26. Hukuk Dairesi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/12/2020
NUMARASI : 2016/324 Esas 2020/919 Karar
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 17/10/2023
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalılar ... vekili ile ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 29.07.2014 tarihinde davacıya ait, oğlu ...’un sevk ve idaresindeki... plakalı araçla Beypazarı istikametinden Ankara istikametine seyri sırasında direksiyon hakimiyetini kaybetmesi üzerine bariyerlere çarparak kendisinin ve arkadaşının yaralanmasına neden olduğunu, bölünmüş yolun iki tarafında duran ambulansların yaralıları aldığı sırada davalılardan sigorta şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı, ...'ın maliki ...’ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla ambulans ışıklarını görmesine rağmen hızını azaltmayarak kaza yapan davacıya ait araca çarparak hurdaya ayrılacak şekilde hasarlanmasına neden olduğunu, aracın pert olmasına ikinci kazanın sebep olduğunu, Ankara 7.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/167 D.İş dosyasından yaptırdıkları tespit sonucu aracın pert olduğu, 2.el hasarsız değerinin 29.500 TL, hurda değerinin 500 TL, araç mahrumiyetinin de 400 TL olmak üzere toplam zararın 29.400 TL olarak tespit edildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla hasar bedeli olarak 19.600,00 TL’nin tüm davalılardan olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, aracın kullanılamamasından doğan 400,00 TL zararın davalılar ... ve ... 'dan olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi talep etmiş; 27.06.2018 tarihli dilekçesi ile davalı ... aleyhine açtıkları davayı takip etmediklerini bildirmiştir.
Davalı ... vekili, davacının zararı, tespit dosyası ile belirlendiğinden kısmi dava açılmayacağını, yokluklarında Ankara 7. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/167 sayılı dosyasından alınan tespit raporunu, kusur oranı ile zarar miktarını kabul etmediklerini, davacıya ait... plakalı aracın davalıya ait araçla karıştığı kazadan önce refüje çarparak sol şeritte kaldığını gece 04.30 meydana gelen kazada davacının oğlu tarafından gerekli güvenlik önlemleri alınmadığı için ikinci kazanın meydana geldiğini, her iki kazada da davacının kusurlu olduğunu,her iki kaza yönünden kusur oranları ile birinci ve ikinci kazadaki hasarların ayrı ayrı tespit edilmesi gerektiğini, davacının tüm zararını davalıdan isteyemeyeceğini, sigorta şirketine başvuru yapılmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, dava tarihinden faiz istenebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili, dava açılmadan önce davalı şirkete müracaat edilmediğini, kazaya karışan ... plakalı aracın davalı ... şirketi tarafından 08.11.2013-2014 tarihlerini kapsayan Karayolları Mali Sorumluluk Sigortası poliçesi ile 26.800 TL limitle sigortalı olduğunu, kazaya ilk kazadan sonra tedbir almayan davacının neden olduğunu, birinci ve iki kaza yönünden kusur oranları ile hasar miktarların ayrı ayrı belirlenmesi gerektiğini, birinci kazada davacı asli ve tam kusurlu olduğundan ilk kazadaki hasardan sorumlu olmadıklarını, davacıya ait aracın pert- total kabul edilmesinin mümkün olmadığını, talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu, yokluklarında Ankara 7. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/167 sayılı dosyasında alınan tespit raporunu kabul etmediklerini, gerçek zararın belirlenmesi gerektiğini, ikinci kaza nedeniyle aracın tamirinin ekonomik olup olmadığı, ekonomik ise hasar miktarı; değilse 2. el piyasa değeri ile hurda değerinin tespiti gerektiğini, davacının dava tarihinden itibaren faiz talep edebileceğini belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... savunma yapmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece davanın; trafik kazası nedeniyle araçta meydana gelen zarar ile aracın kullanılmaması nedeniyle oluşan zararın tazmini istemiyle açılan tazminat davası olduğu, davacının davanın açıldığı 08.04.2016 tarihi itibarıyla sigorta şirketine başvuru zorunluluğu bulunmadığı, dosyada mevcut kaza tespit tutanağı, sigorta poliçesi ve trafik kayıtlarından 29.07.2014 tarihinde ...'un yönetiminde bulunan... plakalı aracın sürücünün direksiyon hakimiyetinin kaybetmesi üzerine bariyerlere çarptığı ve tek taraflı trafik kazası meydana geldiği, bu kazadan sonra ... 'ın sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracın kaza yapan... plakalı araca çarptığı ve bu şekilde ikinci trafik kazasının meydana geldiği; ... plakalı aracın davacı adına, ... plakalı aracın davalı ... adına kayıtlı olduğu, davalı ... şirketi tarafından 08.11.2013- 08.11.2014 tarihleri arasında zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalandığı, ... plakalı aracın 20.10.2014 tarihinde hurda işlemi yapılarak kaydının kapatıldığı ve Tramer kayıtlarına göre 29.07.2014 tarihinden önce kazalarının bulunmadığı, Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/359 Esas sayılı dosyasında bu kaza nedeniyle ... tarafından ... ve ... aleyhine rucuen tazminat davası açıldığı, bu dosyada 29.07.2014 tarihinden meydana gelen trafik kazası ile ilgili olarak kusur raporu alındığı ve 03.11.2017 tarihli bilirkişi raporunda olayın meydana gelişinde ...'un %20, ... ( ... )'ın %80 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği, eldeki davada Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığından alınan 21.05.2018 tarihli bilirkişi raporunda 2. Kazanın meydana gelişinde sürücü ...'un %20, ...'ın %80 kusurlu olduğu bildirilmiş olmakla her iki rapor birbiri ile uyumlu olup bilirkişi raporunun yeterli bulunduğu, bilirkişi ... tarafından düzenlenen bilirkişi rapor ve ek raporunda “aracın onarımının mümkün olmadığı ve yapılan piyasa araştırmalarında, tespit konusu aracın hasarlı kısımlarının onarımı için gerekli parça ve işçilik bedelleri ile onarım süresi, onarımda araç mahrumiyetinden doğan zarar yönünden değerlendirildiğinde; onarımın yapılması durumunda, sadece görülen aksamlar itibariyle tespit edilen hasar bedelinin, aracın kaza öncesi ikinci el bedelinde daha çok olacağı, bu nedenle, aracın onarımının ekonomik olamayacağı, pert –total kabulünün uygun olduğu kanaatine varıldığı " denildiği, bilirkişi tespit raporunda sunulan fotoğraflar itibariyle, dava konusu aracın hasarlı yedek parça listesinin hazırlanması ve onarım işçiliklerinin tespiti mümkün olmamakla birlikte; 29.07.2014 tarihli somut hasarın 22.08.2012 tarihli pert-total hasar mertebesi ile karşılaştırılması neticesinde; 22.08.2012 tarihli hasarda dava konusu aracın sağ ön kısım, tavan ve sağ ön kapıdan ağır hasarlı olduğu, sağ arka kapıdan kısmi hasarlı olduğu; bununla birlikte dava konusu 29.07.2014 tarihli hasarda, sol yan komple ağır hasarlı, sağ ön kısım kısmi ağır hasarlı, ön ve arka kısımlardan da hasarlı olduğu dikkate alınarak; bilirkişi tespit raporunda “aracın pert-total olarak kabul edilmesi” yönündeki yargının teknik yönden isabetli olduğu, dava konusu ... plakalı aracın ... marka ... 1.5 DCI (65 hp) tipte 2010 model dizel yakıtlı, metalik gri renkli bir otomobil olduğu, 2012’de 120 000 km mertebesinde olduğu dikkate alınarak kaza tarihi itibariyle 150 000-200 000 km mertebesinde olduğu, 22.08.2012 kazada uğradığı ağır hasar nedeniyle pert-total kabul edilmesi sonucunda kaporta, boya, mekanik, motor ve yürüyen akşamlardan komple onarım gördüğünün değerlendirildiği, dava konusu aracın 29.07.2014 hasar tarihi itibariyle geçmişinde pert-kayıtlı hasarı olmayan emsallerinin 27.000 TL ile 29.500 TL arasında ortalama 28.250 TL ikinci el değerine sahip olduğu; ancak dava konusu aracın 22.08.2012 tarihinde çekme belgeli pert-total işlemine tabi tutulduktan sonra 8.000 TL sovtaj değerine satıldığı; bu aşamadan sonra, kim ve hangi servis tarafından, hangi nitelikte onarılarak tekrar trafiğe tescil edildiği bilinmediğinden 29.07.2014 tarihli kaza öncesi hasarsız hali ile pert kayıtlı komple onarım görmüş niteliği itibariyle ikinci el adil piyasa değerinin 20.000 TL ile 22.000 TL arasında ortalama 21.000 TL olarak takdir edilmiş olduğu, davacının... plakalı aracın pert-total hasarı nedeniyle dava tarihi itibariyle 18.000 TL zararının oluştuğu ve 1.125 TL mahrumiyet zararına uğradığı bildirilmiş; bilirkişi tarafından kusur indirimi yapılmamış olduğundan kusur indirimi yapıldığından araç hasar bedelinin ( 18.000 / 100 X 80= 14.400) 14.400,00 TL, araç mahrumiyet zararının 1.125/100X80=900) 900 TL olduğu anlaşılmakla bilirkişi raporunun yeterli bulunduğu, dosyada mevcut deliller birlikte değerlendirildiğinde; 29.07.2014 tarihinden meydana gelen ikinci kaza nedeni ile... plakalı aracın hurdaya ayrıldığı, kaza nedeni ile araçta 18.000,00 TL zarar meydana geldiği ayrıca aracın kullanılamaması nedeni ile davacının 1.125,00 TL zarar uğradığı, kazanın meydana gelişinde... plakalı araç sürücüsü ...'un %20 kusurlu olduğu ve kusur durumu dikkate alındığında davacının 14.400,00 TL araç hasar bedeli nedeni ile 900,00 TL araç mahrumiyeti nedeni ile tazminat talep edebileceği ve bu hasar nedeni ile sigorta şirketi tarafından davacı tarafa her hangi bir ödemenin yapılmadığı anlaşıldığından taleple bağlılık ilkesi gereğince davacının talebi dikkate alınarak davalı ... aleyhine açılan davanın açılmamış sayılmasına, davanın kısmen kabulü ile 14.400 TL araç hasar bedelinin davalı ... yönünden kaza tarihi olan 29.07.2014 tarihinden, davalı ... şirketi yönünden dava tarihi olan 08.04.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 400,00 TL araç mahrumiyet zararının kaza tarihi olan 29.07.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... 'dan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hükme karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacıya ait araç sürücüsü ...’un... plaka sayılı araçla davalıya ait araç ile karıştığı kazadan önce refüje çarparak kaza yaptığını ve aracının sol şeritte kaldığını, davalının maliki olduğu aracın sürücüsü ...‘in 04.30 sularında karanlık havada ve tali ışıklandırma bulunmayan yolda, sol şeritte ilerlerken bu şeritte bulunmaması gerektiği halde hala daha yeterli zaman varken hiçbir uyarı ve güvenlik önlemi alınmayan aracı görmesinin mümkün olmadığını, kaldı ki sürücü hava karanlık olduğu için uzun farlarını da açarak seyir halinde iken toz bulutuna girmesi sebebi ile yolu göremeyecek durumda kaldığını, ambulans ışıklarını görmüş ise de herhangi bir güvenlik olmayan yolda görülen ambulans ışıklarının diğer şeritte duran ya da seyir halinde bir ambulansa ait olabileceğini düşünmesi ve ona göre seyrine devam etmesinden daha doğal bir durum olamayacağını, kaldı ki çarpılan aracın etrafında ya da üzerine herhangi bir reflektör veya uyarıcı işaret bulunmaması karanlık bir yolda kendi şeridi üzerinde durması durumları da eklendiğinde sürücü tarafından fark edilmesinin imkansız olduğunu, Ankara 7.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/167 D. İş sayılı dosyasına sunulan rapor ile yapılan tespite itiraz ettiklerini, itirazları değerlendirilmeden anılan raporda belirlenen kusur oranlarının ve Yerel Mahkeme tarafından hükme esas teşkil ettiği belirtilen 21.05.2018 tarihli bilirkişi raporunda bilirkişiler tarafından kusur oranına ilişkin davacının %20'lik bir kusur oranının bulunduğu değerlendirilmesinin kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafından kendi ifadesinde de açıkça tek taraflı olarak yaptığı birinci kazadan sonra, araçtan çıkmasının ardından yeterli vakti bulunmasına rağmen devlet yolu üzerindeki kazalı aracının yaklaşan sürücüler tarafından zamanında fark edilmesini sağlayacak şekilde önlem almayıp, alınması yönünde de uyarıda bulunmamış olduğunu beyan ettiğini; bu davranışı nedeniyle davacının asli ve tam kusurlu olduğunun kabulü gerektiğini,
Yerel Mahkeme tarafından gerekçeli kararda hükme esas alındığı belirtilen bilirkişi raporunun 4 numaralı açıklama kısmında; "dava konusu kazada, davacı taraf sürücüsü ...’un tek taraflı karıştığı birinci kazadaki... plakalı dava konusu aracın ilk hasar durumuna dair herhangi bir tespit bulunmadığından, davalı taraf sürücüsü ... ...’ın ... plakalı araçla dava konusu araca çarpması neticesinde meydana gelen ikinci kazada oluşan pert-total mertebesindeki hasarın ilk hasardan ayrıştırılmasının teknik olarak mümkün olmadığı" belirtilmiş olmasına rağmen tüm hasardan davalının sorumlu tutulmasının yasaya aykırı olduğunu, anılan tespitte de belirtildiği ve dosya kapsamında mevcut tüm beyanlarla da sabit olduğu üzere, davacıya ait aracın davacının %100 kusurlu olduğu meydana gelen ilk kazada uğradığı hasarın mevcudiyetinin kabul edilmesine rağmen davacının uğramış olduğu tüm zararın davalıdan tahsil edilmesinin kabul edilemeyeceğini, davacı beyanları ile de sabit olduğu üzere, meydana gelen ilk kazada araç içindeki kişilerin araçtan yaralı olarak, kendi imkanları ile çıktığını ve ambulas çağırdıklarını, bu durumun; araçta meydana gelen hasarın küçük ölçekli bir hasar olmadığını gösterdiğini, yerel mahkeme tarafından verilen gerekçeli kararda bu hususun hiçbir şekilde değerlendirilmediğini, meydana gelen olayda üzerinde durulması gereken ve karar verilirken ilk olarak değerlendirilmesi gereken işbu hususa ilişkin hiçbir açıklama yapılmamış olmasının dahi kararın eksik incelemeye ve değerlendirmeye dayandığının göstergesi olduğunu, anılan hasarın tespit edilmeden, teknik olarak tespiti mümkün değil ise işbu durum dikkate alınmadan tüm zararın davalıdan tahsil edilmesine ilişkin verilen istinaf konusu kararın kabulünün mümkün olmadığını, her iki rapora karşı itirazlarında davacı tarafından %100 kusurlu davranışı neticesinde meydana gelen ilk kazada oluşan hasarın tespiti yapılmadan, teknik olarak tespiti mümkün değil ise işbu durum göz önünde bulundurularak hakkaniyet indirimi yapılması gerekirken, dava konu araçta meydana gelen tüm hasarın ikinci kazada sorumlu tutulan davalıya yükletilmesinin kabul edilmeyeceğini,
Davada alınan tüm raporlarda dava konusu aracın pert-total kabulünün uygun olduğu ve hurda bedeline ilişkin rapor tarihlerine kadar satılıp satılmadığı hakkında dava dosyasına bilgi-belge sunulmadığı açıklamalarına istinaden hesaplamalar yapıldığını, ancak 06.10.2020 tarihli duruşma tutanağında Emniyet Müdürlüğünden gelen 30.01.2020 tarihli 586040142-6840-(62397)-2177 sayılı gelen cevapta dava konusu aracın pert kaydının olmadığı halen trafikte olduğu, aracın dava tarihine kadar birçok tescil işlemi yapıldığı hatta 19.03.2015 tarihli araç satış sözleşmesi düzenlenerek Yozgat iline nakil giderek... plaka sayısında ... adına "online" tescil kaydı yapıldığı, anılan aracın en son 06.11.2015 tarihinde de ... adına tescil edildiği ve halen sahibinin olduğunun bildirildiği, gelen cevaptan görüleceği üzere, dava konusu aracın pert durumda olmayıp dava tarihine kadar 3 farklı el değiştirdiğini, davacının, dava konusu aracın pert olmadığını ve aracı satmış olmasına rağmen işbu durumu yargılama esnasında belirtmediğini, kötüniyetle davaya aracın pert olduğu beyanlarıyla devam ettiğini, yargılamada alınan tüm raporlarda da dava konusu aracın pert-total kabulünün uygun olduğu tespiti dikkate alınarak hesaplamalar yapıldığını, emniyetten gelen cevabi yazıdan sonra bu duruma ilişkin yaptıkları yazılı ve sözlü itirazlarının dikkate alınıp değerlendirilmediğini, emniyetten gelen raporda açıkça aracın pert kaydının olmadığı ve davacı tarafından 19.03.2015 tarihinde satışının yapıldığı bildirilmesine rağmen dava konusu aracın satışından davacının ne kadar aldığının hiçbir şekilde sorgulanmadığını, hükme esas teşkil eden bilirkişi ... tarafından düzenlenen raporda "aracın hurdasının işbu rapor tarihine kadar satılıp satılmadığı hakkında dava dosyasına bilgi ve belge sunulmadığı" açıkça belirtilmesine rağmen davacının işbu konuda beyan sunmadığını, mahkeme tarafından da dava konusu aracın hurdaya ayrılıp ayrılmadığı konusunda inceleme yapılmadığını, 20.11.2020 tarihli müzekkere ile davacıya ait... sayı plakalı aracın hurdaya ayrılıp ayrılmadığına ilişkin araştırma yapılması gerekirken, davalıya ait kazaya karışan ... sayı plakalı aracın hurdaya ayrılıp ayrılmadığına ilişkin araştırma yapıldığını, bu durumun sehven olmuş olabileceği, davalıya ait aracın hurdaya ayrılıp ayrılmayacağı hususunun karara etkili olmayacağının 22.12.2020 tarihli duruşmada belirtilmiş olmasına rağmen mahkeme tarafından göz ardı edilerek karar verildiğini, Yargıtayın yerleşik içtihatları gereği gerçek zararın belirlenmesi için hurda bedelinin tespiti ile 2. el piyasa değerinden düşürülmesi gerektiğini (emsal Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 06.12.2016 tarihli, 2014/ 14318Esas, 2016 / 11183 Karar ), emniyetten gelen yazıda davacıya ait kazaya karışan aracın pert olmadığının açıkça bildirilmesinden sonra dosya kapsamında alınan hiçbir raporun hükme esas teşkil etmesinin mümkün olmadığını, hükme esas teşkil eden raporlarda dava konusu aracın pert-total kabulü varsayımı doğrultusunda hesaplamalar yapılmış olduğundan, pert olmadığı belirlenen araç için dosyanın yeniden teknik inceleme yapılmak üzere bilirkişiye gönderilmesini, davacıya ait aracın hurdaya ayrılıp ayrılmadığına ilişkin ilgili birime yeniden müzekkere yazılması, davacının dava konusu aracın satışından elde etmiş olduğu satış bedelinin miktarının öğrenilmesi için ilgili notere ya da kuruma müzekkere yazılması gerektiği sabitken tüm bu eksiklikler tamamlanmadan karar verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu,
Yerel Mahkeme gerekçeli kararında davacının aracın kullanılamaması nedeniyle araç mahrumiyeti tazminatı olarak 900,00 TL ye hükmedildiğini, dosyaya kazandırılan 15.12.2014 tarihli raporda davacının uğramış olduğu araç mahrumiyet miktarı 400,00 TL olarak belirtilmesine rağmen, işbu hesaplamanın da neye göre, hangi esaslara göre yapıldığı kabul edilmemekle birlikte hükme esas teşkil eden bilirkişi raporunda araç mahrumiyet tazminatının 1.125,00 TL olarak tespit edildiğini, ancak davacının anılan süreçte aracını kullanamamasından kaynaklı harcamalarına ilişkin dosyada hiçbir belge mevcut olmadığını, bilirkişiler tarafından yapılan tespitlerin hangi bilgi-belge ve esaslara göre yapıldığı konusunda bir açıklama yapılmadığı gibi bu husustaki bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi giderecek yeni bir rapor alınması gerekirken işbu durumun değerlendirilmeden 05.11.2019 tarihli raporun hükme esas alınmasının da kabul edilemeyeceğini, (emsal Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2008/2243 Esas, 2008/4182 Karar numaralı ilamı),
Davacı tarafın davalının aracının sigortalı bulunduğu diğer davalı ...'ye herhangi bir müracaatları olmadan huzurda derdest davayı açtığını, sigorta şirketine müracaat edilse zarar sigorta şirketi tarafından karşılanacağından huzurdaki derdest davanın ikamesine gerek kalmayacağını belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı .... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkemede görülen davada arka arkaya meydana gelen iki kaza mevcut olup, birinci kazanın şiddeti ve sigortalı aracın karıştığı ikinci kaza ile davacının aracında meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağının şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edilmesi gerektiğini, davacı ... adına tescilli ...’un sevk ve idaresinde bulunan... plakalı araçla direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucunda kaza meydana geldiğini ve hasara uğradığını, bu kaza sonrasında gerekli tedbirlerin alınmamış olması sebebiyle, seyir halinde bulunan davalı ... şirketine sigortalı ... plakalı ... sevk ve idaresinde bulunan araç ile kaza sonucunda... plakalı yolda duran araç arasında ikinci kazanın meydana geldiğini, davayı ve zararı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının aracında meydana gelen zarar ile ikinci kaza arasında uygun illiyet bağı kurulup kurulmadığının yeterince araştırılmadığını, ...'un kontrolünü kaybetmesi sonucunda meydana gelen tek taraflı ilk trafik kazası ve davalı ... şirketine sigortalı aracın karışmış olduğu ikinci kazada hangi parçaların hasarlandığı belli değilken, bir bakıma kazalar ile hasarlanan parçalar arasında illiyet bağı kurulması gerekirken tüm parçaların ikinci kaza ile hasarlandığı ihtimali üzerinden karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının aracında meydana gelen hasarların hangi kaza sebebiyle meydana geldiğinin şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespiti gerektiğini, aksi takdirde, ilk kaza sebebiyle meydana gelen zararlardan da davalı ... şirketin sorumluluğu doğacak ve bu durum davacının sebepsiz zenginleşmesi ile sonuçlanacağını, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 27.03.2014 tarihli 2014/5036 Esas ve 2014/4483 Karar sayılı ilamında;"Bu durumda mahkemece, öncelikle Taksiciler ve Şoförler Odası Başkanlığından, davacının hatlı olarak ticari taksicilik yaptığının belirlenmesi halinde bağlı bulunduğu taksi durağından ve ilgili vergi dairesinden davacının net kazancının araştırılması, daha sonra hasar konusunda uzman İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyeti gibi kurum veya kuruluşlardan seçilecek bilirkişi yada bilirkişi kurulundan; tüm dosya kapsamı, kaza tutanakları, hasar dosyaları, faturalar, davacı tarafın iddiaları, davalıların savunma ve itirazları birlikte değerlendirilerek; davacı aracında 4.3.2011 tarihinde saat 10.45 ve saat 21.00'de meydana gelen kazalar sebebiyle oluşan hasar bedelinin, aracın onarım giderlerinin, yine aracın modeli, yaşı, kilometresi, ticari taksi vs. olmasa da gözönünde bulundurularak araçta değer kaybı meydana gelip gelmeyeceği, değer kaybı olmuşsa her iki kaza sebebiyle gerçekleşen değer kaybı zararının ayrı ayrı tespit edilmesi, aracın davaya konu kazalar sebebiyle makul onarım süresinin ayrı ayrı belirlenmesi ve bu sürede, davacı tarafça araç hasarlanmasaydı yapılması gereken zorunlu giderler (yakıt masrafı vs) de gözetilerek, kazanç kaybının her bir kaza için ayrı ayrı tespiti hususlarında ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir." şeklinde karar verildiğini, belirtilen şekilde, davacının talep ettiği zararlar ile sigortalı araç sürücüsünün karıştığı kaza arasında uygun illiyet bağı belirlenmeden kurulan hükmün hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, davacının aracının, dava konusu kaza tarihinden önce pert kaydı bulunduğunu, perte uğramış olan araç için tekrar rayiç bedel belirlenip yeni bir sovtaj bedeli belirlenmesinin davacı taraf aktifinde sebepsiz zenginleşmeye neden olacağını, 05.11.2019 tarihli bilirkişi hesap raporunda da belirtildiği üzere davacı aracının 22.08.2012 tarihinde karıştığı kaza sonucu pert işlemi uygulandığı, 23.500,00 TL rayiç bedeli ve 8.000,00 TL sovtaj bedelinin belirlendiğinin yer aldığını, dava konusu kaza ile tekrar hasara uğrayan davacı araç daha önce pert işlemine uğramış olup yargılama sırasında alınan raporda pert işlemine uğramış olan araç için fahiş miktarda piyasa rayiç bedeli belirlendiğini, daha önceki kaza ile davacı aracın sovtaj bedeli 8.000,00 TL olarak belirlendiğini, bu belirlemeden 2 yıl sonra yapılan dava konusu kaza sonrası tespit edilen 3.000,00 TL sovtaj bedelinin son derece düşük olduğunu, hükme esas alınan 05.11.2019 tarihli bilirkişi hesap raporunda davacı adına tescilli... plakalı aracın piyasa rayiç bedeli 21.000,00-TL ve sovtaj bedeli 3.000,00-TL olarak tespit edilmiş olup davacının zararının 18.000,00-TL olarak hesaplandığını, aynı raporda 22.08.2012 tarihinde meydana gelen kaza için 23.500,00 TL rayiç bedel ve 8.000,00 TL sovtaj bedeli belirlendiğini, aralarında iki yıl bulunmasına rağmen üstelik pert işlemine tabi tutulmuş araç için birbirine çok yakın miktarda rayiç bedel belirlenmesi ve sadece sovtaj değerlerindeki farklılık sebebiyle davacının araç üzerinden iki kez fahiş miktarda tazminat alacağına sahip olmasının anlaşılmadığını, pert işlemi uygulamış olan yani aracın trafikten çekilmesine sebep olabilecek kadar hasar almış olan araç için iki yıl sonra daha yüksek miktarda hasar bedeli alacağı ödenmesinin hakkaniyete aykırı olacağını, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunun son derece yüzeysel olup hükme elverişli olmadığını, davacı adına tescilli aracın sovtaj bedelinin olması gerekenden çok düşük olması davacı yanın sebepsiz zenginleşmesi sonucunu doğuracak olup, sovtaj bedelinin şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edilmesi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi hesap raporunda davaya konu aracın rayiç bedelinin olması gerekenden yüksek hesaplandığını, dava konusu araç 2010 model bir araç olup kaza tarihi itibariyle aracın yıpranmışlık düzeyinin had safhada olduğunu, bilirkişi raporunda aracın rayiç bedeline ilişkin kanaatin fahiş ve hatalı olduğunu, dava konusu aracın önceki ağır hasar kaydı dikkate alınmadan fahiş rayiç bedel belirlendiğini, aracın geçmiş hasarları ve kaza tarihindeki değeri dikkate alındığında bilirkişi tarafından başvuran aracının rayiç bedelinin fahiş belirlendiğinin aşikâr olduğunu, bilirkişi raporunda daha önceden aracın ağır hasarlı olduğu yazmasına rağmen hasarsız araçların bedel araştırması üzerinden fiyat biçildiğini, kazaya uğrayan herhangi bir aracın rayiç bedelinde azalma olacağından ağır hasara uğrayan aracın rayicinde azalmanın evleviyetle olacağını, fahiş tespit edilen rayiç bedel üzerinden hesaplanan tazminat miktarının kabul edilemez nitelikte olduğunu, aracın hurdaya ayrılıp ayrılmadığı hususu belirlenmeden hüküm kurulmasının da isabetli olmadığını, kesinlikle başvuruyu ve talebi kabul anlamına gelmemek kaydı ile başvurana ait aracın tamirinin mümkün olması veya onarımının mümkün veya daha ekonomik olması halinde araca hurda işlemi uygulanmak yerine onarımı yoluna gidilmesi gerekeceğini, bu durumda aracın onarımının mümkün ve ekonomik olması halinde aracının kaza tarihinden 1 gün önceki değerine kavuşması için harcanması gereken bedel tespit edilmek suretiyle, aracın onarımının mümkün olmaması veya ekonomik olmaması halinde de ikinci el değerinden, hurda sovtaj değerinin düşülmesi gerekeceğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile, aracın onarımının daha ekonomik olmadığı durumda başvuran aracının pert kabul edilmesi halinde ise; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları’nın, B.2. "Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi" başlığı altındaki 2.3. maddesinde; ’’Onarım masraflarının zarar gören aracın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerini aşması ve aynı zamanda eksper raporu ile aracın onarım kabul etmez bir hale geldiğinin tespit edilmesi durumunda, araç tam hasara uğramış sayılır. Bu durumda, aracın ilgili mevzuat doğrultusunda hurdaya ayrıldığına dair hurda tescil belgesi sigortacıya ibraz edilmeden tazminat ödenmez. Onarım masrafları zarar gören aracın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerini aşsın veya aşmasın, ağır hasarlı aracın onarımının mümkün olduğunun eksper raporu doğrultusunda tespit edilmiş olması durumunda, aracın ilgili mevzuat doğrultusunda trafikten çekildiğine dair “trafikten çekilmiştir” kaşeli tescil belgesi sigortacıya ibraz edilmeden tazminat ödenmez…’’ hükmü mevcut olup bu bakımdan başvuru konusu talebin kabulü anlamına gelmemek kaydı ile bir an için aksi düşünüldüğünde ise başvurana ait aracın gerçekten hurdaya ayrılıp ayrılmadığının tespiti gerektiğini, bu sebeple başvurana ait aracın gerçekten hurdaya ayrılıp ayrılmadığının tespiti için ilgili birime müzekkere yazılmadan kurulan hükmün hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Davalılar ... vekili ile ... vekilinin istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava; trafik kazasından kaynaklanan, araç hasarı ve araç mahrumiyeti nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Davacı, meydana gelen kaza neticesinde, aracının pert-total olduğundan bahisle araç bedelinin ve araç mahrumiyetinin tahsilini talep etmiştir.
Trafik kazası neticesinde, hasarlanan aracın ekonomik olarak değerini yitirmesi yahut azalması halinde, zarar gören oluşan zararı, zarara neden olanlardan talep edebilir.
Meydana gelen kaza nedeniyle, aracın pert-total olduğundan bahisle zarar bedeli olarak araç bedelinin talep edilmesi halinde, davacının aracının markası, modeli, yaşı ve hasar durumu birlikte irdelenmek suretiyle, kaza tarihindeki koşullara göre tamirinin ekonomik olup olmadığı, ekonomik değilse; kazadan önceki(hasarsız haliyle) 2.el piyasa rayiç bedeli ile kazadan sonraki haliyle sovtaj değerinin ve buna göre araçta meydana gelen gerçek zarar miktarının dosya kapsamındaki deliller ile denetlenebilir, gerekçeli bilirkişi raporu ile kanıtlanması gerekmektedir.
Aracın kaza tarihindeki rayiç değerinden anlaşılması gereken, aracının markası, modeli, yaşı, kullanılmışlık düzeyi, değerini etki edecek önceki kazaları ve değerine etki edebilecek sair hususlar nazara alındığında, kaza tarihinde serbest piyasa koşullarında satılabileceği fiyattır. Davalının gerçek zarardan sorumlu olması nedeniyle, "gerçek zararın" tespiti açısından önemli olan aracın değerine etki edebilecek hususların titizlikle değerlendirilmesi gerekir.
Somut olayda; davacı 29.07.2014 tarihinde meydana gelen ikinci kaza nedeniyle, aracın pert-total olduğundan bahisle bedelini ve yeni araç alma süresince araç mahrumiyeti bedeli talep etmiştir.
Mahkemece makine mühendisi bilirkişiden alınan hükme esas 05.11.2019 tarihli kök ve 09.11.2020 tarihli ek raporda davacıya ait ... plakalı, ... ... 1.5 DCI (65 hp) tipte 2010 model dizel yakıtlı, metalik renkli bir otomobil olduğu, dava konusu... plakalı aracın Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi tarafından dosyaya gönderilen geçmiş hasar kayıtları ve ilgili hasar dosyaları sırası ile incelendiğinde; dava konusu kazadan önce 30.11.2012, 09.05.2012, 21.06 2012, 22.08.2012 tarihlerinde kazaya karıştığı, 09.05.2012 tarihli hasarda; dava konusu... plakalı aracın ... nolu plakaya tescilli olduğu ve o tarih itibariyle 115.483 km'de tespit edildiği, sağ ön kapı direği, sağ ön çamurluk ve sağ ön kapı değişimi, sağ arka kapı ve sağ arka çamurluk onarımları kısımlarımdan 2.205,50 TL bedelli bir onarım gördüğü; aracın piyasa değerinin o tarih itibariyle 24.000 TL olarak belirtildiği; 21.06.2012 tarihli hasarda; dava konusu... plakalı aracın ... nolu plakaya tescilli olduğu ve o tarih itibariyle 120.031 km'de tespit edildiği; sol arka kapı değişimi ve sol ön kapı menteşesi kısımlarımdan 1.417,90 TL bedelli bir onarım gördüğü; aracın piyasa değerinin o tarih itibariyle 24.000 TL olarak belirtildiği; 22.08.2012 tarihli hasarda; dava konusu... plakalı aracın ... nolu plakaya tescilli olduğu ve o tarih itibariyle km'sinin tespit edilmediği; dava konusu aracın Polatlı-Sivrihisar istikametinde seyri esnasında dava dışı bir araca çarparak ağır hasar aldığı; ekspertiz raporu neticesine göre; gerçek hasar tespitinin ancak araç onarımının gözlemi ile ortaya çıkacağının anlaşılırlığına karşın ilk veriler dahilinde gerçek hasarın pert-total hasar şeklinde değerlendirilmesinde fayda olduğu, mutabakatlı araç piyasa rayiç bedeli ile yine araştırma ve mutabakat ile tespit edilen hasarlı araç değeri arasındaki mukayese bedelinin tazmini yerinde olacağı rapor edilerek buna göre dava konusu aracın o tarih itibariyle ikinci el değeri 23.500 TL ve hasarlı halde sovtaj değeri 8.000 TL tespit edilerek, araç malikine 15.500 TL tazminat ödendiği, 30.11.2012 tarihli hasarda; dava konusu... plakalı aracın ... nolu plakaya tescilli olduğu ve o tarih itibariyle km'sinin tespit edilemediği, ... Plakalı araç sürücüsü ...'in sevk ve idaresinde 30.11.2012 günü saat:19:00 sıralarında Bağdat Caddesi'ni takiben seyir halinde iken, olay yeri Aselsan kaşağına geldiğinde dikkatsiz ve tedbirsiz araç kullanması sonucu kırmızı ışıkta duran sürücü ...'nun idaresindeki ... Plakalı araca arkadan çarpması sonucu kazanın meydana geldiği, dosyaya ikmal edilen ekspertiz raporunun dava dışı ... plakalı aracın hasar durumuna ilişkin olduğu, davacının delil olarak sunduğu Ankara 7.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/167 D.İŞ dosyasındaki tespit raporunda; dava konusu aracın 29.07.2014 tarihli kazada uğradığı hasar fotoğrafları rapora eklenerek, “Yapılan inceleme ve kontrolde, aracın lastikleri, jantları ve motorun bir kısmı dışında hasarlı olmayan hiçbir yerinin kalmamış olduğu, ağır hasarlı ve onarımının mümkün olmadığı görülmüştür. Yapılan piyasa araştırmalarında, tespit konusu aracın hasarlı kısımlarının onarımı için gerekli parça ve işçilik bedelleri ile onarım süresi, onarımda araç mahrumiyetinden doğan zarar yönünden değerlendirildiğinde; onarımı yapılması durumunda, sadece görülen aksamları itibariyle tespit edilen hasar bedelinin, aracın kaza öncesi ikinci el bedelinde daha çok olacağı, bu nedenle, aracın onarımının ekonomik olamayacağı, pert total kabulünün uygun olduğu kanaatine varılmıştır.” denildiğini, bilirkişi tespit raporunda sunulan fotoğraflar itibariyle, dava konusu aracın hasarlı yedek parça listesinin hazırlanması ve onarım işçiliklerinin tespiti mümkün olmamakla birlikte; 29.07.2014 tarihli somut hasarın 22.08.2012 tarihli pert-total hasar ile karşılaştırılması neticesinde; 22.08.2012 tarihli hasarda dava konusu aracın sağ ön kısım, tavan ve sağ ön kapıdan ağır hasarlı olduğu, sağ arka kapıdan kısmi hasarlı olduğu; bununla birlikte dava konusu 29.07.2014 tarihli hasarda, sol yan komple ağır hasarlı, sağ ön kısım kısmi ağır hasarlı, ön ve arka kısımlardan da hasarlı olduğu dikkate alınarak; bilirkişi tespit raporunda “aracın pert-total olarak kabul edilmesi” yönündeki yargının teknik yönden isabetli olduğu, dava konusu kazada, davacı taraf sürücüsü ...'un tek taraflı karıştığı birinci kazadaki... plakalı dava konusu aracın ilk hasar durumuna dair herhangi bir tespit bulunmadığından, davalı taraf sürücüsü ...'ın ... plakalı araçla dava konusu araca çarpması neticesinde meydana gelen ikinci kazada oluşan pert-total mertebesindeki hasarın ilk hasardan ayrıştırılması teknik olarak mümkün olmadığı, mevcut dosya kapsamı itibariyle, davacının uğradığı zararın tespiti için... plakalı aracın geçmiş hasar kayıtları dikkate alınarak 29.07.2014 tarihinde ilk kazaya karışmadan evvel ikinci el değeri ile ikinci kazaya karıştıktan sonraki pert-total hali ile sovtaj değeri arasındaki farkın hesaplanması gerektiği, dava konusu... plakalı aracın ... marka ... 1.5 DCI (65 hp) tipte 2010 model dizel yakıtlı, metalik gri renkli bir otomobil olduğu tespit edilmiş, 2012'de 120 000 km mertebesinde olduğu dikkate alınarak kaza tarihi itibariyle 150.000-200.000 km mertebesinde olduğu 22.08.2012 tarihli kazada ağır hasar nedeniyle pert-total kabul edilmesi sonucunda kaporta, boya, mekanik, motor ve yürüyen aksamlarda komple onarım gördüğü değerlendirilerek dava konusu aracın 29.07.2014 hasar tarihi itibariyle, geçmişinde pert-kayıtlı hasarı olmayan emsallerinin 27.000 TL ile 29.500 TL arasında ortalama 28.250 TL ikinci el değerine sahip olduğu; ancak, dava konusu aracın 22.08.2012 tarihinde çekme belgeli pert-total işlemine tabi tutulduktan sonra 8.000 TL sovtaj değerine satıldığı; bu aşamadan sonra, kim ve hangi servis tarafından, hangi nitelikte onarılarak tekrar trafiğe tescil edildiği bilinmediğinden, 29.07.2014 tarihli kaza öncesi hasarsız hali ile pert kayıtlı komple onarım görmüş niteliği itibariyle ikinci el adil piyasa değeri 20.000 TL ile 22.000 TL arasında ortalama 21.000 TL olarak takdir edildiği, 29.07.2014 hasar tarihi itibariyle, ağır hasarlı haldeki sovtaj değerinin de sağlam ve kısmen sağlam haldeki kalıntı parçaların çıkma (ikinci el) değeri ile harici diğer ağır hasarlı parçaların hurda değeri toplamı olarak takdir edilmesi gerektiğinden aracın 4 jantı hasar tarihi itibariyle 400 TL; somut kazada hasar görmeyecek motor bloğu, enjektörler, ... vb. sağlam kısımları 1.000 TL; şanzıman 500 TL; sağ arka çamurluk 150 TL; arka koltuklar 250 TL, arka panel ve bagaj kapağı 400 TL olmak üzere toplam 2.700 TL; aracın belirtilen çıkma sağlam parçaları sökülüp alındıktan sonra geriye kalan metal ve plastik aksamları dahil, kilo ile bertarafı/geri dönüştürülmesi gereken makine-karışık toplam hurda değerinin takdiren 300 TL olmak üzere; dava konusu... plakalı aracın 29.07.2014 hasar tarihi itibariyle hurda /sovtaj/kalıntı değerinin 3.000 TL olduğu; aracın hurdasının rapor tarihine kadar satılıp-satılmadığı hakkında dava dosyasına bilgi-belge sunulmadığı; davacı ...'un... plakalı aracın pert-total hasarı nedeniyle (21.000-3.000-) hasar tarihi itibariyle 18.000 TL zararının oluştuğu, aracını kullanamamasından dolayı uğradığı mahrumiyet zararının 15.12.2018 tarihli bilirkişi tespit raporu içeriğinde günlük 40 TL ikame araç kiralama bedeli ve 10 gün onarım süresi takdir edilerek 400 TL hesap edildiği, rapor kapsamında yeniden yapılan incelemeye göre; ... plakalı hasarlı aracın hasarlı hali ile sovtajının satılarak, emsal özelliklerde ikinci el bir aracın tedarik edilerek satın alınması ve tescili için geçecek sürede; davacı ...'un takdiren 15 gün mahrumiyet yaşayacağı ve günlük 75 TL ikame araç kiralama bedelinin uygun olduğu; dolayısıyla; davacının toplam 1.125 TL mahrumiyet zararına uğradığı belirtilmiş olup, mahkemece anılan rapor hükme esas alınarak ve taleple bağlı kalınarak davalıların %80 kusur oranına göre, davanın kısmen kabulü ile 14.400 TL araç hasar bedelinin davalı ... yönünden kaza tarihi olan 29.07.2014 tarihinden, davalı ... şirketi yönünden dava tarihi olan 08.04.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 400,00 TL araç mahrumiyet zararının kaza tarihi olan 29.07.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... 'dan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Dava konusu 29.07.2014 tarih saati 04.30 olan kaza tespit tutanağında Beypazarı istikametinden Ayaş istikametine seyir halinde olan ...’un sevk ve idaresindeki... plakalı araçla 27. kilometrede direksiyon hakimiyetini yitirerek yoldan çıkarak orta korkuluklara çapması ile ilk kazanın olduğu, ilk kaza sonucunda... plakalı aracın yol üzerinde trafik güvenliği tedbiri almadan kaza sonrası haliyle durduğu sırada aynı istikametten seyreden ...’ın kullandığı ... plakalı araçla ilk kaza sonrası yol üzerinde tedbirsiz şekilde bırakılan yolcusu ve sürücüsü hastaneye sevk edilen ... plakalı araca çarpması ile ikinci kazanın olduğu kaza sonrası... plakalı aracın komple, ... plakalı aracın ön kaporta ve motor kısmının hasarlı olduğu belirtilmiştir.
Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi tarafından dosyaya gönderilen davacıya ait geçmiş hasar kayıtları ve ilgili hasar dosyalarından davacıya ait aracın dava konusu kazadan önce 30.11.2012 tarihinde (öndeki araca çarpmış hasar miktarı belli değil), 09.05.2012 (yolun sağındaki demir bariyerlere aracın sağı ile çarpması sonucu ön tampon, sağ çamurluk, kapı ön saçı, ön tampon, sinyal hasarının 2.198,91 TL olduğu), 21.06 2012 (arka sol kapı hasarı nedeniyle 1.412,00 TL‘lik hasar, 22.08.2012 (öndeki kamyona arka soldan çarparak takla atması nedeniyle hasar miktarı 14.134,44 TL olup aracın tamirinin ekonomik olmadığı, 23.500 TL piyasa değerinden 8.000 TL hurda değeri düşülerek 15.500 TL ödeme yapıldığı, çekme belgesi düzenlediği )dört kazası olduğu anlaşılmaktadır.
Ankara Emniyet Müdürlüğünün 11.05.2016 tarihli yazısından 09.07.2014 tarihinde davacı adına tescil edilen... plakalı aracın 26.12.2014 tarihinde ..., 19.03.2015 tarihinde ..., 06.11.2015 tarihinde ... adına tescil edildiği; davalı ... adına kayıtlı aracın ise 20.10.2014 tarihinde hurdaya ayrıldığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda aynı tarihte iki kaza mevcut olup davalılar ikinci kazada meydana gelen gerçek zarardan sorumlu olduğundan, davacının aracının hurdaya ayrılmayıp dava konusu kazadan sonra üç kez el değiştirdiği de gözönüne alınarak davacıdan sonraki devirlere ilişkin noter satış sözleşmeleri de istenerek tüm deliller toplandıktan sonra, hasar konusunda uzman İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyeti gibi kurum veya kuruluşlardan seçilecek bilirkişi yada bilirkişi kurulundan; tüm dosya kapsamı, kaza tutanağı, eski hasar dosyaları, tespit raporu, davacı tarafın iddiaları, davalıların savunma ve itirazları birlikte değerlendirilerek; davacıya ait aracın markası, modeli, yaşı, kullanılmışlık düzeyi, değerini etki edecek önceki kazaları ve değerine etki edebilecek sair hususlar nazara alınarak, davacı aracında 29.07.2014 tarihinde meydana gelen birinci ve ikinci kaza sebebiyle oluşan hasar bedellerinin, aracın onarım giderlerinin ayrı ayrı tespit edilmesi, aracın davaya konu kazalar sebebiyle makul onarım süresinin ayrı ayrı belirlenmesi ve bu sürede, davacı tarafça araç hasarlanmasaydı yapılması gereken zorunlu giderler (yakıt masrafı vs) de gözetilerek araç mahrumiyetinin her bir kaza için ayrı ayrı tespiti, kaza tarihindeki değerinin belirlenmesi, kaza tarihindeki koşullara göre ikinci kaza nedeniyle tamirinin ekonomik olup olmadığı, ekonomik değilse; kazadan önceki (hasarsız haliyle) 2. el piyasa rayiç bedeli ile kazadan sonraki haliyle sovtaj değerinin ve buna göre araçta meydana gelen gerçek zarar miktarının tespit edilmesi, aracın pert olması halinde yeni araç alma süresi ve bu süredeki araç mahrumiyeti; aracın tamirinin ekonomik olması halinde (ikinci kaza nedeniyle ) hasar yönünden kaza tarihindeki yedek parça ve işçilik bedellerinin tespit edildiği rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, denetime elverişli olmayan ve dosya içerisindeki deliller değerlendirilmeksizin tanzim edilen rapora göre eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar ... vekili ile ... vekilinin istinaf talebinin kabulü ile,
HMK.nın 353/1-a-6 maddesi hükmü gereğince, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre adı geçen davalılar vekilinin sair istinaf taleplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
1.Davalılar ... vekili ile ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK.nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ayrı ayrı kabulü ile yerel mahkeme kararının KALDIRILMASINA
Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebebine göre davalılar vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yerolmadığına,
2.İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan karar harcının istek halinde davalılara iadesine,
3.Davalılar ... ve ... tarafından istinaf başvurusu sırasında yatırılan istinaf gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde kendilerine yatırdıkları oranda iadesine,
4.Davalı ... ve ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin yerel mahkemece yeniden kurulacak hükümde dikkate alınmasına,
5.Ankara Batı İcra Dairesi 01/03/2021 Tarih ve 2021/6038 sayılı dosyasına yatırılan 32.359,45 TL nakit teminatın yatıran tarafa iadesine,
6.Ankara Batı İcra Dairesi 05/03/2021 Tarih ve 2021/6038 sayılı dosyasına yatırılan 3.423,33 TL nakit teminatın yatıran tarafa iadesine,
7.Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 21.09.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.