Aramaya Dön

6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2022/840
Karar No
K. 2023/912
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2022/840 Esas
KARAR NO: 2023/912
DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 02/03/2015
KARAR TARİHİ: 19/10/2023

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 31/10/2023

Mahkememizde görülmekte olan Müdürlük Görevinden Azil davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı ...'in kardeş olduğunu, 28/12/2007 tarihinde davalı şirketi kurduklarını, gerçekte ortaklık paylarının eşit olmasına rağmen resmiyette davacıya % 5, davalıya % 95 pay verildiğini, davacının şirket kuruluşunda taşınmaz satışı yaparak % 50 sermaye koyduğunu, sonradan kalan % 45 payın devrini talep etmelerine rağmen bu devrin yapılmadığını, kâr payının dağıtılmadığını, kâr payı dağıtılmamasına rağmen davalı ...’in aynı dönemde bir çok değerli taşınmaz satın aldığını, şirket hesabından kendi nam ve hesabına paralar çektiğini, bu durumun aslen şirketin kâr payı dağıttığına delil olduğunu, davalı müdür ...'in şirketin içini boşalttığını, şirket ticari kayıtlarında yer almayan sahte faturalar ile şirket üzerinden vergi ziyaı oluşturup düşük vergiler ödendiğini, davalı ...’in şirket menfaatine aykırı olarak şahıs firması şeklinde başka bir firma kurduğunu, bu durumun açıkça haksız rekabet oluşturduğunu, davalı ...’in müvekkilinin bilgi ve rızası dışında şirket sermayesini artırdığını ve bu artış ile ...’in şirkette alacaklı konuma geçtiğini, müvekkilinin şirkete ileride iade almak üzere 117.000,00 TL verdiğini, bu bedelin davalı ... tarafından şirketten aldırılıp sanki müvekkiline iade edilmiş gibi gösterildiğini, bu konu ile ilgili olarak açtıkları Küçükçekmece ... Asliye Hukuk Mahkemesinde halen derdest olan ... Esas sayılı dosya bulunduğunu ileri sürerek davalı şirketin müdürü ...’in müdürlükten azlini, davacının payının davalı şirkette % 50 olduğunun tespiti ve tescilini, 50.000,00 TL bedelli kâr payının davalılardan alınarak müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili cevabında; davacının kağıt üzerinde ortak olduğunu, şirketin kurulduğu dönemde tek ortakla şirket kurulamadığından davacıya % 5 hisse verilerek şirketin kurulduğunu, davacının taşınmaz satarak ortak olduğu iddiasının gerçek olmadığını, verdiğini iddia ettiği ortaklık bedelinin ödendiği ile ilgili makbuzları ibraz etmesi gerektiğini, davalı şirket ile ...’in kurduğu ... Hizmetleri A.Ş’nin iştigal konularının aynı olmadığını, bu nedenle haksız rekabetin söz konusu olmadığını, müvekkili ...’in taşınmaz sahibi olmasının şirketi yönetmesi ile ilgisi olmadığını, sundukları YMM kayıtlarında da şirketin ...’e ödemesinin olmadığının görüleceğini, davacının şirketin işleri ile de ilgilenmediğini, kişisel husumetten dolayı davalılara zarar vermek amacıyla bu tür iddialarda bulunduğunu, müdürün azli konusunda şirkete husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava hukuki niteliği itibariyle TTK 630.maddeye dayalı limited şirket müdürünün görevden azli, kâr payı alacağının tahsili ve şirketteki payın tespiti ve tescili davasıdır.

