Aramaya Dön

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2016/9214
Karar No
K. 2016/9176
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

T.C.

GAZİANTEP

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO: ...
KARAR NO: ...
DAVACI: ...
VEKİLİ: ...
DAVALILAR: ...

...-

DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 08/02/2022
KARAR TARİHİ: 24/05/2023

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 06/06/2023

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

İDDİA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı -borçlular aleyhine Gaziantep İcra Müdürlüğünün 2021/...... Esas Sayılı dosyasında müvekkil bankaya olan Genel Kredi Sözleşmesinden (9390-7859941-80 DGRNKRD ürünü) dolayı takip başlatıldığını, davalılar tarafından ilgili takip için itiraz dilekçeleri ile dosyada bildirilen asıl alacak, faiz ve diğer tüm fer'ilerine itiraz edilerek, dosya borcu kabul edilmediğini, davalının vermiş olduğu itiraz dilekçesi ile davalı borçlular aleyhine başlatmış oldukları icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini, ancak yapılan itiraz, davalı-borçlular ile davacı-müvekkil banka arasında daha önce tanzim edilmiş ve imza altına alınmış Genel Kredi Sözleşmesi yokmuşcasına kötü niyetli olarak takibi uzatmaya yönelik olduğunu, arz ve izah edilen sebeplerle ve re'sen gözetilecek nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile Gaziantep İcra Müdürlüğünün 2021/..... Esas sayılı dosyasına yapılan haksız ve hukuka aykırı itirazların reddine ve takibin devamına karar verilmesini, davalı-borçluların takip miktarının %20'sinden az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatını ödemeye mahkum edilmesine yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmişlerdir.

SAVUNMA

Davalılara usulüne uygun olarak dava dilekçesi ve tensip zaptı tebliğ edilmiş olup davalı taraf süresi içerisinde davaya cevap vermemiştir. Cevap dilekçesi verilmemesi nedeniyle HMK 128 delaletiyle davacının ileri sürdüğü bütün vakıalar davalı tarafından inkar edilmiş sayılmıştır.

DELİLLER

1.Taraflarca usulüne uygun olarak ileri sürülen iddia ve savunmalar,

2.Gaziantep İcra Dairesinin 2021/.....Esas Sayılı İcra Dosyası

3.İlgili kamu kurumlarından celp edilen cevabi yazılar,

4.Bilirkişi raporları

5.İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar,

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER, TARTIŞILMASI VE GEREKÇE : Dava Nevi İtibari İle Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan İtirazın İptali Davasına İlişkindir. Uyuşmazlığa uygulanacak normlar açısından yapılan değerlendirme; İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;

i)İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, İii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.

Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve 2017/19-824 E., 2019/885 K.; 25.11.2020 tarihli ve 2017/(19)11-894 E., 2020/942 K. sayılı kararlarında da değinilmiştir.

Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse;

HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.

Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Asıl borçlu yönünden hesabın kat edilmesi, kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın muacceliyeti için yeterlidir, ayrıca ihtarın tebliği şartı aranmaz.

Hesap kat tarihi itibari ile asıl alacak, kullanılan kredi tutarı ile bu krediye uygulanan akdi faiz toplamından oluşur. Kullanılan krediye hesap kat tarihine kadar akdi faiz uygulanması gerekir. Ayrıca kat tarihi itibari ile belirlenen asıl alacağa hesap kat tarihinden temerrüdün gerçekleştiği takip tarihine kadar akdi faiz istenebilir. Asıl alacağa temerrüt faizi istenebilmesi için borçlunun temerrüde düşürülmüş olması gerekir. Borçlu temerrüde düşürülmemiş ise asıl alacağa takip tarihine kadar ancak akdi faiz istenebilir. İcra takibi açısından yapılan değerlendirme; Dava konusu icra takibinde ödeme emrinin davalılara 27/12/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalıların borca itiraz talebinde bulunduğu, davalının borca itiraz talebinin davacıya tebliğ edilmediği ve bu nedenle davacının davayı 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür. Genel Kredi Sözleşmesi borçlusunun temerrüdüne ilişkin yapılan değerlendirme;

İcra İflas Kanunu'nun 68'nci maddesinin b bendi; "Sözleşmede gösterilen adresin değiştirilmesi, yurt içinde bir adresin noter aracılığıyla krediyi kullandıran tarafa bildirilmesi hâlinde sonuç doğurur; yeni adresin bu şekilde bildirilmemesi hâlinde hesap özetinin eski adrese ulaştığı tarih tebliğ tarihi sayılır." şeklinde düzenlenmiştir.

Davacının kat ihtarı tetkik edildiğinde kat ihtarının gönderildiği adresin Genel Kredi Sözleşmesi'nde yer alan adres olduğu davalı Genel Kredi Sözleşmesi borçlusunun adres değişikliğini davalıya bildirdiğine dair bir bilgi ve belge dosya içerisinde görülmemiştir. Davalı Genel Kredi Sözleşmesi asıl borçlusunun kat ihtarının tebliğ edildiği tarihten kat ihtarında belirtilen atıfet süresi sonu olan 08/11/2021 tarihinde temerrüde düştüğü kanaati hasıl olmuştur. Kefilin temerrüdüne ilişkin yapılan değerlendirme;

İİK 68/b maddesi hükmünün kefil bakımından uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Fakat Genel Kredi Sözleşmesi tetkik edildiğinde İİK 68/b madde hükmü ile paralel bir hükmün yer aldığı ve kefilin sözleşmeye imzaladığı nazara alındığında kefil bakımından sözleşme hükmü gereği bankaya bildirdiği adrese ilişkin değişiklik yaptığını bankaya bildirdiğine dair dosyada bir bilgi ve belge bulunmadığı görülmüştür. Nitekim benzer bir uyuşmazlık Yargıtay 11'inci Hukuk Dairesi 2016/9214 Esas ve 2016/9176 Karar sayılı ilamında; "Bilirkişi raporundaki hesaplamada davacı borçlu kefilin takip tarihinden önce temerrüde düşmediğinden temerrüt faizi işletilmemişse de, dosyada davacının mevcut adresine ihtarname tebliğe çıkarıldığı ve borçlunun adresinden taşınmış olduğundan iade edildiği anlaşılmaktadır. 01.02.06 tarihli sözleşmenin 12. maddesinde adres değişikliğinin bildirilmediği durumlarda eski adrese yapılan tebligatın geçerli olacağı kabul edilmiş olup davacının temerrüde düştüğünün kabulü gerekirken aksi yöndeki rapora dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir." denilmiştir. Bu nedenle kat ihtarının sözleşmedeki adrese tebliğ tarihinden kat ihtarında belirtilen atıfet süresi sonu olan 08/11/2021 tarihinde temerrüde düştüğü kanaati hasıl olmuştur. Kefaletin sıhhati bakımından yapılan değerlendirme;

Davaya konu icra takibindeki alacak davacı banka ile davalı asıl borçlu ile arasında akdedilen 28/12/2016 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Anılan sözleşmeye davalı İ....'in kefil olduğu anlaşılmıştır. Davalı kefilin kefalet tarihinde ve limit artışı tarihlerinde bekar olduğu Nüfus Kayıt Örneği sorgulaması sonucunda anlaşılmıştır. Kefaletlerin TBK'unda sayılan diğer şartları da taşıdığı anlaşılmış ve bu nedenlerle davalıların kefaletlerinin usulüne uygun olduğuna kanaat edinilmiştir. Temerrüd faiz oranı bakımından yapılan değerlendirme; Taraflar arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesi incelendiğinde Genel Kredi Sözleşmesinin 10.5 hükmünde yer alan davalının temerrüdünün doğduğu tarihte bankaca ödünç para verme işlerine fiilen uygulanan en yüksek faize ilişkin %50 fazlasının esas alınacağının bildirildiği görülmüştür.

Yargıtay 11'inci Hukuk Dairesi'nin 2020/5065 Esas ve 2022/113 Karar sayılı ilamında; "ispat yükü kendisinde olan davacı bankaya gönderilen muhtıraya rağmen davacı banka tarafından davalıların temerrüt tarihinde aynı tür krediler için fiilen daha yüksek oranda akdi faiz uygulandığına ilişkin dosyaya herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı, bu durumda davacının davalıların temerrüt tarihinde uyguladığı en yüksek kredi akdi faiz oranının %14,40 olduğu, bu oranın %100 ilavesi suretiyle uygulanması gereken temerrüt faiz oranının ise %28,80 olduğu, mahkemece yargılama aşamasında alınan denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporunda yer alan terditli hesaplamalardan Yargıtay uygulamasına uygun nitelik taşıyan %28,80 temerrüt faiz oranı esas alınmak suretiyle davacının takip tarihi itibarıyla davalılardan alacaklı olduğu tespit edilen miktar üzerinden hüküm kurulmasında usul ve yasaya aykırılık görülmediği, ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir." şeklinde bahsedildiği üzere fiilen uygulanan en yüksek faiz oranının ne kadar olduğunun ispat yükü davacı banka üzerindedir. Davacı bankaca mahkememizin 2 no.lu celsesi 1 no.lu ara kararı gereği ibraz edilen faizin TCMB'ne bildirilen faiz oranı olduğu anlaşıldığından bu faiz oranına itibar edilmesi mümkün görülmemiştir. Nitekim benzer bir uyuşmazlıkta Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/19-1650 Esas ve 2019/507 Karar sayılı ilamında; "davacı bankanın kayıtları üzerinde konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yapılarak hesabın kapatıldığı tarih itibariyle davalının kullandığı ticari krediye uygulanan akdi faiz belirlendikten sonra temerrüt tarihine kadar bulunan alacağa akdi faiz işletilip, temerrüt tarihinden icra takip tarihine kadar sözleşmenin 45. maddesindeki anlaşma uyarınca akdi faizin %50 fazlası temerrüt faizi olarak uygulanıp takip tarihi itibariyle alacak tespit edilmeli ve takipten sonra da belirlenen temerrüt faizinin asıl alacağa uygulanmasını sağlayacak şekilde takibin devamına imkan sağlanması gerekmektedir" denilmiştir.

Açıklamalar doğrultusunda dava konusu krediye ilişkin olarak temerrüt faiz oranı olarak akdi faizin %50'si esas alınarak belirlenen faiz oranı uygulanabilecektir.

Davacı tarafından bu oranda temerrüt faiz oranı talep edildiğinden faiz bakımından davalının itirazının yersiz olduğuna kanaat edinilmiştir. Bilirkişi incelemesi hakkında yapılan değerlendirme; Mahkememizin ara kararı uyarınca rapor hazırlanmak üzere dosya kül halinde bankacı bilirkişiye tevdi edilmiş bilirkişi tarafından hazırlanan 15/05/2023 tarihli raporda özetle; Davacı ... A.Ş.'nin, davalı borçlu ...den davaya konu icra takibine ilişkin nakdi alacağının takip tarihi itibariyle ve şayet mahkeme nezdinde kat ihtarı tebliğleri geçerli kabul edilir ise 32.715,67 TL olduğunu, Davacı ... A.Ş.'nin davalı kefil ... ... ... davaya konu icra takibine ilişkin nakdi alacağın takip tarihi itibariyle şayet mahkeme nezdinde kat ihtarı tebliğleri geçerli kabul edilir ise 32.719,36 TL olduğunu, Mahkeme nezdinde kat ihtarı tebliğleri geçerli kabul edilmez ise davacı bankanın nakdi alacağının tüm davalılar yönünden 32.538,04 TL olduğunu mahkememize bildirmiştir. 15/05/2022 bilirkişi raporunda bilirkişinin yapmış olduğu tespitlerin dosyadaki verilerin derlemesi şeklinde olduğu tarafların alacak ve borçlarına dair bir hesaplama yapılmadığı dikkate alınarak denetime elverişli bir rapor olmadığından hükme esas alınmamıştır. Akabinde mahkememizin 2 no.lu celsesi, 2 no.lu ara kararı gereği dosya yeniden rapor aldırılmak üzere bankacı bilirkişiye tevdii edilmiş olup, hazırlanan 11/01/2023 tarihli raporda özetle; Davacı banka ile davalı arasında Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiğini, anılan sözleşme kapsamında kullandırılan taksitli kredinin vadesinde ödenmemesi nedeniyle, davacı bankanın davalılar hakkında takip başlatıldığını,

Davalı kefilin sözleşmede belirlenen kefalet limitinin 300.000,00 TL olup, takip tarihi itibariyle hesaplanan toplam asıl alacak tutarının nazara alındığında hesaplanan asıl alacağın kefalet limitinden daha düşük seviyede olması nedeniyle davalı kefilin borcun tamamından kefalet limitiyle sınırlı olarak müteselsilen sorumlu olduğunu, Davalılara kat ihtarının tebliğ edildiğinin kabulü ile takip tarihi itibariyle toplam 32.832,80 TL borçtan sorumlu olduklarını, ayrıca davalıların icra takibinden borcun tamamen tahsil tarihine kadar 31.066,25 TL'lik anaparaya yıllık %11,25 temerrüt faizi ve %5 BSMV birlikte ödemeleri gerektiğini,

Davalılara kat ihtarının tebliğ edilemediğinin kabulü ile takip tarihi itibariyle, toplam 32.686,88 TL borçtan sorumlu olduklarını, ayrıca davalıların icra takibinden borcun tamamen tahsil tarihine kadar 31.066,25 TL'lik anaparaya yıllık %11,25 temerrüt faizi ve %5 BSMV birlikte ödemeleri gerektiğini, bankanın talep ettiği 1.739,84 TL faizin %5 BSMV tutarının 86,99 TL olduğunu, banka tarafından 48,31 talep edildiğini, 38,68 TL'nin anaparaya eklendiğini mahkememize bildirmiştir.

Denetime elverişli ve ayrıntılı olarak düzenlenmiş bilirkişi raporuna itibar edilmişse de bilirkişi tarafından yapılan tespitlerde davalıların kat tarihinden sonra icra takibinden önce ödeme yapmış olduklarının belirlendiği fakat bilirkişinin TBK 100 madde uygulamasının davalının yapılan ödemeleri faiz ve masraf yerine asıl alacaktan düşmesi nedeniyle yapmadığı görülmüştür. Bu durum davalılar lehine olduğu için mahkememizce TBK 100. Madde uygulaması neticesinde alacağın ne kadar olduğunu tespit için bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek duyulmamıştır.

Fakat Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2017/1906 Esas, 2019/290 Karar sayılı ve 21/01/2019 Tarihli ilamında "...Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince, hesap kat tarihinden önce kullanılan kredideki akdi faiz miktarı ile yine kat tarihinden temerrüt tarihine kadarki akdi faiz miktarının toplanarak asıl alacağa kapitalize edilmesi mümkündür..." şeklinde belirtildiği üzere kat tarihi ile temerrüt tarihinde işleyen akdi faiz ile akdi faize ilişkin BSMV asıl alacağa kapitalize edilerek bulunan miktar üzerinden temerrüt faizi hesaplaması yapılması mümkündür.

Davacı tarafından ise bilirkişi raporunda belirtildiği üzere sadece BSMV'nin sadece 38,68 TL'si anaparaya eklenmiştir. Bu miktarın ise kat öncesi tahsil edilemeyen BSMV'in içerisindeki miktar olduğunu bilirkişi raporunda tespit edilmiştir. Fakat işlemiş faiz ve BSMV bakımından davalıların ödemelerinin anaparada düşülmesi suretiyle yeniden hesaplama yapılması gerektiği kanaati ile mahkememizce hesaplama yapılmıştır.

Davacı tarafından istenebilecek asıl alacak bilirkişi tarafından 32.918,99 TL olarak hesaplanmıştır. Bu miktardan davalı tarafından 05/11/2021 ve 29/11/2021 tarihli ödemeler, davacı tarafından asıl alacaktan tenzil edildiğinden davalıdan talep edebileceği asıl alacak 31.027,57 TL ve kapitalize edilen 38,68 TL kapitalize edilen BSMV toplandığında davacının talep edileceği miktar 31.066,25 TL olarak belirlenmiştir.

Bilirkişi tarafından Davacının kat öncesi işlemiş faiz alacağı 1.218,30 TL ve BSMV 60,91 TL olarak belirlenmiştir. Davacının davalılar tarafından yapılan ödemeleri asıl alacaktan tenzil ettiği dikkate alınarak istenebilecek işlemiş faiz ve BSMV hesabı şu şekilde yapılmıştır. Asıl Alacak İşlemiş Faiz BSMV 27/10/2021-05/11/2021

32.918,99 TL 61,72 TL 3,09 TL 05/11/2021-08/11/2021

31.050,53 TL 19,41 TL 0,97 TL 08/11/2021-29/11/2021

31.050,53 TL 203,77 TL 10,19 TL 29/11/2021-20/12/2021

31.027,57 TL 203,62 TL 10,18 TL Kat Öncesi

1.218,30 TL 60,91 TL-38,68 TL TOPLAM

31.027,57+38,68= 31.066,25 TL 1706,82 TL 46,66 TL

TALEP

31.066,25 TL

1.739,84 48,31TL Yukarıda gösterilen tabloda davalıların her ödemesinde davacının da davalı lehine yaptığı gibi asıl alacaktan tenzil edilmiştir. Bakiye asıl alacaklara ise akdi faiz olarak %7,50, temerrüt faizi olarak %11,25 uygulanmıştır. Kat tarihinden katın tebliği ve atıfet süresinin sonuna kadar geçen sürede akdi faiz, sonraki tarihlerde ise takibin başlatıldığı tarihe kadar temerrüt faizi uygulanmıştır.

Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere hesaplama yapıldıktan sonra davacının kat öncesi hakettiği BSMV asıl alacağa eklenmiş, sonuç BSMV'den ise bu miktar düşülerek hesaplama yapılmıştır. Yapılan hesaplama neticesinde davacının talep edebileceği alacak kalemleri 31.066,25 TL asıl alacak, 1.706,82 TL işlemiş faiz ve 46,66 TL BSMV olarak hesaplanmış ve bu şekilde hüküm tesis edilmiştir. İcra inkar tazminatı talebi bakımından yapılan değerlendirme;

Burada her ne kadar davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de kabul edilen kısım bakımından alacak likit nitelikte olup ayrıca davalılar da itirazlarında haksızdırlar. Bu haliyle de davacı lehine 2004 sayılı İİK m.67/2 hükmünde öngörülen şartlar oluştuğuna kanaat getirilmiş ve kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden davacı lehine % 20 nispetinde icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Neticeten;

Tüm dosya kapsamı, denetime elverişli alınmış bilirkişi raporları, taraf beyanları, gelen yazı cevapları birlikte incelendiğinde davacının davasının kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerekmiş olup, aşağıdaki gibi hüküm kurumuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;

Davanın Kısmen KABULÜ Kısmen REDDİ İle;

1.Davalıların Gaziantep İcra Dairesinin 2021/123622 Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının; 31.066,25 TL asıl alacak, 1.706,82 TL işlemiş faiz ve 46,66 TL BSMV bakımından İPTALİ ile takibin bu miktar üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE,

2.Hükmedilen asıl alacak olan 31.066,25 TL karşılığının %20'si nispetinde icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,

3.Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davanın kabul edilen değeri olan 32.819,73‬ TL üzerinden alınması gereken 2.241,91 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 270,53 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye ‭1.971,38‬ TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilenalınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

4.Davacı tarafından yatırılan 270,53 TL peşin harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,

5.Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen toplam 2.076,00 TL yargılama giderinden giderinin davanın kabul (%99,89) ve ret (%‭0,11) oranlarına göre hesaplanan 2.073,81 TL yargılama gideri ve 80,70 TL başvuru harcının toplamı olan ‭2.154,51‬ TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,

6.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca davanın kabul edilen değeri üzerinden hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,

7.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA

8.Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

9.Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE,

10.Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği m.26/2 hükmü gereğince, Gaziantep Arabuluculuk Bürosu tarafından suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul (%99,89) ve ret (%0,11) oranlarına göre hesaplanan 1.598,24‬ TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, bakiye 1,76 TL'sinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı ve davalıların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunanlara okunmak suretiyle tefhim edildi. 24/05/2023

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog