Aramaya Dön

7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2022/931
Karar No
K. 2023/874
Karar Tarihi
Hukuk Alanı
İcra İflas Hukuku

T.C.

İZMİR

7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2022/931
KARAR NO: 2023/874
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 28/11/2022
KARAR TARİHİ: 16/11/2023

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı, müvekkili olduğu kurumun ... konut dışı atıksu abone olduğunu söz konusu abonelik “...zemin Güzelbahçe/İZMİR” adresi için tesis edildiğini, borçlu aboneye ilişkin, İdareleri kayıtlarında yapılan incelemede; Şirket yetkilisi.../' ın başvurusu neticesinde 12.03.2014 tarihinde taşıma aboneliği (aylık 90m3) tesis edildiği tespit edildiğini, davalının Merkezi Takip Sistemi ... Esas Sayılı icra takip dosyasındaki İtirazının İptali İle Takibin Devamına ve 9020 İcra İnkâr Tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Müvekkili ile davacı kurum arasında... nolu abonelik ile ilgili olarak atık su aboneliğine ilişkin sözleşme imzalandığını, davacı kurumun bugüne kadar hiçbir faturayı tebliğ etmemiş yıllar sonra borç listesi adı altında liste göndermiş ve gecikme faiz ile birlikte talep ettiğini, müvekkiline faturalar tebliğ edilmediği gibi faturalarda gösterilen miktarda bir kullanımı olmadığını, davacı faturaları tebliğ etmediğini, açıklanan nedenlerle, itirazın iptali davasının reddi ile karşı tarafın % 20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.

Dilekçelerin teatisi aşaması tamamlanmakla taraf teşkili sağlanmış ve tahkikat aşamasına geçilmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların iddia ve savunmaları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;

Taraflar arası uyuşmazlığın; davacı şirket konut dışı atık su abonesi olan davalının bulunduğu taşınmazda abonelikten ilişik kesme işlemi yapmadığı, aboneliği sonlandırmadığı ve sözleşmeyi feshetmeden taşınmazı terk ettiği ve dolayısıyla tahakkuk ettirilmeye devam ettirilen borçlardan sorumlu olduğu iddiasıyla ödenmeyen su bedellerinin tahsili için davacı tarafından davalı şirket açılan Merkezi Takip Sistemi'nin ...Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibine ilişkin itiraz ve icra inkar tazminatı kapsamında talepler olduğu tespit edilmiştir. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.

Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İcra ve İflas Kanunu'nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku, 2006, s. 219, 223).

İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.

Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.

Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır.

Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun kararlılık kazanmış uygulamasına göre; itirazın iptali davalarında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz.

Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2020 tarihli ve 2017/3-957 E., 2020/99 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır.

Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacı şirket konut dışı atık su abonesi olan davalının bulunduğu taşınmazda abonelikten ilişik kesme işlemi yapmadığı, aboneliği sonlandırmadığı ve sözleşmeyi feshetmeden taşınmazı terk ettiği ve dolayısıyla tahakkuk ettirilmeye devam ettirilen borçlardan sorumlu olduğu iddiasıyla ödenmeyen su bedellerinin tahsili için davacı tarafından davalı şirket açılan Merkezi Takip Sistemi'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibine ilişkin itiraz hususu nedeni ile itirazın haklılık teşkil edip etmediğine ilişkin yapılan yargılama neticesinde davalı yan tarafından Merkezi Takip dosyasına yapılan itirazdan vazgeçildiği, borcun yapılandırmaya girdiği anlaşılmakla açılan davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmekle birlikte gelinen aşama itibariyle davalı yanca itirazdan vazgeçilerek borç yapılandırıldığı beyan edilmekle dava tarihi itibariyle haklılığın davacı yanda olduğu ve bu nedenle yargılama giderlerinin davalı üzerinde kalması gerekmekte ise de davalı borcunun 7440 sayılı yasa kapsamında yapıldığı anlaşılmakla davacı yanca yatırılan harçlar ve gider avansından kullanılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı yararına vekalet ücreti ve icra inkar tazminatı hükmedilmesine gerek olmadığına yönelik değerlendirme yapılmakla birlikte arabuluculuk ücretinin ise iş bu yasa kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı dolayısı ile ödenen tutarın davalı üzerinde bırakılması gerektiği yönündeki kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Açılan davanın konusuz kalması sebebiyle KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

- Davacı lehine icra inkar tazminatı verilmesine YER OLMADIĞINA,

2.Karar tarihi itibariyle alınması gereken 269,85 TL karar ve ilam harcının evvelce alınan 298,42 TL peşin harçtan mahsubu ile hazine irat kaydına, fazla alınan 28,57 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde DAVACIYA İADESİNE,

3.Davacı tarafından yatırılan harçlar ile gider avansından kullanılan kısmın DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA, - Arta kalan tutarın 6100 sayılı HMK'nın gider avans tarifesinin 5. maddesi gereği DAVACIYA İADESİNE,

4.Davacı yan her ne kadar kendisini vekil ile temsil ettirmiş ise de 7440 sayılı yasanın 9. 13/d bendi gereği davacı lehine vekalet ücreti tekdirine YER OLMADIĞINA,

5.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A (14) maddesi uyarınca arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, bu hususta tahsil harç müzekkeresi yazılmasına,

6.Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2. maddesi gereğince kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 16/11/2023 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.