Esas No
E. 2023/2137
Karar No
K. 2024/556
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2023/2137
KARAR NO: 2024/556

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 26/05/2021

NUMARASI: 2017/1160 E - 2021/346 K

DAVA: İtirazın İptali

Birleşen Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/659 Esas sayılı dosyası;

DAVA: İstirdat

Birleşen Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/692 Esas sayılı dosyası;

KARAR TARİHİ: 20/02/2024

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

ASIL DAVADA: Davacı ... dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan 29.12.2015 ve 03.06.2016 tarihli ek protokol ile "Kocaeli ili, Başiskele ilçesi, ... mevkiinde ... parselde tapuda kayıtlı taşınmaz üzerinde villa inşaatı yapmak" üzere anlaştıklarını, projeye bizzat davalının öncülük ettiğini, Arap müşterilere satılmasını öngörerek kendi fikirleri doğrultusunda mimarı çizimlerini yaptığını ve imalatlara başlandığını, bu kapsamda davalı tarafın müvekkiline imalatlar yaptırdığını ancak üzerine düşen ödemeleri yapmadığından müvekkilinin iflasın eşiğine geldiğini, en sonunda bunalan müvekkilinin hisselerini davalıya satarak ortaklıktan ayrılmak zorunda kaldığını, Müvekkili ile davalı arasında imzalanan ortaklığın tasfiyesine ilişkin 31.03.2017 tarihli anlaşma gereğince, müvekkilinin taşınmazdaki hissesini davalıya sattığını, (sözleşmenin imzalandığı sırada dava konusu taşınmazın yarı hissesinin de davalı üzerinde kayıtlı olduğunu) Söz konusu 31.03.2017 tarihli sözleşmenin 2. maddesinde tarafların sorumluluklarının, 5.maddesinde ise "ödeme şekli"nin düzenlendiğini, protokolün 5.maddesine göre davalının 15.08.2017 tarihinde 300.000,00 USD ödemesi gerektiğini, her taksitte paranın Türkiye'ye transferi için geçen zaman gözetilerek en fazla 15 günlük gecikme hakkının bulunduğunu, buna göre dava konusu edilen 15.08.2017 tarihli taksitin de en geç 30.08.2017 tarihine kadar ödenmesi gerekirken davalının söz konusu ödemeden keyfi olarak kaçındığını, ödeme talebine içerir ihtarname de sonuçsuz kaldığından davalı aleyhine Kocaeli ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibine girişildiğini, davalının sözleşmenin 2. Maddesine dayanarak takibe itirazda bulunduğunu, sözleşmenin 2. Maddesinde "Alıcı inşaatın tadilat ruhsatını belediyeye sunduktan sonra satıcıya yazılı olarak bildireceği, satıcı da yazılı bildirimden sonra en fazla 1 ay içerisinde ruhsatı alacaktır" şeklinde düzenleme yapıldığını, oysa davalının dava konusu taşınmazdaki tadilat ruhsatı ile ilgili olarak Başiskele Belediyesi'ne herhangi bir başvurusunun bulunmadığını, üstüne düşen edimini yerine getirmeyen davalının müvekkilinden ediminin ifasını isteyemeyeceğini beyanla; borçlunun icra takibine yaptığı itirazının iptali ile takibin devamına, ayrıca % 20 oranından az olmamak üzere icra inkar tazminatı ile mahku- miyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; tapu dairesinde yapılan 31.03.2017 tarihli resmi senet ile Kocaeli Başiskele ilçesi ... Mah. ... ada da bulunan 21.132,41 m2 taşınmazın satış ve ipotek işlemi gerçekleştirilmiş olup alacak ve borçların tamamının bundan kaynaklandığını, dava konusu yapılan 15.08.2017 tarihli borcun davacının son taksiti olduğunu, taksitin davacıya yaklaşık 4 ay önce ödendiğini, davacının da ödeme nedeni ile ipoteğini kaldırdığını, talep edilebilecek başkaca alacağının kalmadığını, davacının alacağını tahsil ettiğini ve müvekkili şirkete sattığı inşaatın yıkıldığını bile bile ödeme talep etmesinin kötü niyetli olduğunu beyanla davanın reddini, cari ilişkiye dayanılması halinde şirketin zararının karşılanıp inşaata ruhsat aldıktan sonra alacak ve borçların takas edilerek neticeye göre karar verilmesini, davacının % 40 icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesini istemiştir.Karşı davasında; ... Gıda San ve Tic AŞ finans sıkıntısı çektiği için, müvekkili ... ile ortaklık ve proje kurulduğunu, ancak karşı tarafın piyasa borcu ve inşaat yapımında yaşadığı zorluklar nedeni ile anlaş- mazlık doğduğunu, bu nedenle müvekkilinin projenin tamamını üstlenmek zorunda kaldığını, davalı banka ve belediye ile yapılan görüşmeler sonucu, karşı davalıya güvenebileceğine dair garanti verdik- lerini, karşı tarafın ruhsat sorunundan bahsedilmediğini, müvekkili yabancı menşeli olduğundan bankanın doğrudan kredi vermediğini, bankanın önerisi üzerine karşı davalının kullanacağı krediye kar- şılık taşınmazda ipotek tesisine izin verdiğini, ipotek tesisi esnasında, karşı tarafın bankaya 544.720 TL borcu olduğunu, diğer kısmının muvazaalı ve bedelsiz olduğunu, karşı davalının kendi taşınmazlarında banka borcu için başka ipoteği olduğunu, müvekkilinin tadilat ruhsatı için belediyeye başvurduğunu, davalı banka yetkililerinin muvazaalı işlemle zarar verdiğini, karşı davalının tadilat ruhsatı olmayan bağımsız bölümleri kendisine sattığını, zararı olduğunu beyanla, muvazaalı ipoteğin fekkini , ayrıca ihtardan sonra kullandırılan kredi borcundan sorumlu olmadığının tespitini, taksitin durdurul- masını, doğan zararın tazmini, bu şekilde tazminat alacağının, karşı davalı nezdinde bulunan borçtan takas edilmesi talep ve dava edilmiştir.

