7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARARIN
Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TALEP
Davacılar vekili özetle; davacı şirketler ortağı olan davalının, 21.02.2020 tarihinde dilekçeleri ekinde sundukları sözleşme ile davacı şirketlerdeki hisselerini, şirketin diğer otaklarından olan .....’a devrettiğini, bu devir karşılığında davalıya 5.650.000,00 TL ödendiğini, davalı hisse devirlerinden hemen sonra davacı şirketlerin iştigal alanlarında faaliyet göstermek üzere .... unvanını kullandığı şahıs firmasını kurduğunu, davacı şirketlerin işçilerine kendisi ile çalışmaları konusunda baskı kurduğunu, davalının davacı şirketlerin tedarikçileri ile görüşerek davacı şirketlerin zor durumda olduğunu dile getirdiğini, davacı şirketin yıllardır ürün verdiği firmalar ile de iletişime geçen davalı yanıltıcı ve yalan beyanlarla etkileyerek davacı şirketlerin tasarım ve tescilli ürünlerini bu müşteriler için üretmekten çekinmediğini, kendi adına faturaladığı fason üretimler ile davacı şirketlerin zararına yol açtığını, bu duyumlar üzerine davacı şirketler yetkilisi ...... davalı için tasarım tescilli ürünleri de dahil fason üretim yapıldığını tespit ettiği işyerlerinden biri olan ..... unvanlı firmaya avukatı ile gittiğini, tutulan tutanakta belirtildiği üzere ürünlerin davalının firması için ürettiklerini kabul ve beyan ettiklerini, tutanak tutulması esnasında adı geçen işyerine gelen davalı da hiçbir şeyi inkar etmediğini, hatta davacıyı ölümle tehdit ettiğini, davanın konusu haksız rekabet kurallarının ihlali olduğunu, davalının hisse devri konulu sözleşmede taahhüt ettiği ve cezai şarta bağlanmış olan şirketlerin iştigal alanında iştigal etmeyeceğine dair cezai şart başka bir dava konusu yapıldığını, yani davalının kötü niyetli genel haksız rekabet kurallarını ihlalinin yanında sözleşmedeki yükümlülük ve taahhütlerini ihlalinden açıkça ortada olduğunu, açıklanan nedenlerle davanın kabulüne ve haksız rekabet eylemleri sabit olan davalının bu nedenle ....... şirketine şimdilik 25.000 TL maddi tazminat ve 50.000 TL manevi tazminat ödemesine, .... şirketine şimdilik 25.000 TL maddi tazminat ve 50.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini, yargılama harç giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
SAVUNMA
davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Taraflar arasında imzalanan hisse devir sözleşmesi ile davalıya ait hisselerin 5.650.000,00 TL bedel karşılığında dava dışı .....’a devredildiğini, davalı şirket hisselerini davacının kendisine ait hisselere karşılık biçtiği bedellerle mukayese edildiğinde ve halihazırda şirketlerin maddi ve maddi olmayan tüm mal varlığı göz önünde bulundurulduğunda oldukça düşük bir bedel karşılığında devrettiğini, sözleşmenin ve rekabet yasağının ihlali sonucunu doğran sözleşme maddesi, çalışma hürriyetine aykırı ve ekonomik özgürlüğü kısıtlayıcı nitelikte olması nedeniyle geçersiz olduğunu, buna bağlı cezai şart ya da tazminat talep edilmesi mümkün olmadığını, haksız rekabetten söz edebilmek için ekonomik açıdan rekabet özgürlüğünün var olduğu bir tam gerekli olduğunu, ortada davacı şirketlerin zararına davalı tarafından gerçekleştirilen bir eylem olmadığını, davalının sözleşmenin ve rekabet yasağının ihlali sonucunu doğuran herhangi bir aykırı eylemde bulunmadığını, davalının devir tarihinden bugüne davacının yetkilisi olduğu şirketlerin müşterileriyle ticari bir ilişkiye girmediğini, herhangi bir mal satmadığını, davacının asıl maksadının davalıyı yok etmek olduğunu, şirkette çalışan kişilerle kendisiyle çalışmaları konusunda hiçbir görüşme yapmadığını, davalının başkaca şirketlerden herhangi bir tedarikte bulunması davacı tarafa zarar verici ve sözleşmenin ihlali sonucunu doğuran bir alım satım niteliği taşımadığını, davaya konu eylemler nedeniyle müşteri ve iş kaybı yaşandığı ciro ve kazanç yönünde zarara uğranıldığı iddiası asılsız olduğunu, ispata yarar belge sunulmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
SGK kayıtları, ticaret sicil kayıtları, gümrük beyannameleri ve çıkış belgeleri, Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..... esas sayılı dosyası, Gümrük müdürlüğünden celp edilen ihracat ve ithalat işlemlerine ilişkin bilgi ve belgeler, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ..... soruşturma sayılı dosyası,
Mahkememizce aldırılan 19/06/2023 tarihli bilirkişi raporu, 10/10/2023 tarihli bilirkişi raporu ve 16/11/2024 tarihli bilirkişi ek raporu,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava davacı şirketin eski ortağı olan davalının, haksız rekabet kurallarını ihlal ederek davacı şirketi zarara uğratıp uğratmadığı, davacı tarafın maddi ve manevi tazminat taleplerinin sübut ve miktarının tespiti isteminden ibarettir. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılarak dava sonuçlandırılmıştır.
Mahkememizce aldırılan 19/06/2023 tarihli bilirkişi raporu,
10/10/2023 tarihli bilirkişi raporu ve 16/11/2024 tarihli bilirkişi ek raporuları bilimsel veri ve içeriğe sahip, denetime elverişli bulunması sebebiyle birlikte değerlendirilerek hükme esas alınmıştır. Davacı şirketler yetkilisi ..... ile davalı ..... arasında 21.02.2020 tarihli Şirket Hisse Devri Sözleşmesi akdedilmiş olup sözleşmenin incelenmesinde;
4.nolu maddesinin "....’ın, ....... ve .... şirketlerindeki hisselerine karşılık devralan ortak .... tarafından ödenmesi kararlaştırılan devir bedeli toplam; 5.650.000,00 TL’dir. Bu bedelin tamamı sözleşmenin imzalanması esnasında devreden ortak ....’ın hesabına aktarılacaktır." şeklinde olduğu görülmüştür.
11.nolu maddesinin ise; "Devreden ortak ....... şirketlerdeki hisselerinin devrinden sonra 5 yıl süre ile bu şirketlerin faaliyet alanı olarak şirketlerin ana sözleşmesinde gösterilen alanlarda iştigal etmeyeceğini, TTK ve sair mevzuatta düzenlenmiş Rekabet Yasağı ve Haksız Rekabet kapsamında yer alan tüm şekillerde (kendi nam ve hesabına ya da herhangi bir üçüncü gerçek ya da tüzel kişi üzerinden) bu yasakları ve taahhütlerini ihlal etmeyeceğini, şirketlerin mevcut müşterileri ile ticari herhangi bir ilişkiye girmeyeceğini beyan, kabul ve taahhüt eder. Devreden ortak ....... bu hususlarda geçerli olmak üzere şirketlerin tüm zararlarını karşılamayı, ayrıca her bir ihlal için Bir Milyon TL cezai tazminat ödemeyi beyan, kabul ve taahhüt eder. (Şirket ve/veya ortaklarının izni veya bilgisi kapsamında yapacağı aracılık faaliyetleri, iş yönlendirmeleri bu maddeden istisnadır.)…” Şeklindedir.
Davacı şirketler yetkilisi ....... tarafından davalı aleyhine yapılan savcılık şikâyeti sonucunda davalı adına açılan kamu davasında Küçükçekmece ..... Asliye Ceza Mahkemesinin .... Esas, .... k. sayılı 04.11.2021 tarihli gerekçeli kararında; “…İddia, sanık savunması, müşteki beyanı, uzlaştırma raporu, nüfus ve adli sicil kayıtları ve tüm dosya kapsamından; yukarıda açık kimlik ve adres bilgileri yazılı olan sanık ile müşteki arasında ticari ilişkinin bulunduğu, olay tarihinde müştekinin vekili ile birlikte markalarının kullanılarak fason üretim yapıldığını tespit ettiğini iddia ettiği .... İşleme Sanayi ve Dış Ticaret Ltd. Şti. Ünvanlı şirketin iş yerine gittiği, kısa bir süre aynı iş yerine gelen şüphelinin müştekiye hitaben "seni yaşatmayacağım " şeklinde söylemek suretiyle tehdit ederek üzerine atılı suçu işlediği, müştekinin vekili aracılığıyla sunmuş olduğu dilekçede şikayetçi olduğunu beyan ettiği, sanığın kolluk ifadesinde "seni yaşatmayacağım" tarzında söylemi olduğunu, amacının tehdit etmek değil, hayatını devam ettirebilmek için yürütmesi gereken şirket faaliyetlerine engel olmasına mani olmak olduğunu savunduğu, sanığın açık kabulü kapsamında suçun işlendiğinin sabit olduğu, taraflar arasında uzlaşmanın sağlanamadığı anlaşılmıştır. Sanığın sübut bulan suçun işleniş şekli, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar göz önüne alındığında sanığa ceza tayininde alt sınırdan uzaklaşmayı gerektirici bir neden görülmemiş CMK'nun 231. Maddesindeki objektif ve subjektif koşulların maddi olayda tamamen gerçekleşmesi sebebi ile sanığa verilen hükmün açıklanması geri bırakılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur…” şeklinde karar verilmiştir.
