Aramaya Dön

10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2015/481
Karar No
K. 2025/259
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

T.C.

İSTANBUL

10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2015/481 Esas
KARAR NO: 2025/259
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 28/04/2015
KARAR TARİHİ: 13/03/2025

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:

Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle ; 29/06/2013 tarihinde ...'ın sevk ve idaresinde bulundurduğu ... plakalı araç ile ... 'nın kullandığı ... plakalı aracın çarpışması sonucunda araçların kayarak sürüklendiğini, ... plakalı aracın yaya kaldırımında bulunan müvekkili ... ve arkadaşı ... 'ın üzerine devrilmiş olduğunu ve ağır yaralanmalarına sebebiyet verdiğini,... hakimiyetindeki aracın ... Sigorta şirketine ... poliçe numarası ile, ...'nın hakimiyetindeki aracın ise ... Sigorta şirketine ... pdiçe numarası ile sigortalandığını, izah edilen nedenlerle tüm davalılardan ,... Sigorta ve ... Sigorta acısından ise Poliçe Teminat bedeli ile sınırlı olmak kaydı ile 5.062,065 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birilkte müştereken ve mütelselsilen tahsiline, davalılardan ... ve ...'dan 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve mütelselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin cevap dilekçesinde özetle ;

Davacı tarafın dava konusu talebi zaman aşımına uğradığını, davanın zaman aşımı yönünden reddine karar verilmesine, davaya konu kazaya karışan ... plakalı araca ait davalı şirket nezdinde ... nolu Trafik Sigorta Poliçesi ile 10/05/2013-10/05/2014 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, anılan poliçe gereğince davalı şirketin sorumluluğu, Sakatlanma ve Ölüm Kişi Başına 250.000,00 TL limit ile sınırlı olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve zarar nispetinde olduğunu, poliçeye müstenit müşterek ve müteselsilen sorumluğu poliçe limitiyle sınırlı olmakla beraber masraf, vekalet ücreti sorumluluğunun da miktara isabet eden oranlarda olacağını, meydana gelen kaza nedeniyle davacının geçici iş göremezlik ve tedavi ile bakım giderinden davalı şirketin sorumlu tutulamayacağını, aleyhe açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... Sigorta A.Ş vekilinin cevap dilekçesinde özetle ; ... plakalı aracın davalı şirkette kaza tarihi olan 29/06/2013 tarihini kapsayan herhangi bir poliçesinin düzenlenmediğini, bu sebeple işbu davanın davalı şirket adına reddine, davalı şirketin dava açılmasına sebebiyet vermesi söz konusu olmadığını, bu sebeple davalı şirket yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olmadığını, davalı şirket nezdinde düzenlenen kaza tarihini kapsayan poliçe bulunmadığından husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER VE GEREKÇE:

Dava, yaralamalı trafik kazası sebebi ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, Türk Ticaret Kanununun 4. Maddesinde bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı kanunun 5. Maddesinin 2.fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa Asliye Hukuk Mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu kanunun 4.maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.

Tebligatlar usulüne uygun yapılmış olup, Yaralanmalı Kaza Tespit Tutanağı, ... Sigorta ve Euro Sigorta Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Poliçesi, Davalılara ait ehliyet ruhsat fotokopisi, ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile ... Üniversitesi Hastanhanesinden alınmış işgöremezlik raporu, Sgk hizmet dökümü, Eczaneden alınan fatura, Uçak biletleri, Adli Tıp Raporu, ... CBS verilen şikayet dilekçesi, Taksi fişi, ... Kargo gönderim belgesi, tanık, bilirkişi , keşif v.s her türlü yasal delil dosya arasına alınmıştır. Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin 08/04/2019 tarihli raporunda özetle ; Davalı ...’ın %75 (yüzde yetmiş beş) oranında kusurlu olduğunu, davalı ...’nın %25 (yüzde yirmi beş) oranında kusurlu olduğu tespit ve rapor edilmiştir.

Adli Tıp Kurumu İkinci İhtisas Dairesi'nin 25/11/2022 tarihli raporunda özetle ; ... ve ... oğlu, 19/04/1987 doğumlu, ...’nın 29/06/2013 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve mesleği bildirilmemekle Grup1 kabul olunarak: Gr1 VII(1a……….0)A %3x4/5=%2.4 olduğunu, E cetveline göre %1.3 (yüzdebirnoktaüç) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağını, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 12(oniki) aya kadar uzayabileceği tespit ve rapor edilmiştir.

Tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda yapılan yargılama, toplanan deliller, dava dilekçesi, cevap dilekçesi, aşamalarda aldırılan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı ile yapılan değerlendirmede; Dava, trafik kazası nedeniyle davacının geçici iş göremezliğinden kaynaklı maddi tazminat, manevi tazminat ile tedavi gideri talebine ilişkindir.

Davanın, 29.06.2013 günü saat 20:00 sıralarında davalı sürücü ... idaresindeki ... plakalı kamyonet ile ...istikametine doğru seyir halindeyken kavşağa geldiğinde, seyir istikametine göre sol taraftaki orta adadan kavşağa giren sürücü ... idaresindeki kamyonetin sağ yan kısımlarına çarpması, çarpma ile savrulan .. plakalı kamyonetin de ... üzerinde karşıdan karşıya geçmek için bekleyen davacı ...'ya çarpması sonucu yaralandığı, işbu davanın zararın tazmini amacıyla açıldığı anlaşılmıştır.

Olay nedeniyle ...

8.Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında davalılar ... ve ... hakkında taksirle yaralama suçundan kamu davası açıldığı, dosya içerisinde yer alan 28/09/2016 tarihli ATK Trafik İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen raporda; Sanık sürücü ...'ın asli kusurlu olduğu, Sanık sürücü ...'nın tali kusurlu olduğu ve Müşteki yaya ...'nin kusursuz olduğu kanaatini bildirir rapor düzenlendiği anlaşılmıştır.

Meydana gelen trafik kazasında sürücülerin kusur oranlarının tespiti için hazırlanan 08/04/2019 tarihli ATK kusur raporunda; Davalı sürücü ... idaresindeki kamyonet ile seyir halindeyken olay mahalli dönel kavşağa yaklaştığında, kendi istikametine hitap eden levhaları dikkate alarak hızını uygun seviyeye düşürmesi ve ilk geçiş hakkını sol tarafından dönel kavşağa girmiş bulunan kamyonete vermesi gerektiği hususlarına riayet etmediği olayda asli derecede kusurlu olduğu, diğer davalı sürücü ... idaresindeki kamyonet ile seyir halindeyken olay mahalli dönel kavşağa gelip dönüş manevrası yaptığı sırada, diğer kavşak kolundan bu mahalle yaklaşan araçlara dair gerekli-yeterli kontrolleri yapması ve yaklaşan araçların hızılarını-mesafelerini değerlendirerek manevrasını gerçekleştirmesi gerektiği hususlarına riayet etmediği olayda tali derecede kusurlu olduğu, davacı yaya ... olay mahalli refüj/kaldırım üzerinde geçiş için beklemekteyken, kavşakta meydana gelen kaza ile savrulan kamyonetin çarpmasına maruz kaldığı olayda atfı kabil kusuru bulunma dığıbelirtilmekle Davalı ...’ın %75 (yüzde yetmiş beş) oranında kusurlu, diğer davalı ...’nın %25 (yüzde yirmi beş) oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Hazırlanan raporun ...

8.Asliye Ceza Mahkemesinin ... sayılı dosyasında hazırlanan ATK raporu ile paralel olduğu anlaşılmakla bu hususta yapılan itirazların reddine karar verilmiştir.

Meydana gelen trafik kazasında davacının geçici iş göremezliğinin tespiti için dosya Adli Tıp Kurumu Başkanlığına gönderilmiş 25 Kasım 2022 tarihli raporda; 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri dikkate alındığında; "29/06/2013 tarihli BT’lerde; sağ temporoparietal hemorajik kontüzyon ve sıvama subdural hematom, Sfenoid sinüs duvarına kırık, sol klavikulada kırık, sol skapulada kırık, sol minimal pnömotoraks, sol akciğer apikalde kontüzyonel dansite artımı olduğu, 15/07/2013 tarihli ...’de; sağ temporoparietal kronik subdural hematom, 21/10/2021 tarihli grafilerde; sol skapula ve klavikulada (şövaşe) kaynamış kırık sekelleri olduğu” tespit edildiğine göre;" E cetveline göre %1.3 (yüzdebirnoktaüç) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 12(oniki) aya kadar uzayabileceği belirtilmiştir.

Hak sahiplerinin bakiye ömürleri önceki yıllarda ...’dan alınan 1931 tarihli "PMF" cetvellerine göre saptanmakta iken, Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, ... Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, ..., ...Üniversitesi ve ... Üniversitesi’nin çalışmaları ile "TRH 2010" adı verilen "Ulusal Mortalite Tablosu" hazırlanmış olup, Sosyal Güvenlik Kurumunca’da ilk peşin sermaye değerinin hesaplanmasında anılan tabloların uygulanmasına geçilmiştir. Gerek diğer kurumlar ile Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve gerekse bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği de göz önüne alınarak, ülkemizce de tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacağına Yargıtay 17.Hukuk Dairesi’nce de karar verilmekle görüş değişikliğine gidilmiştir (Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin T:22/12/2020, E:..., K:...; T:14/01/2021, E:..., K:... Karar sayılı ilamları).

Öte yandan Anayasa Mahkemesi’nin 17/07/2020 tarih...Esas -... sayılı Kararı ile; KTK’nun 90. maddesindeki "Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir." bölümündeki "Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda..." ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmekle; zarar hesaplanmasında ZMMS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz bu cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün değildir. Anılan nedenlerle tazminat hesaplamasında bakiye ömür sürelerinin TRH 2010 Tablosu'na göre belirlenmesi, zarar görenin bilinen dönem sonrası muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması gerekmektedir.

Yukarıda belirtilen kapsamda dosyamıza sunulan 28/11/2023 tarihli aktüerya hesabında; geçici iş göremezlik zararının 2.678,27 TL olduğu, sürekli iş göremezlik zararına ilişkin talep bulunmadığından herhangi bir hesaplama yapılmadığı, meydana gelen trafik kazası nedeniyle Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi limitleri dahilinde olduğu görülmüştür. Yine dosyaya sunulan 25/03/2024 tarihli SUT uzmanı bilirkişi tarafından hesaplanan raporda tedavi giderinin 3.723,95 TL olduğu görülmüştür.

Davacı yanca davalı sigorta şirketleri yönünden faiz başlangıcına yönelik olarak; 2918 sayılı KTK.nun 99/1. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları'nın B 2/a maddesi uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Sigortaya başvurulmadan dava açılması veya icra takibi başlatılması halinde ise bu tarihlerde temerrüt gerçekleşir. Bu durumda, ilke olarak davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmış ise bundan 8 iş günü sonrasında, başvuru yapılmamış veya iş bu dosyamızda olduğu gibi taleple bağlı kalınarak dava tarihi itibarıyla, belirlenen tazminat alacağının tamamı için anılan tarihlere uygun faiz uygulanması gerektiği görülmekle dava tarihi olan 28/04/2015 tarihinden itibaren faiz talep edebileceği anlaşılmaktadır. 6100 sayılı HMK’nın 24 üncü ve 26 ncı maddelerine göre, yargıç, tarafların talebi olmadan bir uyuşmazlığı kendiliğinden inceleyemez ve karara bağlayamaz. Kanunda açıkça belirtilmedikçe hiç kimse kendi lehine olan davayı açmaya veya icra takibini yapmaya zorlanamaz. Yargıç, bir davada tarafların talep sonuçları ile bağlıdır; talepten fazlasına veya talepten başka bir şeye karar veremez. Ancak, duruma göre talepten daha azına karar verilebilir. Yargıcın, tarafların talepleriyle bağlı olmadığına dair kanun hükmü veya kamu düzenini ilgilendiren bir durum varsa bu kural uygulanmaz. Örneğin, sosyal güvenlik hakkı, anayasa ile güvence altına alınmış vazgeçilemez temel sosyal haklardandır. Bu sebeple, hizmet tespiti davalarında davadan feragat geçersizdir. Yine bütün davalarda yargılama giderleri, harç ve vekâlet ücreti konusunda tarafların bir talebi olmasa dahi mahkeme, kamu düzenini ilgilendiren bu konularda re’sen hüküm kurmak zorundadır. 6100 sayılı HMK'nun 26/1 maddesinde "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir" düzenlemesine yer verilmiştir.

HMK'nun 176. maddesi (HUMK'nun 83. md.) ve devam maddelerinde ıslah müessesesi düzenlenmiş olup, bu yolla, mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya istem sonucunun değiştirebilmesi imkanı sağlanmıştır. Usule ilişkin işlemlerin tamamen ya da kısmen ıslahı mümkündür. Ancak, her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır. Bu hale göre yargılaması devam eden bir dava içinde, ıslah ile ikinci bir talepte bulunma olanağı bulunmamaktadır. Islahla, dava konusu olmayan bir istemin dava kapsamına alınması mümkün değildir.

İfade olunan yasal düzenlemeler göz önünde bulundurulduğunda; davacı ... için açıkça dava dilekçesinde talep edilmeyen sürekli iş göremezlik tazminatı ile yine davacı vekilinin tazminat talep sonucunu açıkladığı 21.03.2017 Tarihli duruşmada yalnızca geçici iş göremezlik, tedavi gideri ile manevi tazminat talebine ilişkin taleplerinin olduğu, ıslah dilekçesiyle talep edilmesinin mümkün olmadığı sürekli iş göremezlik talebi yönünden açılmış ve harcı yatırılmış bir dava bulunmadığından mahkemece dava dilekçesinde istenilmeyen bu kalem alacaklar için tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya uygun olmayacağından davacı vekilinin dosyanın sürekli iş göremezlik talepleri bakımından da aktüer bilirkişiye tevdii edilmesi yönündeki taleplerinin reddine karar verilmiştir. (Nitekim 17 hd nin 2014/23214 esas ... karar,... esas 2018/3722 karar sayılı ilamları)

TBK'nun 56. maddesinde; "Hakim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." hükmüne, TMK'nun 4. maddesinde; "Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hakim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir." hükmüne yer verdiği anlaşılmaktadır.

Manevi tazminat isteyebilmek için, hukuka aykırı bir şekilde bedensel zarara ya da ölüme neden olunmalı, zarar ile eylem arasında nedensellik bağı kurulabilmeli, zarar verenin az çok kusuru ya da kusuru olmasa bile sorumluluğa ilişkin koşullar oluşmalı ve zarar görende olay nedeniyle ruhsal sarsıntı meydana gelmiş olmalıdır. Manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesinin kendisine verdiği takdir hakkını hukuka ve hakkaniyete göre kullanıp, ona etkili olan nedenleri objektif bir şekilde değerlendirmeli ve hak sahibine vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Aslolanın insan yaşamı olduğu gözetilerek, bu yaşamın yitirilmesinin yakınlarında açtığı zararın telafi edilmesinin olanaksızlığı nedeniyle yakınlarında oluşan derin ızdırabı bir nebze olsun dindiren miktarda olmalı, elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan miktar kadar ve eski kalıplardan çıkılarak zarar vereni de dikkat ve özen göstermek konusunda etkileyecek miktarda caydırıcı olmalıdır. (HGK ...K) Bundan ayrı manevi tazminatın, maddi tazminatın olmadığı ya da yetersiz kaldığı hallerde tamamlayıcı denkleştirici yönüyle bir sosyal ihtiyacı karşılama işlevi de göz önüne alınmalıdır.(Ahmet Çelik, Manevi Tazminata Ölçü Arayışı, Serozan, agm.,sf.86)

Yukarıdaki anlatımla davacının manevi tazminat talebi bakımından yapılan değerlendirmede; manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. ... günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Bu kapsamda yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacının yaralanmasındaki ciddiyet, iyileşme süresi, davacıda kaza nedeniyle kemik kırığının oluşması, bu nedenle çekilen acı her ne kadar çok ise de, ceza dosyası içeriği gibi hususlar yanında olayın oluş şekli ve davacının kusursuz oluşu, tarafların sosyo ekonomik durumlarına, olay tarihine, manevi tazminatın amaç ve içeriğine, hak ve nesafet kaidelerine ve olay tarihindeki paranın alım gücüne göre meydana gelen elim olayda davacı tarafından duyulan acıyı, çekilen sıkıntıyı bir nebze hafifletmek için, davacının manevi tazminat taleplerinin kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davanın maddi tazminat yönünden KABULÜ İLE,

-Davacının geçici iş göremezliğinden kaynaklı 1.338,70 TL tazminat (sigorta şirketleri bakımından ZMMS Poliçe limiti olan 250.000,00-TL ile sınırlı olmak üzere) ile tedavi giderinden kaynaklı 3.723,95 TL (tedavi gideri klozu kapsamında olmak üzere) toplam 5.062,65-TL'nin taleple bağlı kalınarak davalı gerçek kişiler yönünden ve davalı sigorta şirketleri yönünden dava tarihi olan 28/04/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

2.Davanın manevi tazminat yönünden KABULÜ İLE, -29.06.2013 tarihli trafik kazası nedeniyle 20.000,00 TL manevi tazminatın, taleple bağlı kalınarak dava tarihi olan 28/04/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı gerçek kişilerden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,

3.Maddi tazminat talebi yönünden; A-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 615,40-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 428,05-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 187,35-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına, B-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13) göre hesaplanan 5.062,65-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

4.Manevi tazminat talebi yönünden; A-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 1.366,20-TL harcın davalı gerçek kişilerden müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına, B-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13) göre hesaplanan 20.000,00-TL vekalet ücretinindavalı gerçek kişilerden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

5.Davacı tarafından yapılan; 6.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 2.124,50 ATK Faturası, 1.991,50-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 10.116,00-TL'nin davalılardan (1.700,03-TL'sinin davalı sigorta şirketleri 'den, 8.415,97-TL'sinin davalı gerçek kişiler 'den) müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

6.Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,

Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, 5235 sayılı Kanun'un 33-(1), 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341-(1) ve devamı maddeleri uyarınca, gerekçeli kararın usulen taraflardan her birine tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre dahilinde, Mahkememize dilekçe ile başvurmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.13/03/2025

Katip

(e-imzalıdır)

Hakim

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.