BİRL. KOCAELİ 1. ASLİYE TİC. MAHK.'NİN 2018/659 E. SAYILI DOSYASI: Davacı ... Dış Ticaret Ltd Şirketi vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin davalı ... şirketinden Kocaeli İli, Başiskele İlçesi, ... Mah. ... nolu parseldeki taşınmazı üzerindeki inşaat ile birlikte 27.03.2017 tarihinde aldığını, davalı ... şirketinin müvekkili şirkete keseceği faturalardan doğacak KDV'lerle alakalı olarak 300.000,00 USD' nin ... şirketine ödenmesinin kararlaştırıldığını, bu konuda 30.06.2018 vade tarihli bono tanzim edilerek, davalı ... şirketine verildiğini, sözleşmede bononun 3. kişilere devredilemeyeceğinin kararlaştırıldığını, müvekkili şirkete yapılan inşaat mevzuata aykırı olduğundan belediye tarafından mühürlenerek yıkıldığını, yıkım üzerine müvekkili şirket tarafından ödemelerin durdurulduğunu, ta- mamı ayıplı olan inşaata ruhsat alınamadığından ayıplı ürünün müvekkili tarafından kabul edilme- diğini, taşınmazın davalı ... şirketinin kullandığı kredi nedeni ile ...'ne ipotekli olduğunu, müvekkilinin ipoteğin fekki için Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/355 esas sayılı dosyası ile dava açtığını, davalı şirketin yapmış olduğu tüm projelerin sonunda iş yaptığı kişilerle mahkemelik olduğunu, ekonomik kriz içerisinde olduğunu, duyumlarına göre şirketin şirketin iflasa gittiğini, müvekkilinin ticari defter ve belgelerinin incelenmesinde davalı şirketten alacaklı olduğunun görüleceğini, müvekkili borcu olmayan, yüksek meblağı icra tehdidi altında ödemiş olduğunu, müvekkilinin yabancı olması nedeniyle kandırılmış olduğunu, davalı şirketin sözleşmedeki yükümlü- lüklerini yerine getirmediğini, diğer davalı ...'in başka şehirde olduğunu, hiçbir tacirin protesto çekilmiş bonoyu temlik alamayacağını beyan ederek, 350.000,00 USD alacağın icra tehdidi nedeni ile ödendiği 02/10/2018 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı yasanın 4/A maddesi gereği devlet bankalarının 1 yıl vadeli mevduat hesabına uyguladığı en yüksek faiz oranı ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalıların % 40 icra inkar tazminatına mahkum edil- mesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Kocaeli ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden yapmış oldukları icra takibine, davacı tarafça Kocaeli 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/575 Esas sayılı dosyası üzerinden itiraz ettiğini; daha sonra iş bu davadan feragat ettiğini, davacının iddialarının hemen hemen hepsi diğer davalı ile aralarındaki sözleşmeye dayandığından davalı ...'in bilmesinin mümkün olmadığını, davalı ...'in ticari ilişkileri doğrultusunda diğer davalıdan bonoyu ciro yoluyla devraldığını; dava konusu senedin söz- leşmede geçen senet olduğunu bilemeyeceğini beyanla davanın reddini savunmuştur.

Davalı ... Gıd. San. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; kıymetli evraklarda mücerretlik ilkesinin uygulandığını; iş bu evrakların doğumuna sebep olan ilişkilerden bağımsız ve soyut olduklarını, bir senedin geçerliliğinin herhangi bir sözleşmeye veya hukuki bir ilişkiye bağlanamadığını, bu nedenle davacı şirketin taraflar arasındaki bir sözleşmeden bahisle ileri sürdüğü bedelsizlik iddiasının hukuki dayanağının bulunmadığını, senet üze- rinde devir yasağı anlamı taşıyan herhangi bir şerh de bulunmadığını, davacının söz konusu borcu ödememek için her türlü asılsız iddiaları ileri sürdüğünü ve art niyetli yollara tevessül ettiğini, dava- cının ' kur farkından dolayı senedin bedelsiz kaldığı, davalı şirketin davacıya ürün teslimi yapmadığı ve bu nedenle davalı şirketin kendilerine borçlu olduğu' yönündeki iddialarının cevap verilmeyecek kadar gayri ciddi olduğunu; davacının 300.000,00 USD alacağının dayanağının bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.

BİRL. KOCAELİ 1. ASLİYE TİC. MAHK.'NİN 2018/692 E. SAYILI DOSYASI; Davacı ... Gıda Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi vekili dava dilekçesinde; asıl davadaki iddialarını tekrar ederek taraflar arasında imzalanan 31.03.2017 tarihli protokol gereğince müvekkilinin projedeki hissesinin 4.000.000 USD bedelle davalıya satışının kararlaştırıldığını, satış bedelinin 1.200.000 USD'lik kısmının satış esnasında peşin olarak ödendiğini, geriye kalan 2.800.000 USD'lik bedelin 15.04.2017 tarihinden 15.12.2017 tarihine kadar taksitler halinde ödenmesinin kararlaştırıldığını, davalının in son 15.07.2017 tarihinde ödeme yaptığını, sonraki taksitlerin ödenmediğini, 15.08.2017 tarihli (ödenmeyen) taksitin tahsili için Kocaeli ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası üzerinden davalı şirket aleyhine takibe girişildiğini, davalının itirazı nedeniyle takip durduğundan Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1160 esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını ve bu davanın halen derdest olduğunu beyanla, iş bu davada bu kez 15/09/2017-15/12/2017 tarihlerini kapsayan taksitlere ilişkin 1.200.000,00 USD'nin ödeme tarihlerinden itibaren 3095 sayılı yasa gereğince devlet bankalarının dolar ile açılmış 1 yıl vade mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanarak yabancı para cinsinden faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirketin müvekkiline satmış olduğu inşaatı sağlam olarak teslim edemediğini, kaçak olduğu için faturalandıramadığını, delil olarak dayandıkları sözleşmenin 15. ve 16. maddesinde yazdığı üzere; “davacı şirketin müvekkiline ürünü sağlam olarak teslim etmesi, ruhsatını alması ve taşınmaz üzerindeki davacının borçlarından dolayı konulan banka ipoteklerini kal- dırması” gerektiğini, müvekkilinin kredi almak için bankaya yaptığı başvurudaki ekspertiz raporunu banka yetkilileri ile birlikte müvekkilinden gizlediklerini, müvekkilini kandırarak yüksek bedelli sözleşmeyi imzalattığını, sahte yazı yazarak ipotek koydurduklarını, davacının alacağı talep edebilmesi için yıkılmayan bir inşaat yapıp, Belediye'den ruhsatını alması ve taşınmaz üzerindeki ipotekleri kaldırması, faturalandırması, müelliflerden ibraname alarak müvekkili şirkete vermesinin gerektiğini, davacı tarafın bu edimleri yerine getirmediğinden satış bedeline ilişkin taksit talep edemeyeceğini beyanla davanın reddini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesi'nce: "1-a.)ASIL DAVANIN KISMEN KABULÜ ile; davalının Kocaeli ...İcra Dairesi'nin ... E sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 1.060.140,00-TL alacaktan davalının takas def'ine konu 729.369,00 TL'nin mahsubu sonucu bulunan 330.771‬,00 TL üzerinden devamına Hüküm altına alınan 330.771‬,00 TL üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, b.)KARŞI DAVANIN REDDİNE, 2-Birleşen Kocaeli 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/692 Esas sayılı davanın KABULÜ ile 1.200.000,00 USD nin 300.000,00 USD‘sine 16.09.2017, 300.000,00 USD ‘sine 16.10. 2017 , 300.000,00 USD ‘sine 16.11.2017, 300.000,00 USD ‘sine 16.12.2017 tarihinden itibaren 3095 Sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince devlet bankalarınca USD cinsi 1 yıl vadeli mevduata uygulanan en yüksek faizi ile davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 3-Birleşen Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/659 E sayılı davanın reddine" karar verilmiştir. İstinaf Başvurusu: Hüküm ... vekilince istinaf edilmiştir.

I. ASIL DAVA VE KARŞI DAVA YÖNÜNDEN;

Müvekkili şirketin ilgili projede % 50 ortak olduğunu, bilahare projenin kalan %50'lik kısmını da satın aldığını, bu zamana kadar yapılan bütün harcamaların yarısının müvekkili tarafından sarf olunduğunun kabulü gerekirken bilirkişi raporunda masrafların tamamının yalnızca karşı tarafça yapıldığı kabul edilerek rapor düzenlendiğini, Ayrıca bilirkişi raporunda tıraş edilen terasların değeri, taşınmazların tüm ölçümü yapılıp, terasın eve oranı belirlenmek suretiyle hesaplama yapıldığını, denize bakan bu teraslar projede en değerli yerler olmasına rağmen ev içindeki tuvaletin değeriyle bir tutulduğunu, tespit edilen değer kaybının gerçeği yansıtmadığını, Değer kaybının belirlenmesi, takas definin uygulanması gibi yargılamayı gerektirir hallerin varlığına rağmen yerel mahkeme ayrıca icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Devamla gerekçeli kararda "karşı dava yönünden davalı-karşı davacının yapılan yıkım sonucu inşaatın imara uygun hale gelip, tadilat projesinin hazırlanarak tadilat ruhsatının alınabilmesine rağmen belediyeye ruhsat alınması için eksikleri tamamlayarak başvuru yapılmadığından inşaatın tamamlanmamasına sebebiyet verdiği, aynı zamanda da haksız ihtiyati hacizden dolayı da tazminat talep etmiş ise de haksız ihtiyati hacizden zarar gördüğünü ispatlayamadığından karşı davanın reddine" karar verildiğini, sözleşme gereğince ruhsatın alınması sorumluluğu apaçık karşı yan ... firmasında olmasına rağmen müvekkilinin kusuruymuş gibi değerlendirme yapılmasının abesle iştigal olduğunu, 4 yıla yakın yargılaması olan bir dosyada hiçbir suretle zararlarına yönelik bir bilirkişi raporu alınmadığını ve mahkemece değerlendirilmediğini,

II. BİRLEŞEN KOCAELİ 1

. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2018/692E. SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN; Yerel mahkemece birleşen dosya yönünden imar mevzuatına aykırılıktan oluşan değer kaybının ek bilirkişi raporunda 989.068,00 TL olarak tespit edildiğini, asıl davada takas def'inde 729.369,00 TL'lik değerlendirmeyi hükme esas aldığını, halbuki asıl dava ve birleşen davanın konu aynı sözleşmeden doğduğunu ve değer kaybının her iki dosyayı ilgilendirdiğini, takas definin bir kez kullanılacağına dair gerekçe yerinde olmadığı gibi yerel mahkemenin tercihen(!) düşük miktarlı değer kaybı zararını mahsup etmesinin de anlaşılır hiçbir yanının bulunmadığını, Ayrıca sözleşmede açıkça karşı tarafın inşaatta yıkım gerekmeksizin ruhsat alınacağını garanti ettiğini ve ruhsat başvurusunun da karşı tarafça yapılacağının kararlaştırıldığını, yıkılan kısım göz önüne alındığında inşaatın imara uygun hale gelmesine rağmen müvekkilin ruhsat başvurusu yapmamasından dolayı davacının sözleşme gereği ödenmeyen taksitleri talep edebileceğinin kabulünün hatalı olduğunu,

III. BİRLEŞEN KOCAELİ 1

. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2018/659E. SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN; Söz konusu senedin 31.03.2017 tarihli satış sözleşmesinde, "alıcı KDV ve vergilerden dolayı satıcıya 30.06.2018 tarihinde ya da daha önce 10 villa satarsa 10. Villayı sattığı tarihte 300.000,00 USD satıcıya ödeyecektir.Bundan dolayı alıcı satıcıya bono tanzim ederek verecek, bono 3. Kişilere devredilmeyecektir." ibarelerinin açıkça yer aldığını, davaya konu bononun 300.000,00 USD değerinde, 30.06. 2018 vade tarihli ve sözleşmenin imza altına alındığı tarih olan 31.03.2017 tanzim tarihli olduğunun görüleceğini, söz konusu bononun 30.06.2017 tarihli sözleşmenin 6. Md gereğince teminat bonosu olarak verildiğinin açıkça belli iken mahkemece salt bononun üzerinde teminata ilişkin ibare olma- dığından teminat senedi olarak kabulünün mümkün olmayacağı sonucuna varmasının hatalı olduğunu, Diğer yandan ... firmasının ödememe protestosundan sonra kaşeyi basmak suretiyle ciro silsilesinde bozukluğa neden olduğunu, Türk Ticaret Kanunu'nun 690'a göre ödememe protestosu çekildikten sonra bononun ciro edilemeyeceğini ve protestodan sonraki cironun alacağın temliki hükümlerine tabi olacağını, dolayısıyla ... A.Ş'ye karşı ileri sürülecek tüm itirazların son ciranta durumundaki ...'e karşı da ileri sürülebileceğini beyanla kararın kaldırılmasını istemiştir. 6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; 1- ... San. ve Tic. A.Ş , ... Tic. Ltd. Şti ile dava dışı ... arasında 29/12/2015 tarihinde " Kocaeli ili, Başiskele ilçesi, ... Mah. ... ve ... parselde kayıtlı taşınmazda üzerinde yapılacak inşaat için sermaye tedariki, inşaat yapımı (yapılacak olan inşaatların 1. Sınıf süper lüks kalitede yapılması) inşaatın aşamaları"na ilişkin bir protokol imzalandığı, sözleşmenin 3. maddesine göre ... Gıda. San. ve Tic. A.Ş'nin Başiskele ilçesi, ... Mah. ... ve ... parselde kayıtlı taşınmazları, ... Dış Tic. Ltd. Şti'nin 4.000.000,00 USD parayı sermaye olarak koyacağı, ... Tic. Ltd. Şti tarafından konulacak 4.000.000,00 USD gider karşılığı inşaatın tamamla- namaması halinde yapılacak kalan imalatlar için her iki tarafça 1/2şer oranda ödeme yapılacağı, ... İnş. firmasının ... firmasının hesabına; sözleşmenin imzalanması ile eş zamanlı olarak 1.000.000,00 USD, 01.03.2016 tarihinde 1.000.000,00 USD, 01.07.2016 tarihinde 1.000.000,00 USD ve 31.12.2016 tarihinde 1.000.000,00 USD'yi aktaracağı, bağımsız bölümlerden yapılacak satışlardan elde edilecek toplam kardan ... firmasına % 50, ... İnşaat'a % 40 ve ...'e % 10 olarak paylaşılacağı, protokolün 7.maddesinde "inşaatın yapımı, her türlü iznin alınması, taşeronlarla sözleşmelerin yapılması ve gerekli iş güvenliği tedbirlerinin alınması"na ilişkin sorumluluk ve yükümlülüğün ... firmasına ait olacağının kararlaştırıldığı anlaşılmıştır.

2.Taraflar arasında imzalanan 03.06.2016 tarihli Ek protokolde; taraflar arasında imza- lanan 29.12.2015 tarihli protokol şartlarının aynen devam ettiği, ilk protokolde inşaat yapım maliyeti olarak belirlenen 7.500.000,00 USD' nin 3.000.000,00 USD daha arttırılarak 10.500.000,00 USD' ye çıkarıldığı, arttırılan kısımdan tarafların yarı yarıya sorumlu olduğu, (... Blokların tamamı 11 adet, ... Bloktan 4 adet, ... Bloklardan 5 adet olmak üzere) toplam 20 bağımsız bölümün inşaatın betonarme kabalarının 25.07.2016 tarihinde tamamlanacağı, bütün proje için olan kabaların tamamı takvimdeki tarihi geçmemek üzere bu sözleşmenin imza tarihinden itibaren 6 ay (15.11.2016) içerisinde tamamlanacağı, inşaatın diğer kısımlarının ekli takvime göre devam edeceği, inşaatın tamamının anahtar teslimi olarak 30 Haziran 2017 tarihinde tamamlanacağı, ... İnşaat firması gerekli ödemeleri aldığı halde 30 Haziran 2017 tarihinde satılan bağımsız bölümü anahtar teslimi hale getirmez ise geci- ken bağımsız bölümün her ay için eksik 1 m2 ye 3 USD aylık kira bedelini ... İnşaat firmasına ödeyeceği, satılmayan bağımsız bölüm için 5 USD ödeyeceği belirtilmiştir.

3.Taraflar arasında imzalanan 31.03.2017 tarihli “Satış Sözleşmesi” ile tarafların 29.12. 2015 tarihli protokol ve 03.06.2016 tarihli ek protokol maddelerindeki inşaatın durumu ile ilgili anlaşmazlığından dolayı ve görülen lüzum üzerine bu protokollerin karşılıklı olarak feshedildikleri, Sözleşmenin "iptal ve ibra " başlıklı 4. Maddesinde; (1) ... Kocaeli, Başiskele, ... Mah., ... parselde kayıtlı taşınmazın ... üzerine olmayan kısmının tamamının mülkiyetini alıcı şirket ...'a devredeceği, tevhit ile 3245 parsel olan, inşaatı devam eden projenin tümünü ve tamamlanan ofis binası ve eksik kaba inşaatlar dahil satıcı ... 4.000.000,00 USD karşılığı devrini sağlayacağı, (2) ... tarafından satın alınan arsalar ve projeler karşılığında ... daha önce ortaklık süresince ödenen hariç bu sözleşme ile ayrıca ... A.Ş.'ye 4.000.000,00 USD öde- yeceği, tapu satış bedellerinin taraflarca yarı yarıya ödeneceği, ... Turizm firmasının gerekli faturaları keserek ... şirketine vereceği, bu miktarın faturalandırılarak 5. Md de belirtilen şekilde ödeneceği, "Ödeme koşulları"na ilişkin 5.maddede; Bu satış sözleşmesinin imzalandığı gün ve tapu satıldığı gün arsanın satış bedeli olan 4.000.000,00 USD'nin 1.200.000,00 USD tapular verilirken peşin olarak ödeneceği, geri kalan 2.800.000,00 USD ise 15.04.2017 tarihinde 300.000,00 USD, 15.05.2017 tarihinde 300.000,00 USD, 15.06.2017 tarihinde 400.000,00 USD, 15.07.2017 tarihinde 300.000,00 USD, 15.08.2017 tarihinde 300.000,00 USD, 15.09.2017 tarihinde 300.000,00 USD, 15.10.2017 tarihinde 300.000,00 USD, 15.11.2017 tarihinde 300.000,00 USD, 15.12.2017 tarihinde 300.000,00 USD olmak üzere 8 taksit halinde ödeneceği, bağımsız bölümler üzerindeki fek kaldırılıncaya kadar taksitlerin ödenmeden bankada bloke edileceği, fek kalktığında ödemenin serbest bırakılacağı, "Tarafların sorumlulukları"nı düzenleyen 8. maddesinde "Satıcı hazırlanacak tadilat ruhsatını alacağı, mevcut arsa üzerindeki inşaatta yıkım gerekmeksizin ruhsat alınacağını garanti ettiği, satıcı 1 ay içinde tadilat ruhsatının tüm masrafları alıcıya ait olmak üzere mevcut inşaata uygun (tapuda satış yapıldığı tarihte fiilen zeminde bulunan kaba inşaatların ruhsat almaya uygun olduğunu ve nedenle bir zarar doğması halinde sorumluluğun satıcıya ait olacağı" belirtilmiştir. ... firması asıl davada ... firmasının satış protokolü gereğine 15/08/2017 tarihinde ödenmesi gereken 300.000,00 USD tutarındaki taksidi ödemediğinden bahisle takip başlat- mış,itiraz üzerine takip durduğundan itirazın iptalini birleşen Kocaeli 1.ATM'nin 2018/692 Esas sayılı dosyasında 15.09.2017, 15.10.2017, 15.11.2017 ve 15.12.2017 tarihli taksitlerin ödenmediğinden bahisle alacak talep etmektedir. ... firması ise, asıl davada (karşı dava olarak) sözleşmeden kaynaklanan zararını, birleşen Kocaeli 1. ATM'nin 2018/659 E. sayılı dosyasında, ... tarafından takibe konulan sözleşmenin davacı ve davalı şirketler arasındaki satış sözleşmesi kapsamında düzenlenmiş bir teminat senedi olduğunu, ciro yoluyla takibe konu edilemeyeceğini, kaldı ki protestodan sonra yapılan cironun alacağın temliki hükmünde olduğunu, senedin lehdarı olan şirket sözleşmeden kaynaklana edimlerini yerine getirmediğinden bononun bedelsiz olduğunu, cebri icra tahdidi altında ödeme yaptığını beyanla menfi tespit ve istirdat talep etmektedir. Mahkemece yapılan keşif sonucu hazırlanan 27.05.2017 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu yapılan ait mimari projelerin başlangıçta taraflarca imzalanarak kabul edildiği, daha sonra imar planında yapılan değişiklik nedeniyle tadilat projesinin yapılması ve 8 adet A bloklarda çekme mesafesini sağlamayan ve fazla yapılan çıkmanın kesilmesinin gerektiği, imara aykırılık nedeniyle tahakkuk olunan idari para cezasının ... firması tarafından ödendiği, Başiskele Belediyesi'nce gönderilen yazıda "imara aykırılığın giderildiği, tadilat projesi hazırlanarak tadilat ruhsatının alınabileceği, şu an itibariyle imara aykırı her hangi bir imalatın bulunmadığı"nın bildirildiği, başlangıçta büyük yapılan ve buna göre alım işlemi yapılan 8 adet villada belediye tarafından kesim yapılması nedeniyle 8x17,71 m2 = toplam 141,68 m2 alanın azaldığı ve başlangıca göre villaların değerinde bir miktar azalma olduğu, bu değer kaybının 729.369,00 TL olduğu, Kocaeli 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/692 E sayılı davasının iş bu dava ile birleştirilmesi üzerine bilirkişi heyetine mali müşavir eklenmek suretiyle alınan 26.06.2016 tarihli ek raporda ise; imar mevzuatına aykırılıktan oluşan değer kaybının 989.068,00TL olduğu belirtilmiştir. 31.03.2017 tarihli sözleşmenin 8. Maddesi gereğince; satıcı ... A.Ş nin mevcut arsa üzerindeki inşaatta yıkım gerekmeksizin ruhsat alınacağını garanti ettiği, ancak yapılan inşaatta ilgili belediye tarafından inşaatta ön cephedeki birinci sırada toplam 8 adet villanın bodrum katla- rındaki döşeme çıkmasının 1,20 m lik kısmının çekme mesafesinin sağlanması için kesildiği, sonuçta imar mevzuatına aykırılığın giderildiği, ancak ... firmasının tadilat ruhsatı için belediyeye baş vurmadığı tahakkuk olunan idari para cezasının ... tarafından ödendiği, sözleşme gereğince taşınmazların davalıya devredildiği, inşa olunan yapı ve yıkılan kısım gözetildiğinde satış bedeline ilişkin olup ödenmeyen taksitlere ilişkin alacaklarını talep edebileceği sonucuna varılmıştır. ... firması yapılan yıkım sonucu villalarda meydana gelen değer kaybı zararını ham asıl davada hem de birleşen Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/692 E sayılı dava dosya- sında takas def'i olarak ileri sürmüştür. Takas def'i bozucu yenilik doğuran hak olup bir kez kullanıl- makla sona ereceğinden asıl davada alacaktan takas ile yetinilmesi ve Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/692 E sayılı dosyasında ikinci kez takas yoluna gidilmemesinde isabetsizlik görülmemiştir. Asıl davada, takip ve dava konusu edilen alacak tutarı belirlenebilir likit alacak nite- liğinde olup haksız itirazı ile takibin durmasına sebebiyet veren davalı aleyhine icra inkar tazmi- natına hükmedilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

BİRLEŞEN 2018/659E. SAYILI DOSYASINA GELİNCE; Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konu ile ilgili kavramlar ile mevzuatın irde- lenmesinde yarar bulunmaktadır. HGK'nun 2020/11-698 E, 2022/1545 K. Nolu 17.11.2022 tarihli ilamında belirtildiği üzere; 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun (İİK) 170/b maddesinin aynı Kanun’un 72. maddesine yaptığı yollama gereğince kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte de menfi tespit davası açılabileceği açıkça anlaşılmaktadır. İİK’nin 72/1. maddesi, “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir” hükmünü haizdir. Buna göre borçlu, henüz aleyhine başlatılmış bir icra takibi yokken alacaklıya karşı borçlu bulunmadığının tespiti için menfi tespit davası açabileceği gibi aleyhine icra takibine başlanmasından sonra da menfi tespit davası açması mümkündür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) kambiyo senetlerine ilişkin hükümler poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun koyucu, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise, ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (TTK m. 778 ve 818). Kambiyo senetleri mücerret kıymetli evrak niteliğine sahip olduklarından bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak kambiyo taahhüdünde bulunmanın temelinde, şart olmamakla birlikte, genellikle satım, bağışlama, kira, taşıma gibi bir borçlandırıcı işlem vardır. Böyle bir borçlandırıcı işlem yoksa senedin hatır için verildiği varsayılır. Temel borç ilişkisinin taraf- larından birinin bir kambiyo senedi düzenleyip lehtara vermesiyle kambiyo ilişkisi diye adlandırılan ve temel borç ilişkisinden bağımsız olan ikinci bir borç ilişkisi doğar. Zira bir borç ilişkisi için kam- biyo taahhüdünde bulunulması tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 133/2. maddesi gereğince borcun yenilenmesi sonucunu doğurmaz; kambiyo senedinin ifa yerine değil, ifa uğruna verilmiş olduğu kabul edilir. Dolayısıyla bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur. Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü hâlinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Bu sebeple taraflar arasındaki temel borç ilişkisindeki bozukluklar kambiyo ilişkisini etkilemez. Temel borç ilişkisinden doğan def’îler, temel borç ilişkisi ile kambiyo ilişkisinin taraflarının aynı olması ve bile bile borçlu zararına hareket edilmesi hâlleri dışında, kambiyo ilişkisinde ileri sürülemez. Zira temel borç ilişkisi kendi hukukuna, kambiyo ilişkisi de kendi hukukuna tabidir. Borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhü- dünün hükümsüz olduğunu, ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutula- mayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir anlatımla borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir. Bununla birlikte borçlunun takas def’îni kullanması hâlinde ise, ne temel borç ilişkisine, ne de kambiyo senedi borcuna dayanılmakta, borçlu, kambiyo senedinden doğan borcu ile hamildeki alacağını takas etmektedir. Borçlunun, kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ileri sürerek açtığı menfi tespit davası esasında maddi hukuk anlamında bir itiraz sebebine dayanılarak açılmaktadır. Bu kapsamda hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık temel ilişkiden değil, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır. Bu davalarda, kural olarak, davacının iddiası çoğu kez tüm senet ilgilerine karşı öne sürülebilen mutlak def’îlere dayanmaktadır. Örneğin kambiyo senedinin zorunlu şekil şartları içermemesi, kambiyo alacağının zamanaşımına uğraması, vadeyi beklemeden istemde bulunulması, ciro zincirindeki kopukluk, başvuru hakkının yitirilmiş olması, senette yazılı kısmi ödeme açıklaması, sorumsuzluk kayıtları ya da bir kambiyo taahhüdünün senet yapma iradesindeki bozukluk nedeniyle sahibini bağlamayacağı yönündeki iddialar hüküm- süzlük nedenine dayalı menfi tespit talebine konu oluşturur. Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulama- yacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özel- likle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s. 16). Başka bir ifadeyle bir kambiyo taahhüdünün temel ala- cağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedel- siz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır. Bedelsizlik iddiası, TTK’nın 687. maddesi anlamında bir kişisel def’îdir. Bedelsizlik bir kişisel def’î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’îni ileri sürebilir. Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı TBK’nın 77 ve devamındaki maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def’îni dermeyan etme hakkını vermektedir. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) md. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) md. 6). Fakat, alacaklının dayan- dığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372). Eldeki dosyada, birleşen davaya konu bononun keşidecisi ... İnşaat, lehdarı ... Turizm, tanzim tarihi 31.03.2017, ödeme tarihi: 30.06.2018, ödenecek bedel: 300.000,00 USD olup senedin vadesinde ödenmemesi nedeniyle 04.07.2018 tarihinde protesto edildiği, ... tarafından ...'e ciro yoluyla devir edildiği, sonuçta ... tarafından Kocaeli ... İcra Müdürlüğü'nün ...

E. Sayılı dosyası üzerinden takip konusu yapıldığı anlaşılmaktadır.

... şirketi "söz konusu bononun teminat için verildiğini, bedelsiz olduğunu , borçlu olmadığı halde cebri icra tehdidi altında ödeme yapmak zorunda kaldığını" beyanla istirdat talep etmektedir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2023/886 E. 2023/8092 K. nolu ilamında "Bir bononun teminat olarak verildiğinin kabulü için, o bono üzerinde teminat ibaresinin bulunması zorunluluğu yoktur. Kaldı ki, bono üzerindeki teminat ibaresi neyin teminatı olduğunun ayrıca açıklanmadığı sürece bononun başlı başına teminat bonosu olduğunu göstermez. Diğer yandan teminat iddiasının kabulü için bu hususun taraflarca ayrı bir sözleşmede belirtilmesi de zorunlu değildir. "demiştir. Karşı taraf, bu bononun teminat için verildiğine dair iddiayı kabul etmemektedir. - Söz konusu bono üzerinde "teminat için verildiği" ne dair bir ibare yer almamaktadır. -31.03.2017 tarihli satış sözleşmesinde, "alıcı KDV ve vergilerden dolayı satıcıya 30.06. 2018 tarihinde ya da daha önce 10 villa satarsa 10. Villayı sattığı tarihte 300.000,00 USD satıcıya ödeyecektir. Bundan dolayı alıcı satıcıya bono tanzim ederek verecek,bono 3. kişilere devredilmeyecektir." denilmiştir. Sözleşmede teminat olarak verilecek bonunun tanzim ve vade tarihi ,miktarı,keşideci ve lehdari açıkça belirtememiş olup mevcut duruma göre dava konusu bononun sözleşme kapsamında verilmiş bir teminat senedi olduğu sonucuna varılamamıştır. Diğer yandan TTK 690. Maddesine göre "vadenin gelmesinden sonra yapılan ciro , vade- den önce yapılan bir cironun hükümlerini doğurur. Ancak ödenmeme protestosunun veya bu protestonun düzenlenmesi için öngörülmüş sürenin geçmesinden sonra yapılan ciro sadece alacağın temliki hükümlerini doğurur." Takip konusu bono vadesinin geçmesi sonucu ve protesto süresi içinde (04.07.2018 tarihinde) protesto edilmiş olup senet üzerindeki ciro imzaları protesto kaşesinden yukarıda yer almaktadır. Ciranta durumundaki ...'e yapılan cironun protesto süresinden sonra olduğuna dair bilgi ve belge bulunmamaktadır. Bu kapsamda söz konusu bono nedeniyle menfi tespit ve istirdat koşullarının oluşmadığı değerlendirilmiştir. Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda vakıa ve hukuki değerlendirme noktasında, usul ve esasa aykırılık tespit edilmediğinden, ...'nin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.

K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; ...'nin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Asıl dava yönünden; Alınması gerekli 22.594,97-TL harçtan peşin alınan 5.648,74-TL harcın mahsubu ile bakiye 16.946,23-TL 'nin ...'nden tahsili ile hazineye gelir kaydına, Karşı dava yönünden; Alınması gerekli 427,60-TL karar ve ilam harcının ...n'den tahsili ile hazineye gelin kaydına, Birleşen Kocaeli 1 ATM'nin 2018/692 Esas sayılı dava dosyası yönünden; Alınması gerekli 440.189,64-TL harçtan peşin alınan 110.047,41-TL harcın mahsubu ile bakiye 330.142,23-TL 'nin ...'nden tahsili ile hazineye gelir kaydına, Birleşen Kocaeli 1 ATM'nin 2018/659 Esas sayılı dava dosyası yönünden; Alınması gerekli 427,60-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30-TL harcın ...n'den tahsili ile hazineye gelin kaydına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 361.madde uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.20/02/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog