Esas No
E. 2023/4501
Karar No
K. 2023/6584
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku
Aramaya Dön
YARGITAY

10. Hukuk Dairesi

E. 2023/4501 K. 2023/6584 T.
Karar Sonucu ONANMASINA
Resmî Atıf Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/4501, K. 2023/6584, T. 08.06.2023
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4501
Karar No
2023/6584
Karar Tarihi
08.06.2023
Dava Türü
Hukuk
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku
Karar Sonucu
ONANMASINA
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

10. Hukuk Dairesi         2023/4501 E.  ,  2023/6584 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI: 2021/165 E., 2022/729 K.
KARAR: Kısmen kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen rücuan tazminat davasında davanın kabulüne dair verilen kararın taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiş olup İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Kararın, davacı vekili tarafından temyizi neticesinde kararın bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili, Kurum sigortalısı ...'ın davalı iş yerinde çalışırken 03.07.2010 tarihinde iş kazası geçirmiş olduğunu, meydana gelen iş kazasından kaynaklı olarak sigortalıya 18.023,85 TL ilk peşin değer üzerinden gelir banlandığını belirterek yapılan ödemenin davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, iş kazasının meydana gelmesinde davalının kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 16.06.2015 tarihli ve 2016/141 Esas, 2020/108 Karar sayılı kararıyla; yapılan yargılama sonunda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı Kurum vekili davalı aleyhine Kurum sigortalısı ...'ın davalı iş yerinde çalışırken geçirdiği iş kazası sonucu tarafına yapılan ödemelerden dolayı oluşan Kurum zararının davalıdan tahsili talepli rücuen alacak davası açıldığı, yargılama sırasında taleplerin rapor doğrultusunda ıslah edildiği, davalı tarafın davanın zaman aşımına uğradığından ve iş kazasının meydana gelmesinde kusuru bulunmayan davalı aleyhine açılan davanın reddi gerektiğini savunduğu, sigortalıya ait SGK kayıtlarının getirtildiği, dosya kapsamından kazanın; sigortalının davalı iş yerinde Termoform makinesi operatörü olarak görev yapmakta iken iş yerinde bulunan 5 nolu vakum /termoform pres makinesinde buzdolaplarında kullanılan kapların basımını yaptığı sırada sağ elinin sıkma işlemini yapan çerçevenin altında kalıp sıkışması sonucu yaralanması şeklinde meydana geldiği, kazanın meydana gelmesinde davalı iş verenin % 70 oranında, kazalı sigortalı işçinin % 30 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, usul ve yasaya uygun hüküm kurmaya elverişli bilirkişi tarafından düzenlenen 01.03.2015 tarihli rapor doğrultusunda davacı Kurumun zararının 12.616,70 TL olduğu, davacının dava ve ıslah dilekçesinde doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A

. Bozma Kararı

1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

Dairenin 06.11.2017 tarih ve E.2015/20194, K.2017/7594 sayılı kararında; "1-Somut olay nedeniyle tarafların kusur oran ve aidiyetleri bakımından çelişkili kararların verilmesi olasılığının ortadan kalkması, hak ve adalet kurallarına aykırı bir sonuç ortaya çıkmaması, yargıya olan güvenin sarsılmaması yönü gözetilerek, sigortalı tarafından açılan tazminat davasının kesinleşip kesinleşmediği, tarafların kusur oran ve aidiyetlerinin kesinleşip kesinleşmediği belirlenmeli, yine olayla ilgili varsa ceza dosyası getirtilip ceza davasında kabul edilen maddi olgu hukuk hakimini bağlayacağından, ceza mahkemesi tarafından hakkında verilen mahkumiyet kararı olursa bu husus da dikkate alınmak suretiyle zararlandırıcı sigorta olayındaki kusur oran ve aidiyetleri konusunda varsa çelişkinin giderilmesi hususunda işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda uzman olan bilirkişi heyetinden yeniden oluşa uygun kusur raporu alınmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.

2.Yine somut olaya bakıldığında, kazalı sigortalı tarafından davalı Vakum Plastik San. ve Tic. Ltd. Şti.’ye karşı açılan tazminat davasında, iş gücü kaybına ilişkin itirazda bulunulduğu ve Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan rapor beklendiği ve dosyanın bu bağlamda da sonuçlanmadığı anlaşılmaktadır. ... Mahkemece, yukarıda da belirtildiği üzere, tazminat dosyası da gözetilerek çelişki olması halinde çelişkiyi de giderecek yeniden kusur raporu alınmalı yine tazminat dosyası da gözetilerek iş göremezlik derecesine yönelik itirazlar irdelenmeli, sonucuna göre karar verilmeli" gerekçesiyle karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin 12.09.2019 tarih ve E.2018/24, K.2019/240 sayılı kararı ile bozma ilamı sonrasında yapılan yargılamada; Adli Tıp 2. Üst Kurulu; İsmail oğlu 1976 doğumlu ...’ın 03.07.2010 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazasına bağlı arızasının, 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranı tespit işlemleri yönetmeliği kapsamında maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmadığı cihetle, sürekli maluliyet tayinine mahal olmadığına karar vermiş, Mahkemece de bu rapora dayalı olarak davanın reddine karar verilmiştir.

C. 2'nci Bozma Kararı

1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Dairenin 23.12.2019 tarih, E.2019/6118, K.2019/10155 sayılı kararında; "Somut olayda Kurum Yüksek Sağlık Kurulu tarafından, kazalı sigortalının %11,20 oranında sürekli iş göremezlik oranına sahip olduğu tespit edilerek kendisine sürekli iş göremezlik geliri bağlanmış olup işbu davada da rucuan davalı işverenden talep edilmektedir.

Adli Tıp İkinci Üst Kurul kararında, "maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmadığı" "sürekli maluliyet tayinine mahal olmadığı" ifadeleri kullanılmış olup, sosyal güvenlik terimleri olan sürekli iş göremezlik derecesi ve malul ifadelerinden hangisini ifade ettiği anlaşılmamaktadır.

Bu kapsamda, kazalı sigortalının kaza tarihi itibariyle %10'un üzerinde meslekte kazanma gücü kaybı olup olmadığı, daha sonra iyileşmeyle bu oranın %10'un altına düşmesi halinde hangi tarihten itibaren sürekli iş göremezliğinin kalktığı Adli Tıp İkinci Üst Kurulundan sorularak sonucuna göre sürekli iş göremezliğin kalktığı tarihe kadar fiili ödemeler Kurumdan sorulmalı ve ilk bozma kapsamında kusur raporu alınarak karar verilmesi" gereğine işaret edilerek İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmuştur.

D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kazalı sigortalının kaza tarihi itibariyle %10'un üzerinde meslekte kazanma gücü kaybı olup olmadığı, daha sonra iyileşmeyle bu oranın %10'un altına düşmesi halinde hangi tarihten itibaren sürekli iş göremezliğinin kalktığının tespiti için Adli Tıp İkinci Üst Kuruluna müzekkere yazılmış, düzenlenen 25.02.2021 tarihli raporda "İsmail oğlu 1976 doğumlu ...’ın 03.07.2010 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazasına bağlı arızasının, 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranı tespit işlemleri yönetmeliği kapsamında maluliyetine neden olacak düzeyde araz bırakmadığı cihetle, 16.10.2015 tarihinden itibaren sürekli maluliyet tayinine mahal olmadığı, bu tarihten öncesinde Sosyal Güvenlik Kurumu kararının uygun olduğu oy birliği ile mütalaa olunur." şeklinde karar verildiği görülmüş, sürekli iş göremezliğin kalktığı 16.10.2015 tarihine kadar yapılmış fiili ödemeler Kurumdan sorulmuş, dava konusu kazaya ilişkin bir soruşturmanın, ceza davasının bulunmadığı, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesine ait 2014/119 Esas sayılı dosyada görülen tazminat davasında kusur raporu alınmamış olduğu anlaşılmakla, dosya aktüerya raporu alınmak üzere bilirkişiye tevdi edilmiş düzenlenen 17.05.2022 tarihli raporun oluşa, olaya, dosya kapsamına uygun olduğu değerlendirilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı Kurum vekili, iş kazasının meydana gelmesinde sigortalının kusuru bulunmadığını, davalı işverenin işyerinde alınması gerekli iş güvenliği tedbirlerini almadığı, kazanın oluşmasını engelleyen donanımları temin etmediği, çalışmaların tetkiki ve kontrolünü sağlayan denetim ve gözetim görevini yerine getirmediği için kazanın oluşmasına sebep olduğunu, kusurun tamamen davalı işverenin gerekli iş güvenliği tedbirlerini almamasından kaynaklandığını beyanla İlk Derece Mahkemesince verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.

Davalı şirket vekili, bozma öncesinde verilen kararda maluliyet olmadığının tespit edildiğini ve gelirin talep edilemeyeceğini beyanla İlk Derece Mahkemesince verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, rücuan tazminat davasıdır.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası ile 506 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesi.

3.Değerlendirme

1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre 3.319,97 TL'nin hüküm altına alındığı, davalı şirket yönünden temyize konu edilen toplam miktarın karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 5.810,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı şirket vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiştir.

2.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

3.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinde hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesi kararın bozmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Davalı şirket vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,

Davacı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,08.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

İlgili Mevzuat & Etiketler
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog