Esas No
E. 2012/24589
Karar No
K. 2013/13635
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Malvarlığı

2. Ceza Dairesi         2012/24589 E.  ,  2013/13635 K.

"İçtihat Metni"Tebliğname No : 6 - 2012/197912

MAHKEMESİ : Antalya 8. Asliye Ceza Mahkemesi

TARİHİ : 30/12/2008

NUMARASI : 2006/720 (E) ve 2008/1138 (K)

SUÇ: Hırsızlık, Mala zarar verme

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;

Hırsızlığa konu aracın çalınması sırasında, aracın kilitli kapılarının zorla açılması ve aracın düz kontak yapılıp çalıştırılarak araca zarar verilmiş olunması karşısında, eylemlerin ayrıca mala zarar verme suçuna uyduğu yönündeki mahkemenin oluşa, dosya kapsamına ve delillere uygun hukuki nitelendirmesinde ve değerlendirmesinde bir isabetsizlik bulunmaması nedeniyle tebliğnamedeki mala zarar verme suçunun unsurlarının oluşmadığına ilişkin bozma düşüncesine katılınmamış, dosya kapsamına göre diğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. Ancak;

1.5271 sayılı CMK’nın 253 ve 254. maddelerini değiştiren 5560 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 19.12.2006 tarihinden önce işlenen mala zarar verme ve hırsızlık suçlarında uygulama olanağı bulunan 5395 sayılı Çocuk Koruma Yasasının 24. maddesi gözetilerek, suça sürüklenen çocuğun 23.06.2006 tarihinde C.Savcılığınca alınan savunmasında uzlaşmak istemediğini belirtmiş olsa da hükümden önce 5560 sayılı Yasa ile değişik 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 24. maddesi yollamasıyla 5271 sayılı CMK.nun 253/4 ve 254. maddeleri gereğince, Ceza Muhakemesi Kanununa Göre Uzlaştırmanın Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 8/2. maddesine göre suça sürüklenen çocuğun yasal temsilcisine uzlaşma önerisinde bulunulması gerektiği halde uzlaşma önerisinin yapıldığı 23.06.2006 tarihinde 18 yaşını tamamlamamış suça sürüklenen çocuğa uzlaşma teklifi yapılması, inceleme tarihinde ise suça sürüklenen çocuğun 18 yaşını doldurduğunun anlaşılması karşısında; 5271 sayılı CMK. nun 253, 254. maddeleri uyarınca suça sürüklenen çocuğa yeniden uzlaşma önerisinde bulunularak sonucuna göre mala zarar verme ve hırsızlık suçlarından hukuki durumunun belirlenmesi zorunluluğunun gözetilmemesi,

2.Suça sürüklenen çocuğun atılı suçu işlemediğini savunması, yakınanın ise gece aracını 19.00 sıralarında park ettiğini ve sabah 07.30 sıralarında uyandığında hırsızlık olayını fark ettiğini ifade etmesi ve suç tarihinde güneşin batış saatinin 19.20 olması karşısında, eylemin 5237 sayılı TCK.nun 6/e maddesi kapsamında gece sayılan zaman diliminde işlendiğine ilişkin kanıtların neler olduğu açıklanıp tartışılmadan, hırsızlık suçundan kurulan hükümde,

TCK'nın 143. maddesi uyarınca cezada artırım yapılması,

3.Suça sürüklenen çocuğun, kapıları kilitlenmek suretiyle sokağa park edilmiş olan aracın kapılarına zarar vermek suretiyle hırsızlık yapması biçimindeki eyleminin, 5237 sayılı TCK.nun 142/1-b maddesinde tanımlanan hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, aynı Yasanın 142/1-e maddesiyle uygulama yapılması,

Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, 28.05.2013 tarihinde mala zarar verme suçundan oyçokluğu, hırsızlık suçundan oybirliğiyle karar verildi. KARŞI GÖRÜŞ:

Mala zarar verme suçunun konusu ile hırsızlık suçunun konusunun aynı olması durumunda, ayrıca mala zarar verme suçundan ceza verilemeyeceği; çünkü somut olayımızda olduğu gibi sanık hırsızlık suçundan cezalandırılırken suçun konusunu oluşturan aracı (zarar gören kapı ve düzkontak yapımı sırasında oluşan zararla birlikte) çaldığı için zaten ceza almaktadır. Bu nedenle aracın kapısına ve kontak kısmına zarar vermesi nedeniyle ayrıca mala zarar vermek suçundan hüküm kurulması halinde; sanık, mala zarar verme suçunun konusunu oluşturan zarar gören kapı ve kontak kilidini (araçla birlikte) hem çaldığı için hemde zarar verdiği için olmak üzere iki kez cezalandırılmaktadır. Aslında bir malın çalınması, mala zarar verme suçundaki zarar kavramından daha geniş ve kapsamlı olarak zarar kavramını da içerisinde barındırmaktadır. Bu durumu biraz açacak olursak; her iki suç da 5237 sayılı TCK.nun onuncu bölümünde "mal varlığına karşı suçlar" başlığı altında düzenlenmiştir. İki suçunda koruduğu hukuki değer kişinin mal varlığıdır. Tamamlanmış tipik bir hırsızlık eyleminde sanık, zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden tamamını veya bir kısmını almak suretiyle, müştekinin mal varlığına zarar vermektedir. Mala zarar verme suçunda ise sanık, başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkıp, tahrip edip, yok edip, bozmak suretiyle kullanılamaz hâle getirip veya kirleterek zarar vermektedir. Her iki suç tipinde de mağdur mal varlığı itibarıyla zarar görmektedir. Hırsızlık suçunda sanık suça konu malı alıp götürmek suretiyle tamamen ortadan kaldırmaktadır. Bu durumda mağdur yönünden artık bunun ötesinde daha fazla bir zarar olasılığı bulunmamaktadır. Sanıkta bu eyleminin karşılığı olarak 5237 sayılı TCK.nun 61. maddesindeki kriterler gözetilerek hırsızlık suçundan cezalandırılmaktadır. Mala zarar verme suçunda ise, sanık çoğu zaman malın tamamını ortadan kaldırmamakta, tahrip etmek suretiyle kısmen veya tamamen kullanılmaz hale getirmektedir. iki suçu bir birinden ayıran önemli özellik ise; hırsızlıkta sanık faydalanma amacıyla eylemini gerçekleştirdiği halde, mala zarar verme suçunda, mağdura zarar verme saiki ile hareket etmektedir. Ancak iki suçu bir birinden ayıran sanığın bu saikinin, korunan hukuki yarar/değer yönünden bir önemi olmadığı için, somut olayımızda olduğu gibi, suça konu aracı kapı ve kontak kısmına zarar vermek suretiyle çalınmasında; suçun konusunu oluşturan mal, aracın tamamı olup, zararda aracın çalınmasıdır. korunan hukuki yararda mağdurun mal varlığı/otomobilidir. Bu nedenle en ağır cezayı içeren hırsızlık suçundan ceza verilmekle yetinilmelidir.

Mağdur yönünden suça konu aracın kapı ve kontağına zarar verilerek çalınması ile zarar verilmeden çalınması arasında bir fark olmadığı gibi, aracın tamamen çalınarak uğratılmış olduğu zarar dışından, ayrıca korunacak bir hukuki yararı veya aracın çalınma biçimine ilişkin korunacak hukuki bir değerde söz konusu değildir. Bu nedenle sanığın aracı çalmak amacıyla araca zarar vermesi eyleminin ayrıca mala zarar verme suçunu oluşturmayacağı gözetilmeden yerel mahkemenin yazılı şekilde hırsızlık suçunun yanı sıra mala zarar verme suçundan da mahkumiyet kararı vermesi yanlıştır.

Bir kısım yazarlar, 5237 sayılı TCK.nun 142/4. maddesinde “(Ek fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K.6.md) Hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla konut dokunulmazlığının ihlâli veya mala zarar verme suçunun işlenmesi halinde, bu suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için şikâyet aranmaz” biçimindeki düzenlemeye göre sanığın, suça konu aracı çalmak için aracın camını kırması, kapısını veya kapı kilidini aletle zorlayarak kırıp veya zarar vererek açması biçimindeki eyleminin, malı çalmak için yapılmış olması halinde ayrıca mala zarar verme suçunun da oluşturduğu ileri sürülmekte ise de; maddenin düzenleniş biçimi irdelendiğinde yeni bir suç düzenlenmediği açıktır. Soruşturulması ve kovuşturulması şikayet koşuluna bağlı iki suç yönünden, şikayet koşuluyla ilgili olarak istisnai bir düzenleme yapmıştır. Aslında anılan madde Yasaya konulmadan öncede hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla konut dokunulmazlığını ihlâl veya mala zarar verme suçlarının işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlarında oluştuğu, yerel mahkemelerce ve yüksek Yargıtay tarafında kabul edilmiş olup, halen uygulama da bu şekilde devam etmektedir. Örneğin, aracın camı kırılıp içerisinden teyp veya çantanın çalınması, konut veya işyerinin kapı veya kilidi kırılarak içeriden eşyanın çalınması hallerinde, ayrıca mala zarar verme suçunun da oluştuğu tartışmasız kabul edilmektedir.

Ancak tartışma konumuz yukarıda da açıkladığımız gibi bu durumdan farklıdır. Hırsızlık suçunun konusu ile mala zarar verme suçunun konusunun aynı olması, başka bir ifadeyle sanığın, çalmak istediği veya çalmış olduğu malı, bulunduğu yerden aldığı sırada zarar vermesi halinde ayrıca mala zarar verme suçundan ceza verilip verilemeyeceğine ilişkindir. Örneğin sanığın, kapısı açık aracın kontak kilidini bozarak veya kırarak düzkontak yapıp aracı çalması, aracın teybini yerinden çıkardığı sırada teybin düğmesini veya baş kısmını kırarak teybi çalması veya yakınanın omuzundaki çantanın sapını hissettirmeden keserek çantayı çalması biçimindeki eylemlerinde, ayrıca mala zarar verme suçundan mahkumiyet kararı verilip verilemeyeceğidir. Bu örneklerde de olduğu gibi hırsızlık ve mala zarar verme suçlarının konusu aynı mal olup korunan hukuki yarar tektir. Daha ağır ceza içeren hırsızlık suçundan ceza verilmesiyle yetinilmelidir.

Bu nedenlerle sanığın, suça konu aracın kapı ve kontak kısmına zarar verip düzkontak yaparak çalması biçimindeki eylemi nedeniyle, hırsızlık suçundan mahkumiyet kararı verilmesiyle yetinilmesi gerektiğini, ayrıca mala zarar verme suçundan mahkumiyet kararı verilmesinin yanlış olduğu düşüncesiyle sayın çoğunluğun, mala zarar verme suçununda unsurları itibariyle oluştuğuna ilişkin görüşüne katılmıyoruz.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog