Aramaya Dön

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2019/556
Karar No
K. 2023/1018
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

T.C. ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN

T.C.

ANKARA

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO: 2019/556 Esas
KARAR NO: 2023/1018
DAVACI: ... - ...
VEKİLİ: Av. ... -...
DAVALI: ... - ... ...
VEKİLLERİ: Av. ......

Av. ... -...

DAVA: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 30/09/2019
KARAR TARİHİ: 26/12/2023

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 28/12/2023

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili hakkında bono dayanak gösterilerek ....

E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ancak takibe konu senedin davalı ...'a verilmiş bir senet olmadığını, davacının ...'la bir sözleşme imzalandığını, taahhüt amaçlı sözleşmenin alt kısmında bir senet olduğunu, davacının senet imzaladığının farkında olmadığını, trafik kazasından kaynaklı tazminatların takibi için ...'la anlaşıldığını ve tüm edimlerini ifa ettiğini, sözleşmenin alt kısmındaki senedin bilgisi dışında imzalandığını, sözleşmenin tahrif edildiğini, olayda dolandırma kastı olduğunu, bilgisi dışında eklemeler yapılan senedin icraya konulamayacağını, icra takibine konu senedin sözleşme metninden ayrılarak bono senedi haline getirildiğini, üzerine bir kısım kurucu unsurların müvekkilinin rızası hilafına eklendiğini, aslında kambiyo senedi olamayacağı ve bu belgeye dayanarak icra takibi başlatılamayacağının ortaya çıkacağı gibi takibe ve davaya konu bono senedi ile müvekkilinin bir borcunun da olmadığının da ortaya çıkacağını belirterek, söz konusu icra takibi ve bono nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline ve alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; kambiyo senetlerinin illetten mücerret olduğunu, senedin ne amaçla verildiğinin önem arz etmediğini, takibe konu senedin herhangi bir sözleşmenin eki niteliğinde olmadığını, senedin üzerinde veya arkasında teminat senedi olduğuna dair bir ibare bulunmadığını, davacının senedin belirli bir hukuki ilişki sonucunda verildiğini kabul ettiğini ancak bu durumun senedin icraya konulmasına engel olmadığını, birinin borcu olmayan birine bono imzalayıp vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, senet üzerindeki imzasını inkar etmediğini, senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu iddia eden imza sahibinin bu iddiasını ispatla yükümlü olduğunu, bu yönde dosyaya bir delil sunulmadığını belirterek, asılsız ve hukuki mesnetten yoksun görülen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER

... E. Sayılı dosyası, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.

GEREKÇE

Davanın, menfi tespit istemli olduğu, davacı tarafça ....

E. Sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin dayanağı olan 28/05/2015 düzenleme tarihli 10/07/2019 vade tarihli 15.000,00-TL bedelli bono bakımından davacının davalıya borçlu olmadığını, takibe konulan bononun taraflar arasındaki sözleşme ve taahhütnamenin alt kısmına ait olup, sözleşme ve taahhüt ile birlikte hüküm ifade etmesine rağmen senedin bunlardan bağımsız olarak icraya konulduğunu, bu nedenle davacının senet nedeni ile borçlu olmadığının tespitinin talep edildiği anlaşılmıştır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.

Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. Tamamen doldurulmamış bononun tedavüle çıkarılırken anlaşmalara aykırı olarak doldurulduğu yazılı belge ile kanıtlanmadığı sürece, bono üzerinde yazılı vade, tanzim gibi tarihler gerçekliğini ve varlığını korur (... sayılı kararı).

Davaya konu ...

E. Sayılı dosyası incelendiğinde;

davalı ... tarafından davacı ... Üzüm aleyhine 28/05/2015 tanzim tarihli 10/07/2019 vade tarihli ve 15.000,00-TL bedelli bono dayanak gösterilerek, asıl alacak ve fer'ileri olmak üzere toplam 15.100,27-TL yönünden kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlattığı anlaşılmaktadır. Takibin dayanağı olan bono incelendiğinde; 28/05/2015 tanzim tarihli, 10/07/2019 ödeme günlü, 15.000,00-TL bedelli tanzim yeri Ankara olan keşidecisi ... lehtarının ... olduğu, senet üzerinde keşideciye ait iki adet imza bulunduğu anlaşılmıştır.

Somut olay da davacı taraf, davacı ile dava dışı ... arasında meydana gelen kaza nedeniyle hak sahibi ve mağdurun uğramış olduğu maddi ve manevi zararlarının takibi ve ...

E. Sayılı dosyası bakımından sözleşme ve taahhütname isimli belge düzenlendiğini, takibin dayanağını oluşturan bononun ise söz konusu sözleşme ile aynı sayfada sözleşmenin alt kısmında boş olarak yer aldığını, davacının bono düzenleme iradesinin bulunmadığını, aslında sözleşmeyi imzaladığını, alt kısımda taahhüt amaçlı sözleşmede yer alan bir senet olduğunu, taahhüt amacıyla bulunan ve davacının imzasının bulunduğu boş senedin davalı tarafından taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı bir şekilde ve davacının bilgisi ve onayı olmaksızın doldurularak takibe konulduğunu belirterek, söz konusu bonodan dolayı davacının sorumlu olmadığını belirterek, işbu davayı açmıştır. Konu hakkındaki .... Nolu kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile şüpheliler ... ve ... hakkında bedelsiz senedi kullanma, açığa imzanın kötüye kullanılması suçlarından takipsizlik kararı verildiği anlaşılmıştır. ...

E. Sayılı dosyası incelendiğinde;

davacı ... Üzüm tarafından davalı ...'ye karşı tazminat istemli olarak dava açıldığı, davanın kısmen kabul kısmen reddine 05/10/2017 tarihinde karar verildiği anlaşılmıştır.

Mahkememizce belirlenen grafoloji uzmanı bilirkişi İrfan Bayar tarafından düzenlenen 18/07/2023 tarihli rapor ile; Tetkik konusu, (Yukarıda da ifade edildiği gibi, bulunduğu İcra Dairesi bünyesinde ASLI üzerinde gerekli inceleme yapılan) alacaklısı “...”, borçlusu “Zarife Üzüm” olan, 28.05.2015 tanzim ve 10.07.2019 ödeme tarihli, 15.000- (On beş bin) TL tutarındaki senedin fiziki olarak yapılan incelenmesinde; bakış istikametine göre sol- sağ ve alt kenar kesimlerinin, matbaacılık literatüründe “Giyotin' olarak adlandırılan kesim aleti ile (düzgün şekilde) kesilmiş olduklarını gösterir özellikleri taşıdıkları ve/fakat senedin üst kenar bölümünün ihtiva ettiği kesim özelliklerinin matbaada uygulanan orijinal “Giyotin” kesim şeklini içermediği, bu bölümde gözlenen düzensiz kesim unsurları, bu kesim sırasında bazı noktalarda oluşan “çentik” ve liflerdeki düzensiz çıkıntı görüntüleri bağlamında, fetkike alınan senedin, orijinal olarak bir belgenin alt bölümünde yer almakta iken, makas, maket bıçağı vb bir kesici aletle kesilmek suretiyle ait olduğu belgeden ayrıştırılarak elde edilmiş olduğunun belirlendiği görülmüştür.

Davacı tarafa dava dilekçesinde yemin deliline dayanmış olması nedeniyle yemin deliline başvurmaları halinde yemin metnini sunmak ve bu hususta beyanda bulunmak üzere 1 haftalık kesin süre verilmiş olmasına rağmen davacı vekili verilen kesin sürede bu yönde beyanda bulunmadığı, verilen kesin süreye rağmen yemin metnini de sunmadığı anlaşılmıştır.

Mahkememizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; davacı ile dava dışı ... arasında düzenlenen sözleşme ve taahhütname isimli belgenin at kısmında boş olarak yer alan ve davacının imzası bulunan bononun davalı tarafından davacının bilgisi ve onayı olmaksızın anlaşmaya aykırı bir şekilde doldurulmak suretiyle; ...

E. Sayılı dosyası ile icra takibine konulduğunu belirterek, söz konusu takip ve bono nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitini talep etmiş ise de; boş bırakılan yerlerin sonradan anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğu yönündeki iddianın davacı tarafından yazılı delille kanıtlanması gerektiği, davacının mevcut dosya kapsamı ve delil durumu itibariyle bu yönde herhangi bir delil sunmadığı, yemin deliline de başvurmadığı anlaşılmakla; davacı tarafça ispatlanamayan davanın reddine karar verilip, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Diğer yandan, her ne kadar kısa karar da karara karşı iki hafta içinde ... istinaf yoluna başvurulabileceği sehven yazılmış ise de; karar tarihi olan 26/12/2023 tarihi itibariyle istinaf sınırının 17.830,00-TL olduğu, işbu davanın dava değerinin ise 15.000,00-TL olarak gösterildiği, takip miktarının ise toplamda 15.100,27-TL olduğu, buna göre takip miktarının ve dava değerinin istinaf sınırının altında kaldığı anlaşılmakla, kararın kesin olduğu ve istinaf incelemesine tabi olmadığı yönünde karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçeler uyarınca;

1.Davanın REDDİNE,

2.Davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,

3.Alınması gereken 269,85-TL harçtan dava açılırken peşin olarak alınan 256,17-TL harcın mahsubu ile bakiye 13,68-TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,

4.Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,

4.Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 15.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,

5.Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde İADESİNE,

8.Arabuluculuk Son Tutanağı, iş bu davada verilen karar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmek suretiyle; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 7 ve 18/A-13 maddeleri ile bu Kanuna göre hazırlanan ve 02/06/2018 tarih ve 30439 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Yönetmeliğin 26. maddesi hükümlerine göre; Bakanlık bütçesinden karşılanan/karşılanması gereken ve iki taraf ve iki saat üzerinden yapılan hesaba göre belirlenen toplam 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama giderinin) davanın REDDİNE karar verilmiş olması nedeniyle DAVACIDAN alınarak 6183 sayılı AATUHK hükümlerine göre tahsili ile hazineye gelir kaydına, bu amaçla işbu karar eklenmek suretiyle ilgili vergi dairesine yazı yazılmasına, Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı davacı tarafın yokluğunda, dava konusu miktar itibariyle kesin olarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.26/12/2023 Katip ... ¸ Hakim ... ¸

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog