2. Ceza Dairesi
2. Ceza Dairesi 2025/1550 E. , 2025/4828 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesince hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçlarından verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hırsızlık suçundan verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanık müdafiinin sadece hırsızlık suçundan kurulan hükmü temyiz ettiği belirlenerek yapılan incelemede; I- Sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Hükmolunan cezanın miktar ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığından, sanığın temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE,
II- Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemlerinin incelenmesine gelince; 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanığın temyiz isteminin, müştekinin ilk ifadesinde 3.500,00 TL nakit paranın, kimlik pasaport ehliyet ve araba anahtarının çalındığını bildirdiğine, mahkemedeki ifadesinde ise telefonunun ve altınlarının da çalındığını, kendisinin bayıltıldığını, 50.000,00 TL zararının olduğunu söyleyerek yalan beyanda bulunduğuna, pasaportu ehliyeti ve kredi kartlarını teslim ettiğine araba anahtarının kendisinde olmadığını beyan ettiğine, 3.500,00 TL zararı ödemeyi kabul ettiği halde hiç indirim yapılmadan ceza verildiğine, ikinci kez tekerrür uygulanmasına esas alınan kararla ilgili olarak durdurma kararı verildiğine; sanık müdafiinin temyiz isteminin, sanık tarafından 3.500,00 TL para dışındaki tüm hırsızlanan eşyaların iadesinin sağlandığına, teslim ve tazmin edilmemiş olan 3.500,00 TL için, tüm aşamalarda sanık tarafından bu zararın karşılanması hususunun dile getirildiğine ve bu zararı karşılamak istediğinin açık ve net ifade edildiğine, katılan tarafça duruşma sırasında dile getirilen ve başkaca da eşyalarının çalındığı, zararın 50.000,00 TL tutarı bulduğu gibi iddiaların afaki ve soyut beyanlardan ibaret olduğuna, bu aşamada ve bu şekilde dile getirilmesinin hukuki karşılık bulmaması gerektiğine, sanığın pişmanlığının mahkemece değerlendirilmediğine, mahkemece "sanki karşılanması gereken zarar bu imiş gibi" değerlendirildiğine, hiçbir lehe indirim uygulanmadığına, takdiren teşdiden karar verilmesinin dayanağının ya belirtilmediğine ya da yanlış belirtildiğine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Sanık ve müdafiinin diğer temyiz nedenleri reddedilmiştir. Ancak;
Sanık hakkında 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 108/3. maddesinde belirlenen ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilemeyeceği, bu hususun 5275 sayılı Kanun'un 108/4. maddesi uyarınca infaz hakiminin görevi kapsamında infaz aşamasında değerlendirilebileceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereğince Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin hüküm fıkrasından “cezanın infazından sonra başlamak üzere sanık hakkında denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına,” ibaresinin çıkartılmasına karar verilmek suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, usul ve yasaya uygun olan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İzmir 44. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.