4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
GEREKÇELİ KARARIN
Mahkememizde görülmekte olan İpotek (İpoteğin Kaldırılması (Fekki) davasının yapılan açık yargılaması sonucunda; Dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA VE İSTEK :
Davacı vekili sunduğu dava dilekçesinde özetle; Davacının 25.01.2018 Tarihli Dava Dilekçesinde özetle; dava dışı asıl borçlu ... Şirketi ile davalı arasında 23.07.2012 tarihli ve 2.500.000,00 TL bedelli kredi sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmeye müteselsil kefil olduğu gerekçesiyle aleyhine... esas sayılı dosyası ile 2.244.782,98 TL tutarlı alacak talebiyle ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, 23.07.2012 tarihli kredi sözleşmesinde müteselsil kefaletinin olmadığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 583 ve 584. maddelerindeki koşulların yerine getirilmediğini, sözleşmede imzanın atıldığı tarihlerin mevcut olmadığını, ... esas sayılı dosyasında alacak mevcut olmadığından ipotek tescilinin yolsuz olduğunu, davalının dayandığı 27.12.2020 tarih ve 49771 yevmiye numaralı ipotek senedinde de imzasının olmadığını, ipoteğin geçersiz olması ve davalıya borcunun olmaması karşılığında ipoteğin geçersiz olduğunu, ayrıca takip konusu ipoteğin had ipoteği olup İİK m.149 uyarınca icra emri gönderilmesinin hatalı olduğunu, davalı bankanın kredi sözleşmesini huzurda imzalatması ve bu konuda basiretli davranması gerekirken bu yükümlülüklerine uymayarak basiretsiz davranmakla kötü niyetli ve ağır kusurlu olduğunu beyanla hakkındaki icra takibinin geçici olarak durdurulmasına, 23.07.2012 tarihli kefalet sözleşmesinin geçersizliğinin tespitine, davalıya borçlu olmadığının tespiti ile 27.12.2010 tarihli ve 49841 yevmiye numaralı ipoteğin iptalini ve davalı aleyhine tazminata kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA :
Davalı vekili sunduğu cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili... bağımsız bölümü dava dışı Yapı Market firmasının davalı bankadan kullandığı/kullanacağı tüm krediler için 1. dereceden 2.500.000,00-TL, 2. dereceden 1.500.000,00 EURO bedelle ipotek verdiğini, bu nedenle davacının hem müteselsil kefil hem de ipotekli taşınmaz maliki sıfatıyla müvekkiline borçlu olduğunu, borçlunun krediye ilişkin yükümlülüklerini zamanında yerine getirmediğinden hem borçluya hem müteselsil kefile ve ipotekli taşınmaz malikine ... tarihinde ödeme yapılması için ihtarname keşide edildiğini, ödeme yapılmaması üzerine ... esas sayılı dosyasından ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile, 2017/995 esas sayılı dosyasından genel haciz yolu ile takip işlemlerine başlandığını, her iki takibin de kesinleştiğini, davacının kefil olarak sorumlu olduğu azami miktarın, kefalet tarihinin, kefalet beyanının sözleşmede davacı tarafından yazılıp imzalandığını, sözleşmede TBK' nın aradığı şekil şartlarının eksiksiz olarak yer aldığını, davacının davayı açmakta kötüniyetli olduğunu, zira 2017/2 esas sayılı icra dosyası üzerinden yürütülen ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takipte davacıya ait taşınmazın müvekkiline ihale olduğunu, davacının ihalenin feshi davası açıp ilk duruşmadan önce davadan feragat ettiğini, tüm bu hususların müvekkilinin alacağının tahsilini geciktirmeye yönelik olduğunu beyanla davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
DELİLLER
- Taraflar arasında imzalanan Genel Kredi Sözleşmeleri - Tapu kaydı ve İpotek akit tabloları -İhtarnameler ve tebliğ belgeleri - ... esas sayılı takip dosyası -Bilirkişi heyeti asıl ve ek raporları.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, Genel Kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağa dayalı olarak başlatılan icra takibi nedeni ile menfi tespit ve ipoteğin iptali taleplerine ilişkindir.
Davacı vekili duruşmada dava dilekçesini aynen tekrar ile istemi gibi karar verilmesini talep etmiştir.
... ... ... ve ...'ın borca müteselsilen kefil oldukları, kefalet sözleşmesinin ekinde davacı ... tarafından sözleşmeye ilişkin imzalanmış, "yukarıda yer alan kefalet sözleşmesi kapsamında yapı market sanayi ve ticaret limited şirketinin asaleten/kefaleten kullandığı, kullanacağı tüm kredilere 2.500.000 TL/USD/EURO tutarına kadar müteselsil kefil olmayı kabul ediyorum " şeklinde el yazısı ile düzenlenmiş, imzalı beyanına ilişkin dilekçesi bulunduğu, diğer kefillerin de aynı dilekçelere imza attıkları anlaşılmıştır.
Davacının kefalet sözleşmesine ek olarak, 27.12.2010 tarih 49771 ve 49841yevmiyeli resmi senetlere imza attığı, ipotek senedi ile, davacı adına kayıtlı Ç... ... Müdürlüğü tarafından gönderilen 25/04/2022 tarihli müzekkere cevabından aynı ipotekli taşınmazın 897.000,00-TL bedel ile alacaklı ... A.Ş.'ye alacağa mahsuben ihale edildiği anlaşılmıştır. ... sayılı ilamsız icra yolu ile başlatılan ilamsız takip dosyasının incelenmesinde; takip alacaklısı ... Tarafından dosyamız davacısı ... ile dava dışı takip borçluları ... aleyhine 23/07/2012 tarihli kredi çerçeve sözleşmesi, hesap ekstresi ve hesap kat ihtarnamesine dayanarak asıl alacak ve işlemiş faizi birlikte toplam 2.291.517,16 -TL tutarlı takip başlattığı anlaşılmıştır. ... sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip dosyası örneği celp edilerek incelenmiş, ipotek alacaklısı ... tarafından ... ... Ltd. Şti ve ... aleyhine , 27.12.2010 tarih 49771 ve 49841yevmiyeli resmi senetlere dayanarak alacak ve işlemiş faiz toplamı ile birlikte toplam 2.244.782,98-TL alacağın tahsiline yönelik olarak ilamsız takip başlattığı anlaşılmıştır. Taraf delilleri toplandıktan sonra dosyamız konusunda uzman re'sen seçilen bankacı bilirkişi ile borçlar mevzuatı alanında nitelikli hesaplama konusunda uzman bilirkişiden oluşturulan bilirkişi heyetine tevdi edilerek rapor temin edilmiştir.
Dosyamıza sunulan bilirkişi heyeti raporunda özetle; dava dışı asıl borçlu ile davalı ...Ş. arasında 23/07/2012 tarihli Kredi Çerçeve Sözleşmesi akdedildiği, davacı ... için “Kefalet Sözleşmesi” düzenlendiği, kefalet türü-tutarı ile tarihinin el yazısı ile yazıldığı, kredi sözleşmesinin imzalandığı tarih itibariyle 6098 sayılı T.B.K. ‘nun yürürlükte olduğu, davacının akdettiği 23.07.2012 tarihli kefalet sözleşmesi kapsamında ortaya koyduğu kefalet taahhüdünün yasal koşullarının oluştuğu ve geçerli olduğu hususunun Mahkemenin takdirinde olduğu, Davacı banka tarafından ... aracılığı ile 23/03/2016 tarihli 26414 yevmiye numaralı ihtarname keşide edildiği, söz konusu ihtarnamede; muhataplardan borçlu;... ve Tic. Ltd. Şirketi ile banka arasında akdedilen kredi sözleşmelerine istinaden adı geçene kredi kullandırıldığı, ekli hesap özetlerinde görüleceği üzere söz konusu krediler nedeniyle 18/06/2016 tarihi itibariyle toplam 1.439.059,83-TL nakit, 49.020,00-TL gayrinakdi (1262-0038ÇEK) borçların işbu ihtarnamenin tebliğini izleyen 1 gün içinde ödenmesinin ihtaren bildirildiği, ihtarnamenin davacı ...’a tebliğ ile temerrüt tarihinin 27/03/2016 olduğu, İhtarname sonrası, 02/01/2017 tarihinde ... 2017/2 E, sayılı dosyası ile İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yolu ile 18/01/2017 tarihinde ... E, sayılı dosyası ile dava dışı asıl borçlu ve davacı aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığı, değerlendirildiğinde, Sözleşmenin temerrüt maddesi gereği temerrüt faiz oranı ise tarafımca dava dosyasına kazandırılan davalı banka tarafından T.C.M.B. ye bildirilen en yüksek faiz oranı olan yıllık %36’nın %100 fazlası olan yıllık %72,00 olarak tespit edildiği, dava dosyasında mevcut ve tarafımca kazandırılan belgeler incelendiğinde, davalı banka tarafından dava dışı asıl borçlu ve kefillere keşide edilen ihtarnameye konu nakit kredilerin (ihtarnameden sonra tazmin edilen çek yükümlülük bedelleri dahil) 1.476.418,26-TL üzerinden yıllık %17,00 faiz oranı ile yapılandırıldığı buna göre Yargıtay içtihatı doğrultusunda temerrüt faiz oranının %34,00 olarak kararlaştırıldığı belirtilerek alternatifli olarak Yıllık %34,00 faiz oranı ile yapılan hesaplama neticesinde; davalı bankanın takip tarihi itibariyle davacıdan talep edebileceği alacağının; 1.454.787,26-TL Asıl Alacak , 327.797,48-TL İşlemiş Temerrüt Faizi, 376,99-TL masraf toplamı olmak üzere 1.782.961,73-TL nakit , 16.770,00-TL gayrinakit alacak talep edebileceği, yıllık %72,00 faiz oranı ile yapılan hesaplama neticesinde ise; 1.454.787,26-TL asıl alacak, 694.159,38-TL İşlemiş temerrüt faizi , 376,99-TL masraf toplamı olmak üzere 2.149.323,63-TL nakit, 16.770,00 TL gayrinakit tutarına ulaşıldığı belirtilmiştir.
Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş, davacı vekili kısmi ıslah dilekçesinde ileri sürdüğü konu munzam zarar talebi yönünden ek rapor alınmasını talep etmekle; bilirkişi heyetinden ek rapor temin edilmiştir. Dosyamıza sunulan bilirkişi heyeti ek raporunda ise özetle; ipotekli taşınmazın takibe konu alacağa mahsuben ve icraen satışının gerçekleştirildiği 03/08/2017, icra ihalesinin feshine yönelik şikayet başvurusu üzerine verilen ... kararının istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği 06/01/2018 ve dava tarihi olan 25/01/2018 tarihleri itibariyle değerinin belirtilen ayrı ayrı tespit edildiği ve davacının munzam zararının hesaplanmıştır.
Dosyamızda dava konusu isteme dayanak kredi alacağının kredi sözleşmesinden sonra yapılandırıldığının ve kredi temerrüt faizi ve taksit miktarlarının yeniden belirlendiğinin ileri sürülmesi üzerine davacı bankadan kredi yapılandırma sözleşmesi ile ekleri ve yapılandırma kapsamında davacı müteselsil kefil ile asıl borçlu Şirket tarafından yapılan ödemelere ait ödeme belgeler celp edilerek incelenmiş, nolu kredili Mevduat hesabında biriken faiz tutarı , firmanın talebi ile K900026 no'lu hesap altında 17.05.2016 tarihinde yeniden yapılandırıldığı, yapılandırılan tutarın 1.476.418,26-TL olup , %17 faiz ile 48 ay vade şeklinde düzenlendiği, 27.05.2016 tarihinde sadece 1 taksidin ödendiğinin bildirildiği anlaşılmıştır.
Dosyamıza örneği celp edilen "Kredilerin Yeniden Vadelendirilmesi Taahhütnamesi'nin" "II-Taahhüde uyulmamasının hukuki sonuçları" başlıklı kısmının 2. ve 3. maddeleri dikkate alındığında davacı müteselsil kefil ile dava dışı asıl borçlu şirketin kredi yapılandırmasına ait taksitleri ödeme planındaki tarihlerde ödememesi durumunda ödeme planı ile kendilerine sağlanan tüm ayrıcalık ve avantajların geriye dönük olarak ortadan kalkacağı ve alacaklı banka tarafından kredi çerçeve sözleşmesi kapsamında belirlenecek oranda temerrüt faizi uygulanarak bulunacak borç miktarının tahsili yönüne gidileceğinin açıkça hükme bağlandığı, bu nedenle de yapılandırma sözleşmesine uygun vadede ödeme yapmadığı sabit olan davacı kefil ile asıl borçlu şirket yönünden yapılandırma sözleşmesinin doğurduğu hüküm ve sonuçlarının ortadan kalktığı saptanmıştır.
Bu bağlamda, yapılan yargılama ve toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; açılan davanın davalı banka tarafından davacı müteselsil kefil ve ipotek veren borçlu aleyhine başlatılan icra takibinde takibe dayanak kefalet ve ipotek sözleşmelerinin geçersizliğinin ayrı ayrı tespiti ve iptali ile aynı icra takibi nedeni ile borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olduğu, ancak davacı vekilinin sunduğu 28.03.2022 tarihli kısmi ıslah dilekçesi ile dava sürecinde takibe konu borcun ödenmesi nedeni ile talebini istirdat talebine dönüştürerek ayrıca munzam zarar talebinde bulunduğu, her ne kadar davacı yan tarafından kefalet sözleşmesinin geçersizliği ileri sürülmüş ise de; davacının müteselsil kefaletinin 6098 sayılı TBK'nın 583/2. maddesindeki nitelikli kefalete ilişkin koşulları taşıdığı, yine dava dışı kredi borçlusu konumundaki ... ...San. Ve Tic. Ltd. Şirketinin yetkilisi olan dava dışı ... ile davacının dosyada örneği mevcut boşanma ilamına göre davacının kefalet tarihi olan 23/07/2012 tarihinden önce ... tarafından verilen 19/08/2009 tarih, 2009/980E., 2009/1015K. sayılı kararı ile boşanmalarına karar verildiği, boşanma kararının 29/09/2009 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleştiği, bu durumda davacının kefalet tarihinde evli statüsünde bulunmaması nedeni ile eş rızasının alınmasına hukuken olanak bulunmadığı, davacının kefaletinde kefilin sorumlu olduğu miktar, kefalet tarihi ile müteselsil kefil olduğu ibaresinin açıkça ve davacının el yazısı ile belirtildiği, yine kefalet belgesinde dava konusu kredi çerçeve sözleşmesinde belirtilen para birimlerine uygun olarak ve aynı miktar üzerinden kredi sözleşmesinde belirtilen para birimleri belirtilerek kefalette bulunulduğu, açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde dava konusu kefaletin hukuken geçerli olup davacının aksi yöndeki iddialarına itibar edilmesine hukuken olanaklı olmadığı, diğer taraftan aynı zamanda dava konusu kredi yönünden ipotek veren konumundaki davacının 27/12/2010 tarih ve 49771 yevmiye sayılı ipotek akit tablosunda ipotek veren olarak imzasının mevcut olduğu, yine davacı tarafından dava dilekçesinde ve yargılama sürecinde davacının ipotek belgesindeki imzanın mevcut olmasına rağmen sahte olduğu veya ipotek akdinin kurulması sırasında oluşan irade sakatlığı hallerinin de bulunduğu yönünde iddianın da ileri sürülmediği olguları da gözetildiğinde; davacının iddiasının aksine ipoteğin hukuken mevcut ve geçerli olarak tesis edildiği, iptalini gerektirir nitelikte bir hukuka aykırılığın kanıtlanamadığı kanaatine varılmakla; davacının dava konusu menfi tespit (yargılama sürecinde istirdat talebine dönüşen) ile ipotek ve kefaletin geçersizlikleri nedeni ile iptallerine yönelik talep kalemleri yönünden davanın haklılığı kanıtlanamadığından, açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Diğer taraftan, davacı yan tarafından her ne kadar kısmi ıslah dilekçesi sunularak ıslah talebine konu munzam zararının tazmini eksik peşin harcı da ikmal edilerek talep edilmiş ise de; sözkonusu talep ile ilgili olarak karar verilmesi hukuken mümkün görülmemiştir.
Zira, “Davacı, tamamen ıslah ile yeni bir dilekçe vererek davasını baştan itibaren usule müteallik bütün işlemlerini değiştirebilir. Yani davacı bu yolla dava sebebini ve talep sonucunu tamamen değiştirip genişletebileceği gibi, davalı da tam ıslah ile savunmasını tamamen değiştirip genişletebilecektir.
Davanın tamamen (kamilen) ıslah edilmesi halinde dava dilekçesi dahil, yapılmış olan bütün usul işlemleri yapılmamış sayılır. (mülga HUMK m.87/1). Bunun doğal sonucu olarak, dava dilekçesinde yer alan ilk talep içeriği değil, ıslah yoluyla açıklanan talep içeriği nazara alınarak araştırma ve inceleme yapılması ve mahkemece verilecek hükümde de ıslahla ileri sürülen istemin karşılanması gerekir. (YHGK'nın 29.06.2011 gün ve 2011/1-364 E., 453 K. sayılı ilamı).
Davanın kısmen ıslahında ise; davada yapılmış olan belli bir usul işlemi ıslah edilir (düzeltilir) ve bundan sonraki usul işlemlerinin (ıslah edilen usul işlemi ile ilgili oldukları ölçüde) yapılmamış sayılması sağlanır (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, C: IV, İstanbul 2006 s. 4014). Davacının talep sonucunu (müddeabihi) arttırması, talep sonucunu terditli dava haline dönüştürmesi ve talep sonucunun daraltılması gibi işlemler kısmen ıslaha örnek olarak sayılabilecek usule müteallik işlemlerdir.
Islah ile kastedilen dava konusu edilen, yani dava dilekçesinde yer almış bir işlemin genişletilmesi veya değiştirilmesidir. Dava dilekçesinde hiç yer verilmemiş bir şeyin değiştirilmesi veya genişletilmesi yani kısmen ıslah edilmesi mümkün olmayacaktır. Örneğin, fazlaya ilişkin hak saklı tutularak dava değerini belirleyen davacı, ek dava açmak yerine, dilerse saklı tuttuğu alacak bölümü için kısmen ıslah yoluyla talebini arttırabilmesi mümkündür. Çünkü dava dilekçesinde bir değer belirlemiştir ve bu değeri kısmen ıslah ile düzeltmektedir.
Islahın amacı, yargılama sürecinde, şekil ve süreye aykırılık sebebiyle ortaya çıkabilecek maddi hak kayıplarını ortadan kaldırmak olduğundan; hak ve alacağı bu sürecin dışında ortadan kaldırmış olan işlemlerin, yani maddi hukuk işlemlerinin ıslah yoluyla düzeltilebilmesi, elbette olanaklı değildir. Bir başka deyişle, maddi hakkı sona erdiren maddi hukuk işlemleri, ıslahla düzeltilemez. Feragat, kabul, sulh gibi işlemler, velev ki dava içinde yapılsın, asıl hakkı ortadan kaldırdıklarından, usul işlemi olduğu kadar (davayı etkilediği için usul işlemidir) maddi hukuk işlemi mahiyeti taşımaktadır ve bu sebeple, bu işlemlerin de ıslah yoluyla düzeltilmesi imkânsızdır. (YHGK’nın 15.06.2016 tarih, 2014/4-1193 E., 2016/800K. sayılı ilamı) (Nitekim YHGK’nın 07.06.2017 tarihli ve 2017/17-1093 E. 2017/1090 K.; 07.06.2017 tarihli ve 2016/9-1212 E. 2017/1078 K. ile 02.04.2019 tarihli ve 2017/22(7)-2168 E. 2019/395 K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.) “Islah, iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağının istisnalarından olup, taraflardan birinin yapmış olduğu bir usul işlemini tamamen veya kısmen düzeltmesi olarak tanımlanmaktadır. Islah ile taraflar dava sebebini, dava konusunu veya talep sonucunu değiştirebilirler. Usulüne uygun olarak açılmış bir davanın bulunması şartı ile davanın tamamen veya kısmen ıslahı mümkündür. (Yargıtay 4.H.D. Başkanlığı’nın 30/05/2022 tarih, 2021/10935 E., 2022/7919K. sayılı ilamı)
Diğer taraftan, bilindiği üzere dava konusu edilmeyen bir şeyin kısmi ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu haline getirilmesine yasal açıdan olanak bulunmamaktadır. (YHGK’nın 29.06.2011 gün, 2011/1-364 Esas, 2011/453 Karar ve 15.02.2017 gün, 2015/7-917 Esas, 2017/265 Karar sayılı ilamları ile Yargıtay 15. H.D. Başkanlığı’nın 18.04.2013 gün, 2012/3598 Esas, 2013/2707 Karar sayılı emsal nitelikteki ilamları)
Bu bilgiler ve değinilen yargısal içtihatlar değerlendirildiğinde; davacının dava dilekçesinde ileri sürmediği ve talep kalemleri arasında yer almayan munzam zarar talep kaleminin davaya kısmi ıslah yoluyla ithaline ve dosyamızda dava konusu talep kalemleri arasında değerlendirilerek karara bağlanmasına hukuken olanak bulunmadığı tartışmasızdır. Bu nedenle, davacının munzam zarar talep kalemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanan gerekçelerle; davacının ıslahen dava konusu olarak ileri sürdüğü munzam zarar talep kalemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, dava konusu diğer talep kalemleri yönünden ise; haklılığı kanıtlanamayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
1.Dava konusu munzam zarar kalemi haricindeki talep kalemleri yönünden davanın REDDİNE,
2.Dava konusu munzam zarar talep kalemi yönünden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
3.Davacı ve davalının yasal koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE,
4.Alınması gerekli karar ve ilam harcı maktu 179,90-TL olup davacı tarafından peşin yatırılan 71,80-TL harcın mahsubu ile bakiye 108,10-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5.(Reddine karar verilen alacak kalemleri yönünden) Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükteki AAÜT gereğince nispi 211.239,10-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5.Bu dava kapsamında adli yardım kararı gereğince suç üstü ödeneğinden karşılanan ve aşağıda dökümü gösterilen toplam 5.764,00-TL yargılama giderinin HMK 339.m. gereğince davacıdan alınarak maliye hazinesine gelir kaydına,
6.HMK 333.m. gereğince artan gider avansının karar kesinleştiğinde İADESİNE,
Dair; davacı ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde verilecek dilekçe ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/06/2023 Başkan ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Katip ...
(e-imzalıdır)
YARGILAMA GİDERİ DÖKÜMÜ
Posta Ücreti: 14,00-TL
Bilirkişi Ücreti: 5.750,00-TL
TOPLAM: 5.764,00-TL