21. Hukuk Dairesi
21. Hukuk Dairesi 2014/23373 E. , 2014/26858 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, yurtdışında çalışmaya başladığı tarihin Türkiye içinde sigortalılık başlangıç tarihi olduğunun ve tahsis tarihini takip eden aybaşından itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R
1.Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurum vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2.Dava, davacının sigortalılık başlangıcının Fransa'da ilk defa çalışmaya başladığı tarih olan01/01/1982 olarak tespiti ve tahsis tarihini takip eden aybaşından itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Yerel mahkemece, davacının davasının kabulü ile davacının Fransa'da Türk vatandaşı olarak ilk defa sigortalı işe başladığı 01.01.1982 tarihinin Türkiye'de sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğinin tespitine, aksine tesis edilen Kurum işleminin iptaline, davacının 01.02.2014 tarihinden itibaren 5510 sayılı yasanın 4/1-a ve 506 sayılı yasa gereğince yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmiştir.
Davacının Kuruma yaptığı tahsis talebinde bulunan tarih ile iadeli taahhütlü gönderi üzerindeki PTT kaşesinin tarihi 31/01/2013 olmasına rağmen Kurumun kayıt tarihi 06/02/2014'tür. Bu nedenle, davacının yaşlılık aylığının başlangıç tarihinin Kurum kayıt tarihini takip eden aybaşı olan 01/03/2014 tarihi olduğuna karar verilmesi gerekirken 01/02/2014 tarihinden itibaren davacıya aylık bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesi usul ve Yasa'ya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı,
HMK 370/2. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.