11. Ceza Dairesi
11. Ceza Dairesi 2020/1015 E. , 2023/6099 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Kayseri 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.09.2015 tarihli ve 2014/244 Esas, 2015/635 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 44 üncü maddesi delaletiyle 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl hapis hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, suç uydurma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 271 inci maddesinin birinci fıkrası ve 50 nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca 600,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen, 09.12.2019 tarihli, 2015/412824 sayılı ve suçu uydurma suçundan kurulan hükmün onanması ile resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükmün bozulması gerektiği görüşünü içeren Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği mahkûmiyet hükümlerinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ve hakkında lehe hükümlerinin uygulanmamasına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanığın, katılan şirkette dış ticaret ofis hizmetleri elemanı olarak çalıştığı dönemde katılan şirketin müşterisi olan Lotus Taş Madencilik Mermer İnş. Dış Ticaret Ltd. Şti tarafından gönderilen suça konu 19.04.2013 keşide tarihli, 4. 305 USD bedelli çeki vade tarihinin ileri olması nedeniyle müşterileri olan şirkete iade etmesi yönünde talimat almasına rağmen iade etmeyerek uhdesinde tuttuğu, 01.02.2013 tarihinde katılan şirketteki işinden ayrıldığı ve 04.03.2013 tarihinde katılan şirket adına çek düzenleme ve cirolama yetkisi bulunmamasına rağmen suça konu çeki katılan şirket adına cirolayarak tanık ...'e önceden doğan borcuna karşılık verdiği ve akabinde aynı gün Reşat Vural Polis Merkezine müracaat ederek söz konusu çeki Kayseri'de Almer AVM civarında dolaştığı esnada kaybettiğini, çeki bulup da teslim etmeyen kişilerden şikâyetçi olduğunu belirterek şikâyetçi olduğu , tanık ...'in de suça konu çeki 19.04.2013 tarihinde bankaya ibraz ederek çek bedelini tahsil ettiği anlaşılmıştır.
2.Sanık soruşturma aşamasında alınan ifadesinde katılan şirketten ayrıldıktan sonra katılan şirketin de izni ile müşterilerine komisyon karşılığı satış yapmaya devam ettiğini, suça konu çekin şahsına iş yerinden ayrıldıktan sonra Lotus Taş Madencilik isimli şirket tarafından gönderildiğini, bu çeki 04.03.2013 kaybettiğini, bu konuda Kayseri Reşat Vural Polis Merkezinde ifade verdiğini, ... isimli kişiyle herhangi bir bağlantısının olmadığını belirtmiştir.
3.Sanık kovuşturma aşamasında alınan savunmasında ise katılan şirketteki işinden ayrıldıktan sonra Lotus Taş Madencilik isimli şirkete komisyon karşılığı katılan şirketin taşını sattığını, suça konu çekin de kendisine Lotus Taş Madencilik isimli şirket tarafından komisyon bedeli olarak gönderildiğini, suça konu çeki katılan şirket tarafından verilen 23.07.2012 tarihli vekâletname uyarınca kullandığını belirtmiştir.
4.Bilirkişi raporunda suça konu çekin arka yüzündeki Ata Turizm İşl. Taş. Mad. Kuy. San. Ltd. Şti. adına atılan birinci ciranta imzasının sanığın eli ürünü olduğunu belirtilmiştir.
5.Katılan şirket tarafından 23.07.2012 tarihli vekâletname ile sanığa şirketle ilgili kurumlar nezdinde işlerin takibi ve evrak alıp verme konusunda yetki verildiği tespit edilmiştir.
6.Tanık ... ifadesinde sanıkla bir süre Çevikler Mermer isimli iş yerinde beraber çalıştıklarını, bu dönemde sanığa yaklaşık 8.000,00 TL borç verdiğini, sanığın da 04.03.2013 tarihinde suça konu çeki borcuna karşılık kendisine verdiğini beyan etmiştir.
7.Mahkemece, sanık hakkında her ne kadar güveni kötüye kullanma ve resmi belgede sahtecilik suçlarından ayrı ayrı kamu davası açılmış ise de sanığın eyleminin birden fazla suçun oluşmasına sebebiyet vermesi nedeniyle fikri içtima kuralı gereği daha ağır cezayı gerektiren resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu, ayrıca sanığın suça konu çeki kaybetmediği halde kaybettiğini iddia edip, kolluğa müracaat etmek suretiyle de suç uydurma suçunu işlediği kabul edilerek temyize konu mahkumiyet hükümleri kurulmuş, sanığın fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki tutum ve davranışı dikkate alınarak sanık hakkında takdiri indirim uygulanmamış ve bir daha suç işlemeyeceği hususunda kanaat oluşmadığından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden
1.Sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve resmi belgede sahtecilik suçlarından ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği gözetilmeksizin, somut olayda uygulama imkanı bulunmayan fikri içtima hükümleri gerekçe gösterilerek sadece resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış ve tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe bu nedenle iştirak edilememiştir.
2.Sanık savunması, katılan beyanı, bilirkişi raporu, 23.07.2012 tarihli vekâletnamede sanığa katılan şirket adına çek düzenleme ve cirolama hususunda bir yetki verilmediği hususu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın mahkumiyetine karar veren Mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik bulunmamış, sanık hakkında lehe hükümlerin uygulanmama gerekçeleri yeterli ve hukuka uygun bulunduğundan sanığın bu yöndeki temyiz talepleri yerinde görülmemiştir.
3.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
B. Suç Uydurma Suçu Yönünden
Sanığın 04.03.2013 tarihinde Reşat Vural Polis Merkezi Amirliğinde şikayetçi sıfatıyla verdiği ifadede suça konu çeki kaybettiğini, çekin kötü niyetli kişilerce kullanılmasından endişe ettiğini ve çeki bulup da kendisine teslim etmeyen kişilerden şikâyetçi olduğunu beyan ettiği, bu şikayet üzerine başlatılan soruşturma kapsamında ise Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 18.03.2013 tarihli kararıyla suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmakla; suç uydurma suçunun oluşabilmesi için ihbar edilen fiilin suç olması gerektiği ve kaybolmuş eşya üzerinde tasarruf suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden sanığın mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Kayseri 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.09.2015 tarihli ve 2014/244 Esas, 2015/635 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Suç Uydurma Suçu Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle Kayseri 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.09.2015 tarihli ve 2014/244 Esas, 2015/635 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.09.2023 tarihinde karar verildi.