7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/456 Esas - 2024/207
TÜRK MİLLETİ
Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
T.C.
ANKARA GEREKÇELİ KARAR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Av. ...
Mahkememizde görülmekte olan "Tazminat" davasının yapılan açık yargılaması sonunda, aşağıdaki karar tesis edilmiştir. I-İDDİALAR
1.
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 15.02.2021 tarihinde, ...'ın sevk ve idaresindeki araç ile viyadükten yuvarlanması sonucu, araçta yolcu olan ... ...'ın hayatını kaybettiğini, müteveffanın ölümüne sebebiyet veren ... plakalı aracın davalı şirkete ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, maktülün taş ustası olduğunu, aylık gelirinin asgari ücretin üzerinde olduğunu, davacı ...'ın müteveffanın eşi, ...'ın oğlu, ... ...'ın kızı, ...'ın annesi ve ...'ın ise babası olduğunu, sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak, cevap verilmediğini ve ödeme yapılmadığını beyanla, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik; müteveffanın desteğinden yoksun kalan her bir davacı için ayrı ayrı 2.500,00.-TL olmak üzere toplam 12.500,00.-TL destekten yoksun kalma maddi tazminatının kaza tarihinden itibaren (sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) işleyecek avans faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsiline; her bir davacı için ayrı ayrı 100.000,00.-TL olmak üzere toplam 500.000,00.-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...'den tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2.Davacılar vekili ıslah dilekçesi ile; destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin taleplerini; davacı ... için 1.458.127,87.-TL; davacı ... için 215.333,70.-TL; davacı ... için 263.736,54.-TL; davacı ... için 610.709,08.-TL; davacı ... için 397.200,67.-TL arttırdıklarını bildirmiştir. II-SAVUNMALAR
3.Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin ... Mahkemeleri olduğunu, kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmadığını, trafik kazası tespit tutanağında araç sürücüsünün ... olduğunun belirtildiğini, bu nedenle sorumluluk olmayacağını, meydana gelen kazada tarafların kusur durumlarının tespiti gerektiğini, hesaplanacak tazminattan hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davacı yanın faizi talebinin haksız olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
4.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin söz konusu aracı ...'ın babası ...'a kendi aralarında yaptıkları yazılı sözleşme ile devrettiğini, aracın noterden satışını yapamadan söz konusu aracın kazaya karıştığını, aracın fiili işleteninin ... olduğunu, kazanın oluşumunda ...'ın sürücü olduğu aracın virajı alamayarak savrulası sonucunda davacıların murisinin hayatını kaybettiğini, davacıların murisinin emniyet kemeri tertibi kullanmadığını, bu hususun düzenlenen kaza tespit tutanağında sabit olduğunu, bu nedenle hesaplanacak tazminattan uygun oranda müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, araç sürücüsü ... ile .... arasında kayım hısımlığı bulunduğunu, ölenin, müvekkilinin eşinin ağabeyi olduğunu, bu nedenle hesaplanacak tazminattan hatır taşıması indirimi uygulanması gerektiğini, kazanın oluşumunda yol kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti gerektiğini beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR
A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar
5.15.02.2021 tarihinde meydana gelen kaza neticesinde, davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı, davalı ...'in işleteni olduğu ... plaka sayılı araçta yolcu olarak bulunan davacıların desteği ... ...'ın hayatını kaybettiği hususu çekişmesizdir.
B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları
6.Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacıların ... ...'ın hayatını kaybetmesi nedeni ile destekten yoksun kalma zararının doğup doğmadığı, doğmuşsa destekten yoksun kalma zararı tutarı ile zararın doğmasında veya artmasında müteveffanın müterafik kusurunun olup olmadığı, davacıların manevi zararlarının oluşup oluşmadığı ile meydana gelen kazada kusur oranları, hatır taşımasının sözkonusu olup olmadığı, başvuru koşulunun yerine getirilip getirilmediği noktasında toplanmaktadır. IV-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER
7.Kusur oranlarının tespitine yönelik olarak; .... Mahkemesi tarafından .... 'ndan alınan adli tıp raporunda özetle; ... araç sürücüsü ...'ın asli kusurlu; müteveffa yolcu ... 'ın kendi ölümü üzerinde alt düzeyde tali kusurlu olduğu bildirilmiştir.
