12. Ceza Dairesi
12. Ceza Dairesi 2013/14365 E. , 2013/19498 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava : Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat
Hüküm : Davanın Reddi
Davacının tazminat talebinin reddine ilişkin hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Davacı vekili Av. ... 06/06/2011 havale tarihli dilekçesi ile davacı müvekkilinin uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturma sonucunda sevk edildiği Aksaray 2. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından tutuklandığını, açılan kamu davası neticesinde Aksaray Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/176 esas, 2010/326 sayılı hükmü ile beraatine karar verildiğini müvekkilinin haksız bir şekilde tutuklu kaldığını, bu nedenle 19.000 TL maddi, 6.000 TL manevi tazminata karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Tazminat istemine esas Aksaray Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/176 esas, 2010/326 karar sayılı dava dosyasındaki belgelere göre, davacı sanığın da aralarında bulunduğu bir kısım sanıklar hakkında uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan kamu davası açıldığı, sanığın (davacının) bu suçtan 04/05/2010 tarihinde tutuklandığı, 28/09/2010 tarihinde salıverildiği ve yapılan kovuşturma sonucunda 10/12/2010 tarihinde beraatine karar verildiği, kararın 20/12/2010 tarihinde kesinleştiği , kesinleşmiş kararın davacıya kesinleşme şerhi ile birlikte 28/01/2011 tarihinde yöntemince davacının eşine tebliğ edildiği, davanın ise 06.06.2011 tarihinde açıldığı tesbit edilmiştir. 5271 sayılı CMK'nın 141 ve devamı maddelerinde koruma tedbirleri nedeni ile tazminat davasının açılma koşulları ve süresi düzenlenmiş olup, anılan kanunun 142/1 maddesinde karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her halde hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabileceğinin hüküm altına alındığı ve davacının kesinleşmiş beraat hükmünün kendisine tebliğ edildiği 28.01.2011 tarihinde ve yasal üç aylık süre geçtikten sonra davayı 06.06.2011 tarihinde açtığından bahisle davanın CMK'nın 142/1. maddesi gereğince süre yönünden reddine karar verilmiş ise de;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlığı altındaki 40. maddesinin ikinci fıkrası gereğince; “Devlet, işlemlerinde ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.” hükmü ile bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde haklarını sonuna kadar arayabilmelerine kolaylık ve imkan sağlamayı amaçlamış, son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerinin belirtilmesini, hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından belirtilen hususuların gösterilmesi konusunda zorunluluk getirilmiştir. Bu temel ilkenin kaynağını yalnız Anayasa değil, 5271 sayılı CMK ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi de oluşturmaktadır.
Bu hükme paralel olarak 5271 sayılı CMK'nın 34. maddenin 2. fıkrasında, “Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir.” Aynı Kanunun 231. maddenin ikinci fıkrasında, “Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir.” Üçüncü fıkrada “Beraet eden sanığa, tazminat isteyebileceği bir hal varsa bu da bildirilir.” amir hükmü yer almaktadır. Kanunun 232/6. maddesinde ise; “Hüküm fıkrasında, 223. maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir.” şeklinde düzenleme bulunmaktadır.Yasal düzenlemelere bakıldığında; gerek yüze karşı verilen, gerekse yoklukta verilen hükümlerde yasa yolunun, süresinin, merciin ve şeklinin belirtilmesi ve bu hususların karara yazılması zorunlu kılınmıştır.
Somut olayda; tazminat istemine esas beraat hükmünde, her ne kadar sanığa (davacıya) tazminat talep etme hakkı olduğu hatırlatılmış ve kesinleşmiş beraet hükmü tebliğ edilmiş ise de, hüküm fıkrasında, kanun yolunun süresi, kanun yoluna başvuru şekli ve başvurunun hangi makama yapılacağının yasal düzenlemelere uygun bir biçimde gösterilmemiş olması nedeniyle, davacının beraat kararının kesinleşme tarihinden itibaren 06.06.2011 tarihinde yasal bir yıllık sürede dava açtığının anlaşılması karşısında, davanın kabulü yerine yazılı gerekçe ile süre yönünden reddine karar verilmesi, Kanuna aykırı olup, davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 09.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.