7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İZMİR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Hayat Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı bankanın Basmane şubesi tarafından 16.04.2019 tarihinde ...'ya kredi kullandırıldığını, işbu kredinin ... Hayat Emeklilik A.Ş. (Daha sonra ... Ve Emeklilik A.Ş ye devrolmuştur) tarafından sigorta ettirildiğini, borçlu tarafından kredinin 19.07.2019 ve 19.08.2019 tarihli taksitlerinin ödenmediğini, yapılan araştırmada ...'nın 22.05.2019 tarihinde vefat ettiğinin anlaşıldığını,mirasçıların, müvekkil bankaya herhangi bir ödemede bulunmadığını, sigorta şirketinin de işbu kredi borcundan sorumlu olması nedeniyle davacı banka tarafından 17.09.2019 tarihinde sigorta şirketine başvuru yapıldığını, fakat sigorta şirketinin 04.10.2019 tarihinde ''Tazminat değerlendirme işlemlerinin sonucunda sigortalımız müteveffa ...'nın 24827927 numaralı poliçesinin başlangıç tarihi 16.04.2019 tarihinden önce Siroz hastalığının mevcut olduğu tespit edilmiştir" şeklinde cevap verdiğini, sigorta şirketinden olumsuz cevap alan müvekkilinin ihtarname yoluyla da murisin mirasçılarından alacağını tahsil edemediğini, bu nedenle borçlular(mirasçılar) aleyhine 09/12/2019 tarihinde Karşıyaka ... İcra Müdürlüğünün ...
E. Dosyası ile icra takibi başlatıldığını, işbu takibe ...
ve...tarafından süresinde itiraz edildiğini belirterek müvekkil bankanın Basmane şubesinin muris ...'ya kullandırdığı ... numaralı poliçe kapsamındaki tüketici kredisindeki 52.536,54 borcun yasal ferileri ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsili amacıyla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla;24827927 numaralı poliçe kapsamında 01.12.2021 tarihi itibariyle toplam 82.108,28 TL olan borcun ödeme tarihine kadar olan % 24,02 gecikme faizi, %5 BSMV ve tüm ferileri ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsili ile müvekkili bankaya ödenmesine karar verilmesi talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Muris ... Türkiye... AŞ' den kullanmış olduğu dava konusu kredi sonrasında sigorta kapsamına dahil edilmiş olup sigortalının vefat tarihi itibariyle şirketleri nezdinde ... numaralı sigorta poliçesi bulunduğunu, sigortalının, sigorta öncesinden gelen siroz hastalığını şirketlerine bildirmeyerek beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığını, şirketlerinin tazminat ödeme borcunun bulunmadığını, şirketlerinin sorumluluğunun poliçe teminatı ile sınırlı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, davalı kurum bünyesindeki sigorta şirketinin hayat sigortalısı olan müteveffanın vefatı nedeniyle tahsil edilemeyen kredi borcunun hayat sigortası kapsamında davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkememizce dosya rapor aldırılmak üzere mahkememizce görevlendirilen Sigorta Hesap Uzmanı, Bankacı ve Nitelikli Hesaplamalar Uzmanından oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve 18/07/2022 havale tarihli bilirkişi heyeti raporu aldırılmıştır.
Bilirkişi heyeti raporunda; Müteveffa ...'nın davacı bankadan 16.04.2019 tarihinde, aylık % 1,54 akdi faiz oranıyla, 48 ay vadeli, 50.000,00 TL tutarında bireysel ihtiyaç kredisi kullandığı, kredinin kullandırıldığı tarihte ...'ya davalı ... ve Emeklilik A.Ş. (eski ünvanı ...ve Emeklilik A.Ş.)'nin 50.016,40 TL limitl... nolu hayat sigorta poliçesi düzenlendiği; mezkur sigorta poliçesinde davacının dain-i mürtehin olduğu, kredinin kullandırıldığı tarihten kısa bir süre sonra, 22.05.2019 tarihinde ...'nın vefat ettiği, ...'nın vefat etmeden 5 yıl önce siroz hastalığı, 4 yıl önce de karaciğer kanserine yakalandığı; ölüm sebebinin de söz konusu hastalıklarına bağlı iç kanama olduğu; ancak, davaya konusu sigorta poliçesinin düzenlendiği 16.04.2019 tarihinde düzenlenen bilgi formunda söz konusu hastalıklarının olmadığı yönünde beyanda bulunduğu; bu nedenle davalı ... ve Emeklilik A.Ş.'nin ... adına düzenlenen hayat sigorta poliçesi sebebiyle davacıya karşı tazmin sorumluluğunun bulunmadığı yönünde görüş ve kanaate varıldığını bildirmişlerdir.6102 sayılı TTK'nun 1435. maddesinde "Sigorta ettiren, sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigortacıya bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususlar, sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise, önemli kabul edilir. Sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır" denilmek suretiyle; sigorta ettirenin, sözleşmenin kurulması sırasındaki doğru beyan yükümlülüğünün kapsamı düzenlenmiştir. Gerek TTK'nun 1435. maddesi ve gerekse Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre; sigorta şirketinin sorusu üzerine veya herhangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki beyan yükümlülüğüne uymamanın sonuçları ise, aynı kanunun 1439/2. maddesinde, "rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder" şeklinde düzenlenmiştir.
TTK'nun 1439/2. maddesindeki açık ifadelerle, sigortalının ihmali ile beyan yükümlülüğüne aykırı davranılması halinin tazminattan indirim sebebi olduğu; ayrıca, beyan yükümlülüğüne kasten uyulmaması halinde, gizlenen (beyan edilmeyen) husus ile gerçekleşen riziko arasında illiyet bağının bulunmadığı durumda da ödenen prim ile ödenmesi gereken prim arasındaki orana göre sigortacının tazminatı ödeyeceği kabul edilmiştir.
Dava dışı ... ile ... ve Emeklilik A.Ş arasında 16/04/2019 başlangıç tarihli kredi kullanımı esnasında dava konusu kredili hayat sigortasının akdedildiği, poliçe düzenlenmesinden sonra ...'nın 22/05/2019 tarihinde vefat ettiği, söz konusu sözleşmede dava dışı ... tarafından sağlık durumuna ilişkin hastalık bildiriminde bulunulmamış olmakla birlikte, ölüm belgesi incelendiğinde sözleşme öncesine dair ...'nın vefat etmeden 5 yıl önce siroz hastalığı, 4 yıl önce de karaciğer kanserine yakalandığı; ölüm sebebinin de söz konusu hastalıklarına bağlı iç kanama olduğu, dolayısıyla yukarıda yazılı olan hüküm uyarınca somut olayda sigorta ettirenin kusurunun kast derecesinde olduğu ve beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı olduğu açık olduğundan davalı sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcunun ortadan kalktığı kanaatine varılarak aşağıdaki şeklide hüküm kurmak gerekmiştir.
Davanın REDDİNE,
492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibarıyla alınması gereken 269,85-TL karar ve ilam harcından, davanın açılışı sırasında peşin olarak alınan 1.402,21-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 1.132,36-TL harcın talep halinde davacı tarafa iadesine, Davalı kendisini vekille temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca hesap ve takdir olunan 17.900-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun'un 23/14. maddesi gereğince ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00-TL zorunlu arabuluculuk yargılama giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, Yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
Dair, davacı yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde, mahkememize veya bulunduğu yerde varsa Asliye Ticaret Mahkemesi'ne, yoksa Asliye Hukuk Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde, istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.12/10/2023 Katip... E-imza Hakim... e-imza