8.Tazminatın belirlenmesine yönelik;
Mahkememizce aktüer bilirkişiden alınan bilirkişi rapor ve ek raporlarında; davacıların murisinin, dava konusu trafik kazasında hayatını kaybetmesi sonucu; davacılar lehine toplam 2.957.607,86 TL destekten yoksun kalma maddi zararı hesaplandığı, toplam zararın 430.000,00 TL olan poliçe limitini aşması sonrasında, ZMMS poliçesi teminat limitinin garameten dağıtma yapıldığında, ... plakalı aracın ZMMS poliçesinden; davacı ...'ın 212.357,42 TL, davacı ...'ın 31.670,36 TL, davacı ... ...'ın 38.707,54 TL, davacı ...'ın 89.153,10 TL ve davacı ...'ın 58.111,59 TL olmak üzere toplam 430.000,00 TL destekten yoksun kalma maddi tazminatı talep edebileceğinin hesaplandığı, bu durumda, davacı ...'ın 1.248.270,45 TL, davacı ...'ın 186.163,34 TL, davacı ... ...'ın 227.529,00 TL, davacı ...'ın 524.055,98 TL ve davacı ...'ın 341.589,08 TL olmak üzere toplam 2.527.607,86 TL ZMMS poliçesinden karşılanmayan zararlarının bulunduğunun hesaplandığı, davacı tarafça davalıya yapılan başvurunun teslim edildiği tarihi ispatlar kargo evrakı bulunmadığından, davalı sigorta şirketinin temerrüd tarihinin hesaplanamadığı bildirilmiştir. V- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE
9.Dava, trafik kazası nedeniyle açılan uğranılan maddi (destekten yoksun kalma) ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
10.Davacılar, davalıların işleteni ve trafik sigortacısı olduğu aracın neden olduğu kazada murislerinin vefat ettiğini iddia ederek, maddi zararlarını tüm davalılardan, manevi zararını ise yalnızca davalı işletenden talep etmiş olduğu dava dilekçesi içeriği ve talep sonucundan anlaşılmaktadır. Ayrıca kazaya karışan ... plakalı araç, kaza tarihini kapsar şekilde ZMMS poliçesi ile davalı ... A.Ş. nezdinde sigortalı olup ölüm ve sakatlık limiti 430.000,00.-TL'dir.
11.Bir insanın ölümü hukukî anlamda bir zarar olmamakla beraber, bu yüzden yine de bazı zararlar meydana gelmiş olabilir. İşte 6098 sayılı TBK’nın 53. maddesinin öngörmüş olduğu hal, ölüm sonucu vukua gelen bir kısım zararların tazminini hükme bağlamaktadır. Bu hükme göre, ölenin yardımından faydalananlar, bu yüzden yoksun kaldıkları faydayı, tazminat olarak, sorumludan isteyebilirler. Buna “destekten yoksun (muinden mahrum) kalma tazminatı” denir. Yasa metninden de anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Yani haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse BK'nın 45/II. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir.
12.Destekten yoksun kalanların zararlarının belirlenmesi unsurları talepte bulunanların destekten yoksun kalma koşullarının oluşup oluşmadığı, kazada müteveffa ile zarara neden olanların kusur oranları, müteveffanın geliri, peşin sermaye değeri ödemesinin bulunup bulunmadığı, evlenme ihtimali ile hak sahiplerine ödeme yapılıp yapılmadığı ile tazminatın belirlenmesinde esas alınacak hatır taşıması ve müterafik kusurun varlığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
13.Kazanın meydana gelmesindeki kusur durumunun belirlenmesi bakımından, dava dışı sürücünün .... Esas sayılı dosyasında yapılan yargılamada alınan ... Raporunda meydana gelen kazada % 100 oranında kusurlu olduğu, yine mahkememizce alınan bilirkişi raporunda da davalı sürücünün % 100 oranında kusurlu olduğu, müteveffanın ise kusurunun bulunmadığı değerlendirilmiştir. Ayrıca her ne kadar davalı sigorta şirketince kazada sigortalı aracı kullanan sürücünün davacıların desteği olduğunu iddia etmiş ise de, ceza kovuşturmasında davacıların desteğinin sürücü olmadığı belirlenmiştir.
14....'ın özellikle son içtihatlarında da belirttiği gibi trafik kazasına etki eden ve tarafların kusur durumlarının belirlenmesinde rol oynayabilecek olan araç hızlarının tespiti, aracın teknik özelliklerine göre kazanın oluş şeklinin belirlenmesinde zorunluluk bulunması vs. gibi bir durum yoksa, kazadaki kusur oranlarını belirlemenin teknik bilgiyi gerektiren bir yönü bulunmamaktadır (.... ., 30.11.2020 tarih, ... ., 26.10.2020 tarih, ....).
15.Buna göre dosya kapsamında yer alan KTT, ceza dosyası içeriği, ifadeler ve alınan ... raporu incelendiğinde yapılan değerlendirmede kazanın oluş şekline göre davalı sürücünün % 100 kusurlu olduğu; araçta yolcu konumunda bulunan davacıların murisinin kazaya etki eden kusurunun bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
16.Davacılar müteveffanın eşi, iki çocuğu ile anne ve babası olduğu, bu bakımdan müteveffanın destek olduğunun kabulü gerektiği, müteveffanın bakım gücünün olmadığı ya da davacıların bakım ihtiyacının olmadığı da iddia ve ispat edilmemiş olması nazara alındığında destekten yoksun kalma zararlarının oluştuğu değerlendirilmiştir.
17.Davacıların destekten yoksun kalma zararlarının hesaplanması unsurlarından olan müteveffanın gelirinin belirlenmesi destek tazminatı bakımından önem arzetmektedir.
18.Davacı yan gelirin asgari ücretin üzerinde olduğunu iddia etmesi halinde, bu vakıanın ispat yükü kendi üzerinde olup sözkonusu iddianın ispat edilememesi halinde desteğin/bedensel zarara uğrayanın gelirinin asgari ücret tutarından hesaplanması gerektiği hususu ...’ın yerleşik içtihadıdır (....).
19.Davacının ortaya koyduğu deliller ele alınarak ispat yükünün yerine getirilmiş olup olmadığının değerlendirilmesi gerekecektir. Ancak öncelikle somut uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasında değerlendirilmesi gereken delillerin ibrazı ile ilgili Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin incelenmesinde yarar bulunmaktadır.
20.6100 sayılı HMK’nin delillerin ibrazıyla ilgili “Dava Dilekçesinin İçeriği” başlıklı 119. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentleri uyarınca davacı, dava dilekçesinde, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini ve iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğini göstermek zorundadır.
21.Maddenin gerekçesinde bu gerekliliğin, 6100 sayılı HMK’da bir yenilik olarak düzenlendiği ifade edilmiş, delillerin bildirilmesine ilişkin bu düzenlemenin, somutlaştırma yükünün de bir gereği olarak davacının genel ifadelerle delillerini belirtmesi yeterli sayılmayıp hangi delillere dayandığı dilekçeden anlaşılması aranmıştır. (....).
22.6100 sayılı HMK’nin “Belgelerin Birlikte Verilmesi” başlıklı 121/1. maddesi uyarınca; dava dilekçesinde gösterilen ve davacının elinde bulunan belgelerin asıllarıyla birlikte harç ve vergiye tabi olmaksızın davalı sayısından bir fazla düzenlenmiş örneklerinin veya sadece örneklerinin dilekçeye eklenerek, mahkemeye verilmesi ve başka yerlerden getirtilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayıcı açıklamanın dilekçede yer alması zorunludur. Aynı yöndeki zorunluluk “cevap dilekçesi” bakımından da aranmakta olup, davalı yanın savunmasının dayandığı vakıaların ve bu vakıaların dayandığı delillerin gösterilmesi zorunluluğuna ilişkin düzenlemeler HMK’nin “Cevap Dilekçesinin İçeriği” başlıklı 129. maddenin 1. fıkrasının (d) ve (e) bentlerinde yer almaktadır. (....).
23.Görüldüğü gibi HMK’nin 121/1. maddesi uyarınca davacı dava dilekçesinde gösterdiği ve elinde bulunan delilleri dava dilekçesi ekinde sunması, başka yerden gelecek belge ve dosyalar için ise getirilmesini sağlayacak açıklamanın yine dava dilekçesi ile birlikte gösterilmesinin zorunlu olduğu düzenlenmiştir.
