2 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
GAZİANTEP
2 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
GEREKÇELİ KARARIN
Mahkememizde görülmekte olan 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalılar müvekkili bulunduğu banka müşterilerinden ... İç Ve Dış Tic Ve San Ltd.şti. ve ... ile imzalanan Genel Nakdi ve Gayrı Nakdi Kredi Sözleşmesi’ni ve kredilerin geri ödeme planlarını müteselsil kefil sıfatı ile imzalanmış asıl borçlunun kredi borcunu ödeyememesi üzerine anılan kredi kat edilmiş, asıl borçlu ile davalı/müteselsil kefillere ... . Noterliği’nin 16/11/2020 Tarih ve ... Yevmiye numaralı hesap kat ihtarnamesi keşide edilerek davalılara tebliğ edildiğini, müvekkil banka TTK ve İİK’nın kendisine vermiş olduğu yükümlülükleri yerine getirmiş ve kredi müşterisinin hesapları kat edilmiş ve, asıl kredi borçlusu ile müşterek borçlu ve müteselsil kefillere .... Noterliği’nin 16/11/2020 Tarih ve ... Yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderilerek hesaplarının kat edildiğinin bildirildiğini, Genel Nakdi ve gayrınakdi Kredi Sözleşmelerinden kaynaklanan muaccel hale gelen borcu ödemeleri ihtar edildiğini, borçlu gönderilen ihtarnameye rağmen borçlarını ödemediğini ve alacaklarının tahsili için ... İcra Müdürlüğü'nün 2020/100418 E. sayılı takip dosyası ile davalı/borçlu aleyhine icra takibine başladığını, davalı/borçluların icra dairesine vermiş olduğu dilekçe ile icra takibine itiraz etmiş ve takiplerinin durduğunu, takibimizin dayanağı kredi borcu ... İç Ve Dış Tic Ve San Ltd.şti 'nin müvekkil Bankadan kullanmış olduğu Taksitli ticari krediden kaynaklandığını, ödenmeyen kredilerin tasfiyesi için asıl borçlu ve kefiller hakkında icra takibi yapma hakkımıza istinaden davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, .davalıların itiraz dilekçesinde, borca, takibe, faize, faiz oranına ve alacağın bütün fer’ilerine itiraz ettiğini, borçlunun itirazlarının hukuki ve kanuni hiçbir dayanağının bulunmadığını, borçlular aleyhine ilamsız olarak başlatmış olduğumuz takipte herhangi bir usulsüzlük bulunmadığını, davalılar müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzalamış olduğu Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmesi’nin “Kefalet” başlıklı 9.11. .Maddesinde, asıl borçlu firmanın Bankaya olan tüm borçlarını müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla yüklenmeyi açıkça kabul ettiğini, beyanla davanın kabulü ile davalının ... İcra Müdürlüğü'nün 2020/100418 Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazlarının iptaline ve takibin devamına, davalının alacak miktarının %20’ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı İş Bankası A.Ş. İle dava dışı takip borçlusu Kardelen Hidrofil Pamuk Ltd. Şti. Genel Nakdi ve Gayrınakdi Kredi Sözleşmesi imzalandığını, asıl borçlu ... Ltd. Şti. Tarafından kullanılan kredinin ödenmemesi sebebiyle kredi kat edildiğini, davacının dava dilekçesinde her ne kadar kredi borcunun ödenmemesi üzerine kat edilen krediye istinaden kat ihtarnamesi keşide ederek, asıl borçluya ve müvekkile ihtar edildiğini iddia etse de durumun öyle olmadığını, davacının keşide ederek tebliğ edildiğini iddia ettiği ihtarname müvekkile tebliğ edildiğini, bu sebeple müvekkil aleyhine başlatılan ... İcra Müdürlüğü 2020/100418 E. sayılı icra takibi usul ve yasaya aykırı olduğunu, kat edilen krediye ilişkin ihtarnamenin müvekkil ve dava dışı diğer takip borçlusuna tebliğ edildiğinden ve böylelikle usulün yerine getirildiğinden bahisle müvekkil ve dava dışı ... Ltd. Şti. Hakkında ... İcra Müdürlüğü 2020/100418 E. Sayılı dosyasıyla takip başlatıldığını, 22/04/2021 tarihinde ödeme emri müvekkile tebliğ edildiğini, taraflarına tebliğ edilen ödeme emrine 29/04/2021 tarihinde itiraz edilmiş ve aynı tarihte kurulan tensiple usul ve yasaya aykırı icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini, davacı tarafından müvekkiline asıl borçlu tarafından ödeme yapılmadığı ihbar edilmediğini, bu sebeplerle müvekkili hakkında açılan haksız davanın reddine ve kötü niyetli olan davacının kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
1.Taraflarca usulüne uygun olarak ileri sürülen iddia ve savunmalar,
2.... İcra Dairesinin 2018/53801 Esas Sayılı İcra Dosyası
3.İlgili kamu kurumlarından celp edilen cevabi yazılar,
4.Bilirkişi raporları
5.İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar,
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER, TARTIŞILMASI VE GEREKÇE : Dava Nevi İtibari İle Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan İtirazın İptali Davasına İlişkindir. Uyuşmazlığa uygulanacak normlar açısından yapılan değerlendirme; İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;
i)İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, İii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve 2017/19-824 E., 2019/885 K.; 25.11.2020 tarihli ve 2017/(19)11-894 E., 2020/942 K. sayılı kararlarında da değinilmiştir.
Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse;
HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Asıl borçlu yönünden hesabın kat edilmesi, kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın muacceliyeti için yeterlidir, ayrıca ihtarın tebliği şartı aranmaz.
Hesap kat tarihi itibari ile asıl alacak, kullanılan kredi tutarı ile bu krediye uygulanan akdi faiz toplamından oluşur. Kullanılan krediye hesap kat tarihine kadar akdi faiz uygulanması gerekir. Ayrıca kat tarihi itibari ile belirlenen asıl alacağa hesap kat tarihinden temerrüdün gerçekleştiği takip tarihine kadar akdi faiz istenebilir. Asıl alacağa temerrüt faizi istenebilmesi için borçlunun temerrüde düşürülmüş olması gerekir. Borçlu temerrüde düşürülmemiş ise asıl alacağa takip tarihine kadar ancak akdi faiz istenebilir. İcra takibi açısından yapılan değerlendirme;
Dava konusu icra takibinde ödeme emrinin davalıya 22/04/2021 arihinde tebliğ edildiği, davalının 29/04/2021tarihinde borca itiraz talebinden bulunduğu, davalının borca itiraz talebinin davacıya tebliğ edilmediği ve bu nedenle davacının davayı 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür. Bilirkişi incelemesi hakkında yapılan değerlendirme; Mahkememizin ara kararı uyarınca rapor hazırlanmak üzere dosya kül halinde bankacı bilirkişiye tevdi edilmiş bilirkişi tarafından hazırlanan 01/08/2022 tarihli raporda özetle;
1.Davacı Banka ile dava dışı asıl borçlu arasında Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesi akdedildiğini, anılan sözleşme kapsamında kullandırılan borçlu cari hesap kredisinin ödenmemesi nedeniyle, davacı Bankanın davalı hakkında takip başlattığını,
2.Davalı kefilin sözleşmede belirlenen kefalet limiti 910.000.000,00 TL (limit artış sonrası) olup, takip tarihi itibariyle hesaplanan toplam asıl alacak tutarı nazara alındığında hesaplanan asıl alacağın kefalet limitinden daha düşük seviyede olması nedeniyle, davalı kefilin borcun tamamından kefalet limitiyle sınırlı olarak müteselsilen sorumlu olduğunu,
3.Davalı/kefile gönderilen kat ihtarının tebliğ edilemediğinin kabulü; Taksitli Ticari Krediler için; takip tarihi itibariyle toplam 208.363,75 TL borçtan sorumlu olduğunu, ayrıca davalının icra takibinden borcun tamamen tahsil tarihine kadar 208.363,75 TL’lik anaparaya (banka talebi) yıllık % 52,56 temerrüt faizi ve % 5,00 BSMV ile birlikte ödemesi gerektiğini, Davalı kefile kat ihtarnamesinin tebliğ edildiğinin kabulü; Taksitli Ticari Krediler İçin; takip tarihi itibariyle toplam 219.862,93 TL borçtan sorumlu olduğunu, ayrıca davalının icra takibinden borcun tamamen tahsil tarihine kadar 208.363,75 TL’lik anaparaya (banka talebi) yıllık % 52,56 temerrüt faizi ve % 5,00 BSMV ile birlikte ödemesi gerektiğini, Bankanın takip talebinde 5,00 TL vekalet ücreti talep ettiğini mahkememize bildirmiştir.
Bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup taraflarca bilirkişi raporuna itiraz ileri edilmemiştir. Davanın esası hakkında karar verilmemesine ilişkin olarak yapılan tespitler; Yargılama devam ederken davacı vekili mahkememize ibraz etmiş olduğu 03/07/2023 tarihli beyan dilekçesi ile davalıların icra takibine vaki itirazlarından feragat ettiklerini bildirmiştir. Davanın konusuz kaldığını yargılama gideri ve vekalet ücreti talebinin bulunmadığını mahkememize bildirmiştir.
Davalı vekili de 23/06/2023 tarihli beyan dilekçesi ile dava konusu edilen icra takibine vaki itirazlarından feragat ettiklerini ve yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin olmadığını mahkememize bildirmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Esastan Sonuçlanmayan Davada Yargılama Gideri” başlıklı 331. maddesinin 1. fıkrasında; davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceği düzenlenmiştir. Bu durumda mahkemenin yargılamaya devam ederek dava açıldığı zaman hangi tarafın haksız olduğunu tespit etmesi ve tutumuyla dava açılmasına sebep olan tarafı yargılama gideri ile mahkum etmesi gerekmektedir. Dosya kapsamında yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi konusunda tarafların talebi bulunmadığından haklılık durumu belirlenmemiştir. Harç ve vekalet ücreti bakımından yapılan değerlendirme; 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (I) sayılı tarifenin yargı harçları başlığını taşıyan bölümünün karar ve ilam harcı başlıklı III. kısmının 1. fıkrasında, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden tarifede gösterilen oranda nispi karar ve ilam harcı;
2.a fıkrasında ise, 1. fıkra dışında kalan davalarla, taraf teşkiline imkan bulunmayan davalarda verilen esas hakkındaki kararlar ve davanın reddi kararlarında maktu karar ve ilam harcı alınacağı hükme bağlanmıştır. Bu durumda; konusu belli bir değerle ilgili bulunan davada esas hakkında karar verilmesi halinde nispi harç alınacağı, usule ilişkin nihai kararlarla, davanın konusuz kalması halinde verilecek kararlarda maktu harç alınacağı kuşkusuzdur. Bu nedenle maktu harca hükmedilmiştir. Davacı ve davalı vekili vekalet ücreti ve yargılama gideri bakımından taleplerinin olmadığını mahkememize bildirmiştir. Hazine tarafından karşılanan arabuluculuk ücretinin yargılama gideri niteliğinde olduğu dikkate alınarak yargılama gideri talebi olmayan davacı taraf üzerine bırakılması gerektiğine kanaat edinilmiştir. Neticeten;
Dosya kapsamındaki tüm deliller, yukarıda anılan mevzuat hükümleri hep birlikte değerlendirildiğinde, davalıların yapmış olduğu borca itirazdan feragatin dava ikame edildikten gerçekleşmiş olması, tarafların yargılama gideri ve vekalet ücreti talebinin olmaması nazara alındığında davanın konusu kaldığına kanaat edinilmiş ve aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
1.Konusuz kalan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2.Harçlar Kanunu madde 22 uyarınca alınması gereken 269,85 TL karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 2.795,92 TL peşin harcın mahsubu ile fazladan alınan 2.526,07 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde DAVACIYA İADESİNE,
3.Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4.Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
5.Davalı vekilince vekalet ücreti talebi bulunmadığından bu hususta hüküm kurmaya YER OLMADIĞINA,
6.Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE,
7.Davanın niteliği itibariyle zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olmadığından hazineden karşılanmış olan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin 02/06/2018 Tarihli ve 30439 Sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği uyarınca davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan tarafa okunmak suretiyle tefhim edildi.12/07/2023