15. Hukuk Dairesi
15. Hukuk Dairesi 2011/4483 E. , 2012/1902 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: - K A R A R -
Dava, eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanan bakiye iş bedeli alacağının tahsili istemiyle başlatılan ilâmsız icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptâli, takibin devamı ve icra inkâr tazminatının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 30.057,60 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak sureti ile takibin devamına, 12.023,04 TL icra inkâr tazminatının tahsiline, fazla istemin reddine dair verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.İİK’nın 67. maddesine göre takibe itiraz eden borçlunun icra inkâr tazminatı ile sorumlu tutulabilmesi için itirazında haksız olması ve alacağın likid bulunması gerekir. Somut olayda icra takibi 2 adet faturaya dayanılarak yapılmıştır. Faturaya dayalı alacaklarda alacağın likid kabul edilebilmesi için faturanın borçlu davalıya tebliğ edilmesi, yasal sürede itiraz edilmeyerek içeriğinin kesinleşmesi veya faturanın davalının ticari defterlerine kayıt edilerek benimsenmesi gerekir. Somut olayda takip dayanağı faturaların borçlu davalıya tebliğ edildiği, itiraz edilmeksizin içeriğinin kesinleştiği ya da ticari defterlerine işlenmek suretiyle davalı yanca benimsendiği davacı alacaklı tarafından kanıtlanamamıştır. Taraflar arasındaki alacak borç durumu ve ödemeler düşüldükten sonra kalan alacağın miktarı yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu ile saptanmış ve hüküm altına alınmıştır. Bu durumda alacağın likid olduğundan ve davalı borçlunun takibe itirazında haksız bulunduğundan sözedilemez. Ulaşılan bu sonuca göre davacının icra inkâr tazminatı isteminin reddi gerekirken alacağın likid kabul edilerek icra inkâr tazminatına hükmedilmesi doğru bulunmamıştır. Kararın bu yönden bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç göstermediğinden 6100 Sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesinin yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nın 438/VII. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.