35. Hukuk Dairesi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1577 - 2023/1639
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/10/2021
NUMARASI : 2020/198 Esas - 2021/548 Karar
DAVACILAR :
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 02/01/2024
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 04/12/2019 tarihinde davalı ... Sigorta AŞ. tarafından ZMMS ile sigortalı, davalı ...'a ait, kaza esnasında davalı ...'ın sevk ve idaresindeki aracın yaya geçidinden geçmekte olan ... ...'a çarpması neticesinde ... ...'ın hayatını kaybettiğini, vefatı sonrasında eşi ... ... ile oğulları ... ... ve ...'ın desteğinden yoksun kalmalarına sebebiyet verdiğini, yaşanan olay nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradıklarını belirterek şimdilik toplam 300,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen, müvekkili ... için 50.000,00 TL, ... için 40.000,00'er TL olmak üzere toplam 130.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davacılar vekili 13.09.2021 tarihli dilekçesi ile; davacıların yoksun kaldığı destek sebebi ile uğramış oldukları maddi zararın ... ... için 128.895,78 TL, ... ... için 11.442,56 TL, ... için 100,00 TL olarak belirleyerek davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davacıların dava öncesi arabuluculuğa başvurmadıklarını, maddi tazminat talebinin davalı sigorta şirketinden istenebileceğini, davacıların maddi açıdan müteveffaya bağlı olmadıklarını, bu nedenle davacıların maddi tazminat haklarının oluşmadığını, istenilen manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu, manevi tazminat bedelinin sebepsiz zenginleşmeye yol açmayacak düzeyde olması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... ... Sigorta AŞ., usulüne uygun yapılan tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davanın trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatının tahsili istemine ilişkin olduğu; tüm dosya kapsamından, kaza tarihi olan 04.12.2019 tarihinde, davalı sürücü ...'ın idaresindeki davalı sigorta şirketi tarafından zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı olan ve diğer davalı ... adına kayıtlı araç ile yağışlı havada hızını azaltmaması ve azami dikkatli seyretmemesi ve yaya geçidinde geçiş önceliği vermemesi nedeniyle yaya olarak seyreden maktul ... ...'a çarparak ölümüne neden olduğu, meydana gelen kazada maktulün karşıdan karşıya geçişinde herhangi bir kural ihlali olmadığı, bilirkişi raporundan anlaşıldığı; kaza sonrasında davalı sigorta şirketince davacı ... ... için 179.018,00 TL, ... ... için ise 3.001,00 TL ödeme yapıldığının görüldüğü; aktüer bilirkişiden alınan raporda; sigorta şirketince 28/01/2020 tarihinde yapılan ödemelerin davacı ... ... ve ... ...'ın zararını karşılamamış olduğunun tespit edildiği, davacı eş ... ... bakımından yapılan hesaplamalar neticesinde bakiye zarar tutarının 87.169,12 TL olarak hesaplandığı, poliçenin teminat limiti dahilinde kaldığını, davacı ... ... bakımından yapılan hesaplama neticesinde bakiye zarar tutarının 11.535,80 TL olarak hesaplandığını ve poliçe teminat limiti dahilinde kaldığını, davacı ...'ın annesinin vefatı tarihinde 29 yaşında ve öğrenim hayatını bitirmiş olduğu, SED raporu uyarınca Endüstri Mühendisi olarak çalıştığı, 6.000,00 TL gelirinin olduğu gözetilerek Yargıtay içtihatları gereği annesinden destek alamayacağının bildirildiği; taraf vekillerinin itirazı üzerine düzenlenen ek raporda da; sigorta şirketince 28/01/2020 tarihinde yapılan ödemelerin davacı ... ... ve ... ...'ın zararını karşılamamış olduğunun tespit edildiği, PMF 1931 Tablosu Ve Prograssif Rant Yöntemi ile hesaplama davacı ... ... bakımından zararın 81.607,30 TL, davacı ... ... bakımından bakiye zarar tutarının 11.442,56 TL olarak tespit edildiği, TRH2010 Tablosu Ve Prograssif Rant Yönetimi ile hesaplamada davacı ... ... bakımından zararın 128.895,78 TL, davacı ... ... bakımından zararın 11.442,56 TL olarak tespit edildiği, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 Teknik Faiz ile hesaplamada davacı ... ... bakımından bakiye zararın 33.871,79 TL, davacı ... ... bakımından zararın 11.442,56 TL olarak tespit edildiği" şeklinde hesaplama yapıldığı; mahkemece destekten yoksun kalma tazminatının değerlendirilmesinde; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin 2019/682 Esas - 2021/1676 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere olay nedeniyle uygulanması gereken yaşam tablosunun TRH 2010 olması gerektiği anlaşılsa da, 08.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda tazminat hesabında PMF 1931 Yaşam Tablosuna göre hesaplama yapıldığı ve davacılar vekili tarafından sunulan 25.02.2021 tarihli dilekçede ... ... ile ... ... yönünden bilirkişi raporuna itirazlarının olmadığını, itirazların ... ... yönünden olduğu belirterek rapordaki tazminat miktarı kabul ettiği anlaşıldığından destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında kök bilirkişi raporunda belirtilen değerin hükme esas alındığı, yine bilirkişi raporu doğrultusunda diğer davalı ... ... yönünden davacının yaşı ve çalışmakta olduğu, gelir durumu nazara alınarak destekten yoksun kalma tazminatı yönünden talebin reddine karar verildiği; manevi tazminata yönelik değerlendirmede ise; somut olayda davacı ...'nin maktulün eşi, diğer davacıların ise maktulün çocukları olduğu; davalı ...'ın yaya geçidi levhasına rağmen hızını azaltmadığı ve karşıdan karşıya geçen maktule çarparak ölümüne neden olduğu ve gerçekleşen kazada tam kusurlu olduğu anlaşıldığından, davacılar tarafından talep edilen manevi tazminatın miktarı, paranın satın alma gücü dikkate alınarak manevi tazminat isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; "Davanın manevi tazminat yönünden kabulü ile davacı ... ... için 50.000,00 TL, davacı ... için 40.000,00 TL, davacı ... ... için 40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 04/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ... ve ...'dan tahsiline, davacının destekten yoksun kalma tazminatının kısmen kabulü ile davacı ... ... için 87.169,12 TL, davacı ... ... için 11.535,80 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalılar ile ... ve ... için kaza tarihi olan 04/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek, davalı ... Sigorta AŞ. yönünden 24/01/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine” karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; yerel mahkemenin PMF1931 Yaşam Tablosu Ve Progresif Rant Yöntemine göre yapılan hesaplama çerçevesinde, davanın esası hakkında karar verdiğini, her ne kadar kök rapora itiraz edilmemiş ise de, beyanlarında aleyhe olan hususları kabul etmediklerini beyan ettiklerini ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutuklarını, yerel mahkeme tarafından 3 ayrı hesaplama dikkate alınarak hesaplama yapılmak suretiyle ek rapor sunduğunu, bilirkişi sunduğu ek rapordaki TRH2010 Yaşam Tablosu Ve Progresif Rant Yöntemi esas alınarak hesaplamaya göre dava değerinin belirlendiğini; destekten yoksun kalma tazminatlarının hesaplanmasında dikkate alınacak yaşam tablosu konusunun davanın görülmekte olduğu süreçte tartışmalı olup yargı kararlarında teklik bulunmadığını, kaldı ki; bilirkişi ilk raporunu hazırlarken bile PMF 1931 Yaşam Tablosunu kullanarak hesaplama yaptığını, davanın görülmekte olduğu süreçte yerleşik bir görüş değişikliği henüz olmadığı gözetilmeden ve artırım talebi dikkate alınmadan yerel mahkemece kök bilirkişi raporundaki değerin hükme esas alınmasının dayanaksız olduğunu; destek, vefat etmemiş olsa idi, çocuklarından olan torunlarının bakım ve yetiştirmesine yardımcı olarak destek olacağını, bu durumunda desteklik kabul edilerek tazminat hesaplanmasında nazara alınması gerektiğini, ayrıca davacı Yunus’un ölenin desteğinden mahrum kalmadığını yönelik değerlendirmeyi de kabul etmediklerini, davacının anne ve babası ile yaşadığını, ölenin desteğinden mahrum kaldığını, şayet ölmemiş olsa idi ileride de destek olacağını belirterek kararın maddi tazminata ilişkin olarak kaldırılmasını, ek rapor esas alınarak artırım talebinde bulundukları 140.438,34 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden,
HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm sebebiyle ölenin yakınları tarafından maddi ve manevi tazminat istemidir. Mahkemece, manevi tazminat talebinin kabulüne, maddi tazminat talebinin ise kısmen kabulüne karar verilmiş hüküm davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.
1.Davacı vekili tarafından, müvekkili ...'ın da ölenin desteğinden mahrum kaldığını ileri sürerek kararı istinaf etmiş ise de; davacı ölenin fiilen destek olduğunu kanıtlamakla yükümlüdür. Ölenin, aile bağları çerçevesinde torunları ile ilgilenecek olması fiili desteklik durumunun kanıtlanması için yeterli değildir.
Bu kapsamda; kaza tarihinde 29 yaşında olup, endüstri mühendisi olarak çalışmakta olan davacı ...'nin ölen annesinin fiili desteğinden mahrum kaldığının kanıtlanmamış olmasına göre mahkemece destek tazminatına yönelik davanın reddedilmiş olmasında isabetsizlik görülmemiştir.
2.Davacılar vekilinin diğer davacılar hakkındaki tazminat miktarına yönelik istinaf sebeplerine gelince; mahkemece 08/02/2021 tarihinde alınan bilirkişi raporu ile, davacı ...'un destek zararı 87.169,12 TL, davacı İbrahim'in destek zararı 11.535,80 TL olarak tespit edilmiş, davacılar vekili rapora karşı 25/02/2021 tarihli dilekçesindeki beyanında; "...maddi tazminat yönünden hesaplamaya, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile davacı ... ... ve davacı ... ... bakımından itirazımız bulunmamaktadır. Davalı ... bakımından ise haklarımızı saklı tutarız..." diyerek, rapora itiraz etmiş, itirazının sonuç kısmında da; "...fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla 08/02/2021 tarihli bilirkişi raporunun, davacılar ... ... ve ... ... bakımından hükme esas teşkil etmesine, öncelikle taleplerimizi yineleyerek haklı davamızın kabulü..." diyerek, adı geçen davacılar için alınan rapor çerçevesinde karar verilmesini istemiştir. Gerek davacılar vekiline rapor tebliğ tarihinden sonra gerekse de beyan tarihinden sonra hesaplama yöntemine yönelik AYM iptal kararı ve içtihat değişikliği bulunmamaktadır. Hesap tarihinde TRH2010 Yaşam Tablosuna göre hesaplama yapılabilecekken, davacılar bu yönde rapora itiraz etmemiş, aksine raporun bu davacılar yönünden hükme esas alınmasını istemiştir. Nitekim davalının itirazı ve davacı Yunus'un itirazı çerçevesinde alınan ek raporda aynı yıl içerisinde tanzim edildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacıların 08/02/2021 tarihli rapora yönelik itirazlarının olmadığının belirtilmiş olmasına ve anılan raporun hükme esas teşkil etmesinin açıkça talep edilmiş olması karşısında, HMK'nın 281. maddesi de nazara alındığında, mahkemece 08/02/2021 tarihli rapor çerçevesinde karar verilmiş olmasında isabetsizlik görülmemiştir.
Buna göre; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile davalının paylara yönelik istinafının bulunmaması dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, göre; davacılar vekilinin tüm istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
1.Davacılar vekilinin yerel mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2.Davacılardan alınması gereken 269,85 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 189,15 TL harcın davacılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3.Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
4.Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
5.HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 13/12/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.