(Kapatılan) 15. Ceza Dairesi
(Kapatılan)15. Ceza Dairesi 2013/1783 E. , 2013/7341 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
...
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık ... hakkında kamu malına zarar verme suçundan verilen bir karar bulunmadığı, tebliğnameye hatalı yazıldığı değerlendirilerek yapılan incelemede,
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır.
Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır. Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır. Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir. 5237 sayılı TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde, 265. maddesi ile düzenlenen; “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar,kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu,seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için,öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir ... için değil, görevine giren bir ... için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle,kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse,fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeye elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.03.2010 gün 9-259-47 sayılı kararında belirlendiği gibi, olayın gelişimi sırasında sanığın, cebir ve/veya tehdit kullandığı polis memuru olan müştekiler suçun mağduru, kamu idaresi ise suçtan zarar gören konumundadır. “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçunun 5237 sayılı TCK’nun “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar” başlıklı bölümünde düzenlenmiş olması da kamu görevlilerinin suçun mağduru olamayacakları anlamına gelmemektedir. Aksinin kabulü halinde, görevleri dışında kendilerine karşı cebir ve/veya tehdit kullanılması halinde işlenen bu suçların mağduru olacaklarında kuşku bulunmayan kişilerin, aynı suçlara görevlerinin ifası sırasında kamu görevlisi sıfatıyla maruz kaldıklarında ise suçun mağduru olmadıklarını ileri sürmek çelişkisine düşülecektir ki, bunun yasal bir dayanağı bulunmamaktadır. Sanığın suçun yasal tanımında yer alan ve hukuksal anlamda tek bir fiili oluşturan davranışları, görevini ifa eden kamu görevlilerine karşı görevlerini yaptırmamak için gerçekleştirmiş olması nedeniyle aynı nev’iden fikri içtimaın koşulları gerçekleşmiş bulunduğundan,sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 43/2.maddesinin uygulanması gerekmektedir.
Olay günü alkollü olan sanıkların bir kavga olayına karışması sonucu kolluk görevlilerinin olay yerine intikal ettiği, haklarında yasal işlem yapılmak üzere sanıkları emniyete davet ettikleri, sanıklardan ...’ın olay yerinden kaçmasından sonra sanıklar ...,... ’in kolluk görevlilerine saldırdıkları, polislere yumruk vurmak ve boğazını sıkmak suretiyle basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladıkları, ayrıca, “Hepinizi öldürürüm, yaşatmam, yakarım” şeklinde sözlerle tehdit ettikleri, bu suretle görevi yaptırmamak için direndikleri, sinkaflı sözler sözler söyleyerek hakaret ettikleri, bunun üzerine zor kullanılarak getirildikleri emniyette etrafa saldırarak Atatürk büstünü, sandalyeleri, küllüğü devirdikleri, bu şekilde kamu kamu malına zarar verdikleri, sanık ...’ın olay yerinden kaçmasını müteakip bir işyerinin çatısına çıktığı, kendisini sakinleştirmek ve emniyete davet etmek için gelen kolluk görevlilerine elinde bulunan şişeyi ve oradan bulduğu taşları attığı, şişelerden birinin polis memurlarından birine denk geldiği, bu suretle görevi yaptırmamak için direnme suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda,
1.Sanıklar hakkında kamu görevlisine direnme suçundan verilen mahkumiyet kararları ile sanık ... hakkında hakaret suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde; Görevi yaptırmamak için direnme suçunun birden fazla polis memuruna karşı cebir ve şiddet göstererek hukuksal anlamda tek bir fiil ile gerçekleştirilmesi nedeniyle aynı nev'iden fikri içtimaın koşulları gerçekleşmiş bulunduğundan, sanıklar hakkında anılan suçtan tayin olunan cezanın TCK'nın 43/2.maddesi ile arttırılması gerektiği gözetilmeden ve TCK'nın 265/1.maddesi gereğince 8 ay hapis cezasının temel ceza olarak belirlenip, aynı yasanın 265/3 maddesi gereğince 10 ay 20 gün hapis cezası verildikten sonra, yine aynı yasanın 62.maddesi gereğince 1/6 indirim yapılırken 8 ay 26 gün hapis cezası yerine hesap hatası yapılarak 8 ay 10 gün hapis cezası verilmek suretiyle eksik eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Hakaret suçundan hüküm kurulurken, doğrudan TCK'nın 125/1,3-a maddesi gereğince temel cezanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, öncelikle TCK'nın 125/1.maddesi gereğince 3 ay hapis cezası belirlenip, aynı maddenin 3-a maddesi gereğince 1 yıl hapis cezasına çıkartılarak arttırım ve indirimlerin bu ceza üzerinden yapılmış olmasındaki yanlışlık sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar ..., ..., sanık ... müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ayrı ayrı ONANMASINA,
2.Sanık ... hakkında hakaret suçundan verilen mahkumiyet kararı ile sanıklar ... ve ... hakkında kamu malına zarar verme suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde; a-Sanık ...'in, kamu görevlilerine hakaret ettiğine dair katılan, mağdur ve müşteki polis memurlarının iddiasının bulunmadığı, 26/11/2008 tarihli suç tutanağında ve tanık olarak beyanları alınan kişiler ifadesinde, adı geçen sanığın tehdit içerikli sözler söylediği belirtilmesine rağmen, hakaret ettiğine dair bir ifade bulunmadığı, bu nedenle sanık ...'in hakaret suçunu işlediğine dair mahkumiyete yeter kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmakla CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, b-Sanıklar ...,... 'in, polis merkezindeki büst, küllük, koltuk ve tabloları yere düşürdüğü iddia edilmiş ise de, suçun unsurlarının tespiti açısından, söz konusu eşyaların, kırma, yırtılma, çizilme gibi ne şekilde zarar gördüğünün araştırılması, varsa zararın ne kadar olduğunun belirlenmesi, sanıkların, aşamalarda değişmeyen ifadelerinde, söz konusu eşyaların, polis memurları tarafından devrildiğini iddia etmiş olmaları karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından, eylemin sanıklar tarafından meydana getirilip getirilmediğinin kesin olarak belirlenmesi, lgili polis merkezinde güvenlik kamerası kayıtları bulunup bulunmadığının araştırılması, kayıtlar var ise incelenerek tutanak altına altına aldırılması, sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, c-Kabule göre de; 5816 sayılı Atatürk Aleyhine işlenen suçlar Hakkındaki Kanun'un 1/2.maddesine göre, Atatürk'ü temsil eden heykel, büst ve abideleri veyahut Atatürk'ün kabrini tahrip eden, kıran, bozan veya kirleten kimseye bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verileceğinin hüküm altına alındığı, olayda, sanıkların diğer eşyaların yanısıra Atatürk büstüne de zarar verdikleri iddia edilmekle, bu eylem açısından daha özel bir düzenleme olan 5816 sayılı yasanın uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmaması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ..., sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22/04/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.