Esas No
E. 2020/750
Karar No
K. 2023/1209
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2020/750 Esas

KARAR NO: 2023/1209

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 05/11/2019

NUMARASI: 2017/1329 Esas, 2019/1263 Karar

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 09/11/2023

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı tarafından talep edilen kot pantolon yıkama işini yaptığını, bu çerçevede müvekkili şirkete teslim edilen pantolonların yıkma işleminin eksiksiz olarak yapılarak davalıya teslim edildiğini, bilahare faturaların gönderildiğini ve muhtelif ödemeler yapıldığını, ancak bakiye ödemenin yapılmadığını, müvekkilinin üstlendiği iş ile ilgili olarak gereken tüm özeni gösterdiğini, buna rağmen kalan tutarın ödenmediğini, bunun üzerine davalı şirket aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı nedeniyle takibin durduğunu belirterek davalı şirketin icra takibine vaki haksız ve mesnetsiz tüm itirazlarının iptali ile takibin devamına, %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının mezkur yıkama işini karşılayabilecek kapasitede olduğunu belirtmesi üzerine dava konusu işin kendilerine verildiğini, ancak davacının kusursuz ve eksiksiz olarak yıkaması gereken ürünlerin bir kısmını yıkama esnasında zayi ettiğini, bunun üzerine davacı ile iletişime geçildiğini, yapılan görüşmede davacı şirket yetkilisinin kusurları kabul ettiğini, uğranılan zararlara ilişkin olarak fatura düzenlendiğini ve davacıya gönderildiğini, ancak davacı tarafından mezkur faturaların iade edildiğini, bunun üzerine bahse konu faturaların ihtarname ile davacıya tekrar gönderildiğini bununla birlikte yıkama işinin zamanında yapılmadığını, bu durumun müvekkilinin diğer siparişlerinin de iptal edilmesine neden olduğunu, bunların dışında davacının müvekkili şirketten fazla yıkama bedeli talep ettiğini, buna ilişkin olarak da davacı yana fatura keşide edildiğini, ancak faturaların kötüniyetli olarak iade edildiğini, davacı faturalarına itiraz edilmediğinin gerçek dışı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk derece Mahkemesince; dosyanın taraf delil listesinde bildirdikleri üzere mali müşavir ve tekstil mühendisi bilirkişiye verildiği ve bilirkişiler tarafından düzenlenen raporda davacı ve davalı şirket defterlerinin TTK 64 ve devamı ile V.U.K hükümlerine göre usulüne uygun olarak tutulduğu ve HMK 222 maddesi anlamında delil niteliğinde bulunduğu, davacı kayıtlarında davacının takip konusu yaptığı faturaların kayıtlı olduğu ve 4 adet faturadan kaynaklı 39.388,74 TL alacaklı olduğu, davacı tarafından gönderilen bu faturalara ilişkin davalının bir itirazının bulunmadığı, davalı kayıtlarında ise 31.10.2017 tarihinde 2 adet 7.268,86,ve 20.399,58 TL ile 20.11.2017 tarihinde 6.388,15 TL yıkama zayiat, 01.11.2017 tarihinde haksız gerçek dışı fazladan yıkama olarak 11.720,06 TL, 28.11.2017 tarihinde 47.485,12 TL gecikme bedeli olmak üzere toplam 93.261,77 TL fatura düzenlendiği, bu faturalar davacı kayıtlarında bulunmadığı gibi düzenlenen gecikme bedeline ilişkin kesilen fatura için davacı ile davalı arasında bir doğrudan ilişki bulunmadığı, yıkamada zayiat bedeline ilişkin kesilen fatura içeriğinin ise davalı tarafından yaptırılan İstanbul Anadolu 12.Sulh Hukuk Mah.2017/140 D.İş dosyasındaki 813 adet ürüne ilişkin olduğu, ancak davacı tarafından yapılan takip 17.11.2017 tarihli olup ödeme emrinin davalıya 21.11.2017 tarihinde tebliğ edildiği,davanın 07.12.2017 tarihinde açıldığı, Anadolu 12. Sulh Hukuk Mahkemesindeki tespit için yapılan müracaat tarihinin 21.12.2017 tarihi olup, davacı tarafından yapılan takip ve açılan dava tarihinden sonra olduğu, tespiti yapılan ve zayiatlı ürünlerin davalı tarafından zorunlu olarak elden çıkarıldığının beyan edildiği, dava konusu işlemin davacı tarafından 2017 yılı yaz aylarında yapıldığı, taraflar arasında malların davacıya teslim edildiği ve konusunda taraflar arasında uyuşmazlık olmadığı, davalı işveren tarafından verilen ürünlerin tekstil ürünleri olması nedeni ile TTK 23/1-c maddesi gereğince malın ayıplı olduğu teslim sırasında belli ise 2 gün içinde durumu bildirmek zorunda olduğu, açıkca belli değilse teslim aldıktan itibaren 8 gün içinde incelemek ve incelettirmekle yükümlü olup, bunu davacıya ihbaryla yükümlü olduğu,

TTK 18 maddesi gereğince bu ihtarın yazılı olarak yapılması gerektiği, ancak davalı tarafından ayıp konusunda davacıya yapılmış bir ihtarı bulunmadığı,bu hususta yazılı bir belge bulunmadığı ve tanık beyanlarınında bu hususu doğrulamadığı, ayrıca davacının hazır olmadığı ve takip ve dava tarihinden sonra yapılmış tespit doysanının, dava açıldıktan sonra görevsiz Mahkemede yapılmış bir tespit niteliğinde olduğu, bu nedenyle tespit dosyasındaki belirlemelere itibar edilemeyeceği, mahkememizce zayiatlı ürünler konusunda alınan beyana göre ürünlerin davalı elinde dahi olmadığı, davacı tarafından verilen hizmetin eksik ve ayıplı olduğuna dair davalı tarafın beyanlarına itibar edilmeksizin davacının ve davalının kayıtlarına göre mevcut 39.388,74TL üzerinden itirazın iptaline, davalının takip öncesi temerrüdü bulunmadığından işlemiş faiz yönünden açılan itirazın iptali isteminin reddine, davalının İİK 67/2 maddesi gereğince % 20 oranında tazminata mahkumiyetine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ: Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacının yıkama işlemleri sırasında davaya konu tekstil ürünlerini zayi ettiği ve davalıyı zarara uğrattığını, ayrıca yükümlülüklerine aykırı davranarak yıkama işlemlerini geciktirdiğini, ürünleri zamanında teslim etmediğini, bu durumun neticesinde de asıl müşteri ... firması tarafından davalıya iskonto faturası kesildiğini ve müvekkilin diğer siparişlerinin de iptal edildiğini, bunların dışında yıkama işlemi için davacıya teslim edilen tekstil ürünlerinin sayısı net belli iken davacı tarafından sanki 2019 adet ürün fazladan yıkanmış gibi işlem yapılarak davalıdan haksız fazla yıkama bedeli talep edildiğini, davacının yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve kusurları neticesinde verdiği zayiatlar ve gecikmeler ile haksız ve gerçek dışı fazladan ürün yıkama iddiasının, davalıyı çok büyük miktarlarda zarara uğrattığını, dosyada bulunan somut delilleri ile ortaya koydukları davalının bu zararları ve mağduriyetleri göz önüne alındığında, asıl borçlu tarafın davacı olduğunu, davacının yıkama işlemleri sırasında davaya konu tekstil ürünlerini zayi ettiği ve davalıyı zarara uğrattığı somut delillerle sabit olduğunu, dosya içinde bulunan İstanbul Anadolu 12.Sulh Hukuk Mah.2017/140 D.İş No.lu delil tespiti dosyasının, davaya konu tekstil ürünlerinin davacı tarafça zayi edildiğini açıkça ispatladığını, buna rağmen ilk derece Mahkemesinin bu delil tespit dosyasını göz önüne almamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının davaya konu tekstil ürünlerini zayi ettiğine dair somut görgüye ve bilgiye dayalı davalı tanıklarının beyanlarının göz önüne alınmadığını, dosyada mevcut faturalar ve noter ihtarnamelerinin incelenmdiği ve değerlendirilmediğini, davaya konu yıkama zayiatlarına ilişkin ayıp bildirimlerinin davalı tarafından yasal süresi içinde (aynı gün) yapıldığını, bu durumun davalı tanıklarınca da ifade edildiğini, ilk derece mahkemesinin davacı tarafça zayi edilen davaya konu ürünlerin yargılama sırasında davalı elinde olmadığına dair değerlendirmesinin de hatalı ve yasaya aykırı olduğunu, davacıya yıkama işlemleri için gönderilen ürünler net olarak belli iken, davacının 2091 ürünü gerçek dışı olarak fazladan yıkadığı iddiası konusunda ve davacı tarafça sunulan fatura ve irsaliyeler üzerinde, davalı tarafa ait hiçbir imza bulunmadığına dair ilk derece mahkemesince inceleme ve araştırma yapılmadığını, davalının talep ettiği delillerin toplanmadığını, davaya konu yüklü bir tekstil ürününün siparişi ve hazırlanması sırasında sürecin nasıl işlediği, ürünlerin hangi sıra ile hangi işlemlere tabi tutulduğu, bu işlemler sırasında kaç ayrı firma ile çalışılabileceği, söz konusu ürünlerin işi yaptıran iş sahibine ne zaman ulaşabileceği, bu süreçte iş yapan firmalar ile işi yaptıran firma arasındaki ücret konusunun ne zaman netleşeceği konusunda hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, bilirkişi raporuna karşı sundukları itiraz ve beyanların değerlendirilmediğini, itirazları doğrultusunda ek rapor alınmadığını, davalı aleyhine İİK 67/2 md. ne göre %20 oranında tazminata hükmedilmesinin yasaya aykırı olduğunu, davalının usulüne uygun olarak tutulduğu sabit olan defterlerine ve kayıtlarına göre; davalının davacıdan 53.873,03 tl alacağının olduğu ve davacının kusurları, zayiatları, gecikmeleri ve gerçek dışı haksız fazla yıkama iddiaları nedeniyle davalı müvekkilini zarara uğrattığı ve aslında davalının davacıdan alacaklı olduğunu, ancak ilk derece mahkemesince eksik inceleme yapılarak verilen kararın hatalı, usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesine dayalı olarak davalı aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında davacı tarafından davalı aleyhine düzenlenen toplam 4 adet faturaya dayalı (fatura alacağı+işlemiş faiz) 39.736,66- TL alacağın tahsiline yönelik ilamsız takipte bulunulduğu, ödeme emrinin borçluya 21/11/2017 tarihinde tebliğ olduğu, davalı borçlu şirket vekilinin 28/11/2017 tarihli dilekçesi ile borca itiraz etmesi üzerine takibin durduğu ve davanın İİK 67. Maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı görülmüştür.