24.6100 sayılı HMK’nın “Ön İncelemenin Kapsamı” başlıklı 137/1. maddesine göre; dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön inceleme yapılır. Mahkeme ön incelemede; dava şartlarını ve ilk itirazları inceler, uyuşmazlık konularını tam olarak belirler, hazırlık işlemleri ile tarafların delillerini sunmaları ve delillerin toplanması için gereken işlemleri yapar, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği davalarda onları sulhe (....) veya arabuluculuğa teşvik eder ve bu hususları tutanağa geçirir.
25.6100 sayılı HMK’nın “Ön İnceleme Duruşmasına Davet” başlıklı 139/1 maddesine göre; Mahkemece karşılıklı dilekçelerin sunulması akabinde ön inceleme yapılmak üzere bir duruşma günü belirleneceği düzenlenmiş, yine çıkartılacak duruşma davetiyesinin hangi hususları içereceği maddenin içeriğinde a, b, c ve ç bentlerinde açıkça düzenlenmiştir. Maddenin «ç» bendinde ise davetiyenin tebliğinden itibaren iki (2) haftalık kesin süre içerisinde taraflara dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları gerektiği hüküm altına alınmıştır. Bu hususların verilen kesin süre içinde tam olarak yerine getirilmemesi hâlinde, o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verilir. Aynı Kanunun 119 ve 121. maddelerinde delillerin gösterilmesinden bahsedilmesine rağmen, 137 ve 139. maddelerinde delillerin sunulmasından ve toplanmasından bahsedilmektedir. Burada vurgulanması gereken husus özellikle 139/1-ç. maddesinde “dilekçelerinde gösterdikleri” ibaresinin kullanılmış olmasıdır.
26.6100 sayılı HMK’nın 139/1-ç. maddesinin gerekçesinde belirtildiği üzere taraflar, delil olarak dayandıkları belgeleri dilekçelerine ekleyerek vermek ya da başka yerden getirilecekse, bunu belirtmek zorundadırlar. Şayet taraflar, bu konuda yapmaları gereken işlemleri eksik bırakmışlarsa, tahkikata başlamadan önce, taraflara son kez kısa bir süre verilerek bu eksiklikleri tamamlamaları düşünülmüştür. Taraflar bu şanslarını da doğru kullanamazlarsa, artık tahkikat mevcut delillerle yürütülecek ve tarafların o delile dayanmaktan vazgeçtikleri kabul edilecektir.
27.Özetle; 6100 sayılı HMK’nın 119/1-f maddesine göre; dava dilekçesinde iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği, 129/1-e maddesine göre de, cevap dilekçesinde; savunmanın dayanağı olarak ileri sürülen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğinin belirtilmesi gerekir. 6100 sayılı HMK’nın 137 ve 139/1-ç. maddelerinde ise; 119 ve 129. maddelerdeki düzenlemenin aksine, delillerin belirtilmesinden değil, tarafların delillerini sunmaları ve delillerin toplanması için gereken işlemleri yapmasından bahsedilmiştir. Buna göre; delillerin dava ve cevap dilekçelerinde belirtilmesi; dilekçelerinde belirtikleri delillerin en geç ön inceleme duruşmasında mahkemeye sunulması, başka bir yerden getirtilecek olması halinde delillerin toplanması için gerekli işlemlerin yapılması gerekir. Yani dava ve cevap dilekçelerinin verilmesinden sonra tarafların iddia ve savunmalarını kanıtlayıcı delil bildirmeleri mümkün değildir.
28.Dilekçelerin teatisi aşamaları bu şekilde net sürelere bağlı olarak düzenlendikten sonra yasa koyucu, “delil” bildirmenin “süreye” bağlı olduğunu tekrar vurgulayan 145. maddeye yer vermiştir. 6100 sayılı HMK’nın “Sonradan Delil Gösterilmesi” başlıklı 145/1. maddesine göre; taraflar, Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremezler. Ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülememesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir.
29.6100 sayılı HMK’nın 145. maddesinin birinci cümlesinde de tarafların, Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremeyecekleri açıkça belirtilmiştir.
145.maddenin ikinci cümlesinde; birinci cümledeki tarafların Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremeyeceklerine ilişkin olarak getirilen istisnanın dava ve cevap dilekçelerinde hiç delil belirtmeyen, ön inceleme aşamasında da delillerini sunmayan veya toplanması için gerekli işlemleri yapmayan tarafların tahkikat aşamasında delil bildirme haklarının olduğu şeklinde anlaşılması mümkün değildir.
145.maddenin gerekçesinde, “uygulamada, davaların uzamasının temel sebeplerinden birinin de gereksiz yere yeni delil sunulması ve bu konuda taraflara verilen sürelere uyulmaması olduğunun bilindiği, maddenin ilk fıkrasıyla, Kanunda belirtilen sürelerden sonra, davada yeni delil sunulmasının yasak olduğunun kural olarak benimsendiği, fakat iki istisnanın kabul edildiği, bunun için; yeni delil sunulması talebinin yargılamayı geciktirme amacı taşımaması veya delilin süresinde sunulmamasının ilgili tarafın kusuru dışında bir sebebe dayanması halinde, hâkimin gerekçesini de belirtmek şartıyla, yeni delil sunulmasına izin verebileceği, bu şekilde delil sunma kuralına istisna getirilmesinin hukuki dinlenme hakkının tabii bir sonucu olduğu” belirtilmiştir.
30.Tahkikatın amacı, kural olarak delil toplamak değil, delilleri incelemek ve değerlendirmektir; aksi halde tahkikat tamamlanamaz ve yargılama uzar. Bu sebeple 145. maddede belirtilen ve tarafın etki alanı dışında kalan çok özel durumlar dışında, sonradan delil sunulması halinde bu deliller dikkate alınmamalıdır. Keza, tarafların 145. madde şartları oluşmadan sonradan delil sunması ya da kanun yoluna başvururken bu şekilde delilleri dilekçesine ekleyip vermeleri kabul edilmemelidir (....).
31.Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; 6100 sayılı HMK’nın sistematiği içinde; tahkikat aşamasına geçilmezden evvel tarafların uyuşmazlıkların çözümü için ileri sürdükleri delillerin daha işin başında belirlenerek tahkikatın etkin bir şekilde yapılmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Yargılamanın etkin ve makul bir süre içinde bitirilmesi için delil gösterilmesi, dilekçelerin teatisi (dava, cevap, cevaba cevap ve ikinci cevap) aşamasına hasredilmiştir. Buna göre, dilekçelerin teatisi aşamasında herhangi bir delil bildirmeyen davacı veya davalıya ön inceleme duruşmasında veya tahkikat aşamasında HMK’nin 145. maddesindeki istisna haricinde delillerini bildirmesi için yeni bir süre verilmesine veya delil bildirmesine imkân bulunmamaktadır.
32.Yukarıda sözüedilen ilkelere ... Hukuk Genel Kurulu’nun birçok kararında da değinilmiştir (....., 20.04.2016 tarih, .... ; ...., 18.01.2017 tarih, ... ; ....., 27.12.2018 tarih, .... ; .... ., 13.06.2019 tarih, ....).
33.Yapılan açıklamalardan sonra somut olay incelendiğinde, davacı yan dava dilekçesinde müteveffanın taş duvar ustası olarak çalıştığı iddiasını ileri sürmüş, yine vefat tarihinde ise Covid-19 koşulları nedeni ile çalışmasına ara verdiğini iddia etmiştir. Ancak müteveffanın taş duvar ustası olduğu vakıasını ispata yarar her hangi bir delil ortaya koymamış ya da dilekçesi ekinde sunmuş olduğu belgelerle bu vakıayı ispata yönelik bir delil de göstermemiştir.
34.Dilekçe içeriğinde taş duvar ustası olduğu varsayımı ile aldığı ücretin belirlenmesi için meslek odalarına müzekkere yazılmasını talep etmiştir. Ancak yukarıda da belirtildiği gibi davacı yan öncelikle müteveffanın taş duvar ustası olduğunu ispat etmesi, bu vakıanın ispatı akabinde ücretle ilgili olarak asgari ücretin üzerinde gelir elde ettiği iddiasının ispatını sağlaması gerekmektedir.
35.Bu bakımdan müteveffanın taş duvar ustası olduğu iddiasına yönelik her hangi bir delil ortaya konulmamış olması ve vefat ettiği dönemde de her hangi bir işte çalışmadığının anlaşılması karşısında gelirin asgari ücret düzeyinde olduğunun kabulü gerekmiştir.
36.Davacıların destekten yoksun kalma zararının hesaplanması bakımından bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporu ile; davacı ... lehine 1.460.627,87 TL; davacı ... lehine 217.833,70 TL; davacı ... lehine 266.236,54 TL; davacı ... lehine 613.209,08 TL; davacı ... lehine 399.700,67 TL olmak üzere toplam 2.957.607,86.-TL destekten yoksun kalma zararı hesaplanmıştır. Desteğin ölümüne sebebiyet veren ... plakalı araç, kaza tarihinde ZMMS poliçesi ile davalı sigorta şirketine sigortalı olup, davalı sigorta şirketi, kazaya karışan aracın sigortacısı olması nedeniyle poliçe limiti dahilinde, davalı ...'in aracın işleteni olarak hesaplanan tazminattan müteselsilen sorumlu kabul edilerek, davacıların destekten yoksun kalma tazminatı davasının kabulüne karar verilmiştir.
Bilirkişi raporunun ...'ın destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin içtihatlarına uygun, ayrıntılı, açıklayıcı, denetime elverişli ve hükme esas almaya yeter olduğu değerlendirilmiştir.
37.Pasif devre olarak kabul edilen dönemde gelirden asgari geçim indirimi yapılması gerekip gerekmediği hususunda değerlendirme yapılması gerekmiştir.
38.7349 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile asgari ücretin yıllık brüt tutarı üzerinden hesaplanan ve çalışanların şahsi ve ailevi durumlarını, bakmakla yükümlü oldukları çocuk sayılarını dikkate alarak ödemeleri gereken gelir vergisinin azaltılmasına imkan tanıyan, ücretlilerin şahsi ve ailevi durumlarını dikkate aldığı için de vergide adaleti tesis etme fonksiyonu ağır basan asgari geçim indirimi müessesesinden vazgeçilerek yerine, ücretli olarak çalışan herkesin ücretleri üzerinden ödeyecekleri gelir vergisi ve damga vergisinden, asgari ücretin net tutarı üzerinden hesaplanan gelir vergisi ve asgari ücretin brüt tutarı üzerinden hesaplanan damga vergisinin mahsup edilmesi imkanı getirildi. Bir başka ifade ile tüm ücretlilerin eşit bir şekilde yararlanmalarına imkan veren gelir vergisi ve damga vergisi istisnası yasalaşırken, diğer taraftan da halihazırdaki gelir vergisi teşviki olan asgari geçim indirimi kaldırılmıştır.
39.7349 Sayılı Kanun düzenlemesi ile birlikte 01.01.2022 tarihinden itibaren AGİ uygulaması kaldırılmış ve yerine tüm ücretlilerin elde ettikleri aylık net ücretleri (... prim kesintisi sonrası kalan ücretin gelir vergisi matrahı) üzerinden ödeyecekleri gelir vergisinden, aylık asgari ücretin net tutarı üzerinden hesaplanacak gelir vergisinin mahsup edilmesi imkanı ile ücretlerin brüt tutarı üzerinden hesaplanan binde 7,59 oranındaki damga vergisinden de aylık asgari ücretin brüt tutarına isabet eden damga vergisinin mahsup edilmesi imkanı getirilmiştir. Burada özellikle belirtmek gerekir ki ücretlilerin aylık ücretlerinden asgari ücretin aylık tutarı mahsup edildikten sonra gelir vergisi hesaplanmamakta yani matrahtan indirim usulü değil vergiden indirim usulü tercih edildiğinden öncelikle normal ödenmesi gereken gelir vergisi ve damga vergisi hesap edilmekte ve bu tutarlardan asgari ücrete isabet eden gelir vergisi ve damga vergisi tutarları indirilmektedir.
40.Görüldüğü gibi Asgari Geçim İndirimine ilişkin düzenleme çalışan kişilere yönelik bir düzenleme olup bu anlamda ...'ın pasif dönem ve çalışmayan kişiler için (ev hanımı) yerleşmiş içtihatlarının uygulanmasının devam ettirilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
Zira ... içtihatları gereğince çalışmayanların ve pasif dönemde bir çalışma karşılığı olmayan ücretlerde AGİ’siz asgari ücret uygulamasında olduğu gibi, asgari geçim indiriminin çalışma karşılığı olduğu ve çalışanların ücretinden yapılan gelir vergisi ve damga vergisinden yapılan indirim uygulaması olduğu nazara alınarak vergi istisnasından yararlandırılamayacağı kabul edilmelidir.
41.Buna göre pasif devre zarar hesabında, hesaplamaya esas alınan asgari ücretin, bir çalışmanın karşılığı değil, ekonomik değer taşıyan yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesinin karşılığı olduğu kabul edilmiştir. Bu sebeple de çalışmanın karşılığı olarak aktif hayata katılanlara ödenen asgari geçim indiriminin, ücretli bir çalışmanın söz konusu olmadığı pasif devre hesabında dikkate alınamayacağı, AGİ'siz asgari ücret dayanağında hesaplama yapılması gerektiği belirlenmiştir.
Bu kapsamda, mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesinde pasif dönem tazminat hesabından uygulanacak (AGİ hariç) asgari ücret miktarları tespit edilerek hesaplama yapılmış olup; mahkememizce bu hesaba itibar edilmiştir.
42.Davacıların manevi tazminat istemleri yönünden, Türk Borçlar Kanunu'nun 56/II. maddesi uyarınca Hakim, ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebilir. Buna göre haksız fiil sonucu ölüm halinde ölenin yakınlarına hakimin adalete uygun, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek, zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesini sağlayacak oranda, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar manevi tazminata hükmetmelidir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
43.Somut olayda davacılar müteveffanın eşi, çocukları, annesi ve babası olup ; her biri için ayrı ayrı 100.000,00.-TL manevi tazminat talep edilmiştir. Meydana gelen trafik kazasında müteveffanın kusurunun bulunmaması, davacı ve davalıların ekonomik ve sosyal durumları, olayın meydana geliş şekli göz önüne alındığında eş ve çocuklar için 75.000,00.-TL, müteveffanın annesi babası için 60.000,00.-TL hükmedilmesinin hak ve nesafet kurallarına uygun olduğu değerlendirilmiştir.
44.Davalı tarafça hatır taşıması def'inde bulunulmuş ise de; davacının yolcu olduğu araçta kardeşinin eşi tarafından taşınması nedeni ile taşımanın ücret karşılığı yapılamayacağı dikkate alınarak tazminattan indirim yapılmamıştır.
45.Dosya kapsamında bulunan kaza tespit tutanağında; davacıların murisinin kaza anında emniyet kemerinin takılı olup olmadığının tespit edilemediği seçeneği işaretli olduğu gibi, her ne kadar olay yeri tespit tutanağında 112 görevlilerinin ifadesi ile emniyet kemerinin takılı olmadığı ifade edilmiş ise de, meydana gelen kazada emniyet kemerinin takılı olmadığı hususunda kesin bir kanıt bulunmadığı, sürücünü olarak belirtilen kişinin davacılar desteği olmadığı, kazanın oluş şekline göre, aracın viyadükten yuvarlanması, salt emniyet kemerinin takılı olmaması sonucu zararın arttığının da ispat edildiğinin söylenemeyeceğinden ve müterafik kusur indirimi yapılmasını gerektirir herhangi bir durumun varlığı dosya kapsamında tespit edilemediğinden hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmaması yönünde kanaatine varılmıştır.
46.Yapılan açıklamalar neticesinde davacının maddi ve manevi tazminat istemlerine yönelik olarak maddi tazminat istemlerinin kabulüne, manevi tazminat istemlerinin ise kısmen kabulüne aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir. VI-HÜKÜM
1.Davanın KISMEN KABULÜNE, a-Maddi tazminat istemi yönünden; .... yönünden 1.460.627,87.-TL (Davalı Sigorta Şirketi bakımından 212.357,42.-TL ile sınırlı olmak üzere), ... yönünden 217.833,70.-TL (Sigorta şirketi bakımından 31.670,36.-TL ile sınırlı olmak üzere), ... yönünden 266.236,54.-TL (Sigorta Şirketi bakımından 38.707,54.-TL ile sınırlı olmak üzere), .... yönünden 399.700,67.-TL (Sigorta Şirketi bakımından 58.111,59.-TL ile sınırlı olmak üzere), ... yönünden 613.209,08.-TL (Sigorta Şirketi bakımından 89.153,10.-TL ile sınırlı olmak üzere) olarak toplam 2.957.607,86.-TL destekten yoksun kalma tazminatının sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 24.08.2021 tarihinden, davalı ... yönünden olay tarihi olan 15.02.2021 itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, b-Manevi Tazminat istemi yönünden; Davacılar .... ve ... için ayrı ayrı 75.000,00.-TL, davacılar .... için ayrı ayrı 60.000,00.-TL olmak üzere toplam 345.000,00.-TL manevi tazminatın olay tarihi olan 15.02.2021 itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...'den tahsili ile davacıya ödenmesine, Fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE,
Karar ve İlam Harcı
2.Maddi tazminat yönünden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 202.034,19.-TL harçtan (Davalı sigorta şirketi 29.373,30.-TL ile sınırlı) peşin alınan 80,70.-TL, yargılamanın devamı aşamasında yatırılan 50.500,00.-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 50.580,70.-TL harcın mahsubu ile bakiye 151.453,49.-TL harcın davalılardan (Davalı sigorta şirketi 22.019,48.-TL ile sınırlı) tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3.Manevi tazminat yönünden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 23.566,95.-TL harçtan peşin alınan 1.669,75.-TL harcın mahsubu ile bakiye 21.897,20.-TL harcın davalı ...'den tahsili ile hazineye gelir kaydına, Yargılama Giderleri ve Gider Avansı
4.Davacı taraflarca yargılama boyunca yapılan başvurma harcı, peşin harç, vekalet harcı ve ıslah harcı toplam 52.342,65.-TL yargılama harcının davalılardan (davalı sigorta şirketinin 7.609,98.-TL ile sınırlı olmak kaydıyla) müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine,
5.Davacı tarafından yargılama boyunca yapılan tebligat, müzekkere ve posta gideri olarak 241,50.-TL, bilirkişi ücreti olarak 1.000,00.-TL yapılan toplam 1.241,50.-TL yargılama giderinin red/kabul oranına göre 1.185,85-TL’nin davalılardan (davalı sigorta şirketinin 172,29.-TL ile sınırlı olmak kaydıyla) müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye giderin davacılar üzerinde bırakılmasına,
6.Arabuluculuk Kanunu 18A/13 maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Asagari Ücret Tarifesi uyarınca 1.360,00 TL arabuluculuk ücretinin yargılama giderinin red/kabul oranına göre 1.299,03.-TL’nin davalılardan (davalı sigorta şirketinin 188,86.-TL ile sınırlı olmak kaydıyla) müteselsilen, 60,97.-TL'sinin davacılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
7.HMK'nun 333. maddesi gereğince varsa artan gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde YATIRANA İADESİNE
Vekalet Ücreti
8.Maddi tazminat istemlerine yönelik davacı taraflar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihindeki kabul edilen tutarlar üzerinden AAÜT 3, 13 maddeleri gereğince hesaplanan takdiren davacı ... yönünden 188.850,23 TL (davalı sigorta şirketi 27.456,51 TL ile sınırlı) davacı ... yönünden 34.675,06 TL (davalı sigorta şirketi 5.041,33 TL ile sınırlı) davacı ... yönünden 41.935,48 TL (davalı sigorta şirketi 6.096,90 TL ile sınırlı), davacı ... yönünden 61.955,10 TL (davalı sigorta şirketi 9.007,51 TL ile sınırlı) davacı ... yönünden 91.849,27 TL (davalı sigorta şirketi 13.353,76 TL ile sınırlı) vekalet ücretinin davalılardan alınarak adı geçen davacılara ödenmesine,
9.Manevi tazminat istemlerine yönelik davacı taraflar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT 3, 10 ve 13. maddeleri gereğince hesaplanan takdiren, davacılar ... yönünden 17.900,00 TL; davacı ... yönünden 17.900,00 TL; davacı ... yönünden 17.900,00 TL; davacı ... yönünden 17.900,00 TL; davacı ... yönünden 17.900,00 TL; davacı ... yönünden 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak adı geçen davacılara ödenmesine,
10.Manevi tazminat yönünden reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 17.900,00.-TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalı ...'e ödenmesine,
11.Manevi tazminat yönünden reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 17.900,00.-TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalı ...'e ödenmesine,
12.Manevi tazminat yönünden reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 17.900,00.-TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalı ...'e ödenmesine,
13.Manevi tazminat yönünden reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 17.900,00.-TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalı ...'e ödenmesine,
14.Manevi tazminat yönünden reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 17.900,00.-TL vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalı ...'e ödenmesine,
Dair davacı vekili, davalı ... ve davalı sigorta şirketi vekilinin yüzüne karşı, yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren ... Mahkemesine ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yasa yolu açık olmak üzere 21/03/2024 tarihinde oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.21/03/2024 Başkan ... E-İmza Üye ... E-İmza Üye ... E-İmza Katip .. E-İmza NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15 uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur"