Esas No
E. 2019/1089
Karar No
K. 2020/4351
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:

T.C.

KONYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO :

KARAR NO:
KARAR TARİHİ:

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : KONYA ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ:
NUMARASI: ...Esas -... Karar

ASIL DAVA DOSYASINDA

DAVA: Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:
KARAR TARİHİ:
KARARIN YAZILDIĞI TARİH:
KARARIN MAHİYETİ: KABUL

BİRLEŞEN

KONYA ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN ...ESAS SAYILI DOSYASINDA

DAVA: Maddi Tazminat (Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklı)
DAVA TARİHİ:
KARAR TARİHİ:
KARARIN YAZILDIĞI TARİH:
KARARIN MAHİYETİ: KABUL

BİRLEŞEN

KONYA ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN ... ESAS SAYILI DOSYASINDA

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Mahkemece verilen karar davalı sigorta şirketince asıl ve birleşen ... Esas sayılı dosya yönünden, davacı tarafından ise reddedilen birleşen ... Esas sayılı dosya yönünden istinaf edilmiştir. A- Davalının zamanaşımı itirazı yönünden; Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Davalı sigorta birleşen dosyalar yönünden, ıslah edilen kısma yönelik zamanaşımı itirazında bulunmuştur

Davacı, birleşen ... Esas sayılı davayı ... tarihinde, birleşen ... Esas sayılı davayı ... tarihinde açtığı davasında fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1.000'er TL tazminat isteminde bulunmuş; dava dilekçelerinde davalarının 6100 sayılı HMK'nun 109. maddesindeki kısmi dava niteliğinde olduğunu açıkça beyan etmiş; ... tarihli ıslah dilekçesiyle ise talebini 30.000 ve 7.537-TL'ye yükseltmiş; davalı vekili ise, 20.01.2020 tarihli dilekçesiyle süresinde, ıslah edilen bölümler için zamanaşımı def'ini ileri sürmüştür. Mahkemece, davacının ıslah dilekçesi bedel artırım dilekçesi olarak kabul edilmiş ise de; davalı vekilinin ıslaha karşı zamanaşımı def'i üzerinde durulmamıştır.

Poliçe tanzim tarihi ve riziko tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1420/1. maddesinde "sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar" düzenlemesine yer verilmiş olup; aynı yöndeki düzenleme, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları'nın C.10. maddesinde de yapılmıştır.

Davacının talebi, mal sigortalarının bir türü olan kasko sigorta poliçesine dayanmakta olup, yukarıda anılan mevzuat hükümleri gereği 2 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu döneminde kısmi dava olarak açılan davada, davaya konu edilmeyen alacak bölümü için zamanaşımı işlemeye devam etmektedir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları ile, ıslaha karşı zamanaşımı def'inin ileri sürülmesi kabul edilmiş olduğundan, davacının ... tarihinde yaptığı ıslaha karşı davalı vekilinin zamanaşımı def'ini ileri sürdüğü gözetilmelidir.

Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında mahkemece; davanın kısmi dava şeklinde açılan tazminat davası olduğu ve davaya konu edilmeyen alacak kısmı için zamanaşımının işlemeye devam ettiği; davaya konu rizikonun tarihi (09.09.2015 ve 26.05.20159 ile KSGŞ'nın B.3.3.4.1-son cümlesi gereği hasar ihbarından sonraki 45. gün sonunda davacı alacağının muaccel olacağı hükmü ve muacceliyetten sonraki 2 yıl içinde davaya konu edilmeyen alacak bölümünün zamanaşımına uğrayacağı hükmü dikkate alınarak, davalı vekilinin zamanaşımı def'inin değerlendirilmesi, ıslah edilen bölümün zamanaşımına uğrayıp uğramadığının kararda tartışılması gerekirken, eksik incelemeyle, yazılı biçimde hüküm tesisi kararın kaldırılmasını gerektirmiştir. (Bkz. Aynı yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/1089 Esas, 2020/4351 Karar sayılı ilamı) B- Davalının Teminat dışılık (aracın kiralandığı) ve banka muvafakatının alınmadığına yönelik itirazında; Davaya konu araçların, Trafik Sicil Müdürlüğü'nden gelen kayıtlarında görünen ...'a ait rehin kayıtlarına binaen, ...'tan gelen cevapta alacaklarının bulunmadığı, davaya muvafakatlarının olduğuna yönelik cevap nedeniyle bu bakımdan dava şartında bir eksiklik bulunmamaktadır. Bunun dışında, davaya konu sigortalı araçların sigortalayan davacı tarafından herhangi kişiye yönelik kiralandığına dair dava sırasında herhangi bir iddia ve ispat bulunmadığından, sadece istinaf dilekçesinde yer alan bu iddianın da yerinde olmadığı görülmüştür. C- Davalının, karşı tarafın ağır kusur ve kasdı nedeniyle teminat dışı bulunduğuna yönelik iddialarında; Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan kasko tazminatı istemine ilişkindir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 1409. Maddesine göre sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumludur. Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması müsademesi devrilmesi düşmesi yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötü niyet ve muziplikle yaptıkları hareketler aracın yanması çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararlardan sigortacı sorumludur.

Sigortacı gerçekleşen rizikoların poliçe teminatı kapsamı dışında olduğunu iddia ediyorsa 1409/2 maddesi gereği ispat külfeti sigortacıya aittir. Bu düzenlemeler karşısında poliçede belirtilen rizikonun gerçekleştiğini sigortalı, rizikonun teminat kapsamı dışında olduğu iddiasında ise ispat külfeti sigortacıya aittir.

Türk Ticaret Kanununun 1446. maddesine göre "Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirir. Rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirimin yapılmaması veya geç yapılması, ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olmuşsa, kusurun ağırlığına göre, tazminattan veya bedelden indirim yoluna gidilir." Ayrıca yine aynı yasanın 1447. maddesinde "Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sözleşme uyarınca veya sigortacının istemi üzerine, rizikonun veya tazminatın kapsamının belirlenmesinde gerekli ve sigorta ettirenden beklenebilecek olan her türlü bilgi ile belgeyi sigortacıya makul bir süre içinde sağlamak zorundadır. Ayrıca, sigorta ettiren, aldığı bilgi ve belgenin niteliğine göre, rizikonun gerçekleştiği veya diğer ilgili yerlerde sigortacının inceleme yapmasına izin vermekle ve kendisinden beklenen uygun önlemleri almakla yükümlüdür. Bu yükümlülüğün ihlal edilmesi sebebiyle ödenecek tutar artarsa, kusurun ağırlığına göre tazminattan indirim yapılır." Düzenlemeleri karşısında kazanın bildirilmemesi veya geç bildirilmesi tek başına teminat dışı hal olarak kabul edilemeyecektir. Sigortalının geç bildirimi yada sigortacıya sunması gereken belgeleri süresinde sunmaması durumunda ancak, ödenecek tazminatta bir "artış sağlamış ise" tazminatta indirim sebebi olarak sayılmıştır.

Daire’nin yerleşmiş uygulamalarına göre; Genel Şartların bu maddesinde “tam kusur” dan değil, “kasıt” veya “ağır kusur”'dan söz edilmekte olup, ağır kusur kavramının kasta yakın bir kusurun varlığını ifade ettiği kabul edilmektedir. İlgili madde de tam kusurdan değil kasıt veya ağır kusurdan söz edilmektedir. (Bkz. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/5254 Esas, 2016/7518 Karar; 2014/20262 Esas, 2014/17040 Karar; 2015/8708 Esas, 2016/323 Karar sayılı ilamları)

Somut olay değerlendirildiğinde, mahkemenin ... Esas sayılı dosyası ile birleşen ... Esas sayılı dosyalarında; ... tarihli aynı kazaya ilişkin olup ... plakalı çekici ve ... plakalı dorsedeki zararların talep edildiği, olay sonrasında polis ekibinin çağrılarak kazaya ilişkin tutulan tutanak, dinlenilen tanık beyanları, kaza sonrası çekilen fotoğraflar, araç şoförünün sigortaya yaptığı bildirimdeki beyanları ve alınan bilirkişi raporlarına göre zeminin yumuşak olması nedeniyle aracın devrilmesi suretiyle liftinin de kırılması neticesinde kazanın meydana geldiği, davalının cevap dilekçesinde de kaza sonrası ekpertiz çalışmasının yapıldığı ve devrilme sonucu meydana geldiğinin kabul de edildiği, meydana gelen olay ve neticesinde oluşan zararın teminat kapsamında kaldığı, salt bildirim yükümlülüğünün yapılmaması veya geç yapılmasının olayın teminat dışı kalmasına sebebiyet vermeyeceği, geç bildirimin zararın artışına yol açtığının da davalı sigortaca ispat edilmemiş olduğu, kaldı ki sözü edildiği üzere davalın sigortanın ekprektiz raporu düzenlettirmesinin de bildirimin yapıldığını gösterdiği; zarar miktarına ilişkin hükme esas alınan bilirkişi raporlarının da maddi ve hukuki vakılara, usule ve dosya kapsamına uygun olduğundan sigorta vekilinin bunlara yönelik itirazlarının yerinde olmadığı görülmüştür. D- Davacı vekilinin birleşen ... Esas sayılı dosyaya yönelik itirazlarında;

Davaya konu kaza ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nun 1429/1. maddesi "Sigortacı, aksine sözleşme yoksa, sigorta ettirenin, sigortalının, lehtarın ve bunların hukuken fiillerinden sorumlu bulundukları kişilerin ihmallerinden kaynaklanan zararları tazmin ile yükümlüdür. Sigorta ettiren, sigortalı ve tazminat ödenmesini sağlamak amacıyla bunların hukuken fiillerinden sorumlu oldukları kişiler, rizikonun gerçekleşmesine kasten sebep oldukları takdirde, sigortacı tazminat borcundan kurtulur ve aldığı primleri geri vermez" düzenlemesini benimsemiş ve sigortalı ya da eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin ihmallerinden doğan zararların da sigorta teminatı kapsamında kaldığını kabul etmiştir.

Kasko sigortaları bakımından sigorta teminatı kapsamı dışında kalan haller, Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları'nın A.5. Maddesinde sayılarak belirlenmiş bulunmaktadır. KSGŞ'nın A.5.8. Maddesinde "Aracın ruhsatında belirtilen taşıma haddinden fazla yük ve yolcu taşıması sırasında meydana gelen ve münhasıran aracın istiap haddinin aşılmasından kaynaklanan zararlar" teminat dışı haller içinde sayılmış olmakla birlikte; istiap haddinin aşılmasının rizikonun teminat dışı kalmasına yol açması için kazada münhasıran etkili olması, kazanın oluşumunda başka etken bulunmaması ve istiap haddi aşılmamış olsaydı kazanın meydana gelmeyecek olması gerekmektedir. (Bkz. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2015/9882 Esas, 2016/484 Karar sayılı ilamı)

Somut olayda; birleşen ... Esas sayılı davada, ... tarihli kazanın, araç sürücüsünün tek taraflı olarak seyir halindeyken aracın devrilmesi ile meydana geldiği kaza sonrası tutulan Kaza Tespit Tutanağı ile tüm deliller ile sabit olup bu şekilde davacı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda tam kusurlu olduğu, dosyadaki tüm delillere, alınan bilirkişi raporlarına göre kazanın meydana gelmesinde istiap haddi aşımının münhasıran etkili olduğunun davalı tarafça ispat edilemediği, dolayısıyla istiap haddi aşımının münhasıran etkili olduğunun kabul edilemeyeceği, yukarıda ifade olunan 6102 sayılı TTK'nun 1429/1. maddesi ile, sigortalının ya da eylemlerinden sorumlu olduğu kişinin ihmal düzeyindeki kusurunun tazminattan sorumluluğu ortadan kaldırmayacağı; ancak kasten yaratılan zararların sorumluluğu ortadan kaldıracağı ilkesinin benimsenmiş olması, davacı aracı sürücüsü tek taraflı olarak yaptığı kazada tam kusurlu olsa da kusurunun ihmal boyutunda olması, Kasko Sigortası Genel Şartları gereği istiap haddi aşımının olayda münhasıran etkili olmadığı durumlarda zararın teminat kapsamında olması, somut olayda zararın teminat dışı kalmasına yol açacak bir durumun bulunmaması, kasko sigortasının mahiyeti icabı sigortalının kusuru ile (kast düzeyine varmayan) oluşan zararları da teminat altına almak amacıyla yapılması hususları gözetildiğinde, mahkemece bilirkişi raporları ile buna yönelik herhangi bir tespit yapılmamış olmasına, bu yönde herhangi bir delil bulunmamasına karşın, herhangi bir somut gerekçeye dayanmayacak biçimde yazılı şekilde birleşen dava yönünden davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup buna yönelik davacı istinafının kabulüne karar vermek gerekmiştir. E- Davalının faize yönelik istinafında;

Taraflar arasındaki ilişki, TTK.’nda düzenlenen sigorta sözleşmesinden kaynaklandığından ve bu tür sözleşmeler TTK.’nun 3. ve 4. maddeleri hükmü uyarınca, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, mutlak ticari işler kapsamında bulunmasına göre, talep gibi temerrüt faizi olarak ticari faiz niteliğindeki avans faizine hükmedilmesi yerinde olup buna yönelik itiraz yerinde değildir. (Bkz. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/10978 Esas, 2018/5122 Karar sayılı ilamı)

Bu itibarla davacı vekilinin, yukarıda (D) bendinde belirtilen, birleşen ... Esas sayılı dosyaya yönelik itirazının kabulüne, davalı vekilinin ise (A) bendinde açıklanan zamanaşımı yönünden istinaf başvurusunun kabulüne, sair itirazlarının reddine dair ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nin 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılması gerektiğine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, Yerel Mahkeme kararının HMK.m.353/1-a/6 hükmü uyarınca KALDIRILMASINA,

2.Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde değerlendirme ve işlem yapılmak ve kazanılmış haklara halel gelmemek suretiyle değerlendirmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

3.İstinaf yasa yoluna başvuran taraflarca başvuru harcı dışındaki peşin olarak yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde yatıran taraflara iadesine,

4.Dosya üzerinde inceleme yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,

5.İstinaf yasa yoluna başvuranlar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,

6.Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dair, HMK. m.353/1-a/6 hükümleri uyarınca, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog