Esas No
E. 2019/3021
Karar No
K. 2020/292
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ..........

T.C.

KONYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : ****

KARAR NO: ****
KARAR TARİHİ: 19/01/2024

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : KONYA ....ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 11/10/2023

NUMARASI : **** Esas **** Karar

DAVACI: ************
VEKİLİ: ************
DAVALI: HASIMSIZ
MÜDAHİLLER: ********

KONKORDATO GEÇİCİ

KOMİSERİ : ********

DAVA: ADİ KONKORDATO
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/01/2024
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 19/01/2024

Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :

Davacı vekili 27/07/2023 tarihli dilekçesiyle; davacının borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemez duruma geldiğini, ödeme güçlüğüne düştüğünü ve konkordato önprojesinde yazıldığı şekilde borçlarını ödemek istediğini beyan ederek, davacıya 3 aylık konkordato geçici mühleti verilmesini ve gerekli tedbirlere hükmedilmesini dava ve talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :

İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; "Davacı şirket temsilcisinin, dava açılmadan yaklaşık 2 hafta önce, fatura karşılığında yaklaşık 10.000.000 TL. tutarındaki ticari emtiayı yakın ilişki içerisinde oldukları ve akrabasına ait ...........'ye satış gibi göstererek devretmesinin ve......... 'nin aldığı emtialar için düzenlediği çek ve senetler hariç yaklaşık 6.500.000 TL. tutarındaki çek ve senetleri tahsilden geri çekerek elde tutmasının bir bütün halinde, davacı şirket temsilcisinin alacaklılardan mal kaçırmaya yönelik kötüniyetli bir davranışı olduğu, yukarıda yazılı yasal düzenleme ve Yargıtay emsal içtihadı gereğince iyiniyetli davranış içerisinde bulunmayan davacı şirketin konkordato davasının reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Davanın reddi karşısında iflas kararının da verilmesinin gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesinde ; Kanun koyucu, 2004 s.

İİK'nın 292/1-d maddesindeki şartların oluşması halinde davacı şirket borca batık ise iflas kararı verileceğini düzenlemiş ancak, aynı maddenin a, b ve c maddeleri için açıkça borca batıklık şartını aramamıştır. 2004 s. İİK'nin 292/1-b maddesi yönünden de kural olarak davacı şirketin borca batık olması aranmamalı ise de; iyiniyetli borçluların ya davanın kabulü ya da iflas seçeneklerinden birisi ile karşı karşıya bırakılması, mahkemeler önünde hak arama özgürlüğünü kısıtlayacağı gibi, iyiniyetli ancak projesi gerçekleşmeyebilecek borçluları cezalandırıcı bir uygulamaya dönüşebileceğinden, yasada açıkça belirtilmemesine rağmen sadece 292/1-b maddesindeki haller yönünden borca batıklık şartını aramak adalet ve hakkaniyet prensiplerinin bir gereği olacaktır. 2004 s.

İİK'nın 292/1-a ve 292/1-c maddesindeki hallerin varlığı halinde ise, yasada 292/1-d fıkrasında olduğu gibi açık bir düzenleme veya (292/1-b maddesinde olduğu gibi) hakkaniyet gereği olmadığından, iflas için borca batıklık şartını aramak gerekmeyecek aksine, 292/1-a ve 292/1-c maddesindeki hallerde davacının iflası için borca batıklık şartını da aramak kötüniyetli borçluları ödüllendirici bir uygulamaya dönüşebilecektir. Bu nedenlerle 2004 s. İİK'nin 292/1-c maddesi gereğince davanın reddine karar verilirken, iflasa tabi borçlu yönünden borca batıklık şartı aranmadan iflas kararının da verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. 2004 s. İİK'nin 292/1-c maddesine göre iflas kararı verilebilmesi için diğer bir gereklilik de, davacı şirkete atfedilen kötüniyetli davranışın konkordato kesin mühletinin verilmesinden sonra (geçici mühlet de kesin mühletin sonuçlarını doğuracağından dolayısıyla geçici mühletin verilmesinden sonra) gerçekleşmesidir. Davacı şirketin kötüniyetli görülen davranışlarının, geçici veya kesin mühletten sonra değil, dava açılmadan önce gerçekleşmesi nedeniyle, 2004 s.

İİK'nın 292/1-c maddesindeki iflas şartlarının oluşmadığı sonucuna varılmış ve davacı şirketin iflasına karar verilmemiştir.

Yargıtay 22. HD.nin 31.10.2017 gün ve 2017/8717 E. 2017/23581 K. ve Yargıtay 7. HD.nin 08/09/2015 gün ve 2015/17486 E. 2015/14188 K. sayılı emsal içtihatlarına göre, davaya müdahale halinde maktu olarak hem başvuru hem de peşin harcın yatırılması gerektiğinden, eksik harç yatıran müdahillerden de eksik harçların da tahsili gerekmiş ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." şeklinde Mahkememizin 31/07/2023 gün ve 2023/468 E. sayılı ara kararı ile davacı şirket hakkında verilen geçici mühletin ve bütün ihtiyati tedbirlerin kararın kesinleşmesi beklenmeksizin derhal kaldırılmasına, davacının konkordato davasının reddine, davacının iflasına karar verilmesine yer olmadığına dair hükmün kurulduğu anlaşılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemece verilen ret kararının değerlendirmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, söz konusu firmaya yapılan satışların gerçek satışlar olduğunu, satışa dair ödeme kayıt ve belgelerinin toplanılmadan bu satışların gerçek bir satış olup olmadığının denetlenmesinin mümkün olmadığını, davacının konkordato talebinin vade konkordatosu niteliği taşımadığını, şirketin genel durumuna bakarak kısa bir vade ödenecek borçların ödenebilir olduğunun kabul etmenin imkansız olduğunu, genel durumun kısa vadede çözüm üreteceğini varsaymanın mümkün olmadığını, davacı şirketin bankalardan tahsil ettiği çek ve senetlerini davadan ve komiserden gizlemediğini, komiser kontrolünde komiserlik nam ve hesabına yatırıldığını, davacı şirketin zarar oluşturacak bir eyleminin söz konusu olmadığını beyan ederek Yerel Mahkemece verilen kararın ortadan kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran tarafların dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda re’sen gözetilerek yapılmıştır. Dava, borçlarını ödeme güçlüğü içinde olduğunu ileri süren davacının İİK'nun 285 vd. maddeleri gereğince geçici ve kesin mühlet kararı verdikten sonra ileri sürdüğü vade konkordatosunun tasdiki istemine ilişkindir.

Konkordato bir borçlunun alacaklılarının kanunda öngörülen çoğunluğunun kabulüyle borçlarını belirli bir oranda ve/veya vadelerle ödemesini öngören, borçların yapılandırılmasını sağlayan bir cebri icra türüdür. Borçlu ile alacaklılar arasındaki bir çeşit sulh sözleşmesi niteliğinde olan konkordato, elinde olmayan nedenlerle işleri iyi gitmeyen ve mali durumu bozulmuş olan, dürüst borçluları korumak amacıyla getirilmiş bir müessesedir. Bu durumdaki bir borçlunun iflas etmesi, faaliyetlerinin tümüyle sona ermesine ve alacaklıların alacaklarını büyük oranda tahsil edememelerine neden olur. Borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu vade verilmek veya indirim yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak için konkordato talep edebilir. İçinde bulunduğu mali koşullara göre borçluya borçlarını belirli bir oran veya vadeyle ödeme imkânı verilmesi hem borçlu bakımından ve hem de alacaklılar bakımından olumlu sonuçlar doğurur. Alacaklılar arasında eşitlik esasına dayalı bir ödeme sağlanır ve borçlu iktisadi faaliyetlerine devam eder. Böylece borçlu piyasadaki varlığını sürdürürken, piyasadaki istikrar ve istihdam imkânları da korunmuş olur.

Konkordatonun tasdikinin şartları, talep tarihinde yürürlükte bulunan İİK'nın mülga 297 ve 298. maddesi hükümlerinde sayılmış olup, buna göre yasada açıkça belirtilmese de öncelikle borçlunun dürüst olması, daha sonra, teklif olunan meblağın borçlunun kaynakları ile orantılı olması, konkordatonun 297/1. maddesi uyarınca alacaklıların yarısı ve alacakların üçte ikisini aşan çoğunlukla kabul edilmesi, borçlunun konkordato işlemlerinin yerine getirilmesi, alacakları kabul edilmiş olan imtiyazlı alacakların tamamen ödenmesi ve mühlet sırasında komiserin onayı ile akdedilmiş borçların ifasını sağlamak için yeterli teminatı göstermesi, konkordatonun tasdikinin gerektirdiği, yargılama masrafları ve ilam harçlarının tasdik kararından önce, borçlu tarafından mahkeme veznesine depo edilmiş olması gerekir. (AYNI YÖNDE BAKINIZ YARGITAY 23 HK DAİRESİNİN 2019/3021 ESAS , 2020/292 KARAR SAYILI İLAMI)

Konkordato, belli (nitelikli) bir alacaklı çoğunluğunun muvafakat etmesi halinde borçlunun ekonomik faaliyetine devam etmesine imkan vererek mallarının cüz’i veya külli icra yoluyla paraya çevrilmesine engel olan özel bir cebri icra alternatifi teşkil etmektedir. Öyle ki, bu cebri icra aracı, konkordatoya muvafakat etmeyen alacaklıları da bağlamakta ve resmi organların katılımıyla cereyan etmektedir. Konkordato vade verilmesi, tenzilat yapılması ve bu ikisinin birlikte istendiği kombine/karma konkordato şeklinde olabilir. Borçlu bu seçenekleri değerlendirirken alacaklılar arasındaki eşitliği ya da en azından denkliği sağlayacak ve onların kabul oyunu alacak uygun bir kombinasyona ulaşmaya çalışacaktır. Somut dosyamızda; 27/07/2023 tarihinde istemde bulunulduğu, mahkemece 31/07/2023 tarihinde 3 ay geçici mühlet kararı verildiği, Mahkemece: “Geçici konkordato komiserinin, davacı şirketin konkordato davasının açıldığı 27/07/2023 tarihinden kısa bir süre önce 11/07/2023, 12/07/2023, 13/07/2023 ve 14/07/2023 tarihlerinde toplam 14 adet satış faturası ile..................'ye KDV dahil 10.133.175,28 TL. tutarında satış yaptığını belirlediği, geçici konkordato komiserinin tespit ve araştırmaları ve davacı şirket temsilcisi ile yaptığı görüşmeler sonucu, bu satışın gerçek bir satış olmadığı, alacaklıların baskısı ile bu emtiaların fatura karşılığında satış gibi gösterilerek ............................'ye aktarıldığını tespit ettiği anlaşılmıştır. Geçici konkordato komiserinin uyarısı üzerine de bu emtiaların ................de satılan küçük bir miktarı dışındaki kısmının davacı şirkete iadesinin sağlandığı belirlenmiş, bu hususun geçici konkordato komiserinin tespiti sonucu ortaya çıktığı anlaşılmıştır...........................nin ticaret sicil gazetesi kayıtlarının araştırılması sonucu tek ortak ve yetkilisinin .............. olduğu belirlenmiş, duruşmada davacı şirket temsilcisi............a bu husus sorulmuş, davacı şirket temsilcisi .......'un kendisinin uzaktan akrabası olduğunu beyan etmiştir.

Davacı borçlu şirketin oluşturulan varlık - borç tablosunda borçlarının toplamının 77.083.974,59 TL olduğu, karşılığında varlıklarının 81.004.929,36 TL olabileceğinin hesaplandığı, mevcut durum itibariyle firmanın varlıklarıyla borçlarını karşılayabildiği ve 3.920.954,77 TL artı değere sahip olduğu, BUNA GÖRE FİRMANIN BORCA BATIK OLMADIĞI,”

Gerekçesiyle bu kötü niyetli davranış mahkememizce tespit edildiğinden davacı şirketin konkordato isteminin REDDİNE karar verilmiştir.

Gerekçeli karar Borçlu vekiline 21/10/2023 tarihinde tebliğ edilmiş olup İİK 308/a maddesi gereğince 10 gün içinde 17/10/2023 tarihinde istinaf edildiğinden istinafın süresinde olduğu anlaşılmıştır. Yukarıda anılan Yasa'nın "Kesin Mühlet İçinde Konkordato Talebinin Reddi ile İflâsın Açılması" başlıklı 292. maddesi gereğince: "İflâsa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra aşağıdaki durumların gerçekleşmesi hâlinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verir:

a)Borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa,

b)Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa,

c)Borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa,(Ek:06/12/2018-7155/m.16) ya da borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği anlaşılıyorsa.

d)Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse, İflâsa tabi olmayan borçlu bakımından ise birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerindeki hâllerin kesin mühletin verilmesinden sonra gerçekleşmesi durumunda, komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine re'sen karar verir. Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder." hükmü emredicidir.

Yine İİK 292/ son fıkrası “Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder.” Hükmü gereğince . konkordato talep eden borçlu şirketin yetkili temsilcisi katıldığı 31/07/2023 tarihli son oturumda beyanı alınmıştır.

Diğer bir anlatımla borçlunun konkordatoda DÜRÜSTLÜK koşulunun arandığı aşikardır.Aslında borçlunun alacaklılarını zarara uğratma amaçlarına yönelik hareketleri esasen kanunun amacı dikkate alındığında konkordatonun başarıya ulaşmasını engelleyecektir.Bu bendin varlığının mahkemece tespiti halinde kesin mühlet kararı kaldırılarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun İİK'nin 292/1.c. maddesi gereğince iflasına re'sen karar verilir. İİK m.

292.madde gereğince konkordato mühleti içerisinde maddede öngörülen şartların gerçekleşmesi halinde mühlet kararı kaldırılarak iflasa tabi borçlunun iflasına karar verilecektir. YANİ İİK’NIN 292. MADDESİ C BENDİ UYARINCA, İFLAS KARARI VERİLEBİLMESİ İÇİN ŞİRKETİN BORCA BATIKLIK ŞARTININ ARANMASINA GEREK YOKTUR. KONKORDATONUN TASDİK EDİLMEMESİ İLE BİRLİKTE DERHAL BORÇLUNUN İFLASINA KARAR VERECEK VE BU KARAR İLE BİRLİKTE İFLASA BAĞLANAN SONUÇLAR ORTAYA ÇIKACAKTIR.

Dosyamızda her ne kadar davacı şirket borca batık değilse de yukarıda izah edildiği üzere İİK 292 madde gereğince iflasa tabi olan borçlunun konkordato isteminin reddi ile yetinilip iflasına karar verilmemesi yerinde değil ise de ;(AYNI YÖNDE BAKINIZ YARGITAY 23 HK DAİRESİNİN 2019/2690 ESAS, 2021/117 KARAR SAYILI İLAMI)

HMK 355. maddesi incelemenin istinaf sebepleri ile sınırlı yapılmasını amirdir. Ancak kamu düzeni bu kuralın istisnasıdır. Davacı borçlu şirketin konkordato projesinin tasdiki talebine ilişkin davası ilk derece mahkemesince reddedilmiş, istinafa Borçlu davacı vekili başvurmuştur. Davacı borçlu şirketin borca batık olmadığı sabittir.

İİK 292 maddesinde sayılan iflas nedenleri konkordato kurumuna özgü olup bu sebepleri kamu düzeni ile ilişkilendirmek mümkün değildir. İstinaf mahkemesi istinaf sebepleri dışında inceleme yapamayacağı gibi istinaf edenin aleyhine de karar veremez.(Nitekim aynı mahiyette dairemizin kararını bozan emsal Yargıtay 6 HD nin 2022/5025 esas , 2022/6127 karar sayılı ilamı)

Bu halde, Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenle, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına ve hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere göre,

HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak,

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği esas yönünden reddine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE,

1.Davacı taraftan alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

2.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

3.İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dair dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, İİK m. 308/a gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 10 GÜN İÇİNDE , kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, OYÇOKLUĞU ile karar verildi. 19/01/2024

Başkan Üye Üye Katip

E imza E imza E imza E imza

(Muhalefet)

MUHALEFET ŞERHİ:

İİK 292 madde gereğince iflasa tabi olan borçlunun konkordato isteminin reddi durumunda bazı fıkralarında barca batık olma bazı fıkra halinde isi borca batık olmasa da iflasına karar verilmesi düzenlenmiştir. Dolayısıyla İİK 292 maddedeki düzenlemeyle hukukumuza yeni iflas sebepleri ihdas edilmiştir.

Saygıdeğer çoğunluk her ne kadar İİK 292 maddesi gereğince istem sahibi şirket borca batık olmasa da c fıkrası gereği şirketin iflasına karar verilmesi düzenlemesinden bahsederek sırf İstinaf incelemesinin istem sahibi davacı şirketin başvurduğu gerekçesiyle İflas halini kamu düzeni içinde saymayarak DAVACI ŞİRKETİN İFLASINA KARAR VERİLMEMESİNE KATILMAMAKTAYIM.

ŞÖYLE Kİ;

Türk hukukunda istinaf mahkemesi kural olarak istinaf talebinde bulunanın gösterdiği istinaf sebepleri ile bağlıdır. Bununla birlikte, istinaf incelemesini yapan mahkeme kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetecektir. Kamu düzenine aykırılık hallerinin Bölge Adliye Mahkemesince resen dikkate alınacak olması sebebiyle, kamu düzenine aykırılık halinden ne anlaşılması gerektiği hususunun tespiti önem taşımaktadır. Bununla birlikte, bir hukuka aykırılığın kamu düzeni kapsamında sayılıp sayılmayacağının tespitinden daha öncelikli olan husus, istinafta resen dikkate alınacak kamu düzeni kavramının sınırlarını belirlemektir.

Kamu düzenine aykırılık kavramı kamu düzeni düşüncesiyle konulmuş tüm hükümlere aykırılık olarak anlaşılmalıdır. Böylelikle, temelinde kamu yararı düşüncesi yatan bütün maddi hukuk kurallarına aykırılık hallerinde, Bölge Adliye Mahkemesi bu hukuka aykırılık halini resen dikkate alacak ve gerekli kararı verecektir. Örneğin, kişiler ve aile hukukuna ilişkin hükümler, İFLAS HUKUKU, sermaye şirketleri ve kooperatiflerin borçlarının yeniden yapılandırılmasına ilişkin hükümler ile KONKORDATO HÜKÜMLERİ büyük ölçüde KAMU DÜZENİ DÜŞÜNCESİYLE KONULMUŞTUR. Kamu yararı/ kamu düzeni düşüncesi ile ortaya çıkan tüm benzer hükümlere aykırılık hali de istinaf mahkemesince resen dikkate alınmalıdır. Bölge Adliye mahkemesinde istinaf sebepleri ile bağlılığın kural olarak benimsenmesinin yanı sıra kamu düzeninin de sınırlandırılarak sadece usûlî kamu düzeni kapsamında değerlendirme yapılması istinaf kanun yollarında yapılacak tahkikatı oldukça sınırlandıracaktır. Kamu düzeni kavramının sınırlarının daha geniş tutulması bu anlamda bir denge oluşturacaktır.

Dolayısıyla, İstinaf incelemesinin kural olarak sebebe bağlılık ilkesi çerçevesinde gerçekleştirilmesi öngörülmüştür. Bununla birlikte kamu düzenine aykırılık halinde taraflarca belirtilen istinaf sebepleriyle bağlı olmaksızın resen inceleme yapılabilecektir. HMK m.355 hükmü ile kamu düzeni, sebebe bağlılık ilkesinin bir istisnası olarak düzenlenmiştir. .Maddi hukuk hükümleri bakımından ise bir ayırım yapmak ve uyuşmazlığının kendisinin kamu düzenini ilgilendirdiği davalarda resen araştırma ilkesi uygulandığından, bu davaların sebeple bağlılık ilkesinin istisnasını oluşturduğunu kabul etmek gerekmektedir.

Somut dosyamızda; İFLAS HUKUKU ve KONKORDATO HÜKÜMLERİ büyük ölçüde kamu düzeni düşüncesiyle konulmuştur. Kamu yararı/ kamu düzeni düşüncesi ile ortaya çıkan tüm benzer hükümlere aykırılık hali de istinaf mahkemesince resen dikkate alınmalıdır. İstinaf incelemesine sadece davacı şirket gelmiş olsa bile bu şirketten alacaklı olan kişilerin kamu yararı,kamu düzeni gereğince ilk derece mahkemesinin kaldırılarak İİK 292/c bendi gereğince barca batık olmasa bile iflasa tabi olan davacının iflasına karar verilmesi gerekeceğinden çoğunluk görüşüne KATILMIYORUM.

...

Başkan

...

(e-imzalıdır)

Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog