceğinin sonradan belirtilmesi doğrultusunda mahallinde inceleme yapılamamıştır.

Davacı tarafça dava konusu iş kapsamındaki teknik verilerin (icra edilen iş listesi, keşif özeti, proje, sözleşme, teknik şartname, kullanılan şalt malzeme, armatür vb. malzemelere ilişkin fatura) belgelerin sunulması ile dosya üzerinden de inceleme yapılabilecektir. '' şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.

3.Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:

Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile; taraflar arasında eser sözleşmesinin bulunduğunu, davalı tarafından talep edilen işlerin yapıldığını ve teslim edildiğini, fatura kesildiğini ancak davalının kısmi ödeme yaptığını, kalan alacak için başlatılan icra takibine de itiraz edildiğini, davalının itirazının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı sunduğu cevap dilekçesinde; Davacı tarafın sadece fatura kesmiş olmasının yeterli olmadığını, faturaya konu işi sözleşmesine uygun olarak yapması zorunluluğu bulunduğunu, elektrik işinden anlayan bilirkişi marifetiyle mahallinde yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesinde davacı tarafın işini gereği gibi yapmadığı belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Taraflar arasında sözlü nitelikte eser sözleşmesinin kurulduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamakta olup, davalı işin sözleşmeye uygun olmadığını ayıplı olduğunu bu sebeple borçlu olmadığını iddia etmiştir.

Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, davacının ticari defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının bulunduğu, usul ve yasaya uygun olarak tutuldukları, davacı lehine delil niteliğinin bulunduğu tespit edilmiştir, davalı ise kesin süre içerisinde ticari defterlerini incelemeye sunmamıştır.

Taraflara ait vergi dairesi kayıtları incelendiğinde; takibe dayanak faturanın taraflarca BA BS formları ile vergi dairesine bildirildiği tespit edilmiş olup, davalı tarafından da faturanın bildirildiği gözetildiğinde faturadan haberdar olduğu ve davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesi gereğince faturaya itiraz ve iade edilmediği bu suretle fatura içeriğinin davacı lehine kesinleştiği ve davacının alacağını ispatladığı anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere fatura kesilmiş olması tek başına alacağı ispat etmemekte olup, alacaklının faturaya konu işi yaptığını da ispat etmesi gerekmektedir. Buna karşılık alacaklı tarafından kesilen faturaların borçlu tarafından vergi dairesine BA formu ile bildirilmesi halinde faturaya konu işin yapıldığı ve dolayısıyla faturanın içeriğinin kesinleştiği alacaklı lehine karine teşkil etmekte olup, bu durumda aksini ispat yükü borçluya geçmektedir. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi .... E., ...

K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Dosya kapsamına göre davacı tarafça takip dayanağı yapılan faturanın davalı iş sahibi tarafından muhasebesel işlem olarak BA/BS formu ile kullandığı anlaşılmakla , Yargıtay'ca taraflarca düzenlenen BA/BS formları ve Vergi Dairesine yapılan bildirimlerin fatura konu malın teslim edildiğine, işin yapıldığına ilişkin karine oluşturduğu ,bu durumda bunun aksinin ispat edilmesi gerektiği kabul edildiğinden, davalının da bu yönde ispatı bulunmadığından mahkemece davacı tarafından işin yapılıp teslim edildiği kabul edilerek ödendiği usulen kanıtlanamayan bakiye iş bedeline hükmedilmesinde usul yasa ve dosya kapsamına aykırı bir durum olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir." Yargıtay .... Hukuk Dairesi ise .... E., ...

K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takip dayanağının, toplamı KDV hariç 270.002,16 TL, KDV dahil 318.602,55 TL olan iki faturanın olduğu, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine kayıtlı oldukları, davalının ticari defterlerinde ise yer almadıkları, ancak davalıların oluşturduğu iş ortaklığı Vergi Dairesine verdiği 2018/4 dönemine ait BA formu ile davacı .... 'dan iki belgeye dayalı olarak KDV hariç 270.002,00 TL'lik mal ve hizmet aldığı, faturaların adedi ve tutarlarının toplamının beyan edilen miktarla örtüştüğü, davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağladığı, dava tarihinden sonra 2018/4 dönemi BA formuna yönelik düzeltme beyanı verilmesinin de sonuca etkisinin olmadığı, bu durumda faturaya konu malların teslim edilmiş olduğu ve davalı tarafından ödeme belgesininde sunulmadığı, ayrıca faturadan kaynaklanan alacağın likit ve bilinebilir mahiyette olması nedeniyle mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir." Yargıtay ... Hukuk Dairesi de .... E., ...

K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Mahkemece, dosya kapsamı, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu gereğince, davacının davalıdan takibe konu faturalardan kaynaklanan toplam 118.004,63.-TL alacağının bulunduğu, söz konusu faturaların davalının ticari defter ve kayıtlarında işlendiği gibi vergi dairesine de bildirmiş olduğu BA-BS form örneklerinde de bildirildiği, faturaların davalının defterlerinde ve vergi bildiriminde kayıtlı olması nedeniyle davacı lehine malların davalıya teslimi hususunun karine olarak sabit olduğu, bu karinenin aksinin davalı tarafından ispat edilememesi karşısında davalının icra takibine borcun 2.701,03.-TL'lik kısmını kabul etmesi de dikkate alınarak davalının 115.303,60.-TL'lik kısma itirazının haksız olduğu, alacağın faturalara dayalı ve likit olması karşısında davacının ayrıca icra inkar tazminatına müstahak bulunduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.

Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 10/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi."

Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından kesilen faturaların davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, faturalanın davalı tarafından bildirilmiş olduğu gözetildiğinde davalıya teslim edildiğinin de kabul edilmesi gerektiği, davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesi gereğince yasal süresi içerisinde faturalara itiraz ve iade işleminin yapılmadığı, davalı tarafından ticari defter ve kayıtların da kesin süresi içerisinde incelemeye sunulmadığı anlaşılmakla davacının takibe dayanak faturalar yönünden alacağını ispat ettiği anlaşılmıştır.

Davalı davacı tarafından yapılan işin ayıplı olduğunu ve taraflar arasındaki sözleşmeye göre gereği gibi yapılmadığı savunmasında bulunmuştur. İspatın konusu HMK.nin 187'nci maddede “İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir. Herkesçe bilinen vakıalarla, ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz.” şeklinde belirtilirken, ispat yükünün kimde olduğu ise HMK.nin 190'ncı maddesinde “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”düzenlemesi ortaya konmuştur.

Bu bağlamda yapılan işin ayıplı olduğu savunmasında bulunan davalının ayıp iddiasını ve ayıba yönelik muayene ve ihbar külfetlerini yerine getirdiğini ispatlaması gerekmektedir. Buna karşılık davalı tarafından iddia ettiği ayıba yönelik inceleme ve ihbar külfetini yasal süresi içerisinde yerine getirdiğine dair herhangi bir yazılı delil sunulmamış olup, durum davacının da kabulünde değildir. Bu suretle davalının iddia ettiği ayıplara yönelik inceleme ve ihbar külfetini yerine getirmediği bu suretle işi kanun gereği kabul ettiği ayıba yönelik tekeffül hükümlerine dayanamayacağı anlaşılmaktadır. Nitekim davalı tarafından ayıplı olduğunu iddia ettiği işin ne kadarlık kısmının ayıplı olduğu, ne gibi ayıplar bulunduğu, ayıptan kaynaklı zarara yönelik herhangi bir tespit de yaptırılmamış olup, ayıplı işleri davacıya ihbar ettiğini de iddia ve ispat edememiştir. Bu sebeple davalının ayıptan kaynaklı olarak uğradığını iddia ettiği zararların mahsubunun gerektiğine yönelik ispatlanamayan savunmasına itibar edilmemiştir. Mahkememizce yapılan işler hususunda teknik bilirkişi davalının ayıp iddiasını tespit için görevlendirilmiş olup, davalı tarafından taşınmaz bilirkişi incelemesine de hazır edilmemiştir. Davalının bu suretle de savunmasını ispatlayamadığı anlaşılmaktadır. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ise .... E., ...

K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Taraflar arasında eser sözleşmesinin varlığı hususunda bir uyuşmazlık yoktur.

İş sahibi olarak davalının aldığı mallarda ayıplı olduğunu davalının müşterisi Roman şirketi davalıya bildirmiştir. Davalı ayıbın ve zararın varlığını öncelikle ispat ile yükümlüdür. Ayıplı olduğu iddia edilen mallar bilirkişiye ibraz edilememiştir. Dosya kapsamında davalı tarafından yapılmış bir ayıp tespiti de yoktur. Davalı tarafça kesilen reklamasyon faturası , davacı tarafça davalıya iade edilmiş ve kabul edilmemiştir. Açık ayıp durumunu davalı tespit edince, davacıya bildirmekle yükümlüdür. Davamızda davalı ürünleri 3. Kişi dava dışı firmaya satmıştır. Dolayısıyla davalı zararını ispatlamış durumda değildir.

Dosya safahatı değerlendirildiğinden mahkemenin bilirkişi raporlarını da göz önüne alarak davalının zararını ispatlayamadığını ve süresinde açık ayıp ihbarını yapmadığını belirleyerek davayı kabulü hukuka uygundur. Davalı defterlerinde davacının alacak iddia ettiği faturalar kayıtlıdır. Bu sebeple davalı vekilinin istinaf sebebi olarak bildirdiği alacağın likit olmadığı iddiası yerinde değildir.

İlk derece mahkemesinin kararı hukuka uygun olup , davalı vekilinin tüm istinaf sebepleri hukuken isabetsizdir."

Sonuç itibariyle dosya kapsamındaki tüm deliller bir arada değerlendirildiğinde; davacının alacağını ispatladığı, buna karşılık davalının yasal süresi içerisinde teslim edilen eser sözleşmesine konu iş yönünden iddia ettiği ayıplar bakımından muayene ve ihbar külfetini yerine getirdiğini ispat edemediği bu suretle davalının savunmasını ispatlayamadığı anlaşılmıştır. Buna göre; davanın kısmen kabulü ile 40.000,00-TL asıl alacak yönünden davacının davasının kabulü ile davalının itirazının iptaline ve takibin devamına karar vermek gerekmiştir.

Davalı tarafından faiz oranına da itiraz edilmiş olup, davacının avans faiz oranı talep ettiği, davalının taraflarca daha düşük bir akdi faiz oranı kararlaştırıldığını ispat edemediği, tarafların tacir olması sebebiyle davacının avans faiz oranı talebinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davalının işleyecek faiz oranına itirazının da iptaline karar vermek gerekmiştir.

Davacı tarafından işlemiş faiz alacağı da talep edilmiş ise de icra takibinden önce davalının 6098 sayılı Kanun'un 117. Maddesine göre temerrüde düşürüldüğünün ispatlanamadığı anlaşılmakla davacının işlemiş faize yönelik itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir. Alacağın faturaya dayalı ve likit olduğu anlaşılmakla tazminat koşullarının oluştuğu anlaşılmış itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 8.000,00-TL tazminatın da davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;

1.Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,

-Buna göre; davaya konu icra takip dosyasında 40.000,00-TL asıl alacak ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2 maddesi uyarınca hesaplanacak işleyecek faiz oranı yönünden davalının itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA, fazlaya ilişkin itirazın iptali talebinin REDDİNE,

2.İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 8.000,00-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

3.Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 2.732,40-TL harçtan peşin alınan 555,77-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 2.176,63-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,

4.Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.600,00-TL arabulucuk ücretinin davanın kabul/ret oranı dikkate alınarak takdiren 3.129,28-TL'sinin davalıdan alınarak, kalan kısmın ise davacı üzerinde bırakılıp alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,

5.Davacı tarafça yatırılan 555,77-TL peşin harç ve 269,85-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 825,62-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6.Davacı tarafça yapılan 10.274,50-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 8.931,05-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına,

7.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

8.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 6.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

9.Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,

10.HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/12/2024 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog