Esas No
E. 2012/15449
Karar No
K. 2014/1903
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Dolandırıcılık

15. Ceza Dairesi         2012/15449 E.  ,  2014/1903 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇ: Dolandırıcılık
HÜKÜM: Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;

Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;

Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.

Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin, güvenilirliğini sağlamak amacıyla, bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi,

TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar Türk Ticaret Kanunun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir. Türk Ticaret Kanunun Madde 14’te, Tacir; "(1) Kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından doğan bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır.” denilmektedir. Ticaret şirketleri, aynı kanun Madde 124’te; “(1)Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir. (2) Bu Kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” şeklinde tanımlanmıştır.

Kooperatif yöneticilerinin, kooperatifin faaliyeti kapsamında, dolandırıcılık suçunu işlemeleri de nitelikli hâl, kabul edilmiştir. Üye sayısı dolmasına rağmen, üyeliğe kabulün devamından bahsederek üye kayıt edilmiş gibi kişinin parasının alınması bu suç tipine örnek gösterilebilir. Kooperatif yöneticilerinin kimler olduğu 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 55 ve devamı maddelerinde tanımlanmıştır. Madde 55 - Yönetim Kurulu, kanun ve anasözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır. Yönetim Kurulu en az üç üyeden kurulur. Bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır. Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişiler, temsilcilerinin isimlerini kooperatife bildirir.

Bu suçun oluşabilmesi için, tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir. Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir. Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi ya da şirket adına hareket eden kişi ya da kooperatif yöneticisi olabilir.

Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için ise; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması,rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.

Katılanlar ile sanıklar arasında eser sözleşmesi düzenlendiği, düzenlenen eser sözleşmesinde yapılacak 11 daire ve 2 dükkandan 5,6,8 ve 10 numaralı dairelerin katılanlara verilmesi kararlaştırıldığı halde sanıkların, tapuda ve resmi dairelerde işlem yapacaklarını söyleyip katıalanları kandırmak suretiyle onlardan vekaletname aldıkları ve aldıkları bu vekaletnameye dayanarak katılanlara vermeleri gereken daireleri başkalarına sattıkları olayda;

1.Sanık ... hakkında verilen beraat kararına yönelik olarak yapılan incelemede; Katılanların, sanığın oğlu olan diğer sanık ...'ya vekalet verdikleri, sanık ...'nın, şirket yetkilisi olduğu ve işlemleri yaptığı sanık ...'nın katılanlara yönelik bir işlem yapmadığı gözetildiğinde; sanık hakkında verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün, ONANMASINA,

2.Sanık ... hakkında verilen beraat kararına yönelik olarak yapılan incelemede;

Sanığın, 4 daire için değil 2 daire devri konusunda katılanlarla anlaştığını savunduğu, ancak; Ankara ... Noterliğinde düzenlenen 29.07.2005 tarihli gayrimenkul satış vaadi ve daire karşılığı inşaat sözleşmesinin 10. maddesine göre; sanığın iddia ettiği gibi 2 dairenin değil, 2 tam ve 1 yarım dairenin katılanlara verileceğinin hüküm altına alındığı, ...’a yarım daire düşeceğinden sanığa 63.000,00 TL ilave para ödediği, ...'ın da 1 daire almak için sanığa 77.000,00 TL ödediği, sanığın herhangi bir ücret almadığını savunması karşısında; dosya kapsamında sanık tarafından imzalanan satış protokolüne göre; katılan ...'dan anlaştıkları 77.000 TL'nin 54.000 TL'sini aldığının anlaşıldığı, sonuç olarak; sanığın, hileli hareketlerle katılanlardan vekalet alıp onları kandırarak devretmesi gereken daireleri, katılanlardan bedellerini almış olmasına rağmen devretmediği ve başkalarına satmak suretiyle 5237 sayılı TCK'nın 158/1-h maddesinde tarif edilen nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği gözetilmeden yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,

Bozmayı gerektirmiş, katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 05.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog