10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2012/10596 E. , 2012/9742 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :İş Mahkemesi No :246-494 Dava, haksız eylem sonucu sigortalının ölümü nedeniyle haksahiplerine bağlanan gelirlerin tazmini itemine ilişkindir. Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davacı avukatı ile davalı asil tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1.Davalı ...’ün temyiz itirazları yönünden; “Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 434. maddesi ile ilgili 25.01.1985 gün ve 5/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı hükmü gereğince, temyiz isteği, dilekçenin temyiz defterine kaydettirildiği tarihte yapılmış sayılır ve temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamı ödenir. Temyiz harç ve giderlerinin eksik ödenmiş veya hiç ödenmemiş olduğunun sonradan anlaşılmış bulunması halinde, karar veren Hakim tarafından yedi günlük kesin süre tanınarak, bu süre içerisinde tamamlanması veya ödenmesi, aksi halde temyizden vazgeçmiş sayılacağı temyiz edene yöntemince ve yazılı olarak bildirilir. Ancak temyiz harcının mahkeme kalemince hesaplanıp temyiz edenden istendiği halde süresinde ödenmediği belgelendirilmiş ise temyiz isteğinin reddi gerekir.” Mahkemece, noksan harç ve masrafların tamamlanması için kısıtlı bulunan davalının vasisine muhtıra tebliğine rağmen süresinde masraf ve harçların tamamlanmadığı anlaşıldığından davalının temyiz talebinin, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 432/son maddesi uyarınca REDDİNE,
2.Hükmün esasına ilişkin davacı avukatının temyiz itirazları yönünden ise; Dava, davalı tarafından kasten öldürülen sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirlerin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, Kurumun rücu alacağından ceza mahkumiyetindeki haksız tahrik indirim oranının % 50 olduğundan bahisle, yarı oranında indirim yapılması gerektiğine karar verilmiştir.
Davalı hakkında Bursa 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2008/396-395 karar sayılı kararı ile adam öldürmek suçundan verilen müebbet hapis cezasının haksız tahrik nedeniyle aynı Yasa'nın 29. maddesi uyarınca 18 yıl hapse indirildiği anlaşılmaktadır. 5237 sayılı Kanun’un 29’uncu maddesi haksız tahrik indirimini düzenlemiş olup; “Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.” hükmünü içermektedir. Davalının mahkûmiyetine ilişkin Bursa 5. Ağır Ceza Mahkemesinin anılan kararında; davalının kasten adam öldürme eyleminin cezası müebbet hapis iken, sigortalıdan kaynaklanan haksız fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin hafif düzeyde olduğu kabulü ile cezası asgari miktarda indirilerek 18 yıl hapis cezası olarak belirlenmiştir. Ceza Mahkemesi kararlarının Hukuk Mahkemesine (davasına) etkisi 818 sayılı Borçlar Kanununun 53. maddesinde düzenlenmiş olup, Hukuk Hâkimi, Ceza Mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında esas bakımından ilke olarak bağımsız kılınmıştır.
Ne var ki, Hukuk Hâkiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, Ceza Hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile Hukuk Hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemleri saptayan Ceza Mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır.
Ceza Mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun Hukuk Mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir (Y.H.G.K. 11.10.1989 gün ve E.1989/11-373, K.472 sayılı ilamı). Bunun nedeni, ceza yargılamasındaki ispat araçları bakımından Ceza Hâkiminin Hukuk Hâkiminden çok daha elverişli konumda bulunmasıdır. Ceza Mahkemesinin uyuşmazlık konusu olayın tespitine; diğer bir söyleyişle maddi olgulara ilişkin kesinleşmiş saptamasının, aynı konudaki Hukuk Mahkemesinde de kesin delil oluşturacağı açıktır. Dava konusu somut olayda, adiyen dövülmenin verdiği haksız tahrik altında davalının sigortalıyı öldürdüğü ve 1/4 tahrik indirimi yapıldığı sabit olmasına göre yazılı şekilde 1/2 idirim yapılması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanan Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.