Esas No
E. 2013/14577
Karar No
K. 2013/18653
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

12. Ceza Dairesi         2013/14577 E.  ,  2013/18653 K.

"İçtihat Metni"Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi

Suç : Taksirle yaralama

Hüküm : Sanık ... hakkında: TCK'nın 89/1, 89/2-b, 51/1-3. maddeleri uyarınca mahkumiyet Sanıklar ... ve ... hakkında: TCK'nın 89/1, 89/2-b, 62/1, 52/2-3-4. maddeleri uyarınca mahkumiyet Taksirle yaralama suçundan sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin hükümler, sanıklar müdafiileri ve katılanlar vekilleri tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiileri ve katılanlar vekillerinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak,

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 34. maddeleri uyarınca bütün mahkeme kararlarının, karşıoy da dahil olmak üzere gerekçeli olarak yazılması zorunludur.

Gerekçe, hükmün dayanaklarının, akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun açıklanmasıdır. Ceza Muhakemesi Kanununun 230. maddesinde ise hükmün gerekçesinde, suç oluşturduğu kabul edilen eylemin gösterilmesi, bunun nitelendirilmesinin yapılması, Ceza Kanununda öngörülen sıra ve esalara göre cezanın ve ayrıca cezaya mâhkumiyet yerine veya yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi, cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adli para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine ya da ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususa ilişkin istemlerin kabul veya reddine dair dayanakların gösterilmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, yasa koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada da keyfiliğe yol açacaktır. Bu itibarla keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek, sağlıklı bir denetime olanak sağlamak bakımından, hükmün gerekçeli olmasında zorunluluk bulunmaktadır. Hükmün gerekçeyi ihtiva etmemesi ise 1412 sayılı Kanunun 308/7 ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1-g bendi uyarınca hukuka kesin aykırılık halini oluşturacaktır. Bu ilkelere uyulmadan, olayın oluş şekli ile sanıkların suç oluşturduğu kabul edilen eylemi gösterilmemek suretiyle yasal gerekçeden yoksun hüküm kurulması, Kabul ve uygulamaya göre de:

1.Sanık ...'nun kurucusu olduğu ve oğlu sanık ... ile beraber işlettiği kreşte, grup sorumlusu olarak görevlendirilen sanık ...'in gözetimi altında bulunan, katılanlar Ayşe Başak Birbir ve ...'in kızı 20.06.2006 doğumlu 2 yaşındaki ...'in, doğum günü olan 20.06.2008 günü gündüz saatlerinde, 3,85 metre yüksekliğindeki kreş penceresinden aşağı toprak zemine düşerek, hayat fonksiyonlarını ağır (5) derecede etkileyen kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı iddiasına konu olayda, sanıkların sorumluluklarının dayanağı olan mevzuat hükümlerini irdelemeyen, sanıkların görev ve sorumlulukları ile yaralanma olayı arasında illiyet bulunup bulunmadığı, sanık ...'nun kusur durumu ve sanıkların kusur dereceleri hakkında görüş bildirmeyen, keşif sonucu polis memuru tarafından düzenlenen 03.04.2009 tarihli tek kişilik bilirkişi raporuna itibar edilemeyeceği; üniversitelerin okul öncesi çocuk bakımı ve eğitimi bölümlerinde uzman öğretim görevlilerinden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, olayın meydana gelmesinde sanıkların ve mağdurun kusurunun bulunup bulunmadığı, kusurlu iseler, kusur durumları, asli ya da tali kusurlu olup olmadıkları, yaralanma olayı ile sanık ya da sanıkların görev ve sorumlulukları arasında illiyet bulunup bulunmadığını somut gerekçelerle gösteren bir rapor alınması gerektiği gözetilmeden, eksik incelemeyle yazılı şekilde sanıkların mahkumiyetlerine karar verilmesi,

2.Kararın gerekçe kısmında, temel cezaların alt sınırdan tayin edildiği belirtildikten sonra, hüküm fıkrasında, TCK'nın 89/1. maddesi uyarınca, sanıklar ... ve ... hakkında 180 gün adli para cezası, sanık ... hakkında 6 ay hapis cezasına hükmolunmak suretiyle gerekçeyle hükmün karıştırılması,

3.Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 07/07/2009 tarih 2009/9-62-191 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, taksirli suçlar açısından TCK'nın 61/1. maddesinin (f) bendinde yer alan “failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı” ve (g) bendinde yer alan “failin güttüğü amaç ve saiki” gerekçesine dayanılamayacağının gözetilmemesi,

4.Sanıklar ... ve ... hakkında sonuç adli para cezası hesaplanırken, sanıklar hakkında belirlenen tam gün sayısı 225 gün olarak gösterilip, bir gün karşılığı olarak takdir edilen 20,00 TL ile çarpımı neticesinde, sanıkların 4.500.00 TL yerine, hesap hatası sonucu 5.500.00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmek suretiyle sanıklara fazla ceza verilmesi,

5.Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak suçundan adli para cezası mahkumiyetini içerir sabıkası bulunan, olayın hemen ardından kreşte staj yapan tanıkları odasında toplayarak, olayın oluş şeklini gizlemelerini ve mağdurun bahçede oynarken düştüğünü söylemelerini talep eden, aşamalarda mağdurun kreş penceresinden düşmediğini beyan edip, olay anındaki konumu, kreşte bulunma sebebi ve olayın gelişimi hakkında birbiriyle tutarsız ifadeler veren, katılanların zararlarını gidermeye yönelik bir çabası bulunmayan ve katılanlarla uzlaşmak istemeyen sanık ...'nun,

TCK'nın 51. maddesine göre, suçu işledikten sonra yargılama sürecinde pişmanlık gösterip göstermediği nazara alınıp, tekrar suç işleyip işlemeyeceği konusunda oluşan kanaat değerlendirilerek cezasının ertelenip ertelenmeyeceğine karar verilmesi gerekirken, “geçmişi, fiilinden sonraki davranışları” olumsuz değerlendirilip, cezasında takdiri indirime gidilmediği halde, “Sanığın geçmişteki hali, yargılama süresinde gösterdiği davranışları nazara alındığında, tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkememizde vicdani kanaat oluştuğundan” şeklinde, kanunda yer alan ifadeleri tekrara dayalı, hükümde çelişki oluşturacak soyut gerekçeyle, sanık hakkında tayin olunan hapis cezasının ertelenmesine karar verilmesi,

6.Davada birden fazla katılan ve sanık olduğu, katılanlardan Ayşe Başak Birbir ve ...'in kendilerini aynı vekille temsil ettirdiği, katılan mağdur ... Baro tarafından atanan vekille temsil edildiği halde, “Katılan vekille temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca taktir ve tayin olunan 310 TL maktu ücreti vekaletin sanıklardan alınarak katılanla verilmesine” şeklinde, takdir edilen vekalet ücretinin sanıklardan ne miktarda tahsil edilerek, hangi katılanlara verileceğine dair açıklama içermeyecek biçimde, vekalet ücretine hükmolunması,

7.5320 sayılı Kanunun 5560 sayılı Kanunla değişik 13. maddesinin “Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine baro tarafından görevlendirilen müdafi ve vekile, avukatlık ücret tarifesinden ayrık olarak, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü de alınarak Adalet ve Maliye Bakanlıkları tarafından birlikte tespit edilecek ücret, Adalet Bakanlığı bütçesinde bu amaçla yer alan ödenekten ödenir. Bu ücret, yargılama giderlerinden sayılır” yönündeki açık hükmü karşısında, küçük katılan mağdur ...'e baro tarafından atanan vekil için ücret takdiri ile bu ücretin yargılama gideri olarak sanıklardan eşit şekilde tahsil edilerek Hazineye ödenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Kanuna aykırı olup, sanıklar müdafileri ve katılanlar vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 08.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog