17. Hukuk Dairesi
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/465
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/01/2025
NUMARASI : 2024/704 Esas 2025/59 Karar
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
BAM KARAR TARİHİ : 27/03/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 27/03/2025
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı-borçlu şirket ile davacı-alacaklı şirket arasında ticari ilişkinin mevcut olduğunu, davalı-borçlu şirketin taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davacı-alacaklı şirket tarafından düzenlenen 19/06/2019 tarih ve 8.761,50 TL bedelli faturadan kaynaklanan borcunu ödemediğini, taraflarınca İzmir 9. İcra Müdürlüğünün 2019/14531 sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, takibin durduğunu, arabuluculuk faaliyeti neticesinde anlaşma sağlanamadığını beyan ederek davalı-borçlunun İzmir 9. İcra Müdürlüğünün 2019/14531 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın 8.761,50-TL asıl alacak yönünden iptaline ve asıl alacak yönünden takibin devamı ile davalının temerrüde düştüğü 06/11/2019 tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesine, asıl alacağın %20sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davacıya karşı herhangi bir borcu bulunmadığını, her ne kadar davacı ile davalı müvekkili arasındaki ticari ilişki mevcut ise de davacının faturaya konu mal ve/veya hizmeti müvekkiline eksiksiz ve tam bir şekilde vermediğini, davacının kendi kusuruyla sebep olduğu hatalı imalat nedeniyle müvekkiline fatura tanzim ettiğini, imalatın hatalı olduğunun daha sonradan fark edildiğini, davacı şirketin izolasyondaki problemleri beton segregasyonuna bağladığını, ancak iyileştirme olarak uyguladığı poliüretan enjeksiyonunun ilk 60kglık kısmına bedelsiz olarak uyguladığından bahsettiğini, davacının kısmen kabul ettiği hatalı imalat nedeniyle fatura tanzim etmesinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, hatalı bir imalatın neden olduğu mal veya hizmetten dolayı tanzim edilen faturanın bedelinin kendisinden talep edilmesinin haksız ve kötü niyetli olduğunu beyan ederek haksız, dayanaksız ve mesnetten yoksun davanın reddine, kötü niyetli davacının %20’den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE: "...,Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde Mahkememiz davacısı tarafından davalı aleyhine yukarıda belirtilen şekilde 19/06/2019 tarihli ve poliüretan enjeksiyon uygulaması işi sebebiyle düzenlenen fatura bedelinin ödenmediği iddiası ile başlatılan takibe geniş anlamda itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verilmekle birlikte taraf ticari defter ve kayıtların incelenmesi neticesinde davacının davalı aleyhine 2019 yılında toplam 4 adet olmak üzere 75.924,20 TL tutarında fatura tanzim edildiği, bahse konu faturalardan Haziran ayında düzenlenen 2 faturanın davalı yanca BA bildirimine konu edildiği gibi söz konusu bu 4 adet faturanında davalının ticari defter ve kayıtlarında yer aldığı anlaşılmakla birlikte faturanın ve içeriği hizmetin davalı yana verildiği yönünde davacı lehine karine oluştuğu, takip konusu faturanın ise söz konusu bu 4 adet faturalardan sonuncusu olduğu, davalı tarafça söz konusu faturasal ilişki sebebiyle davacı yana 66.942,61 TL tutarında ödeme yapıldığı, yapılan ödemenin her iki taraf kayıtlarında farklı olmakla birlikte 63,72 TL'lik farkın kur farkından kaynaklanmakla birlikte davalı ödemesinin tahsilat tarihi itibariyle alış kuru üzerinden TL karşılığının kayıtlara yansıtılması gerektiğinden davacı nezdinde ki davalı ödeme miktarındaki kayda itibar edilerek davacının alacağından davalı ödemesinin düşülmesi ile takip tarihi itibariyle davacının davalıdan takip talebindeki miktar kadar alacaklı olduğu bununla birlikte davalı yanca hizmetin verildiğinin inkarı yönünde savunmada bulunulması üzerine istinaf ilamı kapsamında dayanılan yemin deliline davacı yanca icabet edilmekle birlikte davacı yetkilisi tarafından aynen " yetkilisi bulunduğum şirket tarafından davalı şirkete yalnızca poliüretan enjeksiyon işine ilişkin hizmet verildiğine, başkaca bir iş ilişkisi kurulmadığına, takibe dayanak faturanın da davalı yana verilen poliüretan enjeksiyon uygulamasına yönelik hizmet kapsamında düzenlendiğine, davalı yana bedelsiz olarak herhangi bir hizmet de verilmediğine namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum" şeklinde beyan kapsamında karinenin aksinin davalı yanca ispatlanamadığı kanaatine varılmakla birlikte her ne kadar konu icra takibinde asıl alacak miktarının 8.761,50 TL olmasına rağmen önceki verilen kararın 8.761,11 TL üzerinden kurulduğu ve hükmün davalı yanca istinaf edildiği göz önüne alındığında miktar yönünden davalı lehine kazanılmış hak oluştuğu anlaşıldığından bu miktar göz önüne alınmak suretiyle yapılan itirazın haklılık teşkil etmediği anlaşılarak asıl alacağa yönelik itirazın iptali davasının kabulüne karar verilmekle birlikte aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Her ne kadar davacı vekili tarafından arabuluculuk görüşmeleri nedeniyle ayrıca vekalet ücreti talep edilmiş ise de 6325 sayılı yasadan kaynaklı arabuluculuk yönünden vekalet görevi nedeniyle verilen hizmetin vekil ile asil arasındaki avukatlık hizmeti nedeniyle belirlenen ücrete mahsus olduğu ve bu nedenle ücretin asil tarafından karşılanması gerektiği, bu tutarın iş bu davada verilen hizmet ilgi tutularak talep edilmesinin mümkün olmadığı kanaatiyle davacı vekilinin AAÜT 16/2 c gereği vekalet ücret talebinin yerinde olmadığına ve bu nedenle davacı yanın talebinin reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılmıştır," gerekçesi ile, "Davanın KABULÜ ile davalı yanın İzmir 9. İcra müdürlüğünün 2019/14531 esas sayılı dosyasında asıl alacağa yönelik yaptığı itirazın iptali ile takibin 8.761,11 TL asıl alacağın tahsili bakımından devamına, Hükmedilen tutara takip tarihinden itibaren 6102 sayılı TTK'nın 1530/7 maddesi gereği yıllık %21,25 oranında ve değişen oranlarda temerrüt faizi uygulanmasına, Hükmedilen tutarın %20'si olarak hesaplanan 1.752,22 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine," şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece tesis edilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, savunmalarının göz ardı edildiğini, eksik ve yetersiz inceleme neticesinde hüküm tesis edildiğini, yerel mahkemenin söz konusu uyuşmazlığın davacının daha önceden yapmış olduğu imalatın ayıplı olması nedeniyle ayıbın giderilmesi için faturaya konu hizmetin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği noktasında toplandığının doğru olarak tespit etmiş ise de yargılamada ileri sürdükleri hatalı imalat savunmalarının göz ardı edildiğini, buna ilişkin herhangi bir inceleme yapılmadığını, yargılama sırasında davaya cevap dilekçelerinde hiçbir savunmaları dikkate alınmayarak SMMM bilirkişisi marifetiyle taraf defterlerinin incelendiğini, takibe konu alacağın müvekkili şirketin defterlerinde kayıtlı olmasından ve BA-BS formu verilmesinden kaynaklı borçlu olduğu sonucuna varıldığını, eksik ve yetersiz inceleme ile davalı müvekkilinin borçlu olduğunun kabulüne karar verilmesinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, her şeyden önce fatura düzenlenmesinin alacağın tek başına varlığını ispat etmeye yeterli olmadığını, davacı tarafından faturaya konu mal ve/veya hizmetin, müvekkiline eksiksiz ve tam bir şekilde verilemediğini, davacının kendi kusuruyla sebep olduğu hatalı imalat nedeniyle müvekkiline fatura tanzim ettiğini, müvekkili tarafından imalatın hatalı olduğunun daha sonradan fark edildiğini, ayıplı hizmet nedeniyle davacının hizmet bedeline hak kazanmadığını, Borçlar Kanunu’nun 219 uncu maddesi gereğince, satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olduğunu, dosyada mübrez Bet10 firmasından gelen 13.09.2019 tarihli e- mailin de yargılama sırasında hiçbir şekilde dikkate alınmadığını, oysaki bahsi geçen mailde davacı şirketin izolasyondaki problemleri beton segregasyonuna bağladığını, ancak iyileştirme olarak uyguladığı poliüretan enjeksiyonun ilk 60 kg.lık kısmını bedelsiz olarak uyguladığından bahsettiğini, konunun gerçekten davacıdan kaynaklı olmayan bir nedenden beton segregasyondan kaynaklı olsa, davacı şirketin iyileştirme ve düzeltme faaliyetinin masrafının hiçbir kısmını üstlenmemesinin gerektiğini beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, faturadan kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir.
Davacı tarafça, davalı-borçlu şirketin taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davacı-alacaklı şirket tarafından düzenlenen 19/06/2019 tarih ve 8.761,50 TL bedelli faturadan kaynaklanan borcunu ödemediğini, İzmir 9. İcra Müdürlüğünün 2019/14531 sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, itiraz üzerine takibin durduğu iddiasıyla, itirazın iptali talebiyle dava açılmış olup, davalı taraf cevap dilekçesinde borcun bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece Dairemizin kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davacı ticari defter kayıtlarında tespit edilen faturanın davalı kayıtlarında yer aldığının, ispat yükü üzerinde olan davalının savunmasını diğer deliller ve yemin delili ile ispatlayamamış olduğunun anlaşılmasına göre davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
1.İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22/01/2025 tarih, 2024/704 Esas ve 2025/59 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2.Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
3.Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4.Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5.İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6.Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 27/03/2025