Davacı şirketler yetkilisi .... tarafından davalı aleyhine başlatılan tazminat davasında Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ..... Esas, .... K. sayılı 02.11.2022 tarihli gerekçeli kararında; “…Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalının iki ayrı Şirketteki hisselerini devrettiği, devir sözleşmesinde her iki taraf için de cezai şart içeren hükümler bulunduğu, sözleşmede belirlenen 5 yıllık sürenin de makul olduğu, bu bağlamda taraflar arasında düzenlenen ve inkar edilmeyen sözleşmenin TBK 26 ve 27 maddeleri kapsamında geçerli olduğu, davalının hisselerini devrettiği şirketlerle aynı faaliyet alanında bulunan başka bir firma kurduğu, bu hususu emniyette vermiş olduğu ifadesinde kabul ettiği, davacı tanıklarının da rekabet yasağını ihlal eden eylem ve işlemlerin varlığını maddi olaylara dayalı olarak beyan ettikleri, Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının 09/07/2021 tarihli cevabi yazısıyla da davalının 11/06/2020 tarih itibariyle Mobilya ve Mobilya Aksesuarları Toptan Ticareti faaliyeti altında mükellef kaydının bulunduğunun bildirildiği hususları hep birlikte değerlendirildiğinde davalının 21/02/2020 tarihli sözleşmenin 11.maddesini ihlal ettiği, davalının aynı zamanda tacir olduğu dikkate alınarak TTK 22.maddesi kapsamında cezai şartın indirilmesini de isteyemeyeceği dikkate alınarak davacının davasının kabulüne karar vermek gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak…” şeklinde karar verilmiştir.
Davacı yan tarafından dosyaya ibraz edilen davacı şirket vekilleri ve dava dışı .....İşleme San. Tic. Ltd. Şti. tarafından imzalı ve kaşeli 18.12.2020 günlü tutanağın; “…..... BÜRO MOBİLYA SAN. VE TİC. LTD. ŞTI. ve ..... MAKİNA METAL EŞYA SAN. TiC. LTD. STİ. hakim hissedarı ..... ve vekili Av. ....., 18.12.2020 günü .... cd. .... sokak No:71 adresinde bulunan .... İSLEME SANAYİ VE DIS TİCARET LTD STİ'nin atölyesinde aldıkları duyum üzerine kendi mallarının ....... isimli şahısın siparişleri üzerine üretildiği bilgisi ile gelmişlerdir. Yapılan görüşme ve tespitlerde bilginin doğru olduğu, ....... LTD. ŞTİ'nin bilhassa yurtdışı menşeli firma(lar) için ürettiği tasarım patentli mallarının .......’ın siparişi üzerine üretildiği, faturaların ..... isimli firma adına kesildiği, kendilerinin bu malların tasarım patentli olduğunu bilmediklerini, bu konuyu defalarca ....... isimli şahsa teyit ettirdiklerini ancak kendisinin bu malların asla tasarım patentli olmayıp kendi ürünleri olduğuna dair garanti aldıklarını bu nedenle üretim yaptıklarını beyan etmişlerdir…” şeklinde olduğu görülmüştür. Bakırköy ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nde dava açmış olup mahkemece bu sözleşmeye dayalı cezai şart taleplerinin kabulüne karar verilmiştir.
HAKSIZ REKABET İDDİASINA DAİR İNCELEME :
Rekabet yasağı sözleşmesi dışında davalının ayrıca haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin olduğu şeklindedir. Dolayısıyla aşağıda rekabet yasağı sözleşmesine aykırılık dışında davalının TTK 54 vd hükümlerine aykırı olarak haksız rekabette bulunup bulunmadığı hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir.
Haksız rekabet, TTK m.54 vd. maddelerinde düzenlenmiş olup, dürüstlük kuralına aykırı olarak ekonomik düzeni bozan, ekonomik düzenin aktörleri aleyhine sonuçlar doğuran hareket ve fiillerin tümünü ifade eder. Haksız rekabet hukuku da haksız fiilin bir türü olarak, haksız rekabet faili ile mağduru arasında dürüstlük kuralına uyma şeklinde hukuk düzeni tarafından tahmil edilen vazifeye muhalefet sebebiyle doğan bir zararı veya zarar tehlikesini bertaraf etmeyi amaçlayan hukuki bir kurumdur. Haksız rekabette korunan hak herkese karşı ileri sürülebilen mutlak bir hak olup bu hakkın mutlaka ticari bir işletme ile ilgili olmasına ve tarafların rakip olmasına da gerek yoktur.
TTK.nın 54 üncü maddesi, kanunun madde gerekçesine göre, tüm haksız rekabete ilişkin kuralların üzerine yapılandırıldığı iki taşıyıcı kolon içermektedir. Birinci kolon, bütün katılanların menfaatine dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması gerekliliğini ifade etmektedir. Bu kolon bir taraftan, “bütün katılanlar” kavramı, diğer taraftan da, dürüst ve bozulmamış rekabet kurumu ile tanımlanmaktadır. Dürüst ve bozulmamış rekabet kavramları –İsviçre öğretisinde savunulan bir görüş uyarınca – rekabetin niteliğini, başka bir deyişle “kalitesi”ni belirtmektedir. Eski kanun “iktisadi rekabet”ten söz ederdi. Bu kavram hukukî olmadığı gibi, anlam ve içeriği de belirsizdi; karşıt kavramı olan “iktisadî olmayan (gayrî iktisadî) rekabet” ile anlamlandırılmak yoluna gidince de kavramı yorumlamak iyice zorlaşıyordu. Ayrıca, iktisadî rekabet “rakipler arası rekabet”i akla getiriyordu. Yeni metin dürüst ve bozulmamış rekabet kavramı ile hukuken tanımlanabilir bir rekabeti vurgulamaktadır. 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun da “bozulmamış”, “engellenmemiş”, “kısıtlanmamış” rekabeti esas alır ve engellenmiş, bozulmuş, kısıtlanmış rekabete sonuçlar bağlar.
İkinci kolon, dürüst davranış kuralını tek başına temsil eder. Böylece 6762 sayılı Kanunda “suiistimal”de bulunan anlam ağırlığı, TTK.m.54’te “dürüstlük kuralı”na geçmiştir. Çünkü, İsviçre öğretisinde isabetle belirtildiği gibi, kötüye kullanma istisnaî bir hukuk kuralı olup dar bir uygulama alanına sahiptir. 6762 sayılı Kanunun 56 ncı maddesine göre bir eylemin haksız rekabet olabilmesi için dürüst davranış kurallarını ihlâl etmesi yetmez. Bu ihlâlin ayrıca iktisadi rekabetin kötüye kullanılması niteliğini taşıması da gerekir.
TTK’nın 54 üncü maddesi hükmü, haksız rekabete ilişkin ilkeyi koymaktadır. Kanun gerekçesine göre, ilkenin temel unsuru dürüst davranış kuralıdır. Dürüstlük kuralına aykırılık ya davranışlarla ya da ticarî uygulamalarla olur. Davranışlar ve ticarî uygulamalar iş etiğine, doğruluğa, dürüstlüğe ters, aldatıcı, yanıltıcı, kandırıcı olabilir. İsviçre Kanununun gerekçesinde ifade edildiği üzere dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ve ticarî uygulamalar rekabetin işlevsel kurallarını zedeler, rekabetten beklenen sonuçların alınmasını engeller. Rekabet hukukundaki dürüstlük kuralları İsviçre öğretisinde belirtildiği gibi Türk Medenî Kanununun 2 nci maddesinin birinci fıkrası hükmündeki dürüst davranış kuralları ile tam örtüşmeyebilir. Çünkü Türk Medenî Kanununu 2 nci maddesi anlamında dürüstlük kuralları sözleşmesel veya ön sözleşmesel temelde ve taraflar arasındaki ilişkide var olan güvenle ilgilidir. Rekabet hukukunda ise bu anlamda taraf mevcut olmayabilir. Çoğu kez bir haksız fiil konumu bile söz konusu olabilir.
Davacı dava dilekçesinde haksız rekabet iddiasını, bir kısım çalışanların kendi bünyesinde çalıştırmaya başladığını ileri sürmüştür. Bir işçinin çalıştığı bir işletmeden ayrılıp aynı sektörde çalışan başka bir işletmede işe başlamasının haksız rekabet teşkil edip etmediğinin tespitinde iş hukuku kuralları ile TTK’nun haksız rekabet kuralarını ve her iki disiplinin amaçlarını birlikte değerlendirmek gerekir. Zira işçi, bir işverene bağlı olarak emek vererek çalışan kişidir. İşçi işverene sunduğu emeğin karşılığını almak için çalışır. Çalıştığı işverenin sunduğu şartlar işçi için uygun değilse ve/veya işçinin İş Kanunu’ndan kaynaklanan hakları işveren tarafından ihlal edilmişse işçinin İş Kanunu gereğince iş sözleşmesi feshetme ve hakkedişlerini talep etme hakkı mevcuttur. İş koşullarını beğenmeyen veya İş Kanunundan kaynaklanan hakları zedelenen işçiyi çalıştığı işletmede çalışmaya mecbur etmek söz konusu olamaz.
Kural olarak bir işletmenin başka bir işletmenin personelini transfer etmesi serbest iktisadi rekabete aykırı düşmez. Ancak eğer bu hareket dürüstlük kuralına aykırı olarak yapılmışsa haksız rekabet te meydana gelebilir. Aslında işletme personelinin diğer bir işletme tarafından ayartılması halinde İş Kanunu m.23 ile ayartan işverenin sorumluluğuna ilişkin bir hüküm mevcuttur. Bu hükme göre, “süresi belirli olan veya olmayan sürekli iş sözleşmesi ile bir işverenin işine girmiş olan işçi, sözleşme süresinin bitmesinden önce yahut bildirim süresine uymaksızın işini bırakıp başka bir işverenin işine girerse sözleşmenin bu suretle feshinden ötürü, işçinin sorumluluğu yanında, ayrıca yeni işveren de a) İşçinin bu davranışına, yeni işe girdiği işveren sebep olmuşsa. b) Yeni işveren, işçinin bu davranışını bilerek onu işe almışsa. c) Yeni işveren işçinin bu davranışını öğrendikten sonra dahi onu çalıştırmaya devam ederse işçiyle birlikte sorumludur”. İş Kanununun bu hükmü dışında eğer yapılan fiil dürüstlük kuralına da aykırılık taşıyor ve iktisadi rekabetin suistimaline yol açıyorsa bu halde çalışanı ayartılan işletmenin ayartan işletmeden haksız rekabet hükümlerine dayanarak talepte bulunması mümkün olacaktır.
Davacı davalının kendi müşterilerini ikna etmek için birden çok kez üretim maliyetinin altında ürün sattığını ileri sürmüştür.
TTK 55/1-a-6 bendine göre; “seçilmiş bazı malları, iş ürünlerini veya faaliyetleri birden çok kere tedarik fiyatının altında satışa sunmak, bu sunumları reklamlarında özellikle vurgulamak ve bu şekilde müşterilerini, kendisinin veya rakiplerinin yeteneği hakkında yanıltmak; şu kadar ki, satış fiyatının, aynı çeşit malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerinin benzer hacimde alımında uygulanan tedarik fiyatının altında olması hâlinde yanıltmanın varlığı karine olarak kabul olunur; davalı, gerçek tedarik fiyatını ispatladığı takdirde bu fiyat değerlendirmeye esas olur”. Gerekçeye göre; tedarik fiyatından o malın satıcıya mâl olma fiyatı anlaşılır. Mal olma fiyatı ise malın tedarikçiden alış fiyatının yanında, tüm masraflar, satıcının konumu, çalıştırdığı personel sayısı vb. değişkenler gözetilerek tespit edilmelidir.
Bu kapsamda dosyada herhangi bir delile de rastlanmamıştır.
Davacının başka bir iddiası ise “müvekkil şirketlerin ürünlerine ait kalıpları, çizimleri, ticari sırları elde etmek için de çalışanlar nezdinde girişimlerde bulunmuş ve bunları aynen üretmek için elde etmiştir” şeklindedir. TTK m.55/1-b 2 bendine göre, üçüncü kişilerin işçilerine, vekillerine ve diğer yardımcı kişilerine, hak etmedikleri ve onları işlerinin ifasında yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltebilecek çıkarlar sağlayarak veya önererek, kendisine veya başkalarına çıkar sağlamaya çalışmak da haksız rekabet sayılır. Bu bent gereğince haksız rekabetin gerçekleşmiş sayılması için, haksız rekabeti yapanın kendisine veya başkasına çıkar sağlamış olması şart olmayıp yaptığı eylemin çıkar sağlamaya elverişli olması yeterlidir. Menfaatin nakdi veya gayrı nakdi olması önemli olmayıp işletme sahibinin bundan zarar görmesi de şart değildir. Bir çıkar sağlanması veya bir çıkar vaadinden söz edilebilmesi için, sağlanan çıkarın, çalışanların vazifelerini ihlale sevkedecek nitelikte olması örf ve adete göre bahşiş niteliğinde olmaması gerekir. Yardımcıları görevi kötüye kullanmaya sevk edilmesi, rakip işletmenin sahibi tarafından bizzat yapılabileceği gibi, onun adına hareket eden üçüncü bir kişi tarafından da yapılabilir. Yine TTK 55/1-b-3 bendinde göre, “işçileri, vekilleri veya diğer yardımcı kişileri, işverenlerinin veya müvekkillerinin üretim ve iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltmek” haksız rekabet sayılır. Bu haksız rekabet fiilinin gerçekleşebilmesi için, haksız rekabet fiilini gerçekleştirenin, başkasının üretim veya iş sırlarını ele geçirebilmek için onun işçilerini, vekillerini veya yardımcılarını vasıta olarak kullanması ve aynı zamanda vasıta olarak kullandığı bu kişileri iğfal etmesi gerekir. Bu nedenle işçilerin, vekillerin veya başka yardımcıların bizzat kendilerinin işletmeye ait üretim ve iş sırlarını haksız olarak kullanmaları veya herhangi bir iğfal olmaksızın kendi iradeleriyle ifşa etmeleri bu hükmün kapsamına girmez. Bu halde TTK m. 55/1-d(ETTK m.57/8) hükmü çerçevesinde haksız rekabet gerçekleşmiş sayılır. Dosyada çalışanlarda davacıya ait çizim, kalıp veya ticari sırların elde edildiğine dair herhangi bir delile rastlanmamıştır.
Ayrıca davacı, davalının müvekkili firmalara mail, telefon benzeri yollar ile ulaşarak artık yeni kurulan ..... isimli firma ile çalışmaları telkininde bulunduğunu ileri sürmüştür. Daha önce ortağı olduğu bir şirketten ayrılan bir kişinin aynı sektörde ticaret yapması ve ayrıldığı şirketin müşterileri ile ticari ilişkiye girmesi tek başına haksız rekabet sayılmaz. Haksız rekabetin söz konusu olabilmesi için davalının ilişkiye girdiği davacı müşterilerini kendisiyle sözleşme yapmaya dürüstlük kuralına aykırı olarak sevk etmesi gerekir. Dosyada bu hususa dair somut bir delile rastlanmamıştır.
Davacı ayrıca TTK 55/1-a4 bendine dayalı olarak haksız rekabetin gerçekleştiğini ileri sürmüştür.
TTK 55/1-a-4 bendine göre; “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” haksız rekabet sayılır”. Karıştırılma(iltibas), ticari alandaki faaliyetlerde, şeyler arasında bir benzerliği veya karışımı ifade etmekte olup, satın alınan iki mal arasında veya kullanılan iki unvan arasında veya iş mahsullerinde birbirinden ayrılmayacak derecede benzerliğe istinat ettirilmesidir6 . Bu rekabet türünde fail başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işlerinden karışıklık yaratmak suretiyle haksız yarar sağlamaktadır. Bu haksız yararlanma başkasının emek harcayarak yarattığı beyan ürettiği malları, iş ürünleri, faaliyetlerin sahibi lehine oluşturduğu artı değerin bir kısmını veya tamamını ele geçirmeye yöneliktir. Bu bent kapsamında haksız rekabetin söz konusu olabilmesi için;
a)sahipleri farklı iki mal, iş ürünü, faaliyet, iş vb olmalı,
b)iki farklı mal, iş ürünü, faaliyet, iş vb. daha önce meydana getirilmeli,
c)sonradan meydana getirilen mal, iş ürünü, faaliyeti veya işlerin başkası tarafından önceden meydana getirilenler ile dış görünüş veya duyuruş yönünden aynı veya benzer olarak yaratılmalıdır.
Karıştırılmanın (iltibasın) varlığının kabul edilebilmesi için, davacının tanıtma işaretini davalıdan önce “haklı olarak kullanmış” olması zorunludur. Karıştırılma(iltibas), aynen veya benzerini kullanma şeklinde gerçekleşebilir. Serbest yararlanma ve benzetmenin, taklit ve halkı aldatıcı düzeydeki benzerlik boyutuna ulaşması ve bir işletmenin yıllar süren yatırımı ve özenli çalışması sonucunda oluşturduğu imajı simgeleştiren bir ürünün taklidi halinde haksız rekabet vardır8 . Dürüstlük kurallarına aykırı olmamak koşulu ile herkes başkasının emeğinin sonuçlarından yararlanarak daha iyisini gerçekleştirmek ve rekabete katılmak hakkını haizdir. Ancak, dürüstlük kurallarının ihlal edildiği noktada koruma başlar. Haksız rekabet hukukunun konusu, dürüstlük ilkesine aykırı ticaret yönetim ve uygulamalarına karşı işletmesel çabayı, birikimi ve yatırımı kapsayan emeğin korunmasıdır.
Dosyada mübrez Davacı yan tarafından dosyaya ibraz edilen davacı şirket vekilleri ve dava dışı .... İşleme San. Tic. Ltd. Şti. tarafından imzalı ve kaşeli 18.12.2020 günlü tutanakta; “….... BÜRO MOBİLYA SAN. VE TİC. LTD. ŞTI. ve ..... MAKİNA METAL EŞYA SAN. TiC. LTD. STİ. hakim hissedarı .... ve vekili Av. ...., 18.12.2020 günü .... cd. ....sokak No:71 adresinde bulunan .... İSLEME SANAYİ VE DIS TİCARET LTD STİ' nin atölyesinde aldıkları duyum üzerine kendi mallarının ....... isimli şahısın siparişleri üzerine üretildiği bilgisi ile gelmişlerdir. Yapılan görüşme ve tespitlerde bilginin doğru olduğu, ....... LTD. ŞTİ' nin bilhassa yurtdışı menşeli firma(lar) için ürettiği tasarım patentli mallarının .......’ın siparişi üzerine üretildiği, faturaların .... isimli firma adına kesildiği, kendilerinin bu malların tasarım patentli olduğunu bilmediklerini, bu konuyu defalarca ....... isimli şahsa teyit ettirdiklerini ancak kendisinin bu malların asla tasarım patentli olmayıp kendi ürünleri olduğuna dair garanti aldıklarını bu nedenle üretim yaptıklarını beyan etmişlerdir…”
Bu tutanak dışında davacı tarafça dosyaya sunulan CD’de ses kaydı, fotoğraflar ve patent ve faydalı model belgeleri yer almaktadır. Ancak hem tutanak hem de CD içeriğinden davacının ürünlerinin iltibasa mahal verecek derecede taklit edilip edilmediğinin tespitine yarayacak bir görüntü, ürün karşılaştırmasına ilişkin bir rapora ya da delille rastlanmamıştır. Tarafların iddia ve savunmaları, celp edilen tüm deliller, mahkememizce aldırılan 19/06/2023 tarihli bilirkişi raporu,
10/10/2023 tarihli bilirkişi raporu ve 16/11/2024 tarihli bilirkişi ek raporu ile tüm dosya kapsamına binaen;
Somut olayda; dava konusunun, taraflar arasında akdedilen Hisse Devir Sözleşmesi kapsamında davalı yanın sözleşemeye aykırı olarak haksız rekabet eylemlerin bulunduğu iddiası ile davacı şirketlerin uğradığı maddi ve manevi zararların davalı yandan tahsili noktasında toplandığı, davacı şirketler yetkilisi ....... ile davalı ....... arasında 21.02.2020 tarihli Şirket Hisse Devri Sözleşmesi akdedilerek davalı yanın şirket ortaklığının sonlandırıldığı, sözleşmeye istinaden davacı şirketler yetkilisi ....... tarafından davalı yana 21.02.2020 tarihinde “21.02.2020 tarihli Hisse Devir Sözleşmesi 4. Madde bedeli” açıklamalı olarak 5.650.000,00 TL tutarlı ödemenin yapıldığı, davacının dava dilekçesinde, davalının sözleşmeye aykırı davranarak Rekabet Yasağını ihlal ettiğini iddia ettiği, bu noktada yapılan incelemelerde Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının cevabi yazısıyla davalının 11/06/2020 tarih itibariyle Mobilya ve Mobilya Aksesuarları Toptan Ticareti faaliyeti altında mükellef kaydının bulunduğunun bildirildiği, açık bir anlatımla hisse devri sözleşmesinden yaklaşık 4 ay sonra davalı tarafından davacı şirketlerle aynı iş kolunda faaliyet gösteren ....... adına bir şirketin kurulduğu, davacı şirketler yetkilisi ....... tarafından davalı aleyhine başlatılan tazminat davasında Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..... Esas, ..... K. sayılı 02.11.2022 tarihli gerekçeli kararında da davalı yanın rekabet yasağını ihlal ederek hisse devri sözleşmesinde kararlaştırılan cezai şart bedelinin davacılara ödenmesine karar verildiği, huzurdaki davada talebin davalı yanın rekabet yasağını ihlal etmesinden dolay uğranılan zararların tazmini noktasında toplandığı anlaşılmakla davacı şirketlerin kayıtları nezdinde yapılan incelemede, şirketlerin hisse devir sözleşmesi tarihinden itibaren yıllara sair karlılık durumlarında zarar hesabı yapılabilecek düzeyde bir verinin bulunmadığı, davacı tarafların maddi zarar talebi kapsamında tarafımızca hesap edilebilecek somut belge, veri görülmediği, maddi zarar hesabının ticari defter ve sair belgelerle de mümkün olmadığı, davacının maddi zarar hesabını somut bilgi ve belgelerle ispat edemediği, haksız rekabet iddiasına ilişkin olarak yukarıda detaylıca anlatıldığı şekliyle, davacı bünyesinde çalışan kişilerin davalı bünyesinde çalışmalarının tek başına haksız rekabetin varlığı için yeterli bir delil olmadığı, dürüstlük kuralının davalı tarafından ihlal edildiğine ilişkin olarak dosya kapsamında somut bir delil bulunmadığı, davalının kendi müşterilerini ikna etmek için birden çok kez üretim maliyetinin altında ürün sattığına ilişkin bir tespit yapılamadığı, davacıya ait çizim kalıp veya ticari sırların elde edildiğini ispat eden dosya kapsamında herhangi bir delil de bulunmadığı, davacının müşterilerine, davalı tarafından ulaşılarak, yeni kurulan ....... isimli firma ile çalışmalarına ilişkin olarak, daha önce ortağı olduğu şirketten ayrılan bir kişinin aynı sektörde ticaret yapmasının ve ayrıldığı şirketin müşterileri ile ticari ilişkiye girmesinin tek başına haksız rekabet sayılamayacağı, haksız rekabetin varlığından bahsedilmek için davacının müşterilerini dürüstlük kuralına aykırı olarak davalının kendisi ile sözleşme ve iş yapmaya sevk etmesinin gerektiği ancak dosya kapsamında dürüstlük kuralının bu yönde ihlal edildiğinin ispat edecek bir belge ve bilgi bulunmadığı, davacı ürünlerinin iltibasa mahal verecek derecede taklit edildiğine ilişkin davacı tarafından dosyaya sunulan tutanak ve ses kaydının da TTK 55/1-a-4 bendi kapsamında iltibas yapıldığını ispat eder nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davanın reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davanın REDDİNE,
2.Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL harç peşin ve ıslah harcı olarak alınan 104.261,63 TL harcın mahsubu ile fazla 103.646,23 TL harcın hükmün kesinleşmesine müteakip istem halinde davacılara iadesine,
3.Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4.HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacılara iadesine,
5.Maddi tazminat talebi bakımından; davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13. Maddesinin 4. bendi uyarınca hesap edilen 30.000,00 TL avukatlık ücretinin davacılardan tahsili ile davalıya ödenmesine,
6.Manevi tazminat talebi bakımından; davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 10. Maddesinin 3. bendi uyarınca hesap edilen 30.000,00 TL avukatlık ücretinin davacılardan tahsili ile davalıya ödenmesine,
7.Davalı tarafından dosyaya masraf depo edilmemesi ve yargılama gideri yapılmaması nedeniyle bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8.Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.360,00-TL arabuluculuk ücretinin davacılardan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342.maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekili davalı asil ve vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/04/2025 Başkan ....
(e-imzalıdır)
Üye ....
(e-imzalıdır)
Üye ....
(e-imzalıdır)
Katip ....
(e-imzalıdır)