15. Ceza Dairesi
15. Ceza Dairesi 2013/31208 E. , 2014/576 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu,
TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanık ...'un, taşımacılık işi yaptığı, diğer sanık ...'in de Aliağa'da tanker ve asfalt kaplamada kullanılan zift taşıma işi yaptığı, sanık ...'un işlerinin bozulması nedeniyle faaliyetini bıraktığı, sanık ...'in ortak çalışma teklifinde bulunması üzerine bu teklifi kabul ederek sanık ...'in yanında işçi olarak çalışmaya başladığı ve bu şekilde 5-6 ay kadar çalıştığı, sanık ...'in, katılan ... Petrol Ürünleri Kimyevi Madde ve Dökme Yağ Sanayii ve Ticaret Limited Şirketi ile ticari ilişkisinin bulunduğu, şirketten akaryakıt aldığı ve aldığı akaryakıtın parasını eline para geçtikte ödediği, bu şekilde şirketle açık hesap şeklinde çalıştığı, suç tarihinde sanık ...'in katılan şirketten veresiye mazot aldığı, borcunun ödenmesi istendiğinde elinde nakit paranın olmadığını, çek verebileceğini söylemesi üzerine, katılan şirket temsilcisi ...'in bu teklifi kabul ettiği, sanık ...'in diğer sanık ...'a katılan şirket temsilcisinin çeki kabul edeceğini; ancak çekin arkasını kendisinin de ciro etmesi durumunda çeki kabul edeceğini belirtmesi üzerine sanık ...'ın, sanık ...'in yanında çalışması nedeniyle bu teklifi kabul ettiği ve çeki ciro ettiği, sanık ...'in de, suça konu Finansbank İvedik Şubesine ait 10.12.2006 tarih ve 25.000 TL bedelli 10.01.2007 tarihli 27.000 TL bedelli ve 10.11.2006 tarihli ve 30.000 TL bedelli üç adet çeki doldurduğu, çekin arkasını birinci ciranta olarak ... İnşat Sanayii ve Ticaret Limited Şirketi kaşesini vurarak bu ciroyu da imzalaığı, daha sonra ikinci ciranta olarak her üç çeki de sanık ...'a imzalattığı, daha sonra da çeklerin arkasına ... Sanayii ve Ticaret Limited Şirketi kaşesini vurarak imzalayıp katılana verdiği, katılanın da, çeklerin arkasını ... Trans Petrol Ürünleri Kimyevi Madde ve Dökme Yağ Sanayii ve Ticaret Limited Şirketi kaşesi vurup imzaladıktan sonra bankaya teminat çeki olarak vermek istediğinde, çeklerin fotokopi şeklinde çoğaltıldığı ve sahte olduğunun tespit edildiği, böylece sanıkların sahte çek düzenleyip kullanmak suretiyle resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda,
1.Sanıklar hakkında Nitelikli dolandırıcılık ve sanık ... hakkında ayrıca resmi belgede sahtecilik suçundan verilen beraat kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık ...'in suça konu çekleri, katılan şirkete, önceden almış olduğu akaryakıt borcuna karşılık verdiği, bu nedenle nitelikli dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığı, ayrıca çeklerdeki keşideci imzasının sanık ...'e ait olduğu, çeki katılana veren kişinin sanık ... olduğu, sanık ...'ın, diğer sanığın istemesi üzerine çekleri ciro yaptığı, çeklerin sahte olduğunu bildiğine dair mahkumiyetine yeter kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, bu gerekçelere dayanan beraat kararlarında bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2.Sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararına karşı yapılan incelemede; Sanık ve katılan ifadesi, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; 1136 sayılı Kanun'un 168. ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13.maddesinin 1. fıkrası uyarınca, mahkumiyet kararı verilmesi halinde, kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasına "katılanın kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 2.200 TL vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılana verilmesi" fıkrasının eklenmesi suretiyle 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesi uyarınca hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 20/01/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.