7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dilekçesinde özetle; icra müdürlüğü tarafından yanlış hesaplama yapılarak 82.000,00-TL fazladan faiz talep edildiğini, alacaklı talebinin üzerine çıkılarak icra müdürlüğü tarafından yapılan hesapta asıl alacağa yıllık %17,75 üzerinden hesaplama yapılması nedeniyle icra müdürlüğüne 24/08/2022 tarihinde alacaklının talebinin de dikkate alınarak değişen oranlarda avans faizi cinsinden hesaplama yapılması talep edildiğini, 24/08/2022 tarihli kararı ile dosya hesabı takip talebine uygun olarak hesaplandığı gerekçesi ile reddedildiğini, müdürlük işlemini şikayet için dava açıldığını, müvekkile ait gemiye haciz uygulandığını ve seferden men edildiğini belirterek, Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında talep edilen 82.000,00-TL yönünden borçlu olmadıklarının tespitini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle, davanın konusunun süresiz şikayet olduğunu, eldeki davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davanın usule ve yasaya aykırı olduğunu, söz konusu alacağın davacının balıkçı teknesine almış olduğu akaryakıtın satış bedeline ilişkin olduğunu, bu borcun 2011 yılından beri ödenmediğini, akaryakıt fiyatlarının artması ve yaşanan yüksek enflasyon nedeniyle zararlarının milyonlarca lirayı bulduğunu, davanın kötü niyetle açıldığını ve haksız olduğunu belirterek, davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’nda ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatını haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2018/2531 K. 2018/11280 T. 19.06.2018)
Somut olayda, Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen yazı cevabında, davacının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı, Vergi Dairesinden gelen yazı cevabında, davacının zirai balıkçılık faaliyetlerinden dolayı, zirai işletme defterinin bulunduğu bildirilmiş olup eldeki davanın, takibin ilamsız takip olduğu da göz önüne alınarak mutlak ticari dava olmadığı ve yine davalının tacir olmaması ile nispi ticari dava olarak da nitelendirilemeyeceği sonuç ve kanaati ile mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
1.Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2.Görevli Mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi OLDUĞUNA,
3.HMK 20. Maddesi gereğince süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde iki hafta içinde mahkememize müracaat ile dosyanın görevli mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına,
4.Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5.Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstinaf Dairesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 07/11/2023 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)