Mahkememizin ... Esas-... Karar ve 12.01.2017 tarihli kararı ile;".. davacının şirketin kuruluşunda % 5 pay sahibi olduğu ve bunun gerçekte % 50 pay olduğu hususunda yazılı hiçbir delilin sunulmadığı, davalı şirket müdürünün özen ve bağlılık yükümü ile kanunlar ve ana sözleşmeden doğan yükümlülüklerine ağır bir şekilde ihlal ettiği veya şirketi iyi yönetmek için gerekli yeteneği kaybettiği hususunun tespit edilemediği, ayrıca TTK'nın 616. madde gereğince kâr payı dağıtılmasının ortaklar kurulunun münhasıran yetkisinde olduğu, genel kurulun yetkisinde ve devredilemez olan bir konuda hiç karar alınmamış iken mahkemenin genel kurulun yerine geçerek bu konuda karar almasının mümkün olmadığı..." gerekçeleri ile davanın reddine karar vermiştir. Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstanbul BAM .... H.D'nin ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı ile; ".... somut uyuşmazlıkta kâr payı dağıtımı konusunun genel kurulun devredilmez yetkileri arasında bulunduğu, mahkemenin genel kurulun yerine geçerek mahkemenin böyle bir konuda karar vermesinin yerinde olmadığı, davacının şirketin kuruluş belgesi olan ana sözleşmesine göre şirkette %5 oranında ortaklık payına sahip olduğu ve bu kaydın aksine dosyaya aynı kuvvette yazılı belge sunmadığı, her ne kadar davacı vekili şirkette %50 paya sahip olduğu yönünde tanık dinletmek istediğini ve tanıklarının haksız olarak ilk derece mahkemesince dinletilmediğini iddia etmiş ise de HMK'nın 203. hükmü gereğince taraflar kardeş olmakla birlikte şirket ana sözleşmesi ile tarafların şirketteki pay durumu senede bağlandığından senede bağlanmış hususlarda tanıkla ispat imkanı bulunmadığı, davalı şirket müdürünün sunulan delillere göre özen ve bağlılık yükümü ile kanunlar ve ana sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiği veya şirketi iyi yönetmek için gerekli yeteneği kaybettiği yönünde dosya kapsamına göre gerekli belge ve bilgi bulunmadığı..." gerekçeleri ile istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Yargıtay ... Hukuk Dairesinin 19/02/2019 tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı ile; "...davacının davalılardan şirkete karşı yöneltmiş olduğu ve şirket ortaklık payının hissesinin % 50 olduğunun tespiti ve kâr payının tahsiline yönelik talepler bakımından İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığına ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu taleplere yönelik dava kesimi bakımından onanmasına karar verilmiştir.

Davacı tarafından davalı şirket müdürü olan diğer davalı ...’in haklı nedenlere dayalı olarak şirket müdürlüğünden azli talebine ilişkin ise eksik inceleme ile hüküm kurulması sebebiyle..." bozma kararı verilerek dosya mahkememize gönderilmiş ve iş bu esası almıştır.

Yargıtay bozma ilamının davalı şirket müdürünün azli ile sınırlı olması nedeniyle, bu hususta eksikliklerin giderilmesi için Vergi Dairesine ve ... A.Ş'ye müzekkere yazıldığı, Vergi Dairesinden istenilen hususlarda cevap verildiği, ... A.Ş ise söz konusu bağımsız denetim raporlarının uhdelerinde olmaması sebebiyle olumsuz cevap verdiği anlaşılmıştır. Gelen bu cevabi yazılar ve Yargıtay Bozma İlamı doğrultusunda dosya önceki bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan ek raporda, kök rapordaki tespit ve değerlendirilmelerin değiştirilmesini gerektirir bir husus bulunmadığı rapor edilmiştir.

Mahkememizden verilen 05/11/2020 tarih ve ... Esas ... sayılı kararı ile;

Tüm dosya kapsamı, dosyadaki bilirkişi raporları ve Yargıtay Bozma ilamı doğrultusunda yapılan inceleme neticesinde; şirket müdürünün azlini düzenleyen TTK'nun 630. Maddesine göre, müdürü görevden almaya genel kurulun yetkili olduğunu, ancak her ortak haklı sebeplerin bulunması halinde yönetici ve müdürlerin yönetim hakkının sınırlandırılması ve kaldırılması için özen ve bağlılık yükümlülükleri ile diğer kanun ve ana sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerin ağır olarak ihlal edilmesi ve şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi halinde mahkemeden talepte bulunabilecekleri düzenlenmiştir. Bu yasal düzenleme ışığında, dosya kapsamındaki deliller ile dosyaya sunulan teknik bilirkişi raporları göz önünde bulundurularak somut olayda davalı şirket müdürünün sunulan delillere göre özen ve bağlılık yükümü ile kanunlar ve ana sözleşmeden doğan yükümlülüklerine ağır bir şekilde ihlal ettiği veya şirketi iyi yönetmek için gerekli yeteneği kaybettiği yönünde tam bir vicdani kanaate varılamadığından, davacı tarafın bu talebinin reddine karar verilmiştir.

Mahkememizden verilen 05/11/2020 tarih ve... Esas ... sayılı kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay, .... Hukuk Dairesi'nin 14/06/2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamı; "Dava, şirket müdürünün azli istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, Dairemizin bozma ilamına uyularak alınan bilirkişi raporları sonucunda somut olayda davalı şirket müdürünün özen ve bağlılık yükümü ile kanunlar ve ana sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiği veya şirketi iyi yönetemediği hususları ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkemece, bozma öncesi alınan ilk bilirkişi raporu ile bozma sonrası alınan ikinci bilirkişi raporunun birbirini teyit ettiğinden söz edilerek davanın kanıtlanamadığı sonucuna varılmıştır. Ancak, bozma ilamı sonrası alınan 09.09.2020 tarihli ikinci bilirkişi raporunda bilirkişi heyetince, dava konusu edilen ve Dairemizin bozma ilamında gösterilen hususlarda rapor düzenlenebilmesi davalı ... San. Tic. Ltd. Şti.'nin bilançoları ile davadışı ... A.Ş.'den davalı ... San. Tic. Ltd. Şti. ile ilgili bilanço kayıtlarının karşılaştırılması yapılması gerektiğinden dosyada davadışı ... A.Ş. tarafından herhangi bir bilanço kaydına ilişkin bir belge ibra edilmemesi nedeniyle bir değerlendirme yapılamayacağı beyan edilmiştir. Dairemizin 19.02.2019 tarih ... Esas, ... Karar sayılı bozma ilamında belirtildiği şekilde davadışı ... A.Ş.'den davalı ... ... San. Tic. Ltd. Şti. ile ilgili sınırlı olmak üzere inceleme yapılması için bilanço kayıtlarının getirtilerek davalı ... ... San. Tic. Ltd. Şti.'nin ticari defter ve kayıtlarındaki bilanço kayıtlarının karşılaştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmeyip, bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle bozma kararı verilerek dosya mahkememize gönderilmiş ve iş bu esası almıştır.

Yargıtay bozma ilamı uyarınca mahkememizce davadışı ... A.Ş.'den davalı ... ... San. Tic. Ltd. Şti. ile ilgili sınırlı olmak üzere inceleme yapılması için bilanço kayıtlarının talep edildiği ancak 13.10.2022 tarihli cevabi yazıda;" Şirketimizin faaliyet alanı elektronik haberleşme hizmeti sağlamak olup GSM telefon cihazı ithalatı, distribütörlüğü, satışı, tamiri vb. konuları şirketimiz faaliyet alanı dışında yer aldığı gibi şirketimiz bayileri şirketimizden ayrı ve bağımsız tüzel kişilikler olduğundan yazıda talep edilen hususların ilgili bayiden temin edilebileceği" şeklinde olumsuz cevap verildiği anlaşılmıştır. Akabinde tekrar dava dışı ... A.Ş.'den 2009-2016 yılları arasında davalı ... ... San. Tic. Ltd. Şti.'de bağımsız denetim kuruluşları tarafından denetim yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise bu dönemlerde denetim yapan kuruluşların gönderilmesi istenmiştir. Dava dışı ... A.Ş.'nin 29.12.2022 tarihli cevabi yazısında".. Yazınızda belirtilen bilgilere göre şirketimiz kayıtlarında yapılan araştırma neticesinde; herhangi bir bayi bilgisine rastlanmamıştır. Söz konusu firmaya ilişkin bayi kodu, açık adresi, şikayete konu GSM numarası vb. bilgilerin iletilmesi halinde yeniden inceleme yapılabilecektir." şeklinde cevap verdiği anlaşılmıştır. Tekrar davalı şirketin bayi kodu belirtilerek dava dışı ... A.Ş.'den davalı ... ... San. Tic. Ltd. Şti.'de bağımsız denetim kuruluşları tarafından denetim yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise bu dönemlerde denetim yapan kuruluşların gönderilmesi istenmiştir. Dava dışı ... A.Ş.'nin 03.02.2023 tarihli cevabi yazısında; "Şirketimiz kayıtlarında yapılan incelemede; Şirketimizce bağımsız denetim kurumlarınca denetlettirilmesine ilişkin herhangi bir kayda rastlanmamış olup adı geçen firmanın bağımsız denetim kurumlarınca denetlenip denetlenmediğine ilişkin bilgilerin adı geçen bayiden temin edilebileceği" şeklinde cevap verilmiştir. Böylece ... İletişim Hizmetleri A.Ş. tarafından istenen bilgi ve belgeler dosyaya sunulmadığı gibi ilgili kayıtların bulunduğu adres de bildirilmemiştir. Bu nedenle Yargıtay bozma ilamında belirtilen söz konusu hususun araştırılması mümkün olmamıştır.

Mahkememizce bu tespite rağmen dosyanın önceki bilirkişi heyetine tevdi ile ek rapor tanziminin istenildiği ve hazırlanan ek raporda;"Diğer taraftan ... İletişim Hizmetleri A.Ş. ticari defter ve kayıtları incelenmek suretiyle Yargıtay bozma ilamında belirtilen söz konusu hususun (davalı şirketin, bayisi olduğu şirkete bildirdiği bilanço rakamları ile bilanço rakamları arasında fark olduğu yolundaki iddia) tespit edilmesi mümkün görünmemektedir. Davalı şirketin bayisi olduğu şirkete (...) bildirdiği bilanço rakamları, ... İletişim Hizmetleri A.Ş. ticari defter ve kayıtları arasında yer almamakta olup ancak ... İletişim Hizmetleri A.Ş. tarafından sunulması durumunda ...’e bildirilen bilanço rakamları ile davalı şirket ticari defterlerindeki rakamların birbirinden farklı olup olmadığı tespit edilebilir." şeklinde tespitin yapıldığı anlaşılmıştır.

Bu açıklamalar ışığında dosyadaki bilirkişi raporları ve Yargıtay Bozma ilamı doğrultusunda yapılan inceleme neticesinde; şirket müdürünün azlini düzenleyen TTK'nun 630. Maddesine göre, müdürü görevden almaya genel kurulun yetkili olduğunu, ancak her ortak haklı sebeplerin bulunması halinde yönetici ve müdürlerin yönetim hakkının sınırlandırılması ve kaldırılması için özen ve bağlılık yükümlülükleri ile diğer kanun ve ana sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerin ağır olarak ihlal edilmesi ve şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi halinde mahkemeden talepte bulunabilecekleri düzenlenmiştir. Bu yasal düzenleme ışığında, dosya kapsamındaki deliller ile dosyaya sunulan teknik bilirkişi raporları göz önünde bulundurularak somut olayda davalı şirket müdürünün sunulan delillere göre özen ve bağlılık yükümü ile kanunlar ve ana sözleşmeden doğan yükümlülüklerine ağır bir şekilde ihlal ettiği veya şirketi iyi yönetmek için gerekli yeteneği kaybettiği yönünde tam bir vicdani kanaate varılamadığından, davacı tarafın yöneticinin azli talebinin reddine karar verilmiştir.

Davacının davalılardan şirkete karşı yöneltmiş olduğu ve şirket ortaklık payının hissesinin % 50 olduğunun tespiti ve kâr payının tahsiline yönelik taleplerinin kesinleştiği, dolayısıyla bu talepler yönünden ayrıca yargılama yapılmamış ve hüküm kurulmasına yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Ortaklık payının tespiti ve kar payının tahsiline ilişkin taleplerin kesinleşmiş olması nedeniyle Hüküm Kurulmasına Yer Olmadığına,

2.Dava konusu olan şirket müdürlüğünden azil talebinin ispatlanamaması nedeniyle REDDİNE,

3.492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85-TL red karar harcının, mahkememiz veznesine yatırılan 853,88-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye kalan harcın karar kesinleşince ve talebi halinde davacı tarafa iadesine,

4.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

5.Davalı tarafından dosyada herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

6.Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 17.900-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine,

7.Bakiye avansın ve yatırılan teminatın karar kesinleşince yatırana iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 15 günlük yasal sürede Yargıtay yolu açık olduğu hatırlatılarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 19/10/2023 Başkan ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Katip ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog