7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı vekili tarafından açılan eldeki dava, 17.11.2023 tarihinde ...’de meydana gelen trafik kazası sonucu, müvekkiline ait “...” marka ...plakalı aracın uğradığı değer kaybının, kazaya sebebiyet veren dava dışı ...’ın aracı için zorunlu mali sorumluluk sigortası düzenleyen davalı ... A.Ş.’den tahsili istemine ilişkindir. Dava dilekçesinde belirtildiği üzere, dava dışı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, davacının aracına arkadan çarpması sonucu hasarlı trafik kazası meydana gelmiş; düzenlenen kaza tespit tutanağına göre ...’ın %100 oranında kusurlu, davacı sürücünün ise kusursuz olduğu tespit edilmiştir. Ekspertiz raporuyla da kazanın oluş şekli ve kusur oranı teyit edilmiş; müvekkile ait aracın kaza öncesi hasarsız olduğu, söz konusu kaza ile ciddi değer kaybına uğradığı ileri sürülmüştür. Kazadan sonra Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesi uyarınca sigorta şirketine başvuru yapılmış, ancak tazmin talebinin karşılanmadığı belirtilmiştir. Bu nedenle zorunlu arabuluculuğa başvurulmuş, ancak sonuç alınamaması üzerine işbu dava açılmıştır. Davacının, Türk Ticaret Kanunu’nun 1478. maddesi kapsamında zarar gören sıfatıyla sigorta şirketine doğrudan dava açma hakkının bulunduğu ileri sürülmüş; davanın Asliye Ticaret Mahkemesi’nde görülmesi gerektiği savunulmuştur. Ayrıca, zarar miktarının teknik bilirkişi incelemesi ile tespit edilmesi gerektiğinden, dava HMK madde 107 uyarınca belirsiz alacak davası olarak açılmıştır.
Davacı taraf, kazaya sebebiyet verenin %100 kusurlu olduğu iddiasıyla aracındaki değer kaybının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı sigorta şirketinden tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacı taraf, mahkemeniz dosyasına sunduğu delil ve belgeleri tarafımıza tebliğe çıkartmadığından, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 121. maddesi gereğince bu belgelerin tamamına karşı cevap ve itiraz haklarımızı saklı tutmaktayız. Anılan madde uyarınca, davacının elinde bulunan belgelerin asıllarıyla birlikte davalı sayısından bir fazla örneğini mahkemeye sunma yükümlülüğü açıkça düzenlendiğini bu nedenle, öncelikle dosyadaki tüm bilgi ve belgelerin tarafımıza usulüne uygun şekilde tebliğe çıkartılmasını talep ediyor; bu belgeler tebliğ edildiğinde gerektiğinde ayrıntılı cevap ve itirazlarımızı sunacağımızı beyan ettiğini öncelikle, işbu davanın yetkisizlik nedeniyle reddi gerekmekte olduğunu zira, müvekkil şirketin ticari merkezi ... ilçesi adli sınırları içerisinde yer almakta olup, ... Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmadığından yetkili mahkeme İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleridir. TTK madde 6 uyarınca genel yetkili mahkeme, davalı şirketin yerleşim yeri mahkemesidir. Bu doğrultuda, dosyanın yetkisizlik nedeniyle reddine ve yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini talep etmekteyiz. Bununla birlikte, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Zira HMK 107. madde gereğince, belirsiz alacak davası, alacağın miktarının belirlenemediği durumlarda açılabilir. Davacının zararı, eksper raporları ve geçmiş uygulamalar çerçevesinde tespit edilebilir nitelikte olup, belirsiz alacak davası açmak suretiyle dava hakkının genişletilmesi ve usule aykırı avantaj elde edilmesi hukuka uygun değildir. Bu yönde Yargıtay’ın ve Sigorta Tahkim Komisyonu’nun da yerleşik içtihatları bulunmaktadır. Ayrıca, müvekkil şirketin sorumluluğu kaza tarihinde geçerli olan poliçe teminat limiti ile sınırlıdır. 17.11.2023 tarihli kazaya ilişkin ... nolu poliçe kapsamında, ... adına hasar tazminatı olarak 1.916.431,27 TL ve değer kaybı tazminatı olarak 1.000.000 TL ödeme yapılmış olup, poliçe limiti aşılmıştır. İlgili dekontlar dilekçemiz ekindedir. Bu nedenle teminat limitini aşan taleplerin reddi gerekmektedir. Davayı kabul anlamına gelmemek üzere, esasa ilişkin açıklama zorunluluğumuz doğmuştur. Davacının gerçek zararının tespiti açısından dosyanın bilirkişi incelemesine gönderilmesini ve bilirkişi tarafından yapılacak değerlendirmede 04.12.2021 tarihli Trafik Sigortası Genel Şartları A.5 ve Ek-1 maddesi uyarınca tespit yapılmasını talep ederiz. Araç grubu, rayiç değer katsayısı, önceki kazalar, km bilgisi ve genel değerlendirme katsayısı dikkate alınarak zarar hesabı yapılmalıdır. Ayrıca Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli kararının geriye yürümeyeceği ve halihazırda yürürlükte olan Genel Şartların uygulanmasının zorunlu olduğu gözetilmelidir. Zorunlu trafik sigortası sözleşmeleri, kamu düzenine ilişkin nitelikte olup, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu ve 6102 sayılı TTK uyarınca Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından belirlenen genel şartlara uygun şekilde hazırlanmıştır. Bu nedenle, poliçede yer alan genel şartlar, genel işlem koşulu sayılmaz ve geçerliliklerini sürdürmektedir. Bu çerçevede, uyuşmazlık konusu poliçenin tanzim tarihine göre, poliçenin dayandığı dönemsel mevzuatın (örneğin: 01.06.2015 sonrası, 17.07.2020 öncesi; 17.07.2020 - 19.06.2021 arası; 19.06.2021 - 29.12.2022 arası veya 29.12.2022 sonrası) değerlendirilmesiyle uygun hükümlerin uygulanması gerekmektedir. Her hâlükârda Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez. Bu nedenle poliçenin yürürlükte olduğu dönemde geçerli olan genel şartlara göre değerlendirme yapılması gerektiği sabit olduğunu davacının zararının karşılandığına ilişkin müvekkil şirketimizin yükümlülüklerini yerine getirmiş olması nedeniyle, davanın tümden reddi gerekir. Aksi kanaatte olunması hâlinde dahi, mevzuata uygun olarak yapılan ödemelerin geçerli olduğu, herhangi bir eksiklik bulunmadığı gözetilmelidir. Son olarak, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, faizin dava tarihinden itibaren ve yasal faiz oranı üzerinden işletilmesi gerektiğini belirtiriz. Zira Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik içtihatlarına göre, taraflar arasındaki ilişkinin sözleşmeden doğmaması ve bir haksız fiile dayanması halinde Türk Ticaret Kanunu madde 8/1’de yer alan ticari faiz hükümleri uygulanamaz. Tüm bu açıklamalar doğrultusunda, müvekkil şirketin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmiş olması ve teminat limitinin aşılmış olması nedenleriyle, davanın tümden reddine, aksi hâlde zarar tespiti için bilirkişi incelemesine başvurulmasına ve poliçe yürürlük tarihi itibariyle geçerli genel şartlar kapsamında değerlendirme yapılmasına karar verilmesini talep ederiz. Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların;Davacıya ait araç ile davalının ... kasko sigortalısı olan dava dışı kişiye ait aracın karıştığı kaza neticesinde davacının aracında oluştuğunu iddia ettiği değer kaybı miktarının tespitinden ibaret olduğu görüldü.
Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 27/02/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle;"Davalı ... A.Ş.'nin kasko sigortalısı, ...
Sigorta A.Ş.'nin Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (ZMMS) poliçesi sigortalısı olan ... plakalı aracın sürücüsü, dava dışı ...’ın, 17.11.2023 tarihinde meydana gelen çift araçlı ve maddi hasarlı trafik kazasının oluşumunda asli ve tam kusurlu olduğu, kusur oranının %100 olduğu tespit edilmiştir. Diğer yandan, dava konusu ... plakalı aracın sürücüsü olan davacı ...’ın, aynı kazanın oluşumunda herhangi bir atfı kabil kusurunun bulunmadığı ve bu nedenle tamamen kusursuz olduğu belirlenmiştir. Kaza tarihi olan 17.11.2023 itibariyle, dava konusu... plakalı araçta meydana gelen değer kaybının, piyasa koşullarına göre ortalama 3.250.000,00 TL olacağı hesaplanmıştır. Davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemeler dikkate alındığında, aracın bakiye değer kaybı tutarının 2.250.000,00 TL olduğu; ayrıca, ... A.Ş. tarafından düzenlenen ... poliçe numaralı ve 02/10/2023 - 2024 vadeli Genişletilmiş Full Kasko Sigorta Poliçesi kapsamında kalan teminat tutarının 1.083.568,73 TL olduğu tespit edilmiştir. Buna göre, davalı sigorta şirketinin, kalan teminat miktarının tamamını davacıya ödemesi gerektiği; bu ödeme yapıldıktan sonra dahi, davacının karşılanmamış bakiye değer kaybının 1.166.431,27 TL olacağı" sonuç ve kanaatine varılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, trafik kazası sebebi ile kasko sigorta şirketine karşı açılan maddi tazminat davasıdır.
Davalı her ne kadar cevap dilekçesinde yetki itirazında bulunmuş ise de HMK'nın 16. Maddesi "Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir." şeklinde düzenlenmiş olup, dava konusu kazanın mahkememiz yargı çevresinde bulunan Sarıyer ilçesinde meydana gelmiş olması sebebiyle davalının yetki itirazının reddine karar verilmiştir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A.3. "Sigortanın Kapsamı" başlıklı maddesine göre; "Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde bu Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür." Genel Şartların A.5/a maddesine göre de Maddi Zararlar Teminatı; "Hak sahibinin kaza tarihi itibariyle bu genel şartta tanımlanan ve zarar gören araçta meydana gelen değer kaybı dahil doğrudan malları üzerindeki azalmadır." şeklinde tanımlanmıştır. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının 1. maddesi gereğince trafik sigortası işletene düşen hukuki sorumluluğu sigorta limitleri dahilinde teminat altına alır ve zarar gören üçüncü şahsın gerçek zararından sorumludur.
Motorlu Kara Taşıtları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının “sigorta teminatının kapsamı başlıklı 1. maddesine göre sigortacı aracın işletenine yükletilebilecek hukuki sorumluluğu poliçe teminatı kapsamında olmak şartıyla zorunlu mali sorumluluk sigortası haddi üstünde kalan kısmını poliçede yazılı azami miktara kadar temin eder. İhtiyari mali mesuliyet sigortası kapsamının başlangıç noktası, zorunlu trafik sigorta limitinin üzerinde kalan kısımdır. Kapsamın sonu ise ihtiyari mali mesuliyet sigortası limitidir. Başka bir ifadeyle gerçek zarar miktarı zorunlu trafik sigorta limitini geçtiği anda ihtiyari mali mesuliyet sigortası güvencesi başlamakta ve kendi poliçesindeki limit miktarı da sorumluluğun sona erdiği nokta olmaktadır. Bu nedenle zarar, trafik sigortası kapsamında kalmakta ise ihtiyari mali mesuliyet sigortacısının sorumluluğundan bahsedilemez. Motorlu Kara Taşıtları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre davalı sigorta şirketi sigortaladığı aracın işletilmesi sırasında meydana gelen zararı tazmin etmekten sorumludur. Bu sebeple araç sahibinin dava açmakta hukuki yararı bulunmaktadır.
Davacı adına kayıtlı ... plakalı araç ile davalı nezdinde kasko sigortası ile sigortalı ... plakalı araç arasında 17/11/2023 tarihinde çift taraflı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, davalı ... plakalı aracın davalı sigorta şirketi nezdinde kaza tarihini kapsar şekilde 02/10/2023-02/10/2024 tarihlerinde geçerli 4.000.000,00 TL ... kombine teminatlı kasko sigortasının bulunduğu, kaza sebebiyle davalı şirketin davacıya dava öncesi toplam 1.916.431,27 TL hasar onarım ödemesi, 1.000.000,00 TL değer kaybı ödemesi yaptığı, yapılan ödemeler sonucu davalı sigorta şirketinin teminat limitinin 1.083.568,73 TL kaldığı anlaşılmıştır. 17/11/2023 tarihinde davacıya ait araç ile davalı sigorta şirketi tarafından kasko sigortası ile sigortalı aracın çarpışması sonucu maddi hasarlı kaza meydana gelmiştir. Davalı sigorta şirketinin, meydana gelen kazada kusur ve sigorta poliçesindeki limit miktarı ile sorumlu olması sebebi ile dosya kusur-hasar uzmanı ve sigorta uzmanı bilirkişilere gönderilmiştir. Hazırlanan 27/02/2025 tarihli bilirkişi raporunda meydana gelen kazada davalının sigortalısı olan sürücünün %100 oranında kusurlu olduğu, araçta meydana gelen değer kaybının 3.250.000,00 TL olduğu, davalının daha önce yaptığı 1.000.000,00 TL değer kaybı ödemesinin tenzili gerektiği, davacının bakiye değer kaybının 2.250.000,00 olduğu ancak davalının yukarıda açıklandığı üzere İMM teminat limitinin 1.083.568,73 TL kalması sebebiyle bu bedel üzerinden değer kaybından sorumlu olduğu tespit edilmiştir.
Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, bilirkişi raporuna karşı davalı tarafça herhangi bir itiraz sunulmamıştır.
Raporda davaya konu aracın trafik kazasından evvel hasarsızlığı, kaza tarihindeki 5.554 kilometre kaydı ile muadillerinin serbest piyasa rayiç bedellerinin ortalama 37.500.000,00 TL olduğu, kaza neticesinde araçta 2.090.661,50 TL hasar kaydı ve bagaj kapağı değişimi/boya işlemi, arka tampon onarımı/boya hasarı sonrasında aracın lüks segment ve özel araç olması, alıcıların titiz kişiler olması nedeniyle ortalama %10 oranında değer kaybı oluşacağı buna göre değer kaybının 3.250.000,00 TL olduğu tespit edilmiş olup, mahkememizce denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporuna itibar edilmiştir.
Davacı taraf, 6100 sayılı HMK m. 107'ye göre dava değerini 1.083.568,73 değer kaybı bedeli olmak üzere arttırmıştır.
Davalı sigorta şirketi gerek 6102 sayılı TTK hükümlerine göre gerekse 2918 sayılı KTK hükümlerine göre meydana gelen zararı karşılamakla hukuken sorumlu olduğu gibi sigorta poliçesi kapsamında ve yukarıda açıklandığı üzere Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A.3. "Sigortanın Kapsamı" başlıklı maddesine göre de zararı karşılamakla yükümlüdür. Bu gerekçelerle bilirkişi raporu ile tespit edilen 1.083.568,73TL değer kaybı maddi tazminatın, davalı sigorta şirketi tarafından değer kaybına ilişkin kısmi ödeme tarihi olan 27/03/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine dair davanın kabulüne hükmetmek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davanın KABULÜ ile;
Teminat limiti ile sınırlı olmak üzere 1.083.568,73-TL değer kaybı alacağının 27/03/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 74.018,58 TL nispi karar harcının peşin ve tamamlama ile alınan 18.900,42 TL harçtan mahsubu ile geri kalan 55.118,16 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 163.699,62-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4.Davacı tarafından yapılan dava açılırken yapılan toplam 19.388,82 TL( 427,60 TL BVH, 60,80TL VSH, 427,60 TL peşin harç, 18.472,82 tamamlama harcı) harcın davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
5.Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 6.611,00 TL ( 111,00 TL tebliğler ve posta, 6.500,00TL bilirkişi ücreti) yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6.Arabuluculuk ücreti olan 3.600,00 TL'nin davalıdan alınarak, HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
7.Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne, davalının yokluğunda karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı 09/07/2025
Katip
(e-imzalıdır)
Hakim
(e-imzalıdır)