Esas No
E. 2022/591
Karar No
K. 2022/591
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/591 - 2024/529

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 08/12/2021

NUMARASI : 2018/547 Esas 2021/949 Karar

KARAR TARİHİ: 05/04/2024

GEREKÇELİ KARAR

YAZILMA TARİHİ : 29/04/2024

Mahalli mahkemesince verilen karara davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI;

Davacı vekili, 19.09.2017 tarihinde davalıya zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı olan aracın davacı yaya çarpması sonucu meydana gelen kazada davacının yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde araç sürücüsünün tamamen kusurlu olduğunu, davalıya yapılan başvuruya rağmen ödeme yapılmadığını belirterek belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davacının sürekli iş göremezliği dolayısıyla 100,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 19.02.2021 tarihli talep artırım dilekçesi ile sürekli iş göremezlik tazminat talebini 31.921,95 TL olarak belirlemiştir.

Davalı vekili, ... plakalı aracın davalı şirkete zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, poliçelerden dolayı sorumluluklarının, sigortalının kusuru oranında olmak üzere, kaza tarihi itibariyle, bedeni zararlarda azami 330.000,00 ile sınırlı olduğunu, davacı yayanın kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu bulunduğunu, davacının, davalı şirkete hiç bir evrak ibraz etmediğini, dolayısıyla da davalı şirketi temerrüde düşürmediğini, dosyanın kusur tespiti için Adli Tıp Kurumuna gönderilerek kusurun tespit edilmesini, davacının maluliyet oranının belirlenebilmesi amacıyla, tam teşekküllü bir devlet hastanesinden son durum raporu alınarak Adli Tıp Kurumuna sevkini, aktüer sıfatına sahip bir bilirkişiden hesap raporu alınmasını, davacının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz talep edebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEME KARARI;

Mahkemece toplanan delillere göre, davacı yayanın, karşıdan karşıya geçmek için yayalar için ayrılmış, yaya geçidi, okul geçidi ve kavşak giriş çıkış yerlerini kullanmadan, yolu kontrol etmeden karşıdan karşıya geçmeye çalıştığı, bu haliyle asli olarak %75 oranında kusurlu, davalı sigortalı araç sürücüsünün de hızını araç, yol ve trafik şartlarına uydurmaması nedeniyle tali olarak %25 oranında kusurlu olduğu, dava dışı ... plaka sayılı araç sürücüsünün durmuş vaziyette olduğundan herhangi bir kusurunun bulunmadığı, 07.05.2019 tarihli Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığından alınan raporunda aynı yönde tespit yapılmış olmakla bilirkişi raporundaki tespit ve oranlar kabul edilerek davacının %75 oranında, davalı araç sürücüsünün %25 oranında kusurlu olduğu kanaatine varıldığı, maluliyete ilişkin Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan, 22.01.2019 tarihli raporda davacının %8 oranında malul kaldığı, iyileşme süresinin 12 aya kadar uzayabileceği, bakıcı ihtiyaç süresinin 4 ay olduğunun tespit edildiği, raporun hükme esas alındığı, 01.01.2021 tarihli aktüerya bilirkişi raporunda 31.921,95 TL sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığı, hesaplanan toplam maddi tazminatın davalı sigorta şirketi tarafından temin edilen ZMMS poliçesi teminat limiti dahilinde kaldığı, davalı tarafından, davalı sigorta şirketine yapılan ilk başvurunun, 06.04.2018 tarihinde tebliğ edildiğinin PTT gönderi takip formundan tespit edildiği, tebliğ tarihten 8 iş günü sonrasına gelen 19.04.2018 tarihinde davalının temerrüde düştüğü belirtilerek davanın kabulüne, 31.921,95 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 19.04.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ;

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkeme tarafından hükme esas alınan maluliyet raporu ve oranı yönünden fazlaya ilişkin dava ve talep haklarını saklı tuttuklarını, hükme esas alınan kusur raporunu kabul etmediklerini, kaza görüntüleri incelendiğinde davacının yolun kontrolünü sağlayarak karşıdan karşıya geçtiğini, ancak araç sürücüsünün mahal şartlarında hızlı bir şekilde aracını kullanması nedeniyle kazanın meydana geldiğini, davacının gereken özeni göstererek karşıdan karşıya geçtiğini, sağını ve solunu kontrol eden davacının ilerleyişini sürdürdüğünü, yolun ortasında bulunan ve gidiş geliş yönünü ikiye ayıran refüje geldiğinde beklediğini, araç trafiğinin azalmasını beklediği sırada davacının solundan gelen aracın çarptığını, yolun yapısı gereği yolun ortasında kaldırım bulunmamasının ve sadece sarı şerit ile gidiş geliş yönünün tespit edildiği düşünüldüğünde davacının kaldırım bulunmadığı için tam olarak sarı yol ayrım çizgisinin üzerinde bulunduğunu, normal olarak araçların bu çizgi üzerinden geçmemeleri gerektiğini, ancak davalı sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsünün yolu sınırlayan şerit çizgisini taşarak aracını kullandığını ve davacıya çarptığını, hükme esas alınan ATK tarafından düzenlenen kusur raporunun ise sadece kaza tespit tutanağı dikkate alınarak tanzim edildiğini, olay yerinde keşif yapılmasını ve başka kurumdan rapor alınmasının gerektiğini, bu yöne ilişkin taleplerinin mahkemece reddedildiğini, kazanın meydana gelmesinde davacının %75 oranında kusurlu olduğunu kabul etmediklerini, hükme esas alınan ATK raporunun eksik ve hatalı inceleme ile tanzim edildiğini ileri sürmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE;

Davacı vekilinin HMK’nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava trafik kazasında yaralanmadan kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.

Davacı vekili, davalıya zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı olan aracın davacı yaya çarpması sonucu meydana gelen kazada davacının yaralandığını belirterek maddi tazminat talep etmiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kazadan sonra düzenlenen 19.09.2017 tarihli kaza tespit tutanağında sürücü ...'ın ... plakalı aracı ile 12. Cadde istikametinden Vatan Caddesi istikametine seyir halinde iken 50353 nolu otobüs durağının 27 metre gerisinden no:54 istikametine yolu kontrol etmeden karşı tarafa geçmek isteyen yaya ...'ya çarptığı, çarpmanın etkisi ile yayanın yolun karşı şeridine savrularak sürücü ...'nın idaresinde bulunan ... plakalı aracın sol ön tampon ve yan kısımları ile çarpması sonucu davacının yaralandığı, yaya ...'nın 2918 Sayılı KTK'nın 68/b maddesini ihlal etmesi nedeniyle asli kusurlu, ... plakalı araç sürücüsü ...'ın 2918 sayılı KTK'nın 52-b sürücülerin hızlarını kullandıkları aracın görüş, yol ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak zorundadır kuralını ihlal ettiğinden tali kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsü ...'nın bu kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun olmadığı belirtilmiştir.

Dava konusu olay ile ilgili olarak Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan hazırlık soruşturmasında alınan bilirkişi raporunda kazanın oluşumundan önce ...'ın önünde yol üzerinde manevra yapan ... plakalı kamyon sürücüsü ...'nun manevrası nedeniyle ...'ın yayayı görmesine engel olduğu, ... plakalı araç sürücüsü ...'nun kazaya olmasa da yolun karşı bölümüne devamlı yol çizgileri üzerinden geçiş yapan kamyon sürücüsü ...'nun ikinci derecede, araç sürücüsü ...'ın ikinci derecede, yayanın birinci derecede kusurlu olduğu belirtilmiş, Ankara Batı 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/51 esas, 2019/2 karar sayılı dosyasında sanıklar ... ve ... hakkında taksirle yaralanmaya neden olma suçundan yapılan yargılamada alınan 18.11.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda; kazanın meydana gelmesinde sanık ...’ın tali kusurlu, yaya ...’nın asli kusurlu ve kamera görüntülerinde tespit edilen kazanın oluşumu öncesi yol üzerinde manevra yapan ... plakalı kamyon sürücüsü ...’nun kusursuz olduğu belirlenmiş, bu rapor mahkemece hükme esas alınarak 24.12.2019 tarihinde sanık ...'nun katılan ...'ya karşı üzerine atılı taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan yapılan yargılamada elde edilen delillere göre yüklenen suç açısından kusurunun bulunmaması nedeni ile beraatine, sanık ...’ın katılan ...'ya yönelik taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan TCK’nın 89/1, 89/2-b, 62 maddeleri gereğince adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, verilen karar sanık ... yönünden 31.01.2020 tarihinde kesinleşmiş, sanık ... yönünden verilen beraat kararının istinaf incelemesi sonucunda Ankara BAM 26.CD'nin 24.11.2022 tarihli 2020/3641esas ve 2022/2274 karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun reddine kesin olarak karar verilmiştir.

Mahkemece ATK’dan alınan 07.05.2019 tarihli kusur raporunda; sürücü ...’ın idaresindeki otomobil ile yerleşim yeri içerisinde gündüz vakti seyri sırasında ön ilerisinde araç hareketliliği bulunan yere mahal şartlarını da göz önünde bulunduracak şekilde hızını ayarlayarak müteyakkız yaklaşmayıp zamanında etkin frenle önlem almayarak dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket etmiş olmakla oluşta %25 oranında, yaya ...’nın, karşıdan karşıya geçişlerde uyulması gereken kurallara uymadığı, bölünmüş yoldaki araç trafiğini etkin şekilde kontrol etmediği, yaklaşan aracın hız ve uzaklığını göz önüne almadan kendi can güvenliğini tehlikeye atar şekilde karşıya geçiş yapmak istediği sırada gelen aracın çarpmasına maruz kaldığı olayda dikkatsiz, tedbirsiz ve kurallara aykırı hareketleriyle %75 oranında kusurlu oldukları, sürücü ...’nın idaresindeki otomobil ile seyirle olay yerine geldiğinde, karşı yol bölümünde çarpılarak üzerine savrulan yayaya çarptığı olayın oluşumunda kusursuz olduğu, sürücü ...’nun idaresindeki kamyon ile çizgiyle bölünmüş yolun karşı bölümüne girerek geri manevra yapmak istediği sıradaki olayda, görülen kurallara aykırı hareketi yayaya çarpma olayındaki oluşa etken görülmeyip ayrı bir trafik suçu oluşturduğundan oluşta atfı kabil kusuru olmadığı belirlenmiştir. Kaza tespit tutanağı, kaza yeri krokisi, kesinleşen ceza dosyası, olayın oluş şekli ile uyumlu kusur raporunun mahkemece hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde ve özellikle, oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve maddi tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1.b.1.maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;

1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2.Harçlar Kanununa göre davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

3.Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4.İstinaf başvurma harcı peşin alındığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

5.Kararın taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 05.04.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog