Aramaya Dön

6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2022/693
Karar No
K. 2023/687
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2022/693 Esas
KARAR NO: 2023/687
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 12/09/2014
KARAR TARİHİ: 19/07/2023
KARARIN YAZILMA TARİHİ: 20/07/2023

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde ÖZETLE; davalı borçlular aleyhine icra takibi başlatıldığı, davalının takibe ve borcun tamamına itiraz ederek, böyle bir borcunun bulunmadığı, bu borcun kaynağının vefat eden babalarının Bakırköy ... nolu ... bayisini işletmesinden doğmuş ise de, tereke borca batık olduğundan mirasın reddedildiği ve borçtan sorumlu olmadıklarını belirttiklerini, davalıların itiraz dilekçelerinde belirttikleri hususların gerçeğe aykırı olduğunu, davalıların vefat eden babası ...nın müvekkili kulübün Bakırköy ... nolu ... bayisi olarak faaliyet gösterdiğini, davalıların ve vefat eden babanın mirasçılarının, Bakırköy ... nolu ... bayi ruhsat sahibi ...nın 30.12.2011 tarihinde vefat etmesine rağmen, iş bu vefat husussunda kulübe bilgi vermeyip, 16.04.2012 tarihine kadar bayilik faaliyetlerine devam etmek suretiyle, bayilik primlerini almaya devam ettiklerini, bu hukuka aykırı faaliyetleri yanında, aynı zamanda almaya devam ettikleri ve müvekkili kulüp adına yaptıkları satış sonucu elde ettikleri hasılat üzerinden tahakkuk eden bayilik primine matrah teşkil eden ve kulüp adına yapmış oldukları satış sonucu elde edilen hasılatı, müvekkili kulübe teslim etmeleri gerektiği halde takip konusu bedeli teslim etmediklerini, bu nedenle mirasçılar için icra takibi başlatıldığını, talep ve beyanlarında bulunduğu görülmüştür. ... tarafından müvekkili kulübe Beşiktaş ... Noterliğinin ... nolu ihtarnamesinin gönderildiğini, ihtarnameye göre, Bakırköy ... nolu ... bayisi ...nın 30,.12.2011 tarihinde vefat ettiğini, murisin vefatı sonrasında terekenin borca batık olmasından dolayı mirasın hükmen reddedildiğini, ... bayiliği her ne kadar babası adına olsa da fiilen ... tarafından 2000 yılından beri işletildiğinin ve muhatabın ... olduğunun beyan edildiğini, sabit ... bayii yönetmeliğinin, bayiliğin devri ve ortak alma yasağı başlıklı 15. Maddesinde, bayinin kar ortaklığı dahil hiçbir suretle yanına ortak alamayacağı ve hisse devri yapamayacağı hükmünün bulunduğunu, ...nın vefat tarihi 30.12.2011 tarihinden itibaren 16.04.2012 tarihine kadar ... bayiliğinin işletilmeye devam edildiğini, 3.000,00 USD bayilik teminatı ( 5.270,10 TL ) ve müvekkili hesaplarına bloke edilmiş olan 359,55 TL bayilik prim alacağının kulübe olan 32.384,99 TL borcundan mahsup edilerek, bakiye kalan 26.775,34 TL hasılat bedelinin şüphelilerce kulübe teslim edilmediğini, bu nedenlerle, davalıların itirazlarının iptali ile takibin devamına, davalı borçluların alacağın % 20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilerek, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde ÖZETLE;

Davacı tarafa taleplerinin haksız fiile mi yoksa, Miras hukuku hükümlerine mi dayandırdığının açıklattırılması gerektiğini, davacının dilekçesinin bir kısmında müvekkillerin ... bayiliği faaliyetini devam ettirdiklerini ve bu nedenle haksız tahsilat yaptıklarını belirtmesine karşın, dilekçenin bir başka kısmında müvekkillerin mirası reddettiklerine dair bir Mahkeme kararı sunmadıklarını beyan ettiklerini, ...’nın 2000 yılından beri sağlık durumunun el vermemesi nedeniyle kendi üzerine olan ... bayiliğinin işletmesini fiilen yanında çalışan ve icra takibinde borçlu olarak gösterilen .... devrettiğini, 2000 yılından sonra tüm ödemeler ve tüm sözleşme yenileme işlemleri ... tarafından yapılmış olup, bu hususun davacı tarafından da bilindiğini, ...nın vefat etmesi üzerine, müvekkillerinin davacıyı arayarak defalarca durumu bildirdiklerini, ancak davacı tarafından her hangi bir reaksiyon gösterilmeyip, bayilik sözleşmesinin iptal edilmediğini, haksız olarak ödenmesi gereken primleri ellerinde bulundurduğunu iddia edilen müvekkillerinin, kendi kendilerini ihbar etmesinin ve davacı kuruma önlem alması konusunda ihtarda bulunmasının düşünülemeyeceğini, müvekkillerinin, taraflar arasındaki ticari ilişkinin tarafı olmayıp, müvekkillerin tarafı olmadıkları bir sözleşme nedeniyle bilgi verme yükümlülüklerinin olmadığını, müvekkillerin babaları tarafından yürütülen ... bayiliği ile gerek hukuki gerekse fiili hiçbir ilgileri bulunmamakta olup, müvekkillerin prim tahsilatı yapmaya devam ettikleri iddiasının kabul edilebilir olmadığnı,, sözleşme hükümlerine aykırı davranan davacının, kendi kusur ve ihmalinden kaynaklanan zararlardan müvekkillerini sorumlu tutmaya çalıştığını, sözleşme hükmünde açıkça belirtildiği üzere bayinin 3 iş gününden fazla hasılatları uhdesinde tutması sözleşmeye aykırılık teşkil etmekte olup, böyle bir durumda TJK’nın yaptırım uygulama hak ve yetkisinin bulunduğunu, mirasbırakan ...nın ödemeden aczi açıkça belli olduğundan, mirasın kanun gereğince reddedilmiş sayıldığını, Bakırköy ... nolu bayi 2000 yılından beri ... tarafından işletilmekte olup, bu hususun davacının bilgisi dahilinde olduğunu, davacının müvekkillerinin ödeme konusunda zorlamak amacı ile kötü niyetli olarak Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuş olup, Savcılık tarafından takipsizlik kararı verildiğini ve kararın kesinleştiğini bu nedenlerle, davanın esastan reddi ile davacının % 20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilerek, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, 23.03.2011 tarihli bayilik sözleşmesinden kaynaklı alacak istemine ilişkin itirazın iptali davasıdır.

Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle;, davalıların murisi ...'nın müvekkilinin ... bayisi olduğunu, ... 30.12.2011 tarihinde vefat ettiğini, davalıların bu hususta müvekkiline bilgi vermeyerek 16.04.2012 tarihine kadar bayilik faaliyetlerine devam ettiklerini ve bayilik primlerini aldıklarını, satış sonucu elde edilen hasılatın müvekkiline ait olduğunu, ... Bayiliği Yönetmeliğinin 15. maddesi gereğince müvekkilinin onayı olmadan yapılan hisse devrinin geçersiz olduğunu ve bayilik münhasıran şahsa verildiğini, miras yoluyla dahi mirasçılarına intikal etmeyeceğini, hasılat prim alacağının tahsili için başlatılan takibin davalıların itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekilinin cevap dilekçesinden özetle; müvekkillerinin murisi ... bayisinin işletmesini fiilen dava dışı ...'ya devrettiğini, işlemlerin bu şahıs tarafından yapıldığını, bu durumun davacı tarafından da bilindiğini, müvekkillerinin ... bayiliği ile hiçbir ticari ve fiili ilişkileri olmadığını, prim tahsilatı yapmadıklarını, davacının iddia ettiği zararın kendi ihmal ve kusurundan kaynaklandığını, murisin terekesinin borca batık olduğunu, müvekkillerinin mirası hükmen reddetmiş sayıldıklarını, ... Bayiliği Yönetmeliğinin 15. maddesi gereğince sözleşmenin bayinin ölümü ile son bulduğunu, borçlardan mirasçılarının sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

Davaya konu uyuşmazlığın;

Davacı tarafından davalılar hakkında hasılat ve prim alacağına ilişkin başlatılan icra takibine itirazın iptali davasında, takibin ve davanın murisin tüm mirasçılarına yöneltilmesinin gerekip gerekmediği, murisin ölümünden sonra gerçekleşen hasılat ve prim alacaklarından davalıların sorumlu olup olmadığı, davalıların, murisin terekesinin borca batık olduğu yönündeki ve murise ait ... bayiliğinin dava dışı üçüncü kişi tarafından işletildiği yönündeki savunmaları üzerinde durulmasının gerekip gerekmediği hususlarına ilişkindir.

Dosyanın yapılan ilk yargılaması sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş bu kararın Yargıtay ... HD'nin ... esas,... kararı numaralı ilamıyla temyiz incelemesi yapılarak " Murisin ölüm tarihine göre terekesi iştirak halinde olduğundan tüm mirasçılarına karşı takip ve dava açılması gerektiği, mirasçılar arasında zorunlu takip ve dava arkadaşlığı bulunduğu, mahkemece bu yön üzerinde durulması gerektiği, davalıların, kendilerinin dava konusu işletme ile ilgileri bulunmadığını, bu yeri takibe itiraz etmeyen dava dışı ...'nın fiilen işlettiğini savunduğunu, bu yöndeki savunmanın doğru olduğunun kanıtlanması halinde hasılat prim bedellerinden davalıların sorumlu tutulamayacağını, bunun yanında muris ile yapılan sözleşmenin 15. maddesinde bayiliğin şahsa ilişkin olup mirasçılara intikal etmeyeceği hükmü gereği murisin ölümünden önceki borçlar yönünden mirasçıların sorumluluğu düşünülebilir ise de ölümden sonraki borçlardan mirasçıların sorumlu tutulmasının hangi hukuki gerekçeye dayandırıldığının da tartışılması gerektiği, tüm bu hususların yanında davalıların murisin terekesinin borca batık olduğunu ve bu nedenle mirası reddettiklerini savunduklarını, Mahkemece bu savunma üzerinde de durulması gerektiği belirterek" verilen kararı bozduğu, karar düzeltme talebini reddedildiği, Yargıtay .... Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar sayılı bozma ilamına direnilmesine karar verildiği,

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... esas, ... sayılı ilamıyla direnme kararının incelenerek; "...Para alacağına ilişkin dava ve takiplerin mirasçıların tamamına karşı yürütülmesine gerek bulunmadığı, davacının, mirasçıların bir ya da bir kısmına yönelik dava açabileceğinden veya icra takibi yapabileceğinden Özel Dairenin murisin tüm mirasçılarına karşı takip yapılması ve dava açılması yönündeki bozma gerekçesinin yerinde olmadığını, davalı mirasçılar vekili yargılama sırasında mirasın hükmen reddini savunma yolu ile ileri sürdüğünü, böyle bir itiraz durumunda mahkemece, mirasbırakanın ölüm tarihindeki mal varlığının ve terekesinin, ikamet ettiği ve nüfusa kayıtlı olduğu yerlerden kapsamlı ve objektif olarak araştırılması, tapu müdürlüklerinden, vergi dairelerinden ve bankalardan sorulması,

SGK Başkanlığından maaşının bulunup bulunmadığının sorulması ve zabıta araştırması dâhil her türlü araştırma ile durumun teyit edilmesi gerektiğini, bu nedenle davalıların, murisin terekesinin borca batık olduğu ve mirası reddettikleri yönündeki savunmaları üzerinde durulması gerektiğini, öte yandan davalıların, söz konusu ... bayinin kendileri ile ilgisinin bulunmadığını, söz konusu bayiliğin icra takibine itiraz etmeyen dava dışı ... tarafından işletildiğini savunduğunu, muris ile yapılan sözleşmede yer verilen ... Bayiliği Yönetmeliğinin 15. maddesinde, bayiliğin şahsa ilişkin olup mirasçılara geçmeyeceği belirtilmekle, bu hükme göre murisin ölümünden sonraki borçlar yönünden mirasçıların sorumluluğunun mahkemece değerlendirilmesi gerektiğini" belirterek direnme kararını bozduğunu,

Direnme kararından sonra davalıların murisi ...'nın ölüm tarihindeki terekesinin gerek ölmeden önceki yerleşim yeri gerekse nüfusa kayıtlı yerlerden, uyap sorgulamaları da yapılarak araştırıldığı, banka yazı cevaplarında murisin alacak, borç, hesap kaydının olmadığı şekilde cevaplar verildiği, murisin Bakırköy SGK ile Bağcılar SGK'ya borcu olduğu, Bakırköy Vergi Dairesine borcu olduğu, İSKİ'ye borcu olduğu, tapu kaydı olmadığı, ilgili kolluk araştırmasında da murisin tespit edilen bir malvarlığının olmadığının tespit edildiği, davacının alacak talebine ilişkin murisin ölüm tarihi ile bu tarihten sonraya ilişkin seçenekli hesaplamanın yapıldığı,

Davalılar vekilinin ... nolu celsede ... İstanbul .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas,... karar sayılı dosyanın celbini talep ettiği, o dosyasının konusununda muris ...'nın mirasının hükmen reddi istemine ilişkin olduğu, davalılar dışındaki kişiler tarafından açıldığı, yağılan yargılama sonucunda; "Tüm bankalara, UYAP tan murisin ölüm tarihinde adına kayıtlı iken intikal gören taşınmaz kayıtlarının pasif tapu kaydı olarak çıktığı ve ... aktif pasif kayıt sorgulamaları yapıldığı halde istinaf kararı gereğince bu defa murisin nüfusa kayıtlı olduğu tapu müdürlüğüne de yazı yazılmış muris adına kayıtlı taşınmaz, bankalarda mevduatına rastlanmadığından murisin ölüm tarihindeki borç miktarının tespitinin dava sonucunu etkilemeyeceği halde yine de borç miktarları araştırılmış olup , murisin ölüm tarihi itibariyle adına kayıtlı taşınmaz ve araç kaydı bulunmadığı, murisin ölüm tarihi itibarıyla aktif malvarlığı, mevduat hesabı olmadığı tespit edilmiş olup davacılar tarafından terekenin sahiplenildiğine ilişkin dosyada delil bulunmadığından davacılar yönünden murisin terekesinin borca batık olduğunun tespitine ve davanın kabulüne karar verildiği " bu kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi 13/10/2022 tarih ve ... sayılı ilamları ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, iş bu kararının murisin terekesinin borca batık olduğu hususundaki tesbitin mahkememiz dosyası yönünden kesin delil mahiyetinde olduğu,

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Yeditepe Veraset ve Harçlar Vergi Dairesi Müdürlüğü yazı cevabından murisin varisleri tarafından verilen veraset ve intikal beyannamesi olmadığının anlaşıldığı, murisin ölümünden önce, 1.1.2000 tarihinden itibaren dava konusu ... bayinin dava dışı Zülfü Sertkaya tarafından işletilmesine ilişkin sözleşme fotokopisinin davalı vekilinin 18.11.2014 tarihli dilekçesi ile sunduğu, ceza dosyasındaki beyanlarda da söz konusu ... bayinin devrinin gerçekleştiğinin belirtildiği, ceza dosyasında ... 'nın murisin vefatından sonra davalı ...'in kasadaki parayı aldığına ilişkin beyan dışında davalıların murisin ölümünden sonra tekereyi sahiplendiğine ilişkin belge delil olmadığı, ... bayinin murisin ölümünden önce 01.01.2000 tarihi itibariyle ve ölümden sonra kullanımının dava dışı ... tarafından yapıldığı, muris ile yapılan sözleşmede yer verilen ... Bayiliği Yönetmeliğinin 15. maddesinde, bayiliğin şahsa ilişkin olup mirasçılara geçmeyeceği belirtildiği, dosya kapsamındaki tüm belge içerikleri de dikkate alınarak davalıların mirası hükmen red yasal şartlarının gerçekleştiği, davalı tarafların pasif husumetinin olmadığı değerlendirilerek aşağıdaki şekilde karar verildi.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Açılan davanın davalılar yönünden mirasın reddi yasal şartları oluştuğundan pasif husumet eksikliğinden reddine

2.davalının kötüniyet tazminat talebinin reddine

3.492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85.-TL red karar harcının, mahkememiz veznesine yatırılan 468,20.-TL peşin harcından mahsubu ile hazineye gelir kaydına, bakiye 198,35.-TL harcın karar kesinleşince ve talebi halinde davacı tarafa iadesine,

4.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

5.Davalı ... tarafından yapılan 40,25 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,

6.Davalı ... tarafından yapılan 190,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,

7.Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 9.200,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine,

8.Bakiye avansın karar kesinleşince yatırana iadesine, Dair araf vekillerinin yüzlerine karşı verilen kararın, gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürede Yargıtay ... HD’ne temyiz yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.19/07/2023 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.