7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2014/16955 E. , 2014/19248 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi : Bakırköy 12. İş Mahkemesi
Tarihi : 18/01/2013
Numarası : 2012/434-2013/25
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1.Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine,
2.Davacı, davacının davalı işyerinde çalışırken iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, fazla mesai yaptığını, hafta tatilleri ile milli bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını iddia ederek kıdem tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının iş sözleşmenin feshinin haklı nedene dayandığını, iddialarının asılsız olduğunu savunmuş ve davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar taraf vekillerinin temyizi üzerine 9.Hukuk Dairesi'nin 04.07.2012 tarihli ilamı ile sair temyiz itirazları incelenmeksizin “...Somut olayda, işverenin tüzel kişi olduğu anlaşılmakla, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde olayın feshe yetkili mercie ne zaman intikal ettirildiği araştırılıp, 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 26. maddesi gereğince, feshin 6 iş günlük hak düşürücü süre içerisinde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkeme bozma kararına uymuş, feshe yetkili makam olarak şirket müdürünün en baştan beri olaydan haberdar olduğu, feshin 6 iş günlük süre içinde kullanılmadığı, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, ayrıca bilirkişi raporunda hesap edilen alacaklarının bulunduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İş sözleşmesinin 6 iş günlük süre içinde ve haklı nedenle feshedilip feshedilmediği konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmaktadır.
Davacı vekili, 28/12/2005 tarihinde işyerinde hırsızlık olayı olduğunu, davacının söz konusu olay sonrası işyerinde çalışmaya devam etttiğini ve işyeri tarafından aradan 3 ay geçtikten sonra kaybolan paranın davacıdan istendiğini, davalı şirket tarafından 10/03/2006 tarihinde ihtarnameyle iş aktinin feshedildiğinin bildirildiğini, ancak ayın 24'üne kadar çalıştığını, iş akdinin feshinin haksız olduğunu iddia etmiştir.
Davalı vekili, davacının şirkette çalışırken 6.015 Euro meblağlı parayı zimmete geçirdiğinin tespit edildiğini, söz konusu alacak miktarın ödenmemesi konusunda ısrarlı olması üzerine iş akdinin 10/03/2006 tarihinde işveren tarafından feshedildiğini,feshin süresinde ve haklı nedenle yapıldığını savunmuştur.
Dosya içerisinde getirtilen Eyüp 1.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2006/1258 Esas sayılı kararı ile 4 zarfdan içinde Euro bulunan zarfın davacı sanık tarafından yedine geçirildiği, geliştirilen savunmanın inandırıcılıktan uzak ve kendisini kurtarmaya yönelik olduğu gerekçesi ile sonuçta TCK'nun 155/2.maddesi uyarınca 10 ay hapis ve 4 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ve bu karar Yargıtay 15 Ceza Dairesi'nin D 2012/8469 Esas sayılı ilamı ile 11.02.2014 tarihinde onanmıştır. Hal böyle olunca davacının davalı işverenin güvenini kötüye kullandığı kesinleşen mahkeme kararı ile sabit olmuştur. Davalı işverenin feshi de bu nedene dayanarak 4857 sayılı Yasa'nın 25/II-e maddesine göre yapılmıştır. Burada asıl sorun feshin 6 iş günlük süre içinde yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır. Davalı şirketin ortaklarından ve aynı zamanda müdür olan Y.. Y..'in olayın başından beri olaydan haberdar olduğu sabit ise de, 28/12/2005 günü meydana gelen olaydan sonra tanık Aziz'in beyanı dikkate alındığında davacının ailevi sorunları nedeni ile (eşi ile boşanma süreci) olayın polise intikal ettirilmediği, paranın aralarında parça parça toplanıp ödenmesinden sonra davacının ücretinden kesilmesinin düşünüldüğü, ayrıca davacının parayı ödeyeceğini söylediği, işverenin 6 ocak'ta davacının bu hususta savunmasını aldığı, 26.02.2006 günü noterden ihtarmane göndererek paranın ödenmesini talep ettiği, sonuç alamayınca davacıyı 02/03/2006 tarihinde savcılığa şikayet ettiği, davacının 04.03.2006 tarihinde savunma yaptığı, davalının 06/03/20006 tarihinde davacıdan ek savunma istediği, davacının hesaplarını kontrol etmek ve savunmnasını hazırlamak için 6 gün süre talep ettiği, işverenin bunun üzerine 10.03.2006 tarihinde noterden gönderdiği ihtarname ile iş sözleşmesini feshettiği, bu şekilde gerçekleşen fesih süreci dikkate alındığında işverenin fesihten önce davacının savunmasını almak için bir çok kez girişimlerde bulunduğu, olayı kendi içinde aydınlatmaya çalıştığı ve bu hali ile feshin hazırlık ve savunma sürecinin tamamlandığı 06.03.2006 tarihinden itibaren 6 iş günlük süre içinde kullanıldığı, bu nedenle davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerektiği halde, yanılgılı değerlendirme ile taleplerin kabulü hatalıdır. O halde davalı vekilinin bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.