4. Ceza Dairesi
4. Ceza Dairesi 2012/28142 E. , 2013/14237 K.
"İçtihat Metni"
Görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret suçlarından sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, Doğubayazıt 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 22.03.2007 gün ve 2006/231 esas, 2007/235 karar sayılı hükmün sanık tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 22.02.2012 tarih ve 2009/29369 esas, 2012/3542 sayılı kararıyla; "Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Anayasanın 40/2, 5271 sayılı CYY.nın 232/6, 1412 sayılı CYY.nın 310.maddeleri gereğince, mahkemece verilen mahkumiyet kararının hüküm fıkrasında yasa yolu başvurusunun şekli açık olarak tereddüte yol açmayacak biçimde gösterilmediğinden, Sanık ...'ın temyiz isteğinin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede, Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak;
1.Son oturumda hazır bulunan sanık müdafiine iddia makamının mütalaasının ardından söz hakkı verilmeyerek savunma hakkının kısıtlanması,
2.25.07.2006 tarihli tensibin 3 numaralı ara kararında dinlenilmesine karar verilen soruşturma evresindeki anlatımlarından olaya ilişkin görgüye dayalı bilgisi olduğu anlaşılan tanık Halis İrkli dinlenilmeden yada dinlenilmesinden vazgeçildiğine dair bir karar verilmeden soruşturma evresinde verdiği ifadeleri de oturumda okunmayarak, CYY'nın 211-1/e maddesine uyulmaması,
3.Hakaret suçundan takdiri indirim nedenleri uygulanarak belirlenen sonuç cezanın 1 yıl 2 ay 17 gün yerine 1 yıl 17 gün olarak belirlenmek suretiyle sanığa eksik ceza tayini,
4.Görevliye direnme suçunda, eylemin silahla işlenmesi nedeniyle cezadan yarı oranda artırım yapılırken cezanın 9 ay yerine 12 ay hapis cezası olarak belirlenerek sonuç olarak sanığa fazla ceza tayini, yasaya aykırı,
5.Sanığın adli sicil kaydında yer alan sabıkasının niteliğine göre Çek Yasasında değişiklikler öngören 6273 sayılı yasa hükümleri de gözetilerek; hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren ve TCY.nın 7/2 madde ve fıkrası uyarınca sanık yararına olan 5728 sayılı Yasanın 562.maddesinin î .fıkrası ile CYY.nın 231/5 madde ve fıkrasında öngörülen, hükmolunan cezanın geri bırakılması sınırının iki yıla çıkarılması ve söz konusu 562.maddesinin 2.fıkrası ile de CYY.nın 231/14 madde ve fıkrasındaki, suçun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete bağlı olması koşulunun kaldırılması karşısında, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının tartışılması zorunluluğu, Bozmayı gerektirmiş sanık ...'ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye kısmen uygun olarak HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, '' karar verilmiştir. I- İTİRAZ NEDENLERİ Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/07/2012 tarihli kararı ile Dairemize gönderilen,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20/04/2012 gün ve 2007/281715 sayılı yazısı ile; "Çözümlenmesi gereken sorun, yerel mahkeme hükmünün yasa yolu bildiriminde eksiklik olup olmadığı ve buna bağlı olarak temyiz isteminin süresinde olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2012 gün ve 401-39 sayılı kararı başta olmak üzere birçok kararında vurgulandığı üzere; İncelenen dosya içeriğine göre;
22.03.2007 tarihli oturumda sanığın yokluğunda verilen kararın yasa yolu bildiriminin; "...müştekiler ve sanığın yokluğunda, C. Savcısı Elif Bal /l04831) 'nin katılımı ile mütalaaya uygun, tebliğ tarihinden itibaren Yargıtay da temyizi kabil ..." şeklinde olduğu,
22.03.2007 tarihinde sanık müdafiinin yüzüne karşı verilen kararın sanık tarafından, 07.05.2007 tarihinde temyiz edildiği, Anlaşılmaktadır. 1412 sayılı CYUY'nın 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi gereğince halen yürürlükte bulunan 310. maddesinde, yüze karşı verilen kararlarda temyiz isteminin hükmün tefhiminden itibaren bir hafta içinde hükmü veren mahkemeye verilecek bir dilekçe ile veya zabıt kâtibine yapılacak beyanla olacağı, bu takdirde beyanın tutanağa geçirilerek hâkime tasdik ettirileceği, yoklukta verilen kararlarda ise temyiz süresinin tebliğle başlayacağı belirtilmiştir. 5271 sayılı CYY'nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddelerinde ise, hüküm ve kararlarda, başvurulacak yasa yolu, başvurunun yapılacağı merci, yöntemi ve başvuru süresinin hiçbir duraksamaya yer vermeksizin açıkça belirtileceği hükümlerine yer verilmiş olup, bu hükümlere aykırılık anılan Yasanın 40. maddesi uyarınca eski hale getirme nedeni oluşturacaktır. Bu bildirimlerdeki temel amaç suj elerin başvuru haklarını etkin bir biçimde kullanmalarının sağlanması, bu eksiklik nedeniyle hak kayıplarına yol açılmamasıdır. Ancak burada dikkat edilecek veya eski hale getirme nedeni oluşturacak husus, eksik veya yanılgılı bildirim nedeniyle bir hakkın kullanılmasının engellenip engellenmediğinin belirlenmesidir. Bildirimdeki eksikliğin yol açtığı bir hak kaybı bulunmamakta ise, bu durum eski hale getirme nedeni oluşturmayacaktır. 5271 sayılı CYY'nın 264. maddesinde ise kabul edilebilir bir yasa yolu başvurusunda yasa yolunun veya mercide yanılgının, başvuranın haklarını ortadan kaldırmayacağı, bu hâlde başvurunun yapıldığı merciince, başvurunun derhâl görevli ve yetkili mercie gönderilmesi gerektiği hükmüne yer verilmiştir.
Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, kural olarak temyiz istemi süresinde verilen dilekçe veya zabıt kâtibine yapılacak beyanla hükmü veren mahkemeye yapılacaktır. Ancak süresinde olması koşuluyla, dilekçenin hükmü veren mahkeme dışındaki bir mahkemeye verilmesi veya istemde bulunulması ya da haklı nedenlerin varlığı halinde C. Savcılığına ya da bir başka merciye istemde bulunulması temyiz istemini geçersiz kılmayacak, bu durum mercide yanılgı kapsamında değerlendirilebilecek, dilekçenin verildiği veya istemin yapıldığı mercii tarafından istem veya dilekçe mahkemesine gönderilecektir. Yine aynı şekilde istemin temyiz yerine itiraz olarak belirtilmiş olması da bu kapsamda değerlendirilerek, başvuru sahibinin hakları korunacak, sürenin bildirilmemesi veya yanılgılı bildirilmesi halinde bunun ilgili taraf açısından bir yanılgı oluşturarak bir hakkın kullanılmasını engellemesi durumunda açıklamalı davetiye ile bu hususun tebliğinden sonra süreler işlemeye başlayacak, böylece olası hak kayıpları önlenecektir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanık müdafiinin yüzüne karşı verilen ve yasa yolu bildiriminde başvuru şekline ilişkin bir açıklama bulunmayan hükmün 07.05.2007 günü sanık tarafından temyiz edildiği anlaşılmaktadır. 1412 sayılı CYUY'nın, 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi gereğince halen yürürlükte bulunan 310. maddesi uyarınca, yüze karşı verilen kararlarda temyiz isteminin hükmün tefhiminden itibaren bir hafta içinde hükmü veren mahkemeye verilecek bir dilekçe ile veya zabıt kâtibine yapılacak beyanla olacağı, bu takdirde beyanın tutanağa geçirilerek hâkime tasdik ettirileceği belirtilmiş olup, sanık 22.03.2007 günü yüze karşı verilen karara yönelik bir haftalık süreden sonra 07.05.2007 günü temyiz başvurusunda bulunmuştur. Her ne kadar kararda, başvuru şeklinin belirtilmemiş olması nedeniyle yasa yolu bildiriminin eksik olduğu, bu durumun eski hale getirme nedeni olarak kabulü ile temyiz başvurusunun süresinde, yapıldığı ileri sürülebilir ise de, sadece başvuru şeklinin gösterilmemiş olması "yasa yolu süresinin" işlemeye başlamasını engellemeyecek, bu durumda, başvuru şekli gösterilmemiş veya yanlış gösterilmiş olsa dahi temyiz süreleri işleyecek ve süreden sonra yapılan temyiz başvurusu kabul edilmeyecektir. Zira, belirtilen sürede yanlış mercie, yanlış şekilde bir başvuruda bulunulması halinde bu yanılma, 5271 sayılı CYY'nın 264. maddesi kapsamında değerlendirileceğinden başvuranın hakları ortadan kalkmayacaktır. Tüm bu açıklamalar ışığında, Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin bozma kararının kaldırılmasına ve sanığın yasal süreden sonra yaptığı temyiz isteminin 1412 sayılı CYUY'nın, 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi gereğince halen yürürlükte bulunan 317. maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmektedir. Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle itirazın kabulü ile,
1.Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin, 22.02.2012 tarih ve 2009/29369 esas, 2012/3542 sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2.Doğubeyazıt 1. Asliye Ceza Mahkemesince 22.03.2007 gün ve 2006/231 -2007/235 esas karar sayılı hükmüne yönelik temyiz isteminin 1412 sayılı CYUY'nm, 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi gereğince halen yürürlükte bulunan 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
Karar verilmesi itirazen arz ve talep olunur.'' isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü: II- KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesinin 3. Fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE, Dairemizce verilen 22.02.2012 tarih ve 2009/29369 esas, 2012/3542 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,
Sanık ... müdafiinin yüzüne karşı 22.03.2007 tarihinde tefhim edilen kararı, kendisine müdafi atandığından haberdar olan sanığın, yasal 7 günlük süreden sonra 07.05.2007 tarihinde temyiz ettiği, böylece Ceza Genel Kurulunun 08.05.2012 tarih ve 2012/2-129 esas, 2012/182 sayılı kararı da gözetilerek, temyiz süresinin geçmesi nedeniyle 5320 sayılı Yasanın 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddeleri uyarınca sanık ...’ın tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE, 09.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.