Aramaya Dön

12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2021/317
Karar No
K. 2025/151
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2021/317 Esas
KARAR NO: 2025/151
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 26/05/2021
KARAR TARİHİ: 28/02/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki ticari münasebetten kaynaklanan alacaklar sebebiyle fatura düzenlendiğini, bilahare fatura borcunun ödenmemesi sebebiyle alacağın tahsili amacıyla --------dosya ile ilamsız takiplerde haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalı tarafından borca, faize ve fer' ilerine ve takip dayanağı gösterilen belgelere itiraz etmesi sebebiyle takibin durduğunu, Borca ve takip dayanağı belgelere itiraz edilmesine rağmen davalı şirket yetkilisi -------- tarihinde, müvekkili şirket yetkilisine gönderilen e-mail de borcun kabul edildiğini, Ticari defterlerin delil olması hususunu düzenleyen HMK madde 222 uyarınca tacirlerin ticari işlerinden dolayı delil niteliği taşıması sebebiyle tarafların ticari defter ve kayıtlarının delil olarak incelenmesini talep ettiklerini, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, tüm bu nedenlerle açılan davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin devamına, davalının takibe konu alacak üzerinden %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

SAVUNMA

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;

Davacı tarafın dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu ve icra takibinde dayanak olarak gösterdiği hakediş raporunda gerek kontrol mühendisi ----- ve gerekse İşveren firma yetkilisi ---------- tarafından imzalanmadığını, kesin hakediş yapılmadan, mutabık kalınmadan davacı firmanın sözleşmeye aykırı olarak fatura düzenlediğini, ------- şirketin imza yetkilisi olmadığını, şirket hesapları ve yapılan/yapılması gereken ödemeler, barter kesintileri, cari hesap gibi muhasebesel konular ile ilgisi bilgisi bulunmayıp şifahen davacı firma ile görüştüğünü, Dava dilekçesi ekinde sunulan mail yazışmalarında da kabul beyanında bulunmadığını ve 16.12.2020 tarihli mailde şirket yetkilisi -----görüşülmesi gerektiğinin belirtildiğini, yine ----------tarihli mailde “Ama cariyi görmem lazım önce, sen incele sonra görüşürüz” ifadeleri ile Mail yazışmalarında iletilen hesaplama ve raporlarının muhasebel incelemeden önce kabul edilmediğinin ifade edildiğini, dilekçeleri ekinde flash bellek içerisinde sunulan mail yazışmaları incelendiğinde yalnızca tarafların saha sorumluları arasında “kesin hakediş” adı altında birçok raporun iletildiğini, raporların taslak olarak iletildiğini, kesinleşmediğini, muhasebe incelemesinden geçmediğinin görüleceğini, cari hesabın ve yapılası gereken kesintilerin muhasebe ve şirket yetkilisi ile görüşülmesi gerektiğinin de maillerde belirtildiğini, zira kesin hakedişin, önceki hakkedişlerin, yapılan tüm ödemelerin, yapılması gereken kesintilerin şirket muhasebe biriminin değerlendirmesi akabinde şirket yetkilisi tarafından onaylanması ile yapılması gerektiğini, Görüleceği üzere hakkedişlerin geçerli olabilmesi için işveren firma yetkilisinin imzasının bulunmasının şart olduğunu, açıklanan nedenlerle davacı firmanın sunduğu hakediş raporu geçersiz olup buna dayanılarak müvekkili firmadan bir bedel talep edilmesinin mümkün olmadığını, davacı yanın, sözleşme ve ilgili yönetmelikler kapsamında usulüne uygun olarak kesin hakediş yapılmadan, geçersiz bir hakediş raporuna dayanarak -------- bedelli faturayı düzenleyerek müvekkili şirkete gönderdiğini, müvekkili şirketin ise -------- yevmiye sayılı ihtarnamesi ile yasal süresi içerisinde itiraz ederek faturayı kabul etmediğini bildirdiğini, davacı firmanın sözleşmesel yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiğini ve müvekkili firmayı zarara uğrattığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte aşağıda açıklayacakları tüm zarar kalemlerinin sözleşme gereği kesin hakedişten mahsup edilmesi gerektiğini, davacının dava dilekçesi ekinde sunduğu geçersiz “kesin hakediş” raporunda listelenen imalatları gerçekleştirdiğini kabul anlamına gelmemekle birlikte, imalatların gerçekleştirilmiş olması halinde dahi davacı firmanın herhangi bir ödemeye hak kazanmadığını, zira aşağıda açıklayacakları nedenlerle, davacı firmanın müvekkili firmayı ciddi maddi zarara uğrattığını, davacı firmanın imalatlarının sözleşmeye aykırı, eksik, kusurlu ve ayıplı olduğunu, bu kusurlu imalatlar nedeniyle müvekkili şirketin uğradığı zararların ve nefaset farkının hesaplanması gerektiğini, ayıplı imalatlar nedeniyle daire sahiplerinden şikâyetler aldığını ve sonu gelmeyen tadilat işleriyle uğraştığını, müvekkili firmanın gerek sözleşme süresince gerek sonrasında davacı firmayı kötü imalatları ve ayıplı ifaları nedeniyle defalarca uyardığını, sözleşme devam ederken ortaya çıkan bu ayıplı hizmet ve kusurlu imalatların, sözleşme sonrasında da devam ettiğini ve müvekkili şirketin malzeme fiyatları, personel yevmiyeleri gibi kalemlerde ciddi maddi zarara uğradığını, davacı yan dilekçesinde borcun kabul edildiğini iddia ettiğini, ancak dava konusu faturaya itiraz ederek iade edildiği gibi, takibin dayanağı olarak gösterilen hakediş raporunda müvekkili şirket imza yetkilisi tarafından imzalanmadığını ve onaylanmadığını, Taraflar arasındaki sözleşmenin “Hakediş Raporları ve Ödenmesi” başlıklı 27. Maddesinin 8. Bendinde “Hakedişe ait fatura, hak ediş işveren tarafından onaylanmadıkça düzenlenemez, herhangi bir ara hakedişin işveren tarafından kabul edilmesi veya onaylanması ya da hakediş tutarının yükleniciye ödenmiş olması, söz konusu hakedişin ve hakediş kapsamındaki işlerin işveren tarafından kesin olarak kabul edildiği biçiminde yorumlanamaz. İşveren hesap tasfiyesine kadar söz konusu ara hakedişleri ve hakediş kapsamındaki işleri her zaman yeniden değerlendirebilir ve reddedebilir” denildiğini, Davacının üstlendiği işi tamamlayamayacağı anlaşıldığından, ilk sözleşmenin birtakım maddelerinde yapılan değişikliklere ilişkin ---------- İnce İmalatların Yapılmasına İlişkin Sözleşmenin Bazı Maddelerinin Tadiline İlişkin Tadil Sözleşmesi” imzalandığını, Yapılan tadil sözleşmesinin 3. Maddesinde “... İşin bedeli yaklaşık 5.685.000.-TL * KDV olarak belirlendiğini, ancak geçen sürede yüklenicinin bazı imalatları yapamayacağını bildirdiğini ve işin bedelinin 1.000.000.-TL * KDV azaltıldığını, davacı yanın piyasadan malzeme alamayacak duruma geldiği için yüklü miktarda malzemenin temini, müvekkili şirket tarafından sağlandığını, müvekkili şirketin sözleşmede belirlenen birim fiyatlardan daha yüksek birim fiyatlarla malzeme almak mecburiyetinde kaldığını, Sözleşme sonrasında davacının ayıplı imalatı nedeniyle alınan malzemelere ilişkin faturalar ve personel yevmiyelerine ilişkin belgeler ile ilgili de müvekkili şirket muhasebe birimi tarafından çalışma yapılmakta olup bilahare sunulacağını, Müvekkili şirketin bir diğer zararının da KDV iadesi alamaması olduğunu, mali incelemede davacı firmanın “Sahte Belge düzenlediği” tespit edildiğinden müvekkili firmanın davacı tarafından kesilen faturaların KDV iadelerini alamadığını, bu nedenle iade tutarında kayba uğradığını, * Taraflar arasındaki sözleşmenin 18. Maddesinin ilgili bentlerine göre ----- prim ödemelerinin yüklenici yükümlülüğünde olduğunu, yüklenicinin prim borçlarını ödemediğini, davacının defalarca uyarılmasına rağmen ----------- prim ödemelerini yapmadığını, bu ödemeleri müvekkili şirketin yaptığını, davacı hesabına 326.198.-TL borç kaydedilmiş olup bu bedellerin taksitlendirildiğini, 63.736,75 TLgecikme bedeli henüz yansıtılmamış olan ve kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının alacaklarından ve hak edişlerinden kesilmesi gereken bir bedel olduğunu, Müvekkili şirketin, davacı firmanın eksik ve hatalı imalatları nedeniyle davacının yükümlülüğündeki işler ile ilgili personel istihdam etmek mecburiyetinde kaldığını, bu personellerin mali yükümlülükleri nedeniyle müvekkili firmanın zarara uğradığını, Davacı firmanın -------- benzeri kanuni mükellefiyetlerinden doğmuş bir borcu olmadığına ilişkin belgeleri müvekkili şirkete teslim etmeden kesin hakkedişin yapılması ve müvekkili şirketten ödeme talep etmesinin mümkün olmadığını, * Müvekkilinin davacı firmaya borcu olmadığını, tüm ödeme belgelerini, ara hak edişler, faturalar, dekontlar, çekler ve cari hesap hareketlerinin dosya kapsamına sunulduğunu, Taraflar arasındaki sözleşmenin “Delil Sözleşmesi” başlıklı 44. Maddesi gereği davacı yanın müvekkili şirketin ticari defterlerini kesin delil olarak kabul ettiğini, tüm bu nedenlerle açılan davanın usul ve esastan reddine, davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini beyan etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava; taralar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.

İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.

c)Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, ---------- sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.

Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.

Bilirkişi heyeti tarafından alınan 17/09/2022 tarihli raporda özetle; Davacı şirketin 2020 yılına ilişkin ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, Davalı şirketin 2020 yılına ilişkin ticari defterlerinin GİB onaylı beratlarının süresinde alındığı, TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, Tarafların ticari defterlerinin incelenmesinde, 19.03.2021 icra takip tarihi itibariyle, davacı şirketin kendi defterlerinde 403.786,85 TL alacaklı gözükürken, davalı şirketin kendi defterlerinde borç alacak bakiyesinin 0,00 TL olduğu, ticari defterler arasındaki farklılığın, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen ------- tutarlı faturanın davalı şirket defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığı, Davaya konu bağımsız bölümlerin duvar ve tavanlarında görülen sıva ve boya çatlakları ile banyo duvar seramiklerinde görülen seramik çatlaklarının yüklenicinin kusurundan değil binanın oturmasından ve zemin hareketlenmesinden kaynaklandığı, Bu nedenle davacının ihtilaflı hakediş kapsamındaki işleri ifa ettiğinden talep edebileceği, Sözleşmenin Hakediş Raporları ve Ödemesi başlıklı 27. Maddesinin 8. Bendi (27.8.) uyarınca, hakedişe ait fatura ve hakediş işveren tarafından onaylanmadıkça düzenlenemeyeceğinin hükme bağlandığı, Ayrıca kesin hakkedişin idareye (işverene) sunulabilmesi için, sözleşmenin 18 ve 27. Maddeleri gereği, taahhüt konusu işi üstlenen firmanın üstlendiği işe ilişkin ----alacağı ilişiksiz belgesini de kesin hesap ekinde sunması gerektiği, dosya kapsamında -------- alınmış ilişiksiz belgesinin görülmediği, dosyaya sunulan imzasız ve onaysız kesin hakkedişin hükme esas alınıp alınamayacağı hususunun mahkememizin takdirinde olduğu davacı /alacaklı takip öncesinde faiz talebinde bulunmadığı için taleple bağlılık kuralı gereği bu konuda değerlendirmenin yapılmadığı, Sayın Mahkeme'nin kısmen ya da tamamen Davacı lehine hüküm kurması halinde; tarafların tacir olması, işin ticari iş olması, temerrüt faiz oranının önceden kararlaştırılmamış olması münasebetiyle, takip sonrasında hükmolunacak davacı alacağı için 3095 s.k m.2/2 kapsamında avans faiz talebinin yerinde olduğu hususlarını beyan ve rapor etmiştir.

Bilirkişi tarafından alınan 11/06/2024 tarihli raporda özetle; Davalının Beyanı: “KDV İadesi istediğimiz tutar, 406 no lu aylık indirimli orana tabi işlemlere ilişkin iade iken, 439 no lu yıllık indirimli orana tabi işlemlere ilişkin iade usulüne geçmiştir. Bu durum KDV iadesi tutarlarının hesaplamasında da farklılık yarattığından iade edilecek KDV tutarı 534.441,35 TL olarak revize edilmiştir. KDV iade usulünün değişmiş olması iade edilecek KDV tutarımızın 73.665,83 TL azalmasına sebep olmuştur. KDV iadesi bakımından ilk zarar kalemi bu şekilde ortaya çıktığı Davalı firmanın --- talebinin ------- talebi olarak değişmesindeki ana sebep engeç ----- tarihine kadar yapılması gereken başvuru----tarihinde “standart” başvuru dilekçesi ile yapıldığı -------dolayısı ile iadenin aylık yerine yıllık yapılamasının sebebi Davalı şirketin başvurusunu geç yapmasından kaynaklandığı anlaşıldığı Davalının İade talep ettiği tutarlarda bir eksilme olamamış sadece ikinci (revize) talebine kadar geçen dönmede elde ettiği Hasıla KDV kadar eksik bir talebi söz konusu olduğu davalının Beyanı: Devamla, alınacak tutarın geç alınacak olmasından dolayı paranın değeri bakımından 'da müvekkil firmanın ciddi zararı söz konusu olmuştur. Kısmi KDV İadesi 09.01.2020 tarihinde alınmış olup, davacı firmanın sorunu olmasa 608 bin TL de bu tarihte alınacaktı. 608 Bin TL *nin müvekkil firmaya faiz maliyeti yaklaşık I81 bin TL olduğu tespitlerinin Davalı şirketin geç aldığını beyan ettiği KDV İadesi ile başvuruyu engeç 31.01.2020 tarihine kadar tamamlaması gerekirken başvuru ile ilgili ilk talebini 25.09.2020 tarihinde standart dilekçe ile yaptığı, Tebliğe uygun başvuru işlemlerini ise Ocak 2020 ayına ilişkin KDV Beyannamesini 25.11.2020 tarihinde düzelterek, kin YMM Raporunu ise 29.01.2021 tarihinde Vergi İdaresine teslim ederek tamamladığı yazışmalardan görüldüğünün tespit edildiği,

Davalı tarafından Cevap dilekçesinin 4.4.maddesinde bu husus “İndirimli Orana Tabi İşlemlerden Kaynaklanan ----- dönemine ait KDV iadesine esas olmak üzere, 15.11.2019 tarih ve 84 sayılı-------- vergi kimlik numaralı mükellefi davacı firma ---- söz konusu davacı mükellefin Sahte Belge Düzenleme Tespiti nedeni ile incelemeye sevk edilmiş olması gerekçesi ile bloke edilmiştir. şeklinde beyanı ile Davacının durumu ile (Sahte Fatura Kullanımı) bilgi sahibi olmuş, bu bilgi sonrası davalı 31/01/2020 tarihine kadar bloke edilen tutarlara ilişkin başvusunu-------- tamamlaması gerekirken davacıya yaptığı ödemelere ilişkin belge ve bilgileri 27/07/2020 tarihinde veri dairesine teslim ettiği, blokeye alınan kdv iadesine ilişkin başvurusunu ise "stndat" dileke ile 25/09/2020 tarihinde yaptığı, ancak vergi dairesinin başvurusun geç yapılması nedeni ile ilgili tebliğ uyarınca yeni başvuru yapılması gerektiği konusunda Ekim Kasım 2020 tarihli yazışmalarla davalıya bilgi verdiği, davalının bu şazışmalar sonrası 25/11/2020 tarihnid ebakiyel KDV alacağı ile ililii olarak --------beyannamesi dilekçesi verdiği, akabinde ise 19/01/2021 tarihinde YMM KDV iade raporunun vergi dairesine teslimi gerçekleştirilerek iade talebinin güncellendiği talep edilen tutarın ise 20/08/2021 tarihinden nakten iade alındığı kronolojik sıralamadan da görüleceği Davalı firmanın KDV İade: uzun sürmesinin nedenli den bi in de Davalı tarafından başvuruların geç yapılması olacağı, Davalının KDV İadesinin gecikmesine gerekçe olarak sadece Davacı ----beyan ettiği, ancak ---- İadesinin blokeye alınması ile ilgili olarak ---------- sayıldığı bu hali ile bu işlemden tek başına Davacı firmanın sorumlu tutulup tutulmayacağı konusunda takdirin mahkememiz de olduğu Davacı tarafından tarafımıza sunulan Vergi Mahkemesi kararları incelendiğinde Davacının 2018-2019 yıllarına ilişkin Vergi İdaresinin Raporlarını dava konusu yaptığı bunların ilk derece mahkemesi tarafından iptal edildiği, Vergi İdaresi tarafından yapılan İstinaf başvurularının bazılarının kesin bazılarının ise ---------- yolu açık olmak üzere rededildiği, 2016-2017 yıllarına ilişkin Vergi İdaresi Raporlarının ise ilk derece Vergi Mahkemesi kararı doğrultusunda İstinaf Mahkemesince onaylandığı, takdirin mahkememize ait olmak üzere Davacı hakkında -------- sayılı Vergi Suçu Raporu ile diğer Raporların ile bu raporların dava konusu yapılanların sonuçlarının ilgili Vergi idaresi ve Mahkemeden istenebileceği hususlarını beyan ve rapor etmiştir.

Bilirkişi heyeti tarafından alınan 27/06/2024 tarihli raporda özetle; Dava konusu yapıda oturma olup olmadığını anlamak için yukarıda açıklandığı biçimde -------cihazı bağlanarak okumaları yapılması gerekmekte olduğu, Bu çalışma uzun zaman alan , tek bir akademisyenin yapamayacağı ve haftalık okumaların düzenli kayıt altına alınması gereken teknik bir laboratuvar tarafından verilen profesyonel bir hizmet olduğu, Bu çalışmanın meti olmayıp profesyonel aletler ile yapılacak bir teknik bir çalışma olduğu, Bu çalışma gerek zemin uzmanı gerekse betonarme uzmanı gerekse yapı statiği uzmanı bir akademisyen kişinin gözlemle belirleyeceği bir husus olmadığı, Teknik hizmetin profesyonel firmadan alınıp dosyaya yukarıda açıklandığı biçimde çatlakların sebebinin oturma olup olmadığı ile ilgili bir teknik rapor kazandırılması halinde bu rapor incelenerek yapıdaki çatlakların oturma kaynaklı olup olmadığı değerlendirmesi yapılabileceği hususlarını beyan ve rapor etmişlerdir Bilirkişiler tarafından alınan ek raporlarda ; Kök Raporda belirtilen Heyete ait görüş ve kanaati değiştirecek bir hususun olmadığı hususlarını beyan ve rapor etmişlerdir.

Duruşmada dinlenilen tanık ------- Beyanında : "Ben davalı şirkette inşaat mühendisi olarak görev yapmaktayım ayrıca inşaat bölümünden sorumlu proje yöneticisiyim davalı şirket ----------- olmak üzere konut projesi gerçekleştirmiştir bu gerçekleştirilen konut projesinde davacı şirket taşeron firma olarak görev yapmak ta idi davacı firmadan malzeme artı işçilik olmak üzere taşeron hizmeti alındı söz konusu daireler bittikçe peyder peyi müşterilere teslim ediliyordu müşteriler konutlara yerleştikten sonra kullanım hatası haricinde bazı yapısal taşeron firmadan kaynaklı şikayetler gelmeye başladı söz konusu şikayetler genel olarak alçı sıva boya şap seramik asma tavan konularında idi, ilk başlarda söz konusu işler le ilgili şikayetlerin tamiri ve tadilatını davacı şirket yapıyordu ancak şikayet sayısının artması ve davacı şirkete ulaşılamaması nedeni ile her site bünyesinde davalı şirketin doğrudan kendi personeli söz konusu işlerden kaynaklı tamiratları yapmaya başladı , bahsedilen ayıplı işler tavanın kabarması boyanın kabarması, tavanın çatlaması sıva çatlaması seramiklerin ayrılması, şeklinde idi, hali hazırda benzer ayıplı imalatların bulunduğu 30, 35 daire daha mevcuttur Davalı şirket söz konusu konutlarla ilgili ayıplı imalatların giderilmesi için üç personel görevlendirdi bu ayıplı imalatların giderilmesi için gerekli olan malzemeyi artık davalı şirket karşılamaktadır dedi ayrıca hak edişlerin carisi ile ilgili doğrudan bir bilgim bulunmamaktadır davalı şirket mühendislik finans ve hukuk bölümü olarak ayrı ayrı düzenlemeler ve kontroller yapmaktadır, en son düzenlenen raporlar yönetim kuruluna tevdii edilmektedir gerekli ödeme işlemi yönetim kurulunun ıslak imzalı olurundan sonra finans bölümü halleder" şeklinde beyanda bulunmuştur.Duruşmada dinlenilen tanık ------Beyanında : " Ben davaya konu ------------- müdürü olarak 2019 yılında beri çalışmaktayım, çalışmış olduğum sitenin bazı dairelerde ve dairelerin odalarında ıslak zeminlerde ve seramiklerde çatlamalar ve ayrılmalar, boya kabarmaları dökülmeleri mevcuttur, site sakinleri de söz konusu bu durumu site müdürü olarak bana bildiriyor normalde böyle bir- durumda söz konusu işi yapan taşeron şirkete site sakinlerinin şikayetleri bildirilir ve gerekli tamirat/tadilat taşeron şirket tarafından yerine getirilir ancak ben site müdürü olarak taşeron şirkete ulaşamadığımdan doğrudan davalı inşaat şirketi bünyesinden site içerisinde mevcut bulunan ve tamirat gerektiren işlerin yapılabilmesi için personel talep ettim, şuan çalıştığım site de üç tane personel bulunmaktadır bu personel site sakinlerin şikayetleri doğrultusunda gerekli tadilat ve tamir işlerini yapmaktadır, personelleri davalı şirket görevlendirmiştir, hali hazırda benzer şikayetlerin bulunduğu 30,35 daire mevcuttur Ben davalı şirket bünyesinde çalışmamaktayım yalnızca site yönetiminde ------------- olarak görev yapmaktayım, çalıştığım sitede 174 daire vardır neredeyse tadilat yapılmayan daire yoktur hatta bazı dairelerde birkaç defa tadilat yapılması gerekti ve yapılan işler genel olarak tek bir fayansla başlamış ise de daha sonra tüm fayanslar site sakinin talebi üzerine farklılık bulunması nedeni ile değiştiriliyor yahut tek bir noktaya lokal boya yapılması gerekirken renk farklılığı olmaması nedeni ile tüm duvar boyanıyor" şeklinde beyanda bulunmuştur.

Duruşmada dinlenilen tanık ----- Beyanında : "Ben davalı şirkete muhasebe ve finans proje müdürü olarak 2016 yılından beri çalışmaktayım, ---------- davacı şirketin taşeronu olduğu imalat ve işçiliklerden kaynaklı ayıplarından dolayı yansıtma faturaları düzenlendi, şuan şirkette söz konusu imalat ve işçiliklerden kaynaklı işlerin tamir edilmesinden dolayı davalı şirket bünyesinde çalışan üç personel istihdam sağlanarak söz konusu tamiratlar yerine getiriliyor davacı şirkete söz konusu işlerle ilgili ihtarnamenin çekilip çekilmediğini bilmiyorum davacı tarafın işlemlerinden dolayı davalı şirketin --------- borç ve para cezaları ile ilgili ödeme zorunda kaldığı bedeller ve zararlar olmuş mudur davacı şirketin sahte belge düzenlemekten dolayı koda girdiğini gördük bu nedenle 709.000,00 TL tutarında Kdv iade bedeli alamadık, vergi dairesine 2020 yılında başvuru yaptık Kdv iademiz 534.000,00 TL ye düştük Kdv iadesin dede zarara uğradık dedi, ------- primlerini ödeyemediği için faiz ve idari para cezalarını biz karşıladık Söz konusu hak edişler birer ay arayla yapılıyordu bu bahsettiğim hak edişler geçici hak edişlerdir henüz söz konusu konut projesi ile kesin hak edişler yapılmadan/mutabık kalınmadan davacı şirket tarafından fatura kesildi bildiğimi kadarıyla bu fatura yönetim tarafından noter kanalı ile iade edildi" şeklinde beyanda bulunmuştur.Dava, iş bedelinin tahsili için girişilen icra takibine itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsili istemlerine ilişkindir. Taraflar arasındaki sözleşme, niteliğince TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen bir eser sözleşmesidir. Davacı taşeron; davalı ise yüklenicidir. "Eser sözleşmesi TBK'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Eser sözleşmesinde taraflardan biri iş sahibi, diğeri ise yüklenicidir. Eser Sözleşmesinde, işin uzmanı sayılan yüklenici yapımını üstlendiği işi, özen borcu gereği fen ve sanat kurallarına, sözleşme hükümlerine, kendisine duyulan güvene ve beklenen amaca uygun şekilde yapmakla yükümlüdür. Eser sözleşmesini diğer iş görme sözleşmelerinden ayıran en önemli özelliklerinden birisi sonuç sorumluluğudur. Bununla yüklenici tarafların iradeleri doğrultusunda bir sonucun meydana getirilmesi taahhüdü altına girmektedir. Bu taahhüdün altına giren yüklenici işin niteliği gereği borcunu sadakat ve özenle yerine getirmek zorundadır. Sadakat borcu, yüklenicinin işi eser sahibinin yararına olacak şekilde yapması ve ona zarar verecek her türlü eylemden kaçınmasıdır. Eser sözleşmelerinde işin imal edilip teslim edildiğini kanıtlama yükümlülüğü yüklenicide, iş bedelinin ödendiğini kanıtlama yükümlülüğü ise iş sahibindedir. Yüklenici eseri teslim etmediği sürece iş bedeline hak kazanamaz. " usul ve yasaya uygun bilirkişi raporunda özetle ;davacı şirketin 2020 yılına ilişkin ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, Davalı şirketin 2020 yılına ilişkin ticari defterlerinin GİB onaylı beratlarının süresinde alındığı, TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, Tarafların ticari defterlerinin incelenmesinde, -------- icra takip tarihi itibariyle, davacı şirketin kendi defterlerinde 403.786,85 TL alacaklı gözükürken, davalı şirketin kendi defterlerinde borç alacak bakiyesinin 0,00 TL olduğu, ticari defterler arasındaki farklılığın, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen----- tutarlı faturanın davalı şirket defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığı, Davaya konu bağımsız bölümlerin duvar ve tavanlarında görülen sıva ve boya çatlakları ile banyo duvar seramiklerinde görülen seramik çatlaklarının yüklenicinin kusurundan değil binanın oturmasından ve zemin hareketlenmesinden kaynaklandığı, belirtilmiş olmakla davacının edimleri sözleşme kapsamı uyarıca yerine getirdiği davalının ayıba yönelik iddiasını yapılan yargılama neticesinde kanıtlayamadığı davacının işi yükleniciye teslim ettiği ve fiili oturumun başladığı davacının bu nedenle hak ediş alacağına hak kazandığı kanaatiyle açılan davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden, mahkemece koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

Davanın KABULÜNE,

1.Davalının ---------- sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline, takibin aynen devamına,asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine,

2.Alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine

3.Karar harcı 27.582,68 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 4.876,74 TL harcın mahsubu ile bakiye 22.705,94‬ TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,

4.Davacı tarafından yatırılan 59,30 TL başvurma harcı, 4.876,74 TL peşin harç ve 419,90 TL keşif harcı olmak üzere toplam 5.355,94‬ TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine

5.Davacı tarafından yapılan 2.050,00 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,

6.Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,

7.Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 64.568,03 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

8.Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ------ bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

9.Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair taraf vekillerine (e- duruşma sistemi üzerinden) kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde----- Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı 28/02/2025

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog