44. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2020/2044 Esas
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 10/10/2019
NUMARASI: 2018/67 E. - 2019/388 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/12/2023
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının tütün sektöründe faaliyet gösterdiğini “ ... ” gibi tanınmış markaların üreticisi ve tescilli tek ve gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkilinin “...” markasının TPE nezdinde ... numarası ile tescilli olup bu markanın Türkiye'de tanınmış marka statüsünde olduğunu, davalının ... esas unsurlu olarak markayı tanıtım, reklam, soyal medya, tabela, menülerde restaurant/cafe işletmesinde kullanarak( “...”, “ ...”, ...” ibareleri ile ) davacının markasına tecavüz ve haksız rekabet teşkil yarattığını beyan ederek, bu durumun tespiti, durdurulması, önlenmesi, dilekçesinde bildirilen sosyal medya hesaplarına erişimin engellenmesine, ihtiyati tedbire karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Derdestlik ve yetki itirazında bulunmuş, ayrıca ...San. ve Tic. Ltd Şti’nin ... tarafından kurulduğunu ve ''...'' ve ''...'' markalarının Tamer yüzer adına Türk Patent Enstitüsü nezdinde tescilli olduğunu, davacının ''... ve ... '' markaları için markanın hükümsüzlüğü davaları açtığını, 01.07.2016 tarihinde ''...'' markası yönünden İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 23.02.2017 tarih ve 2016/99E. , 2017/16K. Sayılı ilamıyla da davacının açtığı davanın reddedildiğini, bu davalarda lehe karar alamayınca tescilli olduğunu bildiği halde markaların tescilsiz olduğu iddiasıyla bu sefer haksız rekabetten bahisle dava açtığını beyan ederek, açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; "tarafların faaliyet alanlarınını farklı olduğu, davalının özellikle yiyecek ve içecek hizmetine yönelik kullanımı gözetildiğinde bu hizmetlerden yararlananların, bu hizmetlerin sağlandığı yerlerin, karşıladıkları gereksinimler itibariyle tamamen farklı ve sigara markası olarak tanınmış olan davacı markasının mal kapsamı tütün ürünleri yönünden, ilişkilendirilme ihtimali olabilecek hizmetler olmadıklarının da açık olduğu, davacı markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlanabilmesi, şöhretini sömürmesi; itibarına zarar verebilmesi; ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurması bir başka deyişle sulandırması, tüketicinin aldanarak yeme içme ürününe davacı markasından dolayı tercih etmesi /karıştırma olasılığının dolayısıyla marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin somut olayda gerçekleşmediği gerekçeleriyle davanın esastan reddine," karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi tarafından tesis edilen 10.10.2019 tarihli gerekçeli kararın hüküm bölümünde, davanın reddi yönünde görüş bildirildikten sonra “44.400 TL ilam harcının peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan harcın davacıdan tahsiline” karar verildiğinin belirtildiğini, söz konusu 2 nolu hükümde yer alan “44.400 TL” ibaresinin, “44.40 TL” yerine sehven yazılmış olup, bu hususun kendilerince kabul edilmediğini, bu nedenle söz konusu meblağın 44,40 TL olarak dikkate alınmasını ve bu yönde düzeltme yapılmasını talep ettiklerini, Davalıya ait tescilli herhangi bir marka bulunmadığı halde, dava dışı bir kişiye ait markaların davalıya aitmiş gibi gösterildiğini, davalıya ait kullanımların bu yolla meşrulaştırıldığını, davalı adına kayıtlı bir marka bulunmadığını, nitekim, dava süresince, davalı tarafından da “...” ve “...” markalarının dava dışı ... adına kayıtlı olduğu ve işbu markaların ...” in muvafakatiyle davalı .. tarafından kullanıldığı, bu sebeple dava konusu kullanımların tescilli kullanım çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğinin ileri sürüldüğünü, bahse konu markalar üzerinde ... hak sahipliğinin bulunmadığını, davalıya tanınmış herhangi bir lisans hakkının da bulunmadığını, Müvekkili ve ... arasında “...” markasına ilişkin verilen Yeniden İnceleme ve Denetleme Kurulu kararına karşı Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde 2016/35 E., 2017/434K. numarası ile YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü davası açılmış ve bu dava kapsamında “...” markasının müvekkilin markasına ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu gerekçesiyle 43. sınıfta bulunan “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” ve “geçici konaklama hizmetleri” bakımından hükümsüz kılınmasına karar verilmiş olduğunu, söz konusu karara ilişkin olarak istinaf ve Yargıtay incelemesi aşamalarının da tamamlanmış olduğunu, İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın onandığını, Buna ek olarak yine müvekkili ve ... arasında “...” markasının hükümsüzlüğüne ilişkin olarak İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde görülen 2016/99 E., 2017/16 K. numaralı dosyanın henüz kesinleşmediğini, gerçekten de davalı adına TÜRKPATENT nezdinde tescilli bir marka bulunmadığını, dolayısıyla davalının dava konusu marka kullanımlarının, dava dışı kişi adına kayıtlı markaya dayandırılmasının hatalı olduğunu, Davalının kullanımlarının tescil dışı kullanımlar olmasının yanı sıra, üçüncü bir kişiye ait marka tescillerinin de somut olay bakımından herhangi savunma sağlamaktan aciz olduğunu ve tecavüz teşkil eden kullanımların bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini, Davalının kullanımlarının, müvekkilinin tanınmış “...” markası esaslı unsur olacak şekilde, genellikle “...” ve “... olarak, bazen de “ ..." ibarelerinin kullanılması yoluyla gerçekleştirildiğini, dosyaya sunulan görsellerden de açıkça teyit edilebileceği üzere, huzurdaki uyuşmazlığa konu marka kullanımlarının müvekkili adına tanınmış marka olarak tescilli “...” ibaresini birebir ihtiva ettiğini, davalıya ait söz konusu markasal kullanımların kapsamında kalan hizmetlerin de müvekkiline ait “...” markalarının hâlihazırda tescilli olduğu ürünler ile iltibas tehlikesi yaratacak derecede benzerlik gösterdiğini ve fakat bu durumun İlk Derece Mahkemesi tarafından göz ardı edildiğini, “...” İngilizce kelimesinin Türkçe dilindeki karşılığı “...”, “...” ibaresinin Türkçe dilindeki karşılığı ise, izahtan vareste olarak “EV”olduğunu, söz konusu ibarelerin, markanıın kullanılmakta olduğu yiyecek içecek sağlanması hizmetleri bakımından ayırt edici bir niteliklerinin bulunmadığını, dava konusu marka kullanımının esaslı unsuru müvekkiline ait “...” ibaresi olup, ibarede ilaveten yer alan “ ...” kelimesinin, bar ve restoran konseptiyle alkollü içecek satışı ve nargile servisi yapmakta olan davalının kullanımı bakımından tanımlayıcı nitelikte olduğunu, bu bağlamda, tanınmış “...” markasını da içeren ibarede ilaveten yer alan “ ...” kelimesinin hiçbir ayırt ediciliği bulunmadığını, bu durumun ortalama tüketici nezdinde çağrışım yaptığını ve iltibas tehlikesi oluşturduğunu, Her ne kadar davalıya ait kullanımlar, 43. sınıfta yer alan “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri”ne ilişkin olup, müvekkiline ait markaların 34. sınıfta tescilli olsa da somut olay bakımından esas olan ve değerlendirmeye esas alınması gereken hususun karıştırılma ihtimali olduğunu, yukarıda anılan sebepler çerçevesinde, davalıya ait yukarıda belirtilen kullanımların, ortalama tüketici nezdinde müvekkiline ait tanınmış “..." markası ile ilişkili bulunma ve karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğunu, Davalının, ihtilaf konusu markayı “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” alanında kullandığını, tütün ürünleri ile kahve gibi ürünler ve kahvehane, kafe hizmetleri ve yine yemek, alkollü ya da alkolsüz içki gibi ürünler ve restoran/bar hizmetleri arasında hitap ettiği kitle ve genel tüketim eğilimleri dikkate alındığında sınıfsal benzerlik bulunduğunu, bu bağlamda, ihtilaf konusu markanın, tüketiciler nezdinde bağlantılı bir marka gibi değerlendirilebileceğini,Her ne kadar markaların tescilli olduğu emtialar farklı olsa da marka sahipleri ile firmalar arasında işletmesel bir bağ olabileceğini, somut olay bakımından düşünüldüğünde, davalı kullanımlarının kapsadığı yeme içme hizmetlerinin verildiği barlar, kafeler ve restoranlara giden kişilerin tüketici alışkanlıkları başka bir deyişle buralarda tüketilen alkollü içecek, çay, kahve gibi ürünlerle birlikte sigara da tüketilmesi eğilimi birlikte değerlendirildiğinde, müvekkil ile davalı arasında işletmesel bir bağ olacağının düşünülmesinin kaçınılmaz olacağını, Müvekkiline ait markanın tanınmış marka olduğunu ve davalı kullanımlarının, markanın ayırtedici karakterini zedelediğini, markanın sulandırılması koşullarının dikkate alınmadığını, Tanınmış markaların farklı sınıflar yönünden de korunması gerektiğini, Müvekkiline ait tanınmış “...” markasının, davalı tarafından tüketicileri yanıltarak ve haksız bir şekilde kullanılmak suretiyle, marka tecavüzünün yanı sıra TTK kapsamında haksız rekabet de yarattığını beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması ve önlenmesi davasıdır. Davacı, kendisine ait "..." markasının tanınmış markalardan olduğunu, davalının ... esas unsurlu olarak markayı tanıtım, reklam, sosyal medya, tabela, menülerde restaurant/cafe işletmesinde kullanarak (“...” ibareleri ile) marka hakkına tecavüz ve haksız rekabette bulunduğunu iddia etmiştir.Dosyaya celbedilen kayıtlara göre, davacının ... esas unsurlu 34. sınfta tescilli birden çok seri markalarının sigara emtiası yönünden tescilli bulunduğu, dava dışı ... adına “... ” ibareli markasının 43. sınıfta yiyecek içecek sağlanması, geçici konaklama, (gündüz bakımı kreş dahil), hayvan bakım hizmetleri için TPE nezdinde 18.09.2012 tarihinde başvurusunun yapıldığı ve markanın 24.09.2014 tarihinde tescil edildiği, yine '...” ibareli markanın 43. sınıfta yiyecek içecek sağlanması, geçici konaklama, (gündüz bakımı kreş dahil), hayvan bakım hizmetleri için TPE nezdinde 8.05.2014 tarihinde başvurusunun yapıldığı ve markanın 7.03.2016 tarihinde tescil edildiği, davalı adına kayıtlı marka bulunmadığı, ihlalin konusunu oluşturan markaların, dava dışı ... adına kayıtlı olduğu ve adı geçenin davalı şirketin kurucu ortakları arasında yer aldığı anlaşılmıştır.Davacı adına kayıtlı ... numaralı “...” markasının tanınmış marka olduğu, ihlal iddiasının konusunu oluşturan “...” ve “...” markaların dava dışı ... adına kayıtlı olduğu, ancak eldeki davanın marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespitine yönelik olması, davalının “...” ve “...” ibareli markaları tanıtım, reklam, sosyal medya, tabela, menülerde restaurant/cafe işletmesinde kullanmak suretiyle marka hakkını ihlal ettiğinin iddia edilmiş olması nedeniyle, uyuşmazlığın; davalı kullanımının davacının markadan doğan hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil edip etmediği noktasında toplandığı görülmektedir. Davacının ... esas unsurlu 34. sınfta tescilli markalarının sigara emtiası yönünden tescilli bulunduğu, davalının ise “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” sektöründe, kafe ve restoran işletmeciliği işiyle uğraştığı, “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri”nin, davacının markalarının tescilli olduğu “sigaralar, işlenmiş ve işlenmemiş tütün, tütün içenlere mahsus malzeme, kibritler” malları ile yakın ilişki içinde bulunduğu, “yiyecek içecek sağlanması hizmetlerinin”, tütün mamulleri arasında sayılan nargile hazırlanması hizmetlerinin verildiği kafe hizmetlerini de kapsadığı, günü birlik dinlenme yerlerinin açık alanlarının da tütün mamullerini tüketen müşterilere hizmet verecek şekilde düzenlendiği, belirtilen hususun Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/2205 esas, 2020/367 karar sayılı kararında da vurgulandığı, dolayısıyla davacı markasının tanınmış marka olduğu hususu da dikkate alındığında, davalının ''...'' ibareli kullanımlardan ibaret eyleminin ortalama tüketici nezdinde iltibas tehlikesi doğurduğu, marka hakkına tecavüz ve TTK'nun 54. ve 55.maddeleri anlamında haksız rekabet teşkil ettiği anlaşılmış olup, Mahkemece hatalı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir.Açıklanan sebeplerle, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesine göre İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden davanın kabulüne dair karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.