12. Ceza Dairesi
12. Ceza Dairesi 2022/6568 E. , 2023/2718 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, davalı vekilinin yokluğunda verilen kararın, temyiz dilekçesinin tebliği üzerinde 25.11.2021 tarihinde verdiği dilekçesinde hükme ilişkin temyiz sebeplerini bildirerek katılma yolu temyiz isteminde bulunduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, davanın niteliğine göre davacı vekilinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Davacı vekili 12.02.2019 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 08.02.2017 tarihinde gözaltına alındığını, 10.02.2017 tarihinde serbest bırakıldığını ve hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, haksız gözaltına alınması nedeniyle kazanç kaybına uğradığını, baskı ve kötü muameleye maruz kaldığını, soruşturma aşamasında kendini vekille temsil ettirdiğinden vekalet ücretinin maddi zarar olarak verilmesi gerektiğini, manevi yönden zarara uğradığını, kendisine terörist muamelesi yapıldığını, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı, tazminat alma hakkı, ve adil yargılanma hakkı kapsamında tazminat verilmesi gerektiğini, bu nedenle 100.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminata gözaltı tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
2.Davalı vekili 01.03.2019 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacı hakkında aynı talep nedeniyle dava açılıp açılmadığının araştırılması gerektiğini, davanın süresinde açılmadığından reddi gerektiğini, davacının yasadan kaynaklanan sebeple gözaltına alındığından tazminat talebinin yersiz olduğunu ve talebin fahiş olduğunu, davacının zararını belgelendiremediğini, faiz ve vekalet ücretinin yersiz olduğunu, davanın yetkili mahkemede açılıp açılmadığının tespit edilerek açılmamış ise reddi gerektiğini, davacının tazminat istemeyecek kişilerden olup olmadığının araştırılması gerektiğini, tazminat ödenmesine karar verilecekse hangi yasa maddesine dayanılarak tazminat verildiğinin kararda gösterilmesi gerektiğini, öne sürmüştür.
3.Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.11.2019 tarihli ve 2019/89 Esas, 2019/443 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4.Adana Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 08.12.2021 tarihli ve 2020/3458 Esas, 2021/2811 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı vekilinin ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 02.09.2022 tarihli tebliğnamesi ile davalı vekilinin ve davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddini talep edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Davacı vekilinin temyiz istemi;
Anayasa Mahkemesi içtihatları gereği müvekkili hakkında hükmedilen manevi tazminat miktarının eksik olduğuna, tazminata esas dosyada ödemiş olduğu vekalet ücretinin eksik olarak tazminata hükmedildiğine, hükmedilen maddi tazminatın eksik olduğuna, hükmedilen vekalet ücretinin eksik olduğuna, ilişkindir.
B. Davalı vekilinin temyiz istemi;
Mahkemece yeterince araştırma ve inceleme yapılmadığına, hükmedilen maddi ve manevi tazminatın fahiş olduğuna, davanın tamamen reddi gerektiğine, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine, ilişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davacının tazminata esas Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/8873 Soruşturma – 2019/3463 Karar sayılı soruşturma dosyasında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı, 09.02.2017 tarihinde yakalandığı ve aynı gün salıverildiği, yapılan soruşturma sonunda kovuşturmaya yer olmadığına hükmedildiği, kararın tebliğ edilip herhangi bir itirazın bulunmadığı ve davanın 5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı, davacı hakkında derdest dosya bulunmadığı ve maddi tazminat bakımından asgari ücret üzerinden hesaplama yapıldığı, tazminata esas dosyada kendini vekille temsil ettiği belirlenerek, 871,80 TL maddi tazminatın 46,80 TL'lik kısmının gözaltı tarihinden, 825,00 TL'lik kısmının kovuşturmaya yer olmadığına dair karar tarihinden, 100,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı vekilinin ve davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine, istinaf merci, maddi tazminatın eksik olduğundan 50,15 TL'ye yükseltilmesi, manevi tazminatın eksik olduğundan 150,00 TL'ye yükseltilmesi gerektiğinden bu kısımların düzeltilmesi suretiyle, istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/8873 Soruşturma – 2019/3463 Karar sayılı soruşturma dosyasında silahlı terör örgütüne üye olma ve terör örgütü propagandası yapmak suçlarından yargılandığı, 09.02.2017 tarihinde 1 gün gözaltında kaldığı, yapılan soruşturma sonunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, kararın tebliğ edildiği, hükme itiraz edilmediği ve davanın 5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
A. Davacı vekilinin temyiz talebi yönünden;
1.Hükmedilen maddi tazminat miktarı yönünden;
Geliri ve tutuklu kaldığı döneme ilişkin kazanç kaybı miktarı konusunda itibar edilebilecek herhangi bir belge ibraz edemeyen davacının, bahse konu döneme ilişkin olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 16 yaşından büyükler için belirlenen net asgari ücret miktarı üzerinden hesaplama yapılmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Avukatlık ücretinin davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayanması nedeniyle maddi zarar miktarının tayininde esas alınamayacağı, tazminat talebinin dayanağı olan soruşturma dosyasında davacının kendisini özel vekil ile temsil ettirdiğinden, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde ceza soruşturması evresinde takip edilen işler için belirlenen vekalet ücretinin maddi tazminat kapsamında davacıya ödenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir
2.Hükmedilen manevi tazminat miktarı yönünden;
Davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına alınmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltı süresi, tazminat davasının kesinleştiği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak bir şekilde, hak ve nesafet kurallarına uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespit edildiği anlaşıldığından davacı hakkında hükmedilen manevi tazminat miktarında hukuka aykırılık görülmemiştir.
3.5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin 9 uncu bendi maddesi uyarınca, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı hususu göre davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
B. Davalı vekilinin temyiz talebi yönünden;
1.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, incelenen dosya kapsamına göre, davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir manevi tazminat tayin edildiğinden davalı vekilinin manevi tazminatın fazla olduğuna yönelik temyiz talebi yerinde görülmemiştir.
2.Maddi tazminatın, davacının tutuklu kaldığı döneme ilişkin net asgari ücret üzerinden hesaplanan "46,80" TL yerine, bu miktarın üzerinde kalacak şekilde "50,15" TL olarak tayin edilmesi suretiyle, davalı lehine fazla maddi tazminata hükmolunması, hukuka aykırı bulunmuştur.
3.Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 gün ve 2 Esas, 63 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında, ancak davanın tamamen reddi halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmolunabileceğinden, davanın kısmen kabulü halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi hukuka aykırı bulunmamıştır. V. KARAR
Gerekçe bölümünün (B-2) nolu paragrafında açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 08.12.2021 tarihli ve 2020/3458 Esas, 2021/2811 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin gereği hüküm fıkrasının 1 nolu bendinde yer alan "50,15 TL" ibaresinin çıkartılarak yerine "46,80 TL" ibaresinin eklenmesi ve hükümdeki diğer hususların aynen bırakılması suretiyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.09.2023 tarihinde karar verildi.