Davacı taraf, davalı tarafından talep edilen kot pantolon yıkama işini yerine getirdiğini, davalının icra takibine konu faturalardan kaynaklı borcunu ödemediğini iddia etmiştir. Davalı ise; davacının yükümlülüklerini yerine getirmediğini, yıkama işini hatalı yaptığını ve fazla yıkama bedeli talep ettiğini, davacının kusurları neticesinde zayiatlar, kayıp ve gecikmeler nedeniyle zarara uğradıklarını, kendilerinin davacıdan alacaklı olduklarını ileri sürmüştür.

İlk derece mahkemesince aldırılan bilirkişi raporlarına göre tarafların sunduğu ticari defterlerin TTK hükümlerine göre gerekli açılış ve kapanış onayına sahip olduğu, davacı yanın ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davalı yandan takip tarihi itibarı ile kaydi fark 39.388,74 TL alacaklı göründüğü, davalı yanın ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davacı yandan takip tarihi itibarı ile kaydi olarak 53.873,03 TL alacaklı göründüğü, tarafların ticari defterlerindeki borç alacak farkının, davalının davacıya düzenlediği yıkama zayiatı, haksız gerçek dışı fazladan yıkama iddiasına ilişkin fatura ve gecikme bedeli içerikli toplam 93.261,77-TL tutarındaki faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığı, davalı tarafından davacı adına düzenlenen gecikme bedeli içerikli faturanın içerik ve belgesel anlamda izaha ve ispata mevcut olduğu, gecikme olduğuna dair dosyada somut bir feri bulunmadığı, davalı tarafından davacıya düzenlenen haksız gerçek dışı fazladan yıkama iddiasına ilişkin fatura içerikli faturaya ait tevsik edici herhangi bir veriye dosya içerisinde rastlanmadığı, fazladan yapıldığı iddia edilen hizmet faturasının üzerinde herhangi bir şerh veya itirazi kayıt olmadığı, davalının bu faturanın hangi hesaplama yolu ile fazla düzenlendiğini açıklayan belge sunmadığı bildirilmiştir. Somut olayda davalının, davacı tarafından düzenlenen faturaları ticari defterlerine kaydetmiş olduğu, bu faturalara süresinde itiraz ve iade ettiğine ilişkin savunma ve delil ileri sürmediği dikkate alındığında, davacının alacağının varlığının HMK'nın 222. maddesi uyarınca ispatlanmış olduğunun kabulü gerekmektedir. (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2015/5485 E.2016/550 K.) Ancak, davalı tarafından, davacının hizmeti gereği gibi yerine getirmediği, ürünlerin bir kısmını yıkama esnasında zayi ettiği, yıkama işini zamanında yapmadığı gibi sebepler ileri sürelerek zarara uğradığı iddia edilmiş, bu haliyle davalı ispat yükünü üzerine almıştır. Bu durumda davalı tarafın iddialarının mahsup talebi niteliğinde olduğu değerlendirilerek ayıp ihbarının tartışılması gerekmiştir. Taraflar tacir olduğundan ayıp ihbarının TTK’nin 23/3. maddesinde öngörülen süreler içinde yapılması gerektiği, davalının ayıp iddiasını ve ayıp ihbarının yasal süre içerisinde ve TTK'nin belirttiği şekilde geçerli olarak yapıldığını kanıtlaması gereklidir.

TTK 23/1-c maddesinde; "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır. " şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Somut uyuşmazlıkta, davacının takibe konu ettiği kot yıkama hizmeti nedeniyle 15.09.2017 ve 22.09.2017 dönemlerine ilişkin olarak 4 adet faturadan kaynaklı 39.388,74 TL fatura alacağının tahsilinin talep edildiği, tarafların incelenen ticari defterlerinde icra takibine konu faturaların kayıtlı olduğu ve davalının faturalara itirazının bulunmadığı ancak hizmetin ayıplı olarak verildiğine dair yıkama zayiat, haksız gerçek dışı fazladan yıkama ve gecikme bedeli içerikli 5 adet toplam 93.261,77 TL bedelli fatura düzenlendiği, iş bu faturaların davacı tarafın ticari defterinde kayıtlı olmadığı anlaşılmıştır. Bu faturalardan yıkamada zayiat bedeline ilişkin kesilen fatura içeriğinin davalı tarafından yaptırılan İstanbul Anadolu 12.Sulh Hukuk Mah.2017/140 D.İş dosyasındaki 813 adet ürüne ilişkin olduğu, ancak davacı tarafından takibin 17.11.2017 tarihinde başlatıldığı ve davalının bu itirazlarını davacıya gönderdiği 24.11.2017 ve 29.11.2017 tarihli ihtarnameler ile 27.11.2017 tarihli icra takibine itiraz dilekçesinde ileri sürdüğü, davanın 07.12.2017 tarihinde açıldığı, İstanbul Anadolu 12. Sulh Hukuk Mahkemesindeki tespit için davadan sonra 21.12.2017 tarihinde müracaatta bulunulduğu, yani tespit dosyasının açılma tarihinin davacı tarafından yapılan takip ve açılan dava tarihinden sonra olduğu, davalının davaya konu faturaları defterlerine 15.09.2017-22.09.2017 tarihleri arasında kayıt ettiği dikkate alındığında, hizmeti aldığını kabul eden ve faturaları, yasal süresinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine borç kaydeden davalının, fatura münderecatını aynen kabul etmiş olduğundan, bu faturalar nedeniyle borçlu olmadığını, hizmeti almadığını yahut eksik hizmet aldığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Yargıtay 19 HD 2014/19421 E- 2015/2265 K sayılı 19.02.2015 tarihli ilamında belirtildiği üzere ayıp ihbarının tanık ile ispat edilemeyeceği ve TTK 18/3 maddesine göre ayıp ihbarının noter marifetiyle veya iadeli taahhütlü mektupla yahut telgrafla yapıldığının kanıtlanması gerektiği,

TTK 23/son maddesi hükümlerine göre davalı tarafça, davacının kot yıkama hizmetini ayıplı yaptığına dair ihbar mükellefiyetini TTK 18/3 maddesi hükümlerine göre yerine getirdiğini ispatlayamadığı, bu nedenle TBK 223/2 maddesi gereğince satılanı kabul etmiş sayıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte davalı tarafından ayıp ihbarının süresinde ve şartlarına göre yapılmadığı ve haksız gerçek dışı fazladan yıkama ve gecikme bedeline ilişkin alacak iddialarının da somut delil sunulmadığından ispat edilemediği, bu hali ile mahsup talebinin de yerinde olmadığı, Mahkeme kararı ve gerekçelerinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır. Bu sebeplerle davalının istinaf talebi yerinde bulunmamamıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1.İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1329 Esas, 2019/1263 Karar sayılı ve 05/11/2019 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 269,85 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 673,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 403,15 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE, 3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.09/11/2023

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog