15. Ceza Dairesi
15. Ceza Dairesi 2014/2142 E. , 2014/1441 K.
"İçtihat Metni"
Dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından sanık ...'ın TCK'nın 158/1-e, 43/1, 168/2, 62, maddeleri gereğince 1 yıl 6 ay 23 gün hapis 3080.00 Türk lirası adli para cezası,
TCK'nın 207/1, 43/1, 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi'nin 05/02/2009 tarihli ve 2008/92 esas, 2009/19 karar sayılı karar aleyhine vaki temyiz istemi üzerine onama talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25/11/2011 gün ve 2009/220380 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmiş,Dairemizin 25/09/2013 gün ve 2012/487 Esas 2013/14099 karar sayılı kararıyla hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun yürürlüğe girmesi üzerine anılan kanunun 99. maddesiyle değişik 5271 Sayılı CMK.nın 308.maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan itiraz üzerine Dosya incelenerek gereği düşünüldü.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz dilekçesinde ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden KABULÜNE, Dairemizin 25/09/2013 gün ve 2012/487 Esas 2013/14099 karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasıa yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK'nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir. Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir.Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir.Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Somut olayda; müşteki ...'in geçirmiş olduğu trafik kazası nedeni ile Manisa Devlet Hastanesinden aldığı rapor ile medikal işi yapan sanıktan sonda almaya başladığı, sanığın müştekinin eşinden aldığı vekaletname ile Manisa SGK'ya ibraz ettiği belgeler karşılığında müştekinin Soma Ziraat Bankasındaki hesabına havale edilen sonda ücretlerini çektiği, müştekinin 25.05.2007 tarihinden sonra Soma'dan ayrılması nedeni ile sanıktan sonda almamasına rağmen sanığın ödeme dosyasında bulunan recetelerdeki yazılı olan malzemeleri müştekinin teslim aldığına dair 3 adet teslim tutanağını kendisi doldurarak özel belge niteliğindeki tutanakları sahte olarak düzenleyip SSK Manisa İl Müdürlüğüne ibraz ederek Soma Zıraat Bankasındaki müşteki ... hesabına gönderilen sonda ücretlerini kendisine verilen vekaletname ile çektiği, anlaşılmakla dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarının unsurlarının oluştuğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
1.Sanığın tekerrüre esas alınan sabıkasının 3167 sayılı Kanunun 16/1. maddesi uyarınca verilmiş para cezası olup, 5941 sayılı Kanunun 03.02.2012 tarih ve 6273 sayılı Kanun ile değişik 5. maddesinde öngörülen yaptırımın, idari para cezasına dönüşmesi nedeniyle, sanık hakkında TCK'nın 58. maddesindeki tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmesinde zorunluluk bulunması,
2.Sanık hakkında 5237 Sayılı TCK'nın 158/1-e-f, 43/1,168/2 maddeleri gereğince hükmedilen 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezasından aynı yasanın 62/1. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılırken hesap hatası sonucu " 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası" yerine yazılı şekilde "1 yıl 6 ay 23 gün hapis cezası" olarak fazla tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün, bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasa’nın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümlerden tekerrür uygulaması ile ilgili bentlerin tamamen çıkarılması ve dolandırıcılık suçundan kurulan hüküm fıkrasının 1-c bendindeki "1 yıl 6 ay 23 gün" ibaresinin çıkartılarak yerine "1 yıl 6 ay 22 gün" denilmek suretiyle; diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 29.01.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.