6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı ..., ... nolu ... A.Ş'nin "..." ile müvekkil sigorta şirketi nezdinde sigortalı olduğunu, sigortalı ... davalının mali mesuliyet poliçesi ile sigortalısı olan ...Tic. A.Ş'nin elemanı olarak çalışmakta iken 22.08.2016 tarihinde iş yerinde presde sol kolunun koptuğunu ve maddi hasarlı yaralanma meydana geldiğini, sigortalı ...'in iş görme borcunu yerine getirirken gereken tüm dikkat ve özeni göstermesine rağmen kazanın gerçekleştiğini, gerçekleşen kazada sigortalı ...'e hiçbir kusur atfedilmesi mümkün olmadığını, kaza sonrası tutulan tutanakta kazanın etkeni olarak koruyucusuz makine, yetersiz koruyucu, kusurlu veya noksan teçhizat ve emniyetsiz dizayn gösterildiğini kazanın detaylı anlatımında sigortalının makine durdurulduktan sonra içinde kalan parçayı almak için müdahele ettiği sırada makinenin aktive olması üzerine mevcut pistonların sigortalının kolunu sıkıştırıp kestiğini, sigortalının makine üzerinde bulunan acil durdurma butonuna basmadığını belirtmişse de duyulan fiziksel acının etkisiyle düğmenin varlığını düşünememesi sigortalının bir kusuru olarak değerlendirilemeyeceğini, mevcut kaza neticesinde yaralanan sigortalının tedavisi kapsamında gerekli ameliyatın ... Hastanesi'nde yapıldığını, sigortalının tedavisi için müvekkil şirket tarafından tedavinin yapıldığı hastaneye 09/02/2017 tarihinde 22.949,19 TL poliçe teminatı ödendiğini, ... Tic. A.Ş'nin davalı şirkette %70 oranında Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile teminat altına alındığından belirtilen hastane masraflarının 16.064,43 TL'sinden sorumlu olduğunu, söz konusu hasar bedelinin tahsili için davalı sigorta şirketine 27/02/2017 tarihinde başvurduğunu fakat şirketin herhangi bir ödeme yapmadığını, sigortalı ile müvekkil şirket arasında mün'akit ve bir delil anlaşması mahiyetinde olan Sigorta Poliçesi Umumi Şartları ve TTK md. 1481 amir hükümlerine göre müvekkil şirketin hasar bedelini ödedikten sonra ödediği tazminat nispetinde sigortalısının haklarına halef olduğunu beyan ederek müvekkil şirket tarafından sigortalıya hasar bedeli olarak ödenen toplam 22.949,19 TL'nin Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi kapsamında teminat altına alınan %70'lik kısmı olan 16.064,43 TL tazminatının ödeme tarihi olan 09.02.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı ... A.Ş. Müvekkil şirket nezdinde ... numaralı 09.08.2016-09.08.2017 tarihleri arasında İşveren Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkil şirketin sorumluluğu poliçe özel ve genel şartları dahilinde olduğunu poliçe gereğince İşveren Mali Sorumluluk Teminatı kişi başına 420.000,00 TL-USD ile sınırlı olduğunu, işbu poliçenin müvekkil şirket ve davacı ... Sigorta A.Ş. Arasında ... Sigorta A.Ş. %70, ... Sigorta A.Ş. %30 paylar dahilinde açık koasüranslı olarak tanzim edildiğini teminat limitlerini bildirmemiz davayı kabul anlamına gelmediğini, işveren sorumluluk sigortası gereğince müvekkil şirketin sorumluluğu olduğunu, sigortalısının kusuru oranında ve poliçe teminat limiti ile sınırlı olduğunu, işveren mali mesuliyet poliçesinin devreye girebilmesi için sigortalının kusuru olduğunu, müvekkil şirketin poliçeden dolayı sorumluluğunun sigortalının kusurunun ve sorumluluğunun ispat edilmesi halinde başlayacak olduğunu bu nedenle davacı tarafından sigortalının kusur ve sorumluluğunun ispatlanması gerektiğini, işveren mali mesuliyet poliçesinin devreye girebilmesi için sigortalının kusuru olması gerektiğini ancak dava dilekçesinde ve sair evrakta sigortalı işverenin kusurunu gösterir herhangi bir bilgi ve/veya belge bulunmadığından sigortalı işverene atfedilecek bir kusur da bulunmadığını, hal böyle olduğunda İşveren Mali Mesuliyet poliçesinin bahse konu kazada devreye girmesi söz konusu olmadığını bu nedenle davanın reddinin gerektiğini yasa ve Yargıtay kararları gereğince iş kazası kolundan yapılan ödemelerin sosyal güvenlik kurumu tarafından yapılması gerektiğini, somut olayla ilgili müvekkil şirketin sorumluluğunun bulunmadığını işçinin iş kazası ile ilgili tedavi giderlerinin ödenen primlerin SGK tarafından karşılanması gerektiğini, davacı şirket tarafından yapılan ödemenin rücuya tabi olup olmadığı araştırılması gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, davacı özel sağlık sigorta şirketi tarafından sigortalısı için ödenen tedavi giderinin, işveren mali mesuliyet poliçesi düzenleyen davalı sigorta şirketinden tahsili istemine ilişkindir.
Mahkememizin 18/04/2018 tarih, 2017/585 Esas ve 2018/409 Karar sayılı kararı ile görevsizlik kararı verilmiş, davacı vekili istinaf etmiş, karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2021 tarih, 2018/2815 Esas ve 2021/1840 Karar sayılı ilamı ile "Haksız fiil 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 49 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş, tazminatın mahiyeti ve kapsamı hakkında çeşitli hükümlere yer verilmiştir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 1. maddesinde, işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözüm yerinin iş mahkemeleri olacağı düzenlenmiştir.
Somut olayda ise, davacı sigorta şirketinin özel sağlık sigortalısı olan işçinin işyerinde yaşanan kaza sonucu yaralandığı ileri sürülerek davalı işveren mali mesuliyet sigorta şirketinden ödenen tedavi giderinin rücuen tazmini istenilmektedir. Bu durumda, davacının sigortalısı ile davalı sigorta şirketi arasında işçi işveren ilişkisi bulunmadığı gibi uyuşmazlık, davalı sigorta şirketi açısından sigorta poliçesindeki miktar ile sınırlı olarak ödeme yapılmasına ilişkin olduğundan ve sigorta poliçesi TTK'da düzenlendiğinden uyuşmazlığın asliye ticaret mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Bu durumda mahkemenin görevli olmasına rağmen görevsizlik kararı vermesi nedeniyle, davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nın 353/1.a.3 bendi gereğince kabulü ile kararın kaldırılmasına " şeklinde kaldırılmıştır. Dosyada tarafların bildirdiği belgeler, sigorta poliçesi, hastane kayıtları, kaza tespit tutanağı, sigortalı hasar beyanı, ödeme belgeleri, fatura, onay yazıları ve bilirkişi raporları delil olarak değerlendirilmiştir.
HMK'nın 266/1. maddesi gereği bir iş güvenliği ve bir adli tıp uzmanı bilirkişi heyetine tevdi ile mahkememizce toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı incelenmek suretiyle; iş güvenliği uzmanı bilirkişisinden 22/08/2016 tarihinde meydana gelen iş kazasına ilişkin kusur durumlarının tespiti, adli tıp uzmanı hekim bilirkişiden ise dava dışı ...'in tedavisine ilişkin hastane masraflarının miktarlarının ne kadar olduğu ile davalıdan poliçe kapsamında talep edilebilecek miktarın tespiti hususunda hazırlanan 30/04/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda; ... A.Ş'nin açıklanan ihmallerinin olayda %80 (yüzdeseksen) etken olduğu, ...'in tedbirsizliğinin ve güvensiz müdahalesinin olayda %20 (yüzdeyirmi) etken olduğu, ancak davacı ... Sigorta Anonim Şirketinin 1. Fatura bedeli olan 22.949,19 TL nin Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi sözleşmesi/şartları gereği %70 oranında tutarını davalı sigorta şirketinden talep ettiği anlaşıldığından; dava dışı ...'in tedavi giderlerine ait olan ve davacının talep ettiği, davalıdan poliçe kapsamında talep edilebilecek miktarın ... tarih, ... numaralı, 22.949,19 TL olan faturanın talep edilen Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi sözleşmesi/şartları gereği %70 oranı tutarının belirlenen kusur oranlarına göre hesaplanma yapılabileceği bildirilmiştir.
Dosyanın alanında uzman aktüer bilirkişiye tevdii ile, davaya konu kazası sebebiyle davacı tarafça sigortalının tedavisi için poliçe kapsamında ödenen bedelin davalı işveren firmadan tahsili istemine ilişkin davacının davalıdan alacağının bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise miktarı hususunda hazırlanan 05/10/2023 tarihli bilirkişi raporunda; sigortacının düzenlediği poliçe ile üstlendiği yükümlülüğü yerine getirdikten sonra (davacı sigorta şirketi) sigortalısının halefi olabilmesinin ve rücu yoluyla talep edebilmesinin birinci şartı, sigorta tazminatının (Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçtiği, sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal ettiği, sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir hükmünü havi 6102 Sayılı TTK md.1472'ye göre) “gerçek hak sahibine” ya da “onun gösterdiği kişiye” “geçerli bir poliçe kapsamından / somut olayda dava dışı kazazedenin iş kazası tarihinde ... Sigortasına dahil edilmediği, olaydan 2 gün sonra poliçeye dahil edildiği görülmekle/ olay tarihinde ... Sigortası ile teminat altında olmadığı- kazazede için geçerli ve yürürlükte olan birtamamlayıcı sağlık sigortasının bulunmadığı” ve “poliçe genel-özel şartları ile çelişmeyen” rizikonun gerçekleşmesi sonucunda ortaya çıkan zarar için ödenmiş olması olduğu, bu şart ile bir arada bulunması gereken İkinci şartın ise, sigortacının sözleşmeye uygun olarak ödeme yaptığı sigortalının (olayımızda dava dışı kazazede) sigorta zararı için teminat veren farklı sigorta şirketlerine (somut olay bakımından işbu davanın davalısı- İşveren mali Sorumluluk Sigortacısı) karşı bir tazminat talebi hakkına sahip olması olduğu ve bu talep hakkı sigorta tazminatını ödeyen sigortacıya yaptığı ödeme paralelinde Kanun hükmü gereği geçtiği, ancak “sırf ödeme yapılması” (yapılan ödeme riziko anında geçerli ve yürürlükte olan bir poliçeye dayanmıyor olmasına karşın, dava dışı sağlık kurumuna tazminat provizyon ile ödenmiş olsa dahi) 6102 Sayılı TTK. Md.1472 nazarından sigorta şirketine halef sıfatını kazandırmayacağından, sigortacının halefiyet ilkesinden istifade edebilmesi mümkün olmayacağı, düzenlenen poliçenin bağlı olduğu genel ve/veya poliçede kararlaştırılmış olan özel şartlarla çelişen yada olay tarihinde yürürlükte ve geçerli bir poliçenin mevcut olmadığı durumlarda; hasar/zarar için (sigortacının tazmin mükellefiyeti altında olma halde sigortalısına “ex gratia” olarak da adlandırılan türde) tazminat ödeme yükümlülüğü getiren herhangi bir düzenleme mevcut olmadığından; bu tür bir ödeme (yani hatır ödemesi) yapılması halinde sigortacının rücu hakkı doğmayacağı, somut olayda, travmanın oluş tarihi 22/08/2016 olduğu, kazazede işçinin ... Sigortasının 24/08/2016 tarihinde yapıldığı ve tazminat tarihinin 29/08/2016 olarak “Yatarak Hasta Provizyon Bilgileri” verildiği başka değişle, travma oluş tarihinde, kazazede işçinin ... Sigortası ile teminat altında olmadığı görülmekle, olaydan 2 gün sonra poliçeye dahil edildiği, davacı sigorta şirketinin sorumluluğunda olmadığı bir zararı / tazminatı ex gratia / jest ödemesi olarak yaptığı görülmekle, halefiyet ilkesi dahilinde davalı sigorta şirketinden talep edemeyeceğinin görüldüğü, Ancak, hukuki takdir Mahkemeye ait olmak üzere; davacı sigorta şirketinin davalıdan talep edebileceğine karar verilmesi durumunda 22/11/2016 tarihli 22.949,19 TL lik fatura bedeli davacı sigorta şirketi tarafından 09/02/2017 tarihinde 22.949,19-TL dava dışı ...Tic. A.Ş.'ye ... kanalı ile ödendiği, 22.949,19-TL toplam tutarın %80 kusur oranında; 18.359,35 TL'lik kısmının koasürans payının %70'inin 12.851,55 TL'lik kısmını davalı sigorta şirketinden talep edebileceği bildirilmiştir.
TMK'nın 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." HMK'nun 190. maddesi gereğince de, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir."
Somut olayda yukarıda değinilen usul hükümleri ile Yargıtay içtihatları ışığında dayanılan vakıalara göre ispat külfeti davacı tarafta olup dava dilekçesi, cevap dilekçesi, iş güvenliği ve bir adli tıp uzmanı bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 30/04/2023 tarihli bilirkişi raporu, aktüer bilirkişi tarafından tanzim edilen 05/10/2023 tarihli bilirkişi raporu, taraf vekillerinin duruşmadaki beyanları, tarafların bildirdiği belgeler, sigorta poliçesi, hastane kayıtları, kaza tespit tutanağı, sigortalı hasar beyanı, ödeme belgeleri, fatura, onay yazıları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; iş güvenliği ve bir adli tıp uzmanı bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 30/04/2023 tarihli bilirkişi raporunda ... A.Ş'nin açıklanan ihmallerinin olayda %80 (yüzdeseksen) etken olduğu, ...'in tedbirsizliğinin ve güvensiz müdahalesinin olayda %20 (yüzdeyirmi) etken olduğu, ancak davacı ... Sigorta Anonim Şirketinin 1. Fatura bedeli olan 22.949,19 TL nin Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi sözleşmesi/şartları gereği %70 oranında tutarını davalı sigorta şirketinden talep ettiği anlaşıldığından; dava dışı ...'in tedavi giderlerine ait olan ve davacının talep ettiği, davalıdan poliçe kapsamında talep edilebilecek miktarın 22.11.2016 tarih, ... numaralı, 22.949,19 TL olan faturanın talep edilen Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi sözleşmesi/şartları gereği %70 oranı tutarının belirlenen kusur oranlarına göre hesaplanma yapılabileceğinin değerlendirildiği anılan raporun usul ve yasaya uygun olması ile hüküm kurmaya elverişli ve gerekçeli olması sebebiyle ilgili bilirkişi raporu hükme esas alınmış olup; sigortacının düzenlediği poliçe ile üstlendiği yükümlülüğü yerine getirdikten sonra (davacı sigorta şirketi) sigortalısının halefi olabilmesinin ve rücu yoluyla talep edebilmesinin birinci şartı, sigorta tazminatının (Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçtiği, sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal ettiği, sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir hükmünü havi 6102 Sayılı TTK md.1472'ye göre) “gerçek hak sahibine” ya da “onun gösterdiği kişiye” “geçerli bir poliçe kapsamından / somut olayda dava dışı kazazedenin iş kazası tarihinde ... Sigortasına dahil edilmediği, olaydan 2 gün sonra poliçeye dahil edildiği görülmekle/ olay tarihinde ... Sigortası ile teminat altında olmadığı- kazazede için geçerli ve yürürlükte olan birtamamlayıcı sağlık sigortasının bulunmadığı” ve “poliçe genel-özel şartları ile çelişmeyen” rizikonun gerçekleşmesi sonucunda ortaya çıkan zarar için ödenmiş olması olduğu, bu şart ile bir arada bulunması gereken ikinci şartın ise, sigortacının sözleşmeye uygun olarak ödeme yaptığı sigortalının (olayımızda dava dışı kazazede) sigorta zararı için teminat veren farklı sigorta şirketlerine (somut olay bakımından işbu davanın davalısı- İşveren mali Sorumluluk Sigortacısı) karşı bir tazminat talebi hakkına sahip olması olduğu ve bu talep hakkı sigorta tazminatını ödeyen sigortacıya yaptığı ödeme paralelinde Kanun hükmü gereği geçtiği, ancak “sırf ödeme yapılması” (yapılan ödeme riziko anında geçerli ve yürürlükte olan bir poliçeye dayanmıyor olmasına karşın, dava dışı sağlık kurumuna tazminat provizyon ile ödenmiş olsa dahi) 6102 Sayılı TTK. Md.1472 nazarından sigorta şirketine halef sıfatını kazandırmayacağından, sigortacının halefiyet ilkesinden istifade edebilmesi mümkün olmayacağı, düzenlenen poliçenin bağlı olduğu genel ve/veya poliçede kararlaştırılmış olan özel şartlarla çelişen yada olay tarihinde yürürlükte ve geçerli bir poliçenin mevcut olmadığı durumlarda; hasar/zarar için (sigortacının tazmin mükellefiyeti altında olma halde sigortalısına “ex gratia” olarak da adlandırılan türde) tazminat ödeme yükümlülüğü getiren herhangi bir düzenleme mevcut olmadığından; bu tür bir ödeme (yani hatır ödemesi) yapılması halinde sigortacının rücu hakkı doğmayacağı, somut olayda, travmanın oluş tarihi 22/08/2016 olduğu, kazazede işçinin ... Sigortasının 24/08/2016 tarihinde yapıldığı ve tazminat tarihinin 29/08/2016 olarak “Yatarak Hasta Provizyon Bilgileri” verildiği başka değişle, travma oluş tarihinde, kazazede işçinin ... Sigortası ile teminat altında olmadığı görülmekle, olaydan 2 gün sonra poliçeye dahil edildiği, davacı sigorta şirketinin sorumluluğunda olmadığı bir zararı / tazminatı ex gratia / jest ödemesi olarak yaptığı görülmekle, halefiyet ilkesi dahilinde davalı sigorta şirketinden talep edemeyeceği değerlendirilerek, dosyaya sunulan belgeler, deliller ve aktüer bilirkişi tarafından tanzim edilen 05/10/2023 tarihli bilirkişi raporuna göre davacı tarafın alacak iddiasını ispat edemediği sonucuna varılmıştır.
Bu kapsamda aktüer bilirkişi tarafından tanzim edilen 05/10/2023 tarihli bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun olması ile hüküm kurmaya elverişli ve gerekçeli olması sebebiyle ilgili bilirkişi raporu hükme esas alınmış ve somut olayda, travmanın oluş tarihi 22/08/2016 olduğu, kazazede işçinin ... Sigortasının 24/08/2016 tarihinde yapıldığı ve tazminat tarihinin 29/08/2016 olarak “Yatarak Hasta Provizyon Bilgileri” verildiği başka değişle, travma oluş tarihinde, kazazede işçinin ... Sigortası ile teminat altında olmadığı görülmekle, olaydan 2 gün sonra poliçeye dahil edildiği, davacı sigorta şirketinin sorumluluğunda olmadığı bir zararı / tazminatı ex gratia / jest ödemesi olarak yaptığı görülmekle, halefiyet ilkesi dahilinde davalı sigorta şirketinden talep edemeyeceği kanaatiyle davanın reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
1.Davanın REDDİNE,
2.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 427,60-TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 274,35-TL harçtan mahsubu ile bakiye 153,25-TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 16.064,43-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4.Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5.Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına,
6.HMK 333.maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansından geriye kalan kısmının hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK'nın 341/2. maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi. 11/01/2024
Katip
(e-imzalıdır)
Hakim
(e-imzalıdır)
*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.*