Esas No
E. 2010/17984
Karar No
K. 2011/1576
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
İcra İflas Hukuku

3. Hukuk Dairesi         2010/17984 E.  ,  2011/1576 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 18.529,16 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Davada, kurum görevlisi olan davalıya DMK'nun 146.maddesi gereğince Avukatlık ücreti ödendiği, ancak yasadaki limitin aşılarak ödemede bulunulduğu ileri sürülerek, fazla ödenen 18.529,16 TL'nin haksız zenginleşme kurallarına göre iadesine karar verilmesi istenilmiştir. Davalı, zamanaşımı def'inde bulunmuştur. Mahkemece, davanın zamanaşımı ve esastan reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Dosya kapsamına göre davalıya yapılan fazla ödemenin, daha önce bu yolda alınmış bir idari karara dayanmadığı, ödemenin hatadan kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

BK.62.maddesi gereğince, borç olmayanı rızası ile ödeyen kimse yanlışlığa düştüğünü ispat ettiği takdirde ödediğini geri isteyebilir. Bu maddede belirtilen yanlışlık, eda ile ilgili olup, edada bulunanda bağışlama irade ve arzusunun bulunmadığını gösteren bir yanılmadır. Başka bir deyişle; davacı idarenin hataya düşmeseydi, davalıya edada bulunmayacağı anlamına gelmektedir. HGK'nun 5.12.1984 tarih, 1982/13-387 E.-1984/997 K. sayılı kararı ile, idarenin herhangi bir şart tasarrufuna dayanmayan salt hatalı ödemeleri BK'nun sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri istenebileceği açıklanmıştır.

Bu nedenle, hatalı terfi ve intibak nedeniyle fazla yapılan ödemelerin davalının hilesi ve gerçek dışı beyanı ile yokluk ve mutlak butlan ile makul olmadığı için geri istenemiyeceğine yönelik Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 1972/6 E.-1973/2 K.sayılı ilamının bu davada uygulama yeri bulunmamaktadır.

Uyuşmazlık, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 164. maddesinde 4667 sayılı kanunla yapılan değişiklik nedeniyle kurum adına takip edip sonuçlandırılan dava dosyalarında yargı kararıyla karşı tarafa yüklenilen vekalet ücretinin, hiçbir limit veya kısıntıya tabi olmaksızın tamamının kurum görevlilerine ait olup olmadığı hususundadır.

Uyuşmazlığın çözümü kurum görevlileri yönünden 657 sayılı kanunun 146. maddesinin mi, 1136 sayılı kanunun 164. maddesinin mi "özel kanun" niteliğinde olduğunun tespitine bağlıdır. Buna karşılık 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 146. maddesinde "Memurlara Kanun, tüzük ve yönetmeliklerin ve amirlerinin tayin ettiği görevleri karşılığında bu kanunla sağlanan haklar dışında ücret ödenemez. “ hükmü yer almaktadır. 657 sayılı kanunun vekalet ücretine ilişkin 146. maddesi hükmü 1136 sayılı kanunun 164. maddesine göre "özel kanun" niteliğinde olup, bu durumda 657 sayılı Yasada kurum avukatlarına verilecek vekalet ücretine ilişkin olarak farklı bir düzenleme yapılmadığı sürece, 1136 sayılı Avukatlık Kanununda 4667 sayılı kanunla yapılan değişikliğin kamu personeli statüsünde bulunan kurum avukatlarına ve bu arada davacıya ödenen vekalet ücretine uygulanan sınırlamayı kaldırdığından söz etmek mümkün olmadığından mahkemece anılan 146. maddede yer alan düzenleme uyarınca inceleme yapılarak davalıya fazla ödenen miktar yönünden davanın kabulü gerekirken reddi cihetine gidilmesi doğru görülmemiştir.

Ayrıca Borçlar Kanununun 66.maddesi gereğince, "haksız surette mal iktisabından dolayı ikame olunacak dava, mutazarrır olan tarafın verdiğini istirdada hakkı olduğuna ıttılaı tarihinden itibaren on senenin müruriyle sakıt olur." Bu kanun hükmü gereğince, zamanaşımının başlangıcı olarak "öğrenme tarihi" esas alınmalıdır. Tüzel kişiler ve özellikle de kamu kurumlarında öğrenme tarihi, o kurumun dava açma konusunda emir vermeye yetkili organı bakımından esas alınır.

Öyle ise mahkemece, yukarıdaki ilke ve esaslar gözetilerek, davacı kurumda, dava açma konusunda emir vermeye yetkili makamın ve bu makamın öğrenme tarihinin belirlenmesinden sonra, yapılacak yargılama neticesinde hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